• BIST 82.976
  • Altın 146,876
  • Dolar 3,7951
  • Euro 4,0443
  • Kocaeli : 6 °C
  • İstanbul : 8 °C
  • Sakarya : 7 °C

Ramazanın son gününde benim de söyleyeceklerim var

M.Tanzer Ünal

Bugün, Ramazan ayının son günü…

Yarın bayram.

Hükümet torpil yaptı, bu yıl da bayramı 9 gün kutlayacağız.

“Bu yıl da…” diyorum, uzun zamandır Ramazan Bayramı’nı 3, Kurban Bayramı’nı 4 gün olarak kutlamıyoruz.

Resmisi öyle de, uygulaması 9 gün!

Önü arkası, yarımı tamı derken, 9 gün…

Piyasalar yönünden değerlendirirsek, bu süre bence 15 gün.

Geçen hafta izledim, çarşamba- perşembe gününden itibaren piyasalar çöktü.

Yaprak kıpırdamıyor…

Tahsilâtlar da ödemeler de nanay!

Hele şu bir bayram geçsin, kolay ederiz…

Herkesin mazereti bayram!

Bayrama gidilecek, dönülecek, rehavet bitecek, sonra yavaş yavaş piyasalar kendine gelecek.

Zaten ortalık yangın yeri, uzun bayram tatili piyasaları iyice kilitledi.

Her neyse, alıştık artık.

Nelere alışmadık ki!

Bence artık şu bayram tatili süresinin adını koyalım.

Dokuz gün mü, dokuz gün…

Zaten İslam’da bunun bir kuralı da yok.

Her İslam ülkesi kendi kafasına göre takılıyor.

İki gün, üç gün, beş gün, yedi gün…

Biz de diyelim ki, “Biz diğerlerinden daha Müslüman bir ülkeyiz, her iki dini bayramımızı da dokuzar gün kutlayacağız…”

Böyle bir karar, AKP’ye iyi siyasi prim yapar.

 

 

Ramazan sohbetlerinde değişen bir şey yok

                                      ******

Ramazan gelince, bizim gazetelerin, televizyonların, radyoların şekli şemali bir anda değişiveriyor.

Gazetelerde, “Ramazan köşeleri”…

Dini kitapların ve Kuran’ın promosyon olarak dağıtılması…

Hem de “kâbe kokulu”!

Televizyon ve radyolar, Ramazan sohbetlerinden geçilmiyor.

Fakat hepsi basmakalıp, hepsi bir yıl öncekilerin tekrarı!

İslam’ı bir başka yönüyle anlatan yok.

“Kuran İslamı”nın üzerinde duran yok.

İslam’ı günümüze göre yorumlayan yok.

Genelde; izleyenlerin ve okuyanların hoşlanacağı biçimde formatlanıyor.

Gazeteler ve televizyonlar, genelde “şekil ve usul” üzerinde duruyorlar.

Basit anlatımıyla, “Günah işleyebilirsin; ama başını örter, takke giyer, namaz kılar, hacca gider, oruç tutarsan, yine de cennete gidersin” şeklinde.

Pek az kanal ve gazetede ise, İslam’ın ibadetten ibaret olmadığı üzerinde duruldu.

İslam’ın esas amacının, “insanın toplum içindeki davranışlarını düzenlemek” olduğu belirtildi.

İyi insan, ahlaklı insan olmanın önemi üzerinde duruldu.

 

 

Toplumun yapısına göre, ahlakın tarifi değişir mi?

                                               *******

Toplumların yapısı çok önemli.

Toplumların değer yargıları çok önemli.

Eğer siz çıplaklar kampında giyinik dolaşırsanız, arkanızdan “Ahlaksız” diye bağırırlar.

Yine…

Eğer siz genellikle hırsızların oturduğu bir kentte veya bir ülkede namuslu yaşamak isterseniz, anında yine “ahlaksız damgası”nı yersiniz.

Çünkü orada “çıplak dolaşmak” makbuldür.

Çünkü orada “hırsız olmak” makbuldür.

Bu nedenle, eğer bir ülkede hırsızlar, namussuzlar, rüşvetçiler, ahlaksızlar her şeye rağmen el üstünde tutuluyorsa, sakın şaşırmayın!

Araştırın, o ülkenin temel ahlak kurallarının “evrensel ahlak kuralları” dışına çıktığını göreceksiniz.

Eğer toplumun çivisi çıktıysa, o toplumun sahip olduğu değer yargılarının da çivisi çıkmıştır.

Ama yine de “ahlak”ın bir tanımı olmalı.

Ne denebilir acaba?

Geçenlerde bir yerde okudum, ahlakın şöyle bir tarifi yapılmış:

“Ahlak, toplum tarafından geliştirilen ve bireylerden uyması istenen; amacı, bireylerin kendi nefis ve çıkarlarını kollarken, diğer bireylerin ve toplumun çıkarlarına halel getirmesini engellemek olan kurallar manzumesidir.”

 

 

Toplumların “ahlaklık derecesi” ölçülebilir mi?

                                      ********

Benim bildiğim, dünyada toplumların ahlaklık endeksini belirleyen bir kurum yok.

Çok hassas bir konu olduğundan, kimse kendisine böyle bir görev edinmemiş.

Toplumların ahlak anlayışının farklı farklı olması da bunda etken!

Ahlaklık endeksi ölçülmüyor, ama uluslararası bir kurum geçenlerde ülkelerin “yolsuzluk algılanması endeksi”ni açıkladı.

Bu çalışmaya göre, Türkiye, Avrupa birincisi.

Avrupa’nın en yüksek yolsuzluk algılanmasına sahip ülkesi!

Şimdi bazıları, “Yolsuzluk, ahlaksızlık değildir” diye itiraz edecek.

Doğru, ülkemizde yolsuzluk da, rüşvet alıp vermek de meşrulaştırıldı.

En azından bazı siyasetçiler için “suç kapsamından” çıkarıldı.

Ama dünyanın neresine giderseniz gidin, yolsuzluk yapmak ahlaksızlıktır.

Bunun lamı cimi yok!

 

 

Bilim ve düşünce üretmede neden geriyiz?

                                      ********

Kuran, insanları düşünce ve bilim üretmeye teşvik eden bir kutsal kitap.

Ama Kuran gibi muazzam bir kitaba inananların günümüz dünyasında uğraştıkları şeyler çok farklı.

Düşünce ve bilim üretmekle hiç ilgileri yok!

Kuran’ın bu konudaki ayetlerine rağmen, Müslümanların yüzlerce yıldır içinde bulunduğu akıl almaz durum, içler acısı.

Geçenlerde elime iki sayısal bilgi geçti.

The Economist dergisinde yayınlanan makaleden alınmış…

*2005 yılında, sadece Harvard Üniversitesi’nde yayınlanan makale sayısı, 17 Arap ülkesinin bütün üniversitelerinin yayımladıklarından daha fazlaymış.

*Toplam 1.6 milyar nüfusa sahip İslam âlemi, yaklaşık 115 yıllık Nobel tarihinde, bilim dalında 2015 yılına kadar sadece 2 Nobel ödülü kazanmış. Aynı sürede, 16 milyonluk Yahudi âleminde ise, 79 bilim insanı bilim dalında Nobel ödülü almış.

 

 

Kendimizi sorgulamalıyız

                                      ********

Sevgili okurlarım, Ramazan ayı bugün bitiyor, yarın bayram.

Bugünden sizlerin, yakınlarınızın bayramını kutluyorum.

Sağlık ve esenlikler diliyorum.

Evinizde ve işyerinizde huzur diliyorum.

Bugün kendimce sizlerle “Ramazan sohbeti” yaptım.

İçimden geldiği gibi…

Sansürlemeden…

Yazımı sonlandırmadan bir şey daha söylemek istiyorum.

Lütfen, yaşadığımız kentte, ülkemizde, bölgemizde, dünyada yaşadığımız olayları bir sorgulayın!

Kentimizde ve ülkemizde…

Müslümanlığı, dini bütünlüğü hiç kimseye bırakmayanlar…

Gösteriş olsun diye camiden çıkmayanlar…

Göstere göstere her yıl hacca ve umreye gidenler…

Neden acaba devlet malına el uzatmaya, yetim hakkı yemeye devam ediyorlar?

Bölgemizde…

Neden acaba savaştan ve kargaşadan kaçan binlerce Müslüman, kendisini Avrupa ülkelerine atmak istiyor?

Dünyada…

Müslümanlar neden birlik ve beraberlik içinde değil de, emperyalist ülkelerin oyuncağı?

Neden İslam ülkeleri terör bataklığında?

İslam’a göre adam öldürmek günahsa, neden yıllardır Müslüman Müslüman’ı öldürüyor?

Ahlaksa, ahlakımızı sorgulayalım!

Düşünce ve bilim üretemiyorsak, bunu sorgulayalım!

Bayram yapalım, ama bunları da aklımızdan çıkarmayalım.

  

Bu yazı toplam 1887 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim