• BIST 98.305
  • Altın 143,791
  • Dolar 3,5718
  • Euro 3,9920
  • Kocaeli : 20 °C
  • İstanbul : 19 °C
  • Sakarya : 20 °C

Recep Tayyip Erdoğan, ıslah olabilir mi?

M.Tanzer Ünal

Biliyorum, bu başlık ilk anda “Erdoğan Gönüllüleri”nin tepkisini çekecektir.

“Ne demek, bizim cumhurbaşkanımızın ıslah olacak ne tarafı var?” diye öfke saçacaklardır.

Durun hemen dişlerinizi gıcırdatmayın, dinleyin hele!

Her insanın ufak tefek ıslaha ihtiyacı vardır.

Sizin, benim, herkesin…

En çok ıslaha ihtiyacı olanlar, ülke yöneticileridir.

Sürekli icraatın içindedirler ve çok hata yaparlar. 

Egoları yüksektir, törpülenmesi şarttır.

Havalanmışlardır, ayaklarını yere basmaları gerekir.

Verdikleri sözleri unuturlar.

Sözleri, “ çoğu zaman “öz”lerini yansıtmaz.

Veya sözler, “öz”ün açığa vurumudur.

İstenmese de “öz”ün deşifre edilmesidir.

İşte bütün bu nedenlerden dolayı diyorum ki…

Hepimizin zaman zaman “ıslah olmaya” ihtiyacı vardır, Erdoğan’ın “ıslah”a ihtiyacı hepimizden daha fazladır.

***

Sonra “ıslah olmak”, kötü bir şey değil ki!

Kelime anlamını biliyorsunuz değil mi?

Düzelmek…

İyileşmek…

Eksiklerini gidermek…

Bu ifadelerin nesi kötü ki!

Bütün bunları neden yazdım?

Erdoğan’ın beşinci balkon konuşması üzerine…

Beş balkon konuşmasının beşini de dinledim.

Duygusal ve içeriği üç aşağı beş yukarı aynı konuşmalar…

“Seçimi kazandım, bundan sonra milletin tamamını kucaklayacağım…”

Son konuşmasında da aynı şeyleri söyledi:

“Bugün bir milattır, yeni Türkiye’nin kuruluşunun günüdür. Altını çizerek söylüyorum, 77 milyonun cumhurbaşkanı olacağım.  77 milyonu muhabbetle kucaklayan bir cumhurbaşkanı olacağım. Hayatım boyunca yaptığım gibi ülkesi, milleti, bayrağı için çalışan bir cumhurbaşkanı olacağım. Bugün hiç kimse hüzünlenmesin, bugün hiç kimse kaybettiği ya da mağlup olduğu hissine lütfen kapılmasın…”

Bundan önceki dört konuşmasına bakın, ifade edilişi farklıdır, ama özü aynı konuşmadır.

Erdoğan’ın hiç “Tüm milleti kucaklayacağım” sözünü tuttuğuna tanık oldunuz mu?

Bir defa olsun gördünüz mü?

Tam tersi…

Hep ayrıştırmıştır.

Hep kendisi gibi düşünmeyenleri karşıya itmiştir.

Kendisine oy verenlere sahip çıkmış, kendisine oy vermeyenlerin üzerine gitmiştir.

Bakın geride bırakılan 12 yıla, bunun pek çok örneğini görürsünüz.

Şimdi bir seçim daha kazandı, “77 milyonu kucaklayacağım…”

Kim inanacak buna?

Ve neden?

Daha önce söylediklerini yerine getirdi de, milletin bu sözüne de inanmasını mı bekliyor?

Türkiye, Erdoğan dönemi kadar “sıkıntılı, gergin, zulmedilen, ayrıştırılan” bir dönem yaşamadı.

Eski “hoşgörülü ortam” kayboldu, herkesin birbirine düşman gibi bakıp homurdandığı bir dönem başladı.

Ya AKP’li olacaksın, ya da yok olacaksın dönemi…

Erdoğan’ın, ne yaptığının farkında olmaması mümkün değil.

Erdoğan, toplumu ne hale getirdiğini çok iyi biliyor.

Siyasetini “öfke” ve” ayrıştırma” üzerine kurdu.

Daha seçimlerden üç beş gün önce, “Ben Sünni’yim, sen Alevi, sen de Zaza olduğunu söyle” diye avazı çıktığı kadar bağırmadı mı?

***

Erdoğan, ıslah olabilir mi?

Ben, 67 yaşındayım.    

Yaşamım boyunca şunu gördüm.

“Islahı mümkün” insan var, “ıslahı mümkün olmayan” insan var.

Bana göre, Recep Tayyip Erdoğan, ıslahı çok zor, hatta imkânsız olan bir insan.

Kendisini düzeltmez, düzeltemez…

Çünkü o hatalarından besleniyor.

Öfkesini, bağırıp çağırmasını mı düzeltecek?

Düzeltemez…

Öfkeyi sanat olarak gördüğü için düzeltemez.

Ya “ayrıştırma” yönünü?

Bundan da vazgeçemez.

Nedeni, siyasetinin temelinde “ayrıştırma” var.

***

Umudum yok, ama yine de Erdoğan’ın kendi kendisini ıslah etmesini dileyelim.

 

Erdoğan, yatsın kalksın “keyfine düşkün” seçmene dua etsin!

Erdoğan, ilk turda yüzde 52 oy alarak cumhurbaşkanı seçildi.

Bu kendi başarısı mı?

Değil…

Katılımın yüzde 72 olmasının getirdiği bir sonuç.

Rakamlarla vereyim.

AKP, 30 Mart seçimlerinde toplam 20 milyon 520 bin oy alarak, yüzde 43 oy oranını yakalamıştı.

Erdoğan’ın pazar günkü seçimde topladığı oy ise 20 milyon 519 bin.

Yani 4 ay 10 gün önceki oy miktarıyla hemen hemen aynı. 

Ama oy oranı yüzde 52.

Yüzde 43 nerede, yüzde 52 nerede?

Bütün sorun, seçime katılımın düşük olması.

30 Mart’ta yüzde 89’du, pazar günü yüzde 72…

Arada 17 puanlık fark var.

Tam 16 milyon 602 seçmen sandığa gitmemiş.

Eğer son seçimde de katılım yüzde 89 olsaydı, Recep Tayyip Erdoğan yüzde 43-44’lerde kalacaktı.

Cumhurbaşkanının seçilmesi de ikinci turda gerçekleşecekti.

Olmadı…

Çoğu CHP ve MHP’li keyfine düşkün mümtaz seçmenler, lütfedip sandığa gitmediler.

Cumhurbaşkanlığı makamını ilk turda Tayyip Bey’e armağan ettiler.

Bu nedenle Tayyip Bey yatıp kalkıp bu “keyfine düşkün” seçmenlere dua etsin!

 

Erdoğan, oy oranından memnun mu?

Memnun olduğunu sanmıyorum.

Kafasındaki oran 55-56 idi.

Hele 60’ı bulsaydı, kanatlanıp uçmaya başlayacaktı.

Buyurun sandığa deyip, ekim ayında genel seçimleri yapacaktı.

Hele seçime katılımın düşük olması nedeniyle oy oranının yüzde 52 olduğunu öğrenince, belli etmese de iyice tadı kaçtı.

Oyu artmamıştı ki…

Gelecek yıl yapılacak genel seçimlerde yine aynı oyu alırsa, anayasayı değiştirecek kadar milletvekili (367) çıkaramayacaktı.

367’yi bırakın, işi referanduma götürecek 330’u da bulamayacaktı.

Bu rakamlarla hedefine ulaşamıyor, anayasayı değiştiremiyor, “başkanlık” yolunu açamıyordu.

Parlamenter sistemde cumhurbaşkanlığı yapmak öyle kolay değildi.

Bu sistem daha önce iki lideri yok edip bitirmişti.

Turgut Özal ve Süleyman Demirel’i…

Sıra acaba Recep Tayyip Erdoğan’da mıydı?

Gelişmeleri izleyeceğiz, bekleyip göreceğiz.

Bu yazı toplam 1222 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim