• BIST 83.067
  • Altın 146,627
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • Kocaeli : 2 °C
  • İstanbul : 3 °C
  • Sakarya : 2 °C

Riyanın zararları

Mehmet Sönmezoğlu

Yüce dinimiz İslam, Müslümanın inancında, ibadetlerinde ve insanlara karşı davranışlarında samimi olmasını emretmiş (Beyyine, 98/5), kötü bir davranış olan riya ve iki yüzlülüğü de kesin bir dille yasaklamıştır. Riya, kişinin imanını tehlikeye atan manevî bir hastalıktır. Dinimizde riya gizli şirk sayılmıştır. (Ahmed, V, 428) İnsanın iyi bir Müslüman olmasının önündeki en büyük engellerden birisi de riyadır.

 

Sözlükte “göstermek, gösteriş yapmak” anlamlarına gelen riya, dinî bir kavram olarak, ibadetleri, iyilik ve güzel davranışları Allah rızası için değil de insanlara göstermek ve kendini beğendirmek amacıyla yapmak demektir. Bu tür davranışlarda bulunan kimseye riyakâr veya müraî denir.

 

Riya; her türlü işi sadece Allah rızası için yapmak demek olan ihlasın zıddıdır. İman zayıflığından ve dünyalık menfaat elde etme düşüncesinden kaynaklanan, bir tür hilekârlık ve iki yüzlülük olan riya, insan şeref ve haysiyetine yakışmayan kötü bir davranıştır. Halbuki Allah’ı seven, Allah’ın da kendilerini sevdiği gerçek mü’minler, gerek ibadetlerinde, gerekse diğer tutum ve davranışlarında sadece Allah’ın rızasını gözetir, hiç kimsenin beğenmesine yahut kınamasına itibar etmezler. (Mâide, 5/54)

 

İbadetlerine riya karıştıranlar Kur’an-ı Kerim’de; hesap ve ceza gününü yalanlayan, yetimi itip kakan, yoksula yedirmeyen, namazlarını ciddiye almayan ve yardımlaşmaya engel olan kimselerle birlikte zikredilerek kınanmıştır. (Maûn, 107/1-7) Yine Kur’an’da, riyakârlığın münafıklıkların özelliklerinden olduğu bildirilmiştir. (Nisâ, 4/142)

 

İbadetler başkalarına gösteriş için değil, yalnızca Allah’ın hoşnutluğunu kazanmak için yapılmalıdır. Başkalarının sevgi ve beğenisini kazanmak veya herhangi bir menfaat elde etmek maksadıyla yapılan hiçbir iş Allah yanında değer kazanmaz. Allah Resûlü’nün ifadesiyle amellerin değeri ancak niyetlere göredir. (Buharî, Bed’ü’l-Vahy, 1) İhlasla yapılan az ibadet, riyakârca yapılan çok ibadetten daha hayırlıdır. Zira ibadetlerde aslolan az veya çok olması değil gösteriş ve riyadan uzak olarak halis bir niyetle yapılmasıdır.

 

Riyakârlık insan için tam anlamıyla bir mahrumiyettir. Çünkü riya amellerin sevabını ve faziletini yok eder, kişiyi iflasa sürükler. Kur’an-ı Kerim’de, “Ey iman edenler! Allah’a ve ahiret gününe inanmadığı halde insanlara gösteriş olsun diye malını harcayan kimse gibi, sadakalarınızı başa kakmak ve gönül kırmak suretiyle boşa çıkarmayın...” (Bakara, 2/264) buyrularak, insanlara gösteriş olsun diye ibadet ve iyilik yapanların amellerinin boşa çıkacağı konusunda ciddi ikazlarda bulunulmaktadır.

 

Hz. Peygamber (s.a.s.) bir hadis-i şerifinde; “ne kahraman adam” desinler diye savaşan ve bu esnada ölen kimsenin; “âlim” desinler diye ilim öğrenen, “ne güzel okuyor” desinler diye Kur’an okuyan kimsenin ve “ne cömert adam” desinler diye yardım yapan kimsenin kıyamet günü amellerinin kabul edilmeyeceğini ve bu kişilerin yüzüstü cehenneme atılacaklarını haber vermiştir. (Müslim, İmâre, 152; Nesâî, Cihad, 22)

 

Riyadan son derece sakınmamız gerekir. Bunun için öncelikle niyetlerimizin halis olmasına dikkat etmeliyiz. Peygamber Efendimiz (s.a.s.),  “Allahu Teâlâ sadece kendi rızası için yapılan ibadetleri kabul eder, başkasını değil” (Nesâî, Cihad, 24) buyurarak, niyetlerimize riya karıştırmamız gerektiğini ifade etmiştir.

 

Riyadan korunmanın bir diğer yolu da gizliliğe dikkat etmektir. Kur’an’da; insanın riya ve gösteriş gibi kötü duygulara kapılmasının önüne geçmek maksadıyla zekât, sadaka gibi hayırların gizli yapılması tavsiye edilmektedir. (Bakara, 2/271) Hz. Peygamber (s.a.s.) de,  sadakasını sağ elinin verdiğini sol eli bilmeyecek şekilde gizleyerek veren kimsenin hiçbir gölgenin olmadığı kıyamet gününde Allah’ın arşının gölgesinde gölgelenecek kimseler arasında olduğunu müjdelemiştir. (Buharî, Ezan, 36)

 

Yüce Rabbimize karşı kulluk görevlerimizde ihlaslı olmamız gerektiği gibi, birlikte yaşadığımız insanlara karşı da dürüst ve samimi olmamız gerekmektedir. Beşerî münasebetlerimizde doğruluk, dürüstlük, güven ve samimiyet esas olmalıdır. Zira Hz. Peygamber (s.a.s.), mü’minlerin birbirlerine karşı samimi davranmalarını ve riyakârlıktan sakınmalarını tavsiye etmiştir. (Müslim, İman, 95)

 

İki yüzlülük yani içi başka dışı başka olmak imanla bağdaşmayan kötü bir davranıştır. İnsanlara karşı olduğundan farklı görünen, gerçek yüzünü gizleyerek sahte davranışlar sergileyen ve başkalarını kandıran riyakâr insanları Allah sevmez. Onlar insanlar tarafından da sevilmeyen ve güvenilmeyen insanlardır.

 

Görüldüğü gibi riyakârlık, Müslümanın inanç ve ibadetlerine zarar verdiği gibi, beşerî münasebetlerine de büyük zarar vermektedir. Bu durum toplumsal huzur ve güveni derinden etkilemektedir. Öyleyse; gerek ibadetlerimizde gerekse insanlara karşı davranışlarımızda riyakârlıktan son derece sakınmalı, her işimizi sadece Allah’ın rızasını gözeterek yapmaya çalışmalıyız.

Bu yazı toplam 1121 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim