Bu köşede, belli olayların yıldönümünde yazı yazmayı neredeyse gelenek haline getirdim. Bunlardan birisi de, Nazire Dedeman’ın kurduğu “Umut Vakfı” ve “bireysel silahsızlanma” ile ilgili olanıdır. Anımsanacağı üzere, Dedeman oteller zincirinin sahibi rahmetli Kemal Dedeman’ın kızı Nazire Dedeman, Umut Vakfı’nın kurucusudur. Nazire Dedeman, yıllar önce biricik erkek çocuğu Umut Önal’ı, bir arkadaşının silahından çıkan kurşunla kaybetmişti. Umut Önal, samimi bir arkadaşının evinde ateşli silahla öldürülmüştü. Bu olay, “Tedbirsizlik ve dikkatsizlik sonucu, yani taksirle ölüme neden olmak” suçundan soruşturuldu ve Dedeman ailesinin avukatı, şimdi rahmetli olan Prof. Dr. Çetin Özek, olayda öldürme kastının olduğunu yargılamalar boyunca dile getirdi. Yerel mahkeme, taksirle adam öldürmekten hüküm kurdu. Bir kaç kez Yargıtay’a gidip gelen dosya, sonuçta “Taksirle adam öldürmekten” kapandı. Nazire Dedeman, benzer olaylarda, başkaca analar ağlamasın diye, sorumlu bir yurttaşlık misyonunu üstlenerek bireysel silahlanmaya karşı “Umut Vakfını” kurdu. Amaç, ülkemizdeki bireysel silahlanmanın olabildiğince önüne geçmek ve ruhsatlı silah sahibi olmanın yolunu da olabildiğince tıkamak… Resmi kayıtlara göre, Türkiye, bireysel silahlanmada 174 dünya ülkesi arasında 14. sırada yer alıyor. 2001 yılından 2011 yılına kadar silahlı şiddet olaylarında yüzde 8 artış gözlenmiş. Önümüzdeki günlerde, yeni yasama faaliyeti ile birlikte, “Silah Yasa Tasarısı” gündeme gelecek. Bu taslak, silah tüccarlarının da yönlendirmesi ile bireysel silahlamayı kolaylaştıran hükümler içeriyor. Ülkemizde adam öldürme eylemleri, en çok ateşli silah vasıta kılınarak işleniyor. Zira, bu aletle diğer başka aletlere göre daha kesin ve çabuk öldürme sonucu elde ediliyor. Üstelik, piyasadan silah temin etmek çok da büyük bir ekonomi gerektirmiyor. Yeni Türk Ceza Kanunu ile birlikte, adam öldürme eylemlerine uygulanan ceza, 24 yıl hapis cezasından yaşam boyu hapse çıkarılmasına karşın, yine de ölümler hız kesmiyor. Ancak, kanımızca, eğer adam öldürme suçunda vasıta olarak kullanılan ruhsatsız silah bulundurma eylemine, ağır ve caydırıcı yaptırımlar uygulanır ise, o takdirde kısmi bir sonuç alınabilir. Bugünkü, mevzuata göre ruhsatsız silah bulundurmak suçunun müeyyidesi, koşulları var ise, kural olarak paraya çevrilmekte ve ertelenmektedir. (Eğer, ruhsatsız silahla, ayrıca bir suç da işlenmemiş ise, o takdirde kural olarak bu suçtan tutuklama kararı da verilmemektedir.) Oysa, bu cezanın iki yıldan fazla hapis olarak tayini halinde, paraya çevirme ve erteleme hükümleri uygulanamayacağından fail cezaevine girecektir. Silahın cezasının bu denli ağır olduğunu düşünen kişi de bunu edinmeyecektir. Gerçekte, adam öldürmeyi ve onun cezasını göze alan kişi evveliyatla (haydi haydi) silahın da cezasını göze alacaktır. Ancak, piyasada ruhsatsız silah ne kadar az olursa kanımızca risk faktörü de o oranda az olacaktır. Nazire Dedeman’a ve onun kurcusu olduğu Umut Vakfı’na omuz vermek, her sağduyulu yurttaş için bir borç olmalıdır. Zira, unutmamak gerekir ki, bir gün hepimiz, kör bir kurşunun hedefi olabiliriz.