Dergilerle tanışıklığım kırk yılı bulur. Köşe yazarlığında o kadar eski değilsem de, o alanda da yirmi yıllık bir kıdemim var. Önce Ortadoğu, sonra Büyük Kurultay ve dokuz yıldır da Yeniçağ… Bu yolculuğun on dört yıl kadar önceki bir durağında Kocaeli Gazetesi’nin kültür-sanat sayfası da var, bir süre o sayfada da yazmıştım haftada bir iki kez. Eski dost Kocaeli Gazetesi ile yeniden buluşmak varmış kaderde. Değerli dost, kadirbilir, vefalı insan, usta gazeteci Tanzer Ünal Bey, telefon edip, Yeniçağ’ın yanı sıra haftada bir ya da iki kez Kocaeli Gazetesi’nde de yazmamı teklif etti geçen hafta. Tanzer Bey’e yok demeye dilim varmazdı, kabalık, vefasızlık olurdu. Yok diyemedim de, sorumluluk anlayışımdan dolayı çekindim, ikirciklendim biraz. İki elim kanda olsa aksatmam ben yazılarımı, aksatmanın mahcubiyetini hiç yaşamadım, yaşamak da istemem. Bunu ifade ettim değerli dostuma, “haftada birde” karar kıldık. Yaşadığım şehrin gazete okurlarıyla da buluşma imkânına kavuştum böylece. Bundan dolayı mutluyum. Umarım okurlarım da mutlu olurlar yazdıklarımdan. İnsan ilk tanıştığı insanla konuşurken konu sıkıntısı çeker, bunu hep yaşamışızdır. İlk yazılarda da bu yaşanır. Havadan sudan dem vurmamak, konu sıkıntısı sorununu aşabilmek için, sözü bu ilkyazımda, yazarlığa getirmek istiyorum. Neden? Nedenini Ülkü Tamer desin: “Amerika’da sadece başarılı yazarlar önemlidir. Fransa’da bütün yazarlar önemlidir. İngiltere’de hiçbir yazar önemli değildir. Türkiye’de ise önce yazarın ne olduğunu anlatmamız gerek”. Yerden göğe kadar haklı Ülkü Tamer, bu ülkede yazarın ne olduğu iyice bir anlatılmalı. Kim anlatacak? Yazarlığı anlatmak da yazarlığa dâhil, gene yazarlar. Anlatsınlar da dinleyelim o zaman. Buyurunuz: “Köşe yazarlığında her gün hem öğrenci hem öğretmen olunur. Hem ‘şarj’ hem ‘deşarj’ işlemi yürürlüktedir. Yüz binlerce kişiyle birlikte soluk alıp vereceksin. Hiç kimseye tepeden bakmadan, kendi öğrencin, kendi öğretmenin olarak çalışacaksın.” İlhan Selçuk “Gazeteci, aydınlığı karanlığa haber verendir. Yazar, o aydınlığın, karanlığın gizlerini çözmeye çalışandır. Hem kendi kendine, hem de onu izleyen okurlarıyla.” Oktay Akbal “Okuyanım üç kişi de olsa, bu yazmama kâfi sebeptir.” Arif Nihat Asya “Ölümümü erteleyen yazmaktır.” Bijen Bicari (İranlı Yazar) “Yazmasaydım beynim buz tutacaktı.” Akgün Akova “Yazarlar, insan ruhunun mühendisleridirler.” Stalin “Biz yazarlar yüreğimizi satarız aslında” John Berger “Yazarın ömrü, yarattıklarının ömrü kadardır.” Cazim Gürbüz “Dille beyin arasındaki mesafe iki santim, beyinle kalem arasındaki mesafe kilometredir.” Osman Pamukoğlu “Yazarlık boşaltmaktır, önce dolacaksın.” Tolstoy “Yazarın tek efendisi vardır: Okur.” Gogol “Okur saz gibidir. Güçlü yazar, onu tıngırdatmasını bilir. Güçsüz yazarsa, seçmen karşısındaki kötü politikacı gibi ödün verir.” Cahit Kayra “Gerçek yazar güçten de, ünden de utanır; nasıl bir dünyanın kendisine onu sunduğunun bilincindedir.” Leyla Erbil “Hiç şüphesiz bir yazar yaşamak ve yazmak için para kazanmalıdır; ama hiçbir koşul altında para kazanmak için yaşamamalı ve yazmamalıdır.” Karl Marks “Yazar da bağıran insandır. Toplumlar onun çığlığına kulak verdi mi gerçeği kavrar” Adnan Binyazar “Yazarın birer güçlü far olan gözleriyle aydınlattığı yolu, ancak iyi okur gözlemleyebiliyor.” Adnan Binyazar “Kişilik geçici, yazarlık kalıcıdır” Adile Ayda “Yazmak! Yeryüzünde buna denk düşen hiçbir zevk ve saadet yoktur” Abdülhak Hamid “Bana insan olduğumu hissettiren en önemli şey nedir biliyor musun? Yazmak, yazmak, yazmak, ama onurlu bir şekilde yazmak, sonra da aynanın karşısına geçip kendi gözlerimin içine bakarken gurur duymak…” Yalçın Güzelhan