• BIST 82.300
  • Altın 147,981
  • Dolar 3,8287
  • Euro 4,0719
  • Kocaeli : 6 °C
  • İstanbul : 7 °C
  • Sakarya : 6 °C

Ruhittin Sönmez’in kaleminden Amerika izlenimleri-1

Ruhittin Sönmez’in kaleminden Amerika izlenimleri-1
Kocaeli Aydınlar Ocağı Başkanı ve gazetemiz yazarı Av.Ruhittin Sönmez, 17 gün kaldığı Amerika Birleşik Devletleri’ndeki izlenimlerini okurlarımızla paylaştı.

ABD seyahati, neden ve nasıl?

Amerika’da olduğumuz süre içinde (14 Ekim-30 Ekim) ve döndüğümüzde bize genellikle “Amerika’da çocuklarınız mı var?” veya “tur ile mi gezdiniz?” soruları soruldu. Çünkü bizim yaşımızdaki Türklerin çoğunluğu ABD’de yaşayan veya okuyan çocuklarını veya yakınlarını ziyaret için gitmekte imiş.

Ben ve eşim dünyanın bir numarası olan bu devlete ilk defa gittik. Sadece turist olarak gittiğimiz, dolu dolu geçen 17 günlük bu seyahatte gördüğüm, duyduğum ve okuduklarımı birleştirerek izlenimlerimi sizlerle paylaşacağım.

Doğusu ile batısı arasında 3 saatlik zaman farkı olan büyük bir ülke ABD. Bu kadar kocaman bir ülkeyi, bu kadar kısa zamanda öğrendiğimi söyleyecek değilim. Bu ülkeye ilk defa gideceklere de, gidip gelmişlere de hitap edecek bilgi ve kanaatlerimi aktarmaya çalışacağım.

 

ÖNCELİKLE ABD VİZESİ

Eğer ABD’ye gitmek istiyorsanız (yeşil pasaportu olanlar da dâhil) mutlaka ABD vizesi almak zorundasınız. Bu işlem için yaklaşık bir ay süre gerekiyor. Tamamen internet ortamında kapsamlı bir formu doldurduktan ve kişi başı 160 USD yatırdıktan sonra yine internet üzerinden ABD Konsolosluğundan alınan bir randevu sistemi var.

Gününde gerekli evrak ile gittiğimizde, yanımızda götürdüğümüz evraklara bakmadan ve bir zorluk çıkarmadan 10 yıllık vizemizi verdiler.

Bizim ilk hedefimiz Orta Batı Amerika’da yer alan Indiana eyaletine bağlı Indianapolis şehri idi. Çünkü bizi davet eden dostlarımız Cevdet Coşkun ve eşi Yıldız Hanım bu şehirde oturmaktalar. Türk Hava Yollarının direkt uçuş yaptığı buraya en yakın şehir ise Illinois eyaletine bağlı Şikago (Chicago).

Chicago ise Amerika Birleşik Devletleri'nin nüfus bakımından en büyük üçüncü şehri. Bu şehrin nüfusu yaklaşık 3 milyon. Cevdet Bey bizi o kadar hararetle davet etti ki, uçak biletlerinin en ucuz olduğu bir kampanyayı haberdar etti ve “biz sizi Şikago Havalimanından alırız” dedi. Hemen hatırlatayım, Şikago- Indianapolis arası yaklaşık 320 km. yani İzmit- Ankara arası kadar.

Bunun üzerine vize sonrası uçak biletlerimizi aldık.

 

THY UÇAKLARI RAHAT VE HİZMET ÇOK İYİ

THY’nın İstanbul- Şikago seferleri 337 yolcu kapasiteli dev uçaklar ile yapılmakta. Yolculuk süresi gidiş 11,5 saat, dönüş 10,5 saat. (Dünyanın dönüşü sebebiyle bu fark oluşmakta.) Uçakta iki defa yemek servisi yanında istediğiniz zaman ücretsiz sandviç ve içecek alabiliyorsunuz. Koltuğunuzun önünde bulunan bilgisayar sisteminden filmler izleyebiliyor, müzik dinleyebiliyor veya uçuş ile ilgili bilgileri takip edebiliyorsunuz.

Bu seyahatte THY tam zamanında kalkış / varış yapması ve hizmet kalitesi yönünden benden ve diğer yolculardan oldukça yüksek notlar aldı.

Şikago ile Türkiye arasında 8 saatlik zaman farkı var. Chicago O’hare Havalimanına varınca saatlerimizi 8 saat geriye aldık. Indianapolis ile Şikago arasında da 1 saatlik zaman farkı var. Indianapolis saatleri Türkiye’ye göre 7 saat geriye ayarlı.

 

AMERİKA NOTLARI

Amerika dönüşü ilk izlenimlerimi soranlara verdiğim cevap şu oldu: “Biz Türkiye’de meğer ne kadar stres yükleniyormuşuz. Bu kadar stresle Amerikalıların günlük hayatlarını sürdürmeleri herhalde mümkün olamazdı.”

Bu tespitimin sebebi ABD’nin çok zengin bir devlet olmasından ibaret değil. Bunun çeşitli sebepleri var:

Kişi başına milli geliri 47 bin USD. Yaklaşık olarak ortalama bir ABD vatandaşı, Türkiye vatandaşından 5 kat zengin. Buna karşılık ABD nüfus yoğunluğu yönünden oldukça düşük. Alaska gibi insansız bölgeleri saymasak bile kilometrekareye düşen insan sayısı 34 kişi. Bu rakamın Türkiye’de 100, Çin Halk Cumhuriyetinde 138, İtalya’da 193, Almanya’da 232, Japonya’da 339, G. Kore’de 493 kişi olduğunu hatırlayınca ABD’de 300 milyonu aşan nüfusuna rağmen ne kadar seyrek bir yerleşim olduğu daha iyi anlaşılır.

 

Bu seyrek yerleşime rağmen her yere ulaşım imkânı sağlayan altyapıya sahip. Karayolları ulaşımda çok önemli. En ücra köylere kadar düzgün asfalt yollar yapılmış.

Buna karşılık toplu taşıma araçları sınırlı. Herkes en temel ihtiyaçları için yani alışveriş merkezleri, hastaneler, eczaneler, kütüphaneler, ibadet yerleri, sanat merkezlerine gitmek için kendi otomobillerini kullanmak zorundalar. Belli sayıda metropoller hariç toplu ulaşım sistemi yok veya çok sınırlı.

New York’ta ise çok yaygın bir metro ağı var. New York’un merkezi Manhattan sayısız gökdelenlerin yer aldığı bir ada. Bu kadar gökdelende çalışan milyonlarca insan çoğunlukla metroyu kullandığı için trafik kilitlenmiyor, sadece bazı bölgelerde biraz sıkışabiliyor. Bizde İstanbul’da Levent civarında az sayıda (ABD’dekiler ile kıyaslandığında gökdelen demek biraz zor) yüksek bina olmasına rağmen, trafiğin her gün kilitlenmesini düşününce yaygın metro altyapısının ne kadar önemli olduğu anlaşılıyor. 

Şehirlerde ana yollara alternatif çok sayıda karayolları planlanmış. Trafiğin kilitlenmesi olayı hemen hemen hiç olmuyor. Karayollarında sağa veya sola sapacaklar çok önceden özel şeride yönlendiriliyor. Gidiş dönüşlü duble yollarda kavşakların bazılarında trafik ışıkları yok. Burada kavşakta duraklayan araçlar kavşağa geliş sırasına göre hareket ederek akışı sağlamakta. Sistem hiç aksamadan yürüyor.

Binkişi başına düşen araç sayısı bakımından dünyada birinci olan ABD’de kaldığım süre içinde trafikte bir kazaya rastlamadım. Birbirine bağıran, korna çalan şoför de görmedim. (New York’un bile İstanbul ile kıyaslanamayacak kadar akıcı bir trafiği var.) Bin kişiye düşen araç sayısının ABD’de 923 iken, Türkiye’de 164 olduğunu hatırlatayım. Yani ABD’de (çocuk ve yaşlı olmayan nüfusta) ortalama herkesin 2 otomobili var.

İnsanlar çocuk, yaşlı, genç, kadın, erkek, siyah, beyaz fark etmeksizin karşılaştıkları herkese güler yüzle selam veriyor, iyi dileklerini bildiriyorlar. Camilerimizde hocalarımızın selam vermenin dinimizdeki önemine dair anlattıklarına rağmen selamsız bir millet oluşumuzu düşündüm. Acaba bunlar bu güzel alışkanlığı nasıl edindiler anlamakta zorlandım.

 

İnsanların yaklaşık bir metre çevresi özel mahremiyet veya güvenlik alanı kabul ediliyor. Herkes bir başkasına bu alanı tecavüz edecek kadar yaklaşmamaya özen gösteriyor. İnsanların kuyruğa girdiği durumlarda da bu alana dikkat edilmekte. Özellikle mağaza ödeme noktalarında kasada işlem yapanlar ile sırada bekleyenler arasında en az 2-3 metre mesafe olmasına özen gösterilmekte. Bu uygulamaları her görüşümde Türkiye’mde, ATM’lerde işlem yaparken bile, nefesini ensemde hissettiğim, hangi işlemleri yaptığımı izlemeye çalışan meraklı yurdum insanlarını düşünmekten kendimi alamadım.

 

ABD’de insanların büyük kısmı iki katlı villa tipi evlerde ikamet ediyor. Ağaçlarıyla, bakımlı çim ve çiçekleriyle, göletleriyle, alt yapısı eksiksiz sitelerde yer alan bu evlerde en az iki araçlık garajları, huzurla oturabilecekleri bahçeleri var. Şehir merkezinde çalışan insanların bile gününün en az yarısı bu sakin ve huzurlu sitelerde geçiyor.

 

Bizde genel veya yerel seçimler oldukça gerilimli ve yüksek katılımlı olur. Oysaki ABD’de bulunduğumuz sırada bir hafta sonu seçim vardı. Sadece “vote” tabelaları ile oy verme mahallinin gösterilmesinden bir seçim olduğunu anladık. Mitingler yapıldığını görmedik, duymadık. TV’lerde bizdeki gibi yoğun seçim programları da yoktu.

 

Halkın stres yüklenmemesinin en önemli sebeplerinden biri de devletin vatandaşa ve vatandaşın devletine olan güven duygusu olsa gerektir. Devlet vatandaş ilişkilerinde ve vatandaşın vatandaşla olan münasebetlerinde karşılıklı güvenin esas olduğu anlaşılıyor. Bu bakımdan herkes kurallara uymaya özen gösterirken uymayanlar hakkında hemen devlete şikâyet eden vatandaşlık bilinci gelişmiş.

Mesela trafikte sigarasının izmaritini karayoluna atan kişi hemen arkadan gelen vatandaş tarafından şikâyet edilebiliyor ve kuralları ihlal edene çok ağır cezalar veriliyor.

Herkes kendi evinin çevresini temizlemekten ve sitesinin temiz tutulmasından sorumlu. Kar yağdığı zaman ana yola kadar açılmasından da mülklerin sakinleri sorumlu. Sistemin iyi işlediği çevrenin pırıl pırıl, tertemiz olmasından belli.

 

İSLAM AHLAKINI BİZ DEĞİL ONLAR YAŞIYOR

İnsanların birbirine güvendiği, diğerlerinin haklarına saygı gösterdiği, selam verip, saygısını gösterdiği, herkesin en küçük hatasında defalarca özür dilediği, temiz insanların yaşadığı; evlerin demir parmaklıklar ve çitlerle / duvarlarla hapishaneye çevrilmediği böyle bir ülke Müslümanların ülkesi olmalıydı.

 

Ama Mehmet Akif’in Japonlar için söylediğini biz de Amerikalılar için söyleyebiliriz: “Yaşayışları var dinimiz gibi, dinleri var yaşayışımız gibi.”

 

ABD’de her şeyin mükemmel olduğunu söylemek istemiyorum. Dünyayı sömürmeleri ve çıkardıkları savaşlarla milyonlarca insanın öldürülmesi, yaralanması, vatansızlaşmasına sebep olduğu gerçeğine sırtımı dönmek de değil maksadım. Ancak yarattıkları zenginliği vatandaşlarına yansıttıklarını, yaşanabilir mekânlar oluşturup, medeni, hakka hukuka saygılı bir toplum oluşturduklarını inkâr edemeyiz.

 

Türk vatandaşlarının da, ABD’liler kadar zengin olmasa bile, onlar kadar güvenilir ve dürüst, onlar kadar nazik ve kibar, onlar kadar kurallara saygılı, onlar kadar çalışkan vs olması halinde çok daha huzurlu ve mutlu bir toplum olacağımız kesin. Hatta diyebilirim ki, bu dediklerim olursa daha iyi Müslüman olacağımız da muhakkak.

 

M. Şevket Eygi yazmıştı. “ABD’de Washington Üniversitesi’nde iki uzman araştırma yapmış. Dünya ülkelerinde Kur’an ilkeleri ve ahlakına uyan ülkeleri sıralamışlar. İlk sıraları Hıristiyan ülkeler almış. Müslüman ülkelerden en iyisi Malezya 33. sırada imiş. Türkiye 103. ve S. Arabistan 113. olmuş.”

Bu tespit bizim ABD seyahatimizde edindiğimiz izlenimle örtüşmekte.

Devlet- vatandaş ilişkilerinde de karşılıklı güven esasını (ABD kadar) tesis edebilsek demokrasimizin olgunlaştığından bahsedebileceğiz.

new-york-ozgurluk-heykeli.jpg

indiana-polis-mezarligi.jpg

chicago-5.jpg

Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim