• BIST 83.048
  • Altın 146,881
  • Dolar 3,7605
  • Euro 4,0391
  • Kocaeli : -6 °C
  • İstanbul : 4 °C
  • Sakarya : -5 °C

Ruhsal detoks

Ayşe SARIZEYBEK

Günümüzde detoks yapmayan, yapamasa da detoksa başlamam gerek demeyen insan sanırım yoktur. Sağlıklı bir yaşam, fit bir görünüm için, belirli aralıklarla detoks şart. Detoksu sadece yediğimiz içtiğimiz gıdalarla sınırlandırmak, süreç içerisinde bizi hayal kırıklığına uğratabilir. Neden mi? İnsan sadece fiziksel bedenden oluşmuş bir organizma değildir. Fiziksel detoksun yanı sıra ruhsal detoks da uygulanmaz ise, sadece belirli bir zamana kadar sağlığımızı koruyabiliriz. Günümüzün madde odaklı dünyasında göz ardı edilen ruhsal detoks, ömrümüzü sağlıkla tamamlamaya açılan kapının altın anahtarıdır.

Ruhsal detoksla birlikte, yediğimiz içtiğimiz gıdaların kalitesine de dikkat ettiğimizde, hastalanmayacağınızın garantisini verebilirim.

Günlük yaşam içerisindeki koşuşturmalar, gerginlik stres, bir şeylere yetişememe duygumuz, ister istemez bizi ruhen yıpratıyor. Hayata yetişememek, hızla akan zamanda ayakta kalmak, isteklerimizi hayata geçirme çabamız, beraberinde ruhsal baskıyı da getiriyor. Ruhsal baskı ise, sonrasında bedensel hastalıklara dönüşüyor. Gençlik dediğimiz dönemi, koşuşturmayla geçiriyoruz.

Tam her şey yoluna koydum, rahat edeceğim derken bu kez hastalıklar boy göstermeye başlıyor. Önce midemizden sinyaller geliyor sıklıkla, gastrit, ülser, reflü. Canımızın çektiği her şeyi yememize engel oluyor. Baş ağrıları, diyabet, neredeyse çoluk çocuk her yaşta karşımıza çıkan hastalıklar. Yaşlılık dönemimizi ise, hayal ettiğimiz huzurla değil, elimizde ilaç torbasıyla gezerek geçiriyoruz.

İnsan neden hasta olur? Hiç sigara içmediği halde akciğer kanseri olan, çok özenli yaşamasına rağmen ağır hastalıklara yakalanan onca insan var. Çevresel faktörler, hava kirliliği, alkol, sigara kullanımı sadece hastalığı tetikliyor. Kısaca olasılığınızı yükseltiyor. Eğer doğuştan, genler yoluyla bir hastalık taşınmıyorsa, ben tüm hastalıkların duygusal nedenlerden kaynaklandığını her zaman ve her yerde ifade ediyorum. Bu konuyla ilgili yaşanılmış bir örneği sizlerle paylaşmak isterim. Bir tanıdığımın annesi, eklem ve bacak ağrılarıyla ilgili bir sürü tetkikten sonra hastaneye yatmak zorunda kaldı. Doktorlar gözlem altında tutmak ve araştırmak istediler. Hastanede yattığı süre içerisinde kadıncağız gitgide küçülmeye erimeye başladı. Ama bitkin bir hali yoktu. Gayet bilinçli, aklı başında, sadece ağrılar var, beden ağırlığı azalıyor ve nedeni bulunamıyor. Doktorun arkadaşıma yaptığı açıklamayı bugün gibi hatırlıyorum. Tüm belirtiler, her şey kanseri gösteriyor. Anneniz kanser. Ancak biz kanserin nerede olduğunu bulamıyoruz. Bulduğumuzda tedaviye başlayabileceğiz. Nereden geldiğini bulamadığımızdan, gereken tedaviyi de yapamıyoruz. Kadıncağız, hiçbir kötü alışkanlığı olmayan, kendi halinde yaşayan biriydi. Ne olduğu bulunamadan da hastanede bir ay sonra vefat etti. Kim bilir, kimseyle paylaşmadığı ne dertleri vardı bilmiyoruz. Paylaşsa idi, kanser olmayacağını bugün adım kadar iyi biliyorum. Eminim buna benzer sizlerinde tanık olduğu birçok hikayeniz vardır. 

Bu yaşanılmış hikayeyi,umutsuzluk vermek için değil, gözden kaçırılan birşeye dikkat çekmek için paylaştım. Eğer, ömrümüzü sağlıkla tamamlamak istiyorsak ruhsal detoksa dikkat etmeliyiz.

Örnek vermem gerekirse kanser, içimize gömdüğümüz derin acılar, derin suçluluklar, ömür boyu sürdürmek zorunda hissettiğimiz fedakarlıklar, kimseye belli etmeden yaşadığımız derin mutsuzluklar sonucu oluşan bir hastalıktır. Kötüye bir şey olmaz, iyiler çabuk ölür deyimi de buradan gelmiştir. Kimsenin kalbini kırmamak için kendine zulmeden o kadar çok insan var ki, inanamazsınız.   

Mide hastalıkları, ülser, gastrit, reflü günlük döngümüz içerisinde yaşanmış ama hazmedilmeyen duygusal üzüntülerden kaynaklanır. Bana bunu nasıl yaparlar bir türlü kabullenemiyorum dediğiniz ne varsa, mide hastalığı olarak gelecekte karşınıza çıkacaktır.

Bel ağrıları,bel fıtığı ekonomik yetersizlik duygumuzun sonucu olarak ortaya çıkar. Sırt ağrıları, omuz tutulması, belden başlayıp boynumuza kadar olan bölgede oluşan rahatsızlıklar hayatta kalabalığın içindeyken yalnızlık hisseden, kimsenin kendisine destek olamayacağını düşünen, kendini ekonomik güvence içerisinde hissetmeyen insanlarda rastlanır. Sürekli borç içinde yaşayanlar için, belini bir türlü doğrultamadı derler.

Romatizmal hastalıklar, yeterince sevildiğini hissetmeyen insanlarda ortaya çıkar. Romatizma sevgi eksikliğinden doğan bir hastalıktır.

Ruhsal detoks için, yakın çevremizde bize üzüntü kaynağı olan insanları hayatımızdan uzaklaştırmak, aramıza mesafe koymak gerekir. Kızgınlık, öfke, intikam duygusunu yaratan ortamlardan elimizden geldiğince kaçınmakla işe başlayabiliriz. Bunu bir temizlik operasyonu olarak düşünün. Bu operasyon, ruh sağlınız için tehdit unsuru oluşturanlara karşı sizin yürüteceğiniz bir operasyondur. Bunun olmazsa olmazı, dedikoducu ve yalancı insanlardan, sahtekar durumlardan ardınıza bakmadan kaçmak. Kendinize nasıl davranılmasını istiyorsanız, başkalarına da öyle davranmak.

Üzüldüğünüz durumlarda, sürekli üzüntü duygusuna takılmak yerine, bunu değiştirmek için ne yapabilirim? Elimden gelen nedir diye kendimize sormak. Elimizden gelen bir şey yoksa da, kendimizi yetersiz hissetmek yerine, ben bu kadar yapabilirim diyerek kendimizi suçlamamak. Bedenimize şefkat ve sevgi göstermek gibi pratik uygulamalar geri dönüşü olan uygulamalardır.

Sevgiyle kalın.

Bu yazı toplam 759 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim