• BIST 107.206
  • Altın 143,247
  • Dolar 3,5533
  • Euro 4,1312
  • Kocaeli : 21 °C
  • İstanbul : 27 °C
  • Sakarya : 21 °C

Rus uçağını düşürdük de Yunanlılar 16 adamızı ilhak ederken neredeydik?

M.Tanzer Ünal

Sevgili okurlarım, biliyorsunuz vatanımız, milletimiz, bayrağımız, birliğimiz, dirliğimiz, beraberliğimiz konusundaki hassasiyetlerimiz çok fazla.

Bu değerlerimiz üzerine toz kondurmayız.

Pek çok gazeteci bozuntusu, vatanımızı parçalamak isteyenlere selam dururken, onlara yalakalık yağcılık yaparken, biz çizgimizi korumaya ve dik durmaya devam ediyorduk.

Bu çizgimizi bundan sonra da devam ettireceğiz.

Bundan kimsenin şüphesi olmasın.

***

Şimdi gelelim esas konumuza…

Biliyorsunuz, son günlerde diken üstündeyiz.

Hop oturup hop kalkıyoruz.

Başımızdaki dertler yetmezmiş gibi, her gün yeni bir belaya “gel gel” yapıyoruz.

Terör belası…

Suriye belası…

Şimdi de Rusya belası…

Kavgalı olmadığımız tek bir komşumuz kalmadı.

Herkesle papaz olduk.

Maşallah, AKP iktidarının “milletin başını belaya sokmada” üstüne yok!

Şu Rus uçağını düşürüp, ülkemiz için yeni bir düşman yaratmak şart mıydı, bilmiyorum.

Şimdiye kadar hava sahamız defalarca ihlal edildi, ortaya çıkan sorunların hepsi diplomatik yollarla çözümlendi.

Hiç birinde karşı tarafın uçağını düşürüp “yapay sorun” yaratmaya kalkmadık.

Tamam, gerektiğinde gerekeni yapalım…

Kavga etmek gerekiyorsa, kavga edelim…

Savaşmak gerekiyorsa, savaşalım…  

Ölmek gerekiyorsa, ölelim…

Şimdiye kadar bu millet, devleti için ne gerekiyorsa yapmıştır.

Tarihimiz bununla ilgili destanlarla doludur.

Ancaaak…

Durduk yerde sorun çıkarıp başımızı belaya sokmanın anlamı yok!

***

Ülkemizi yönetenlerin ağzında bir sakız…

“Efendim ülkemizin sınırlarını korumak için uçağı düşürdük…”

Kabul, ülke sınırlarını korumak çok önemli.

Biraz önce belirttiğim gibi, gerekiyorsa ülkemiz için canımızı verelim…

Ama tam bu noktada, insan şu soruyu sormadan edemiyor.

İktidar, Güneydoğu sınırlarımızı korumada hassas da, Ege sınırlarımızı korumada hassas değil mi?

 

Yunanistan Ege Denizi’ndeki 16 adamızı ilhak etti, kimseden gık yok!

Konuyu biliyorsunuz…

Daha önce de yazdım.

Vatan topraklarımızın 2004-2009 yılları arasında Yunanistan tarafından nasıl işgal ve ilhak edildiğini…

31 Ocak 2015 tarihinde, yani 10 ay önce yazdığım o yazının ilgili bölümlerine bir göz atalım:

“Ümit Yalım, Emekli Kurmay Albay ve İnşaat Mühendisi.

Son görevi, Milli Savunma Bakanlığı Genel Sekreteri…

Önceki akşam kendisini Aydınlar Ocağı toplantısında dinledim.

Daha önce bu konuda parça parça gazete haberleri okumuştum, birinci ağızdan bütününü dinlemek bir başka oldu.

2004-2009 arası, AKP iktidarının ilk yılları…

Yalım’ın “vatan toprağı” dediği yerler, Ege Denizi’ndeki 16 ada ve 1 kayalık.

Yunanistan, buraları önce işgal, sonra da ilhak etmiş.

Şimdi bu adalarda Yunan Bayrağı dalgalanıyor…

16 Türk adası ile 1 kayalığın isimleri şöyle:

Muğla sınırları içinde kalan adalar: Sakarcalar, Keçi, Kalolimnoz, Ardacık, Koçbaba.

Aydın sınırları içinde kalan adalar: Bulamaç, Nergizcik, Eşek, Hurşit, Fornoz.

İzmir sınırları içinde kalan ada ve kayalık: Koyun Adası, Venedik Kayalıkları.

Türkiye karasularında bulunan adalar: Gavdos, Gaidhouronisi, Koufonisi, Dhia, Dionisades.

Bu adaları, “kıytırık kara parçaları” olarak kabul etmeyin!

Her biri Büyükada kadar, Kaş’ın önündeki Meis kadar…

Sözü, Ümit Yalım’a bırakmadan önce şunu belirteyim.

Yunanistan tarafından işgal edilmeden önce bu Türk adaları “sit alanı” kapsamındaymış.

Bu nedenle bırakın bu adalara yerleşmeyi, adalara günübirlik seyahat etmek bile yasakmış.

Yunanistan buraları bir güzel işgal etmiş, askerini yerleştirmiş, bayrağını dikmiş, arzu eden Yunanlıları da bu adalara yerleştirerek yaşam başlatmış.

Yunanistan Genel Kurmay Başkanlığı, bu adaların nasıl işgal edildiğini, Yunan askerlerinin adalara nasıl yerleştirildiğini internet sitesinde övüne övüne anlatıyor…

Anlayacağınız, işin gizlisi saklısı yok!

Şimdi resmiyette Türk toprağı görünen bu adalara ancak pasaportla girilebiliyor.

Hani son yılların dillerden düşmeyen “eşbaşkanlık” safsatası var ya, şimdi Ege’de resmen olmasa da fiilen “eşbaşkanlık” uygulanıyor.

Yani?

Yani, Muğla’da Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin belediye başkanı ve valisi görev yapıyor, Muğla sınırları içinde bulunan işgal altındaki Türk adalarında ise Yunanistan Devleti’nin belediye başkanı ve valisi var.

İşte Ümit Yalım’ın söyledikleri!

*”16 ada ve 1 kayalığın Lozan’da verildiği iddia ediliyor… Bunlar, ihanetin üstünü örtmek için ortaya atılan iddialar. Bu adalar, Kanuni Sultan Süleyman ve IV Mehmet döneminde fethedilen, Atatürk ve İnönü’nün Lozan’da vermediği adalardır. Ayrıca bu adalar da dahil olmak üzere 800 civarında ada, adacık ve kayalık, 1936 yılında dönemin İçişleri Bakanı Şükrü Kaya tarafından Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin envanterine kaydedilmiştir. Hepsinin kaydı vardır.”

*”Bu adalar, 2004 yılında işgal edildi, beş yıl sonra 2009 yılında da ilhak edildi. Siyasi iktidar, işgalin önlenmesi için Silahlı Kuvvetler’e direktif vermedi. Diyeceksiniz ki, Yunanistan’a nota verdi mi? 2004 yılından bugüne aradan 11 yıl geçti, AKP Hükümeti bu adaların işgali, ilhakı, boşaltılması için Yunanistan’a tek bir nota dahi vermedi.”

*”İktidar, vatan topraklarını Avrupa Birliği’nden müzakere tarihi almak için verdi ve 17 Aralık 2004 tarihinde AB’den müzakere tarihi alındı. Bilinen sebep bu!”

*”Türkiye Cumhuriyeti batıdan bölündü ve cumhuriyet tarihinde ilk defa toprak kaybetti. Türkiye’nin batısında iki devletli düzen kuruldu. İzmir, Aydın ve Muğla illerimiz; birisi Türk diğeri Yunanlı olmak üzere ikişer vali ve ikişer belediye başkanı tarafından yönetilmektedir. Vatan topraklarında Yunan bayrakları dalgalanmakta ve Yunan askerleri elini kolunu sallayarak dolaşmaktadır.”

*”Yunanistan, adaların kendisine ait olduğunu iddia ediyor. Ancak ellerinde tek bir somut belge yok. Halbuki bu adaların bize ait olduğunu gösteren başta Lozan Barış Antlaşması’na ekli harita, İngiliz ve Amerikan haritaları olmak üzere çok sayıda uluslararası harita var.”

*”Adalara büyüklük küçüklük açısından bakmak, yanlış bir bakış açısıdır. Çünkü deniz ve hava hukukuna göre, adaların etrafında 6 millik karasuları ile hava sahası vardır. Ayrıca karasularına ilave olarak bitişik bölge, kıta sahanlığı ve münhasır ekonomik bölge de vardır. Örneğin, hali hazırda Yunanistan’ın egemenliğinde gözüken Taşoz Adası’nın hemen yakınında petrol ve doğalgaz çıkarılmaktadır.”

*”Bu adaları hukuken geri almamız mümkün değil. Çünkü aradan 10 yıl geçti. Yunanistan’ın bu toprakları kendiliğinden geri vermesi de uzak bir ihtimal. Ancak savaşarak geri alınabilir. Burada temel soru, savaşmadan verdiğimiz vatan parçasını savaşarak geri almak durumunda kalacak olmamızdır. Siyasi iktidar, kendisinden sonra gelecek hükümete çok ağır bir yük bırakmış durumundadır.”

*”Bu konudan muhalefetin haberi var mı? Evet, var… Sayın Kemal Kıçdaroğlu’nun da, Sayın Devlet Bahçeli’nin de haberleri var. Ama nedense konunun üzerine gitmiyorlar. Türkiye’nin eli kolu bağlanmış durumda.”

Bir tarafta sınırımızın 17 saniye ihlal edilmesi, diğer tarafta Yunanistan tarafından ilhak edilen 16 adamız…

***

Sevgili okurlarım, gördüğünüz gibi…

Bir tarafta sınırımız 17 saniye ihlal edildi diye Rus uçağını düşürüyoruz, diğer tarafta Ege Denizi’ndeki 16 adamız Yunanistan tarafından işgal ve ilhak ediliyor gıkımızı çıkarmıyoruz.

Sadece “iktidar”dan değil, muhalefet” ten de ses yok!

Hepsi suspus!

Siz, 16 adanın ilhak edildiği konusunun hiç ulusal gazete ve televizyonlarda tartışıldığını gördünüz mü?

İktidar, adalarımızın işgal ve ilhak edilmesine göz yummuş, yani adalarımızı fiilen Yunanistan’a bırakmış…

Muhalefet partileri CHP ve MHP sesini çıkarmıyor…

Başta sivil toplum örgütleri olmak üzere ülkemizin dinamikleri oralı değil…

Ancak sınırımızı sadece 17 saniye ihlal etti diye Rus uçağını düşürüyoruz.

Herkes tepkili.

Herkes öfkeli.

Sınırlarımızı korumada hassasiyetlik, vatanseverlik taslıyoruz.

Topluma şirin gözükmeye çalışıyoruz.

Halbuki Yunanistan “mal”ı götürdü, 16 adamızı işgal ve ilhak etti, haberimiz yok.

***

Durup bir düşünelim…

Ne kazandık, ne kaybettik?

Kazandığımız hiç bir şey yok!

Hep kaybediyoruz…

Ege Denizi’ndeki 16 adamızı da kaybettik…

Rusya’nın dostluğunu ve bu dostluğa bağlı ekonomik, siyasal ve sosyal ilişkilerimizi de kaybettik!

Böyle bir dış politika olur mu?

Bu yazı toplam 1699 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
faruk erdem
02 Aralık 2015 Çarşamba 23:48
23:48
adalar 1947 ismet inonu tarafindan yunanistana verildi,tabi imperialist ulkeler karar aldi verildi,ismet inonu bu adalari verdi ,italya iskal etmisti bunlari ,italya savasi kaybedince 2dunya savasinda yunanistana verildiler,ismet inonu sorumlu ,korkak ismet ,chpli ruhu bu adalari verdi ,internete gir yaz 12 adalar hikayesini oku.kurtulus savasindan sonra ismet inonu italyanlar baski etmedi ozaman bile alabilirdi onlari ,savasdan kacmak icin her turlu filmi cevirdi .
Murat
02 Aralık 2015 Çarşamba 20:21
20:21
Tanzer Hocam, cok tesekkurler yaziniz icin. Ben hala sasarim, muhalefet bunu niye dile getirmez. Hadi buna, bu iktidar musaade etti de, Genelkurmay anayasayla ulkenin muhafazasi ile mukellef, niye harekete gecmez. Olayin ilk meydana gelisinden itibaren kac tane genelkurmay baskani geldi gecti, hic birinden tik yok bu konuda.
Bu haberi cok oncelerinden herkese soylemeye calistim, lakin insanlarin tepkisi beni cok sasirtti. Sanki onemsiz bir seymis gibi gecistirdiler.
Inanin artik memleketin bekaasindan hic umidim kalmadi. Bu insanlarla, bu memleket hicbir yere varamaz. Gelecekte dusecekleri duruma da insanlar sasmasinlar. Yaziklar olsun.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim