• BIST 97.533
  • Altın 145,745
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • Kocaeli : 11 °C
  • İstanbul : 16 °C
  • Sakarya : 11 °C

“Saadet Partisi bir alternatif değil, çaredir ve “tek çaredir”

“Saadet Partisi bir alternatif değil, çaredir ve “tek çaredir”

Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Kocaeli Milletvekili Adayı Birol Aydın, güçlü bir kadroya sahip olduklarını, seçimi kazanacaklarına inandıklarını, inananların her zaman kazanacağını söyleyerek destek istedi.

Sonucu merakla beklenen seçim yarın yapılacak.
Seçimin iddialı partilerinden biri de Saadet Partisi…
Günler öncesinden seçim startını veren SP’li teşkilatlar ve milletvekili adayları, ilçe ilçe dolaşarak esnaflardan, vatandaşlardan, sivil toplum örgütlerinden destek istedi.
Seçim çalışmalarını ve seçimden neler beklediklerini SP Genel Başkan Yardımcısı ve Kocaeli Milletvekili Adayı Birol Aydın’a sorduk. Aydın sorularımıza içtenlikle cevap verdi.

-Sayın Aydın, teşkilatlanmadan sorumlu bir genel başkan yardımcısı olarak Türkiye siyasetini, gelişimini nasıl yorumluyorsunuz?
Ülkemizin siyasi hayatını, 1969 öncesi ve sonrası diye ikiye ayırmak önemlidir. Çünkü, hakkı üstün tutan bir anlayışla tanıştı insanlık. 1969 yılından itibaren Milli Görüş ile bu millet o kadar çok şey öğrendi ki!
Önce kendisine biçilen elbisenin dar olduğunu öğrendi. Toplu iğne bile yapamaz denilen bir zamanda 1970'li yıllarda ağır sanayi diyerek, organize sanayiler kurarak bunun adımını attı. Kıbrıs zaferiyle bağımsızlık fitilini ateşledi. Gardiyan devlet anlayışından garson devlet uygulamasına geçişi sağlayarak denk bütçe ve havuz sistemini kurarak rant ekonomisi ve yolsuzlukların nasıl sona ereceğini gösterdi.

İSRAF YAPILMIŞTIR
Şimdi bu düşüncenin bir neferi olarak iddia ediyoruz: Milli Görüş, milletimizin yenilmişlik psikolojisini bitirmiştir. Kaynaklarının faiz, yolsuzluk ve israfla yağmalandığından ve beceriksiz, basiretsiz taklitçi yönetimler tarafından yönetildiğinden dolayı ülkelerin iflasın eşiğine geldiği bir asırda, borç alma yoluna başvurmadan, zam yapmadan, ek vergi koymadan ve tümüyle milli potansiyele dayanarak, zengin bir ülke olmayı başarma ufkunu bütün insanımıza yeniden kazandırdık. Bunun için diyoruz ki “inanan her zaman kazanır” şimdi kazanma sırası bize geldi.

10 YILDIR MUHALEFETTESİNİZ. İKTİDAR OLDUĞUNUZDA NELER DEĞİŞECEK?
Siz hiç saadet partisinden başka yerli üretim, milli üretim diyen bir parti duydunuz mu? Duyamazsınız. çünkü hepsi IMF’cidir. IMF’ye sormadan bırakın ağır sanayi hamlesi yapmayı, bırakın fabrika kurmayı, tek bir çivi bile çakamazlar. Oysa üretmeyen bir ekonomi işsizliğe çare olamaz. Ülkeye refah getiremez. İşçiye, çiftçiye, emekliye hak ettiği ücreti ödeyemez.
Çevrenize bir bakın. Caddeler, sokaklar, yollar bizim, ama otomobiller yabancı. Semalar bizim, havaalanları bizim ama uçaklar yabancı. Denizler bizim, limanlar bizim ama gemiler yabancı. Dünyanın en büyük ordusuna sahibiz. Ordu bizim, asker bizim ama elindeki silah, altındaki tank, kullandığı jet yabancı. Alışveriş merkezlerinin yüzde 60’ı, bankalarımızın yüzde 70’i yabancı. Sayın Başbakan “bu yıl 500 bin araba satıldı” diye övünüyor. Kime gidiyor parası, cony’e hans’a. sen otomobil üreten fabrika kurabildin mi? “Bu yıl 500 bin araba yaptık” diyebildin mi? Hayır.
Biz tarihin en şerefli, en güçlü milletinin evlatları olarak Allah’ın izniyle kendi otomobilimizi de, kendi uçağımızı da, kendi tankımızı da yaparız. Daha önce yaptık. Ağır sanayi hamlesini biz başlattık. Yurdun dört bir yanını fabrikalarla donattık. ama bunlar hepsini sattı. Hiç şüpheniz olmasın, biz yine yaparız. o yüzden diyorum ki, “hans’lar değil, Hasanlar kazansın istiyorsan adres belli: Saadet Partisi.

MAAŞLARA YÜZDE 50 ZAM
Saadet Partisi’nden başka “maaşlara yüzde 50 zam” diyebilen başka bir parti var mı? hayır, yok. Çünkü bunların hepsi faizcidir. Rantiyeden yanadır. Her hafta faizciye 1 milyar dolar öderken, sana yüzde 2 zammı çok görürler. Kaynak olmadığından değil. Sorun adil paylaşımdadır.
Sadece bir örnek vereyim. Dolar milyarderlerinin sayısı AKP iktidarında 4’den 39’a çıkmış. Oysa aynı dönemde işsizlik yüzde 6’dan yüzde 12’ye yükselmiş. Yani, milletimizin çoğunluğu bir dilim ekmek bulamazken, küçük bir azınlık israf denizinde yüzüyor.
İşte biz, bu adaletsizliğe karşıyız. Milletin alın terinin sömürü havuzlarına akıtılmasına karşıyız. Bu çarkı bozacağız. Saadet iktidarında asgari ücretten vergi alınmayacaktır. Çiftçi kardeşim, söz veriyoruz, Saadet iktidarında yabancıların angus’u değil, ülkemin hayvancılığı, ülkemin tarımı desteklenecek, vergisiz mazot verilecektir. Esnafa faizsiz kredi sağlanacaktır. Saadet Partisi bir alternatif değil, çaredir ve “tek çare”dir. Artık kaybedecek zaman yok. çünkü yarın çok geç olabilir. Milletimiz görüşünü meclise gönderecek.

BU HÜKÜMET HİÇ Mİ BAŞARI SAĞLAYAMADI?
Bu hükümet hep kendisini 55. Hükümetle karşılaştırıyor. Başbakan ve AKP’liler konu ekonomi olduğunda hep 2002 ile karşılaştırarak yorumlar yapar ve kendilerinin ne kadar başarılı olduğunu anlatırlar, hatta bu seçim için bastırdıkları kitap, broşür ve afişlerde de hep bu yılların karşılaştırmaları var. Neden? Biliyorlar ki, 1996-1997 Milli Görüş Hükümeti ile karşılaştırılınca çuvallayacaklar.
Bu karşılaştırmayı onlar yapmıyor, bari biz yapalım. İşsizlik oranı, 1997’de 6, 4’ken 2010’da 11,9 olmuş İthalat (Dış Alım) artış oranı, 1997’de % 11’ken 2010’da % 32 olmuş Çok övündükleri, İhracat (Dış Satım) artış oranı, 1997’de % 13’ken 2010’da % 12 olmuş. Dolayısıyla, 1997’de Dış Satım Artış Oranı, Dış Alım Artış Oranı’ndan daha azken 2010’da durum tam tersi olup Dış Alım Artış Oranı, Dış Satım Artış Oranı’nı 3’e katlamış, dolayısıyla da cari açık 1997’deki, 2 milyar dolar seviyesinden 2010’da 50 milyar dolara çıkıp 25’e katlamış. Yani, 2010’da, 1997’ye göre, 25 kat fazla zarar ediyoruz. Rakamlar ortada iken biz bu hükümeti nasıl başarılı görelim!

KRİZ BÜYÜYOR
Türkiye kriz yokmuş gibi davranıyor ama kriz giderek daha fazla etkili olmaya başladı.
2001 krizinden farklı olarak uçuruma yuvarlanan Türkiye’nin çevresinde tutunabileceği bir dal da yok. Çünkü herkes kendi derdinde. Bunu ekonomi uzmanları söylüyor. Yakın süreçte ülkelere uygulanan yalnızlaştırma ve fakirleştirme durumlarının aynısı Türk Milletine de uygulanıyor. İnsanımız yalnızlaştırılıyor. Ekonomik olarak güçsüzleştiriliyor. Geride kalanlarda siyaset-magazin-popüler kültür-futbol gibi güçlü ağrı kesiciler ile uyutuluyor-yozlaştırılıyor.

BUNCA OLUMSUZLUĞA GÖRE NASIL OLUYOR DA ANKETLERDE ÖNDE GÖRÜLÜYORLAR?
Her seçim öncesi ikide bir temcit pilavı gibi ısıtılıp seçmenin önüne sürülen '' aman CHP gelmesin'', ''bizi seçmezseniz CHP gelir'' dayatması bu seçimlerde kullanılmak isteniyor. Ancak bu sefer tutmayacak. Çünkü referandum gösterdi ki artık CHP iktidar olamaz. Bu kanaate varmamıza diğer bir sebep CHP'nin oy oranının % 25'i aşamayacak olması.
Böylece seçmeni çantada keklik gören AKP yetkilileri seçmeni CHP ile korkutarak bu seçimde de oy devşirmeye çalışması sonuç vermeyecek. AKP'nin ısrarla bu konuyu gündeme getirmesine rağmen, gittiğimiz pek çok yerde bu savın artık işe yaramadığına şahit oluyoruz.
Anketlere gelince, ortada % 20 kararsız seçmen var. Bu oyları ilk üç partiye dağıtıyorlar. Halbuki kararsızlar meclisteki bu üç partiye güvenmediğinden umduğunu bulamadığından kararsız değil mi? Bu oylar Saadet’in oylarıdır. Son anketlerde biraz daha baraja yaklaştırıyorlar bizi. Halbuki bizim baraj problemimiz yok. Millet artık mecliste ciddi bir muhalefet istiyor, bunu yapacak kadroların da Saadet Partisi’nde olduğunu da anlamış durumdadır.

ÜLKEMİZİN GERÇEK PROBLEMLERİ NELERDİR SİZCE?
Her seçimde olduğu gibi bu seçimde de ülkenin gerçek problemleri konuşulmuyor. Liderler birbirine sataşarak milletin gerçek gündemini örtbas etmeye çalışıyor. Konuşulması gereken meselelere gelince: mesela şu anda eskisinden çok daha fazla faiz ödemesi yapıyoruz. 2011 bütçesinde faize 47 milyar TL ayrılırken vatandaşa 22 milyar ayrılmıştır. 2002 yılına kadar 75 yıllık tarihimizde borçtan daha fazla borç son 9 senede yapılmıştır.
12 yaşından küçüklerin kuran kursuna gitmesi yasak. 2004 yılında zina serbest bırakıldı. Aynı yıl ABD'ye Irak'ı vurması için 6 deniz 7 havalimanı açıldı. İhracat artıyor deniyor oysa ithalat çok daha fazla artıyor yani cari açık denilen şey bu yıl rekor kırdı 9 sene öncesine göre 10 kat artmış durumda. Telekom Petkim Etibank vs. gibi çok değerli kuruluşlar yabancılara satıldı. Milletin maaşına % 5-6 zam verildi. Buna rağmen bütçe açık veriyor. İşsizlik sürekli artıyor.
Şimdi diğer partilere baktığımızda hepsi faizi savunuyor. Gerçekler gün gibi ortada iken oyumuzu bilinçli kullanmak durumundayız. Oy vermek sorumlu olmaktır. Her saniye faize verilen 1800 TL'nin ve yapılan daha birçok yanlışın vebalini almayalım. Yapay gündemleri bırakalım, gerçek problemlerimizle ilgilenelim, ilgilenenlerle beraber olalım.

KOCAELİ SEÇMENİ BU SEÇİMDEN NE BEKLİYOR?
Kocaeli, lokomotif bir şehirdir. Bu açıdan seçmenin beklentisi de büyüktür. Öncelikle sanayi açısından mevcut yapının verimli ve katma değeri yüksek bir noktaya taşınması gerekmektedir. Hükümet sadece strateji belgeleri açıklayarak buna başaramaz.
İkinci önemli gündem göç sorunudur. Her yıl 100 bin göç alan bir il olan Kocaeli’nin istihdam üretmesinden çok, bu göçü engelleyecek adımlara ihtiyaç var. Bunun için Anadolu illerinde üretim seferberlikleri başlatılmalı, istihdamı sağlayacak fabrikalar açılmalıdır. Başbakanın yaptığı açılışların kaç tanesi fabrika açılışıdır.
Üçüncü önemli mesele eğitimdir. Yanlış kentleşme ulaşımı, bu da eğitimi olumsuz etkilemektedir. İkinci bir üniversitenin kurulması gerekmektedir. Ancak bu Gebze İleri teknoloji enstitüsünün üniversiteye çevrilmesiyle değil, yeni bir üniversite hamlesiyle gerçekleştirilmelidir.
Kişi başına gelirin yüksek olduğu bir il gibi gözüküyor olsak da asgari ücret alan çalışan sayısının da oldukça fazla olduğu bir şehir burası. Eşit işe eşit ücret sağlanamamaktadır. Gelir dağılımından doğan adaletsizlikler tamir anlayışıyla gerçekleştirilmeye çalışılan sosyal devlet mantığıyla çözülemez. Yardıma ihtiyaç duyanların sayısı azaltılmalıdır. Gerçek sosyal devlet budur.

İNANAN KADRO
Şimdi bu kadar temel meseleler varken ve yeni bir anayasa yapılacak yeni bir döneme girilirken Kocaeli halkımız bu seçimi iyi değerlendirmelidir. Saadet bu seçimde ilk üçe giren bir potansiyele ve bu potansiyeli değerlendirebilecek bir aday profiline sahiptir. Şimdi bu inanan kadronun seçilmesi zamanıdır. İnsanımızın buna inandığına biz inanıyoruz. Bunun için inanan her zaman kazanır diyoruz. 12 Haziran milletimizin görüşünün kazandığı seçim olacaktır.

Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim