• BIST 104.123
  • Altın 145,971
  • Dolar 3,4910
  • Euro 4,1702
  • Kocaeli : 20 °C
  • İstanbul : 21 °C
  • Sakarya : 21 °C

Sağlığında yalakalık yapanlar, ölünce arkasından konuşuyor

M.Tanzer Ünal

Toplumlar, tarihi süreç içinde dönem dönem sınavlardan geçerler.

Farkında değillerdir, ama olup bitenler ve yaşananlar birer sınavdır.

Türk toplumunun sınav dönemlerinden biri de 12 Eylül Askeri Darbesi’dir.

Bu dönemin başlangıcı 12 Eylül 1980, bitişi ise Kenan Evren’in ölüm tarihi olan 9 Mayıs 2015’tir.

35 yıllık bir dönem!

Kenan Evren’in ölümünden sonra yazılıp çizilenlere ve söylenenlere dikkat ettiniz mi?

Sevinç ve intikam çığlıklarını gözlediniz mi?

*“Diktatör öldü”

*”Hesabını vermeden gitti”

*”Kenan Evren’le ilgili hesabımız yarım kaldı”

Benzeri seviyesiz başlıklar…

Televizyonlarda yine seviyesiz yorumlar…

***

Tamam, Türkiye 35 yıl önce bir askeri darbe yaşadı.

Bu darbeyi yapan grubun başında da Kenan Evren vardı.

Ordu yönetime el koydu, demokrasiyi askıya aldı.

Bütün bunlar oldu da, durup dururken mi oldu?

Bizim yaş grubunda bulunanlar o günlerin canlı tanığıyız.

Ülke kan revan içindeydi.

Bölgeler, kentler, hatta kentlerin mahalle ve caddeleri “sağ” ve “sol” görüşlü militanlar tarafından işgal edilmişti.

Can güvenliği kalmamıştı, insanlar evden “helallik alarak” ayrılır olmuştu.

Her gün onlarca kişi sokaklarda katlediliyordu.

Adı konmamıştı, ama tam anlamıyla “iç savaş” başlamıştı.

Ordu yönetime el koyunca, inanın herkes derin bir ohh çekmişti.

Terör durmuş, hayatlar kurtulmuş, can güvenliği gelmişti.

Şimdi diyeceksiniz ki, darbe yapılınca binlerce kişi mağdur oldu,hapse atıldılar, idam edildiler…

Doğru, darbeden sonra darbe dönemlerinin sıkıntıları yaşandı.

Ama şundan emin olun ki, eğer darbe olmasaydı ülkemizin ödeyeceği bedel, darbe sonrası ödenen bedelden kat kat fazla olurdu.

Eğer 100 hayat sönmüşse, 1000 hayat sönerdi.

Eğer 1000 hayat sönmüşse 8-10 bin hayat sönerdi.

Darbe sevimsizdir, darbe şahsımın da benimsediği bir yöntem değildir, ama kabul edelim ki, Türkiye o yıllarda beceriksiz yöneticiler tarafından adım adım darbeye sürüklendi ve sonunda “kaçınılmaz son” ortaya çıktı.

Evren ve arkadaşlarının hataları olmadı mı?

Elbette oldu.

Hangi lider hatasız ki?

Ancak hepinizin de bildiği gibi, 12 Eylül darbesini yapanlar hiçbir zaman diktatörlük peşinde olmadılar.

Eğer diktatörlük heveslisi olsalardı, Kenan Evren 1989 yılında cumhurbaşkanlığını kendi eliyle Turgut Özal’a devretmez, köşesine çekilmezdi.

Dokuz yıl görevde kaldılar, sonra seçimli demokrasiye geçildi.

 

Yeni anayasaya yüzde 92’lik onay

Darbeden sonra “Kurucu Meclis” oluşturuldu, bu meclis yeni bir anayasa hazırladı.

7 Kasım 1982 tarihinde “Anayasa Referandumu” yapıldı.

Seçmenin sadece yüzde 8. 63’ü “Anayasaya hayır” dedi.

Evet diyenlerin oranı, yüzde 91. 37 oldu.

Ezici bir çoğunluk!

Hepimiz gittik oyumuzu kullandık, kimse kimseye baskı yapmadı.

“Baskı yapıldı” diyen varsa, yalan söylüyordur.

 

Hâlâ o anayasa

12 Eylül Anayasa’sı ne zaman çıkarılmış?

7 Kasım 1982 tarihinde…

Aradan kaç yıl geçti?

33 yıl…

33 yılda kaç iktidar gelip gittiğini, kaç cumhurbaşkanı, kaç başbakan gördüğümüzü varın siz hesaplayın!

O anayasa hâlâ yürürlükte!

“Darbe anayasası” ymış…

“Darbe anayasası” da, 33 yıldır neden değiştirilmedi o zaman?

YÖK, Yüksek Öğrenim Kurumu…

Herkes şikâyet eder, yürürlükteki “darbe anayasası” nın ürünü…

Yüzde 10 seçim barajı…

Herkes güya şikâyetçi, bu da “darbe anayasası” ndan kalma…

Herkesin ağzında bir “darbe anayasası” sakızı, ama hâlâ memleketi o beğenmedikleri, o tu kaka yaptıkları 12 Eylül Anayasası ile yönetiyorlar.

12 Eylül darbesinden sürekli dert yananların, 12 Eylül darbesini sürekli “siyasi malzeme” yapanların ne kadar samimi olduklarına siz karar verin!

 

Her dönemi, o dönemin şartları içinde yargılamak gerekir

Hep aynı yanlışı yapıyoruz…

Tarihin herhangi bir olayını alıp günümüze getirip, bugünün şartları içinde yargılıyoruz.

Halbuki her olayı, meydana geldiği tarihin şartları içinde değerlendirmemiz gerekir.

Günümüzden 35 yıl öncesine baktığımızda, elbette olup bitenleri kabul etmek mümkün değil.

Ancak o günlerin canlı tanığı olan bizler, başkan bir çarenin olmadığını çok net olarak görüyorduk.

Ya başlayan “iç savaş” devam edecekti…

Ya da silahlı kuvvetler yönetime el koyacaktı.

İkincisi oldu, iyi ki de oldu, yoksa ülkemizin o şartlarda nasıl bir bataklığa sürükleneceğini kestirmek güçtü.

 

Sağlığında yağ çekip de bugün arkasından konuşanlar…

Millet olarak, toplum olarak zaaflarımız var.

*Adaletli davranmıyoruz…

*Haklıdan yana duruş sergileyemiyoruz…

*Yanlış da yapsa daima güçlüye destek veriyoruz…

Dün de böyleydik, bugün de böyleyiz!

12 Eylül sonrası günleri hatırlıyorum…

Kenan Evren ve arkadaşları yere göğe sığdırılamıyor, her gittikleri yerde görkemli törenlerle karşılanıyorlardı.

Kenan Evren ismini caddelere, meydanlara, okullara vermek için herkes birbiriyle yarışıyordu.

Hele bazı köşe yazarlarının Kenan Evren için yazdığı övgü dolu sözleri görseniz, aynı yazarların bugünkü yazılarını okuyunca onlar adına yüzünüz kızarır.

Dün methiyeler düzüyorlardı, bugün hakaret ediyorlar…

Dün Kenan Evren’in anayasasına yüzde 92 evet diyen millet, şimdi 12 Eylül’ü lanetle anılıyor.

Dün mü yanlış içindeydik, yoksa bugün yaptığımız mı yanlış?

Bir toplum, bu kadar tutarsız olabilir mi?

Sağlığında, güçlü zamanında göklere çıkardığı bir kişiyi; o kişi güçten düşünce, nihayetinde öbür dünyaya göç edince yerin dibine batırır mı?

Toplumların da bir duruşu vardır…

Siz Türk toplumunda böyle bir duruş görebiliyor musunuz?

Herhalde toplumsal sıkıntılarımızın temelinde bu “tutarsız davranışlarımız” yatıyor.

***

Ben 35 yıl önce neredeysem, bugün de aynı yerdeyim.

Aradan 35 yıl geçti, 12 Eylül’le ilgili görüşlerim aynı.

Kenan Evren’i dün alkışlamıştım, bugün de “Allah rahmet eylesin” diyorum.

Hiçbir zaman dün alkışladığı kişilere bugün küfredenlerden olmadım, olmam da!

Bu yazı toplam 1061 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim