• BIST 84.023
  • Altın 146,903
  • Dolar 3,7616
  • Euro 4,0431
  • Kocaeli : 6 °C
  • İstanbul : 7 °C
  • Sakarya : 6 °C

“Saray” varsa, “dalkavuk” da vardır

M.Tanzer Ünal

Ülkemizde son yıllarda; yağcıların, yalakaların, yağdanlıkların, kemik yalayıcılarının, soytarıların, dalkavukların, şarlatanların, aydın geçinen zibidilerin sayılarının artmasına şaşıyorsunuz değil mi?

Sakın şaşırmayın…

Bu, bir “kültür” olayıdır.

Bu, bir “rejim” olayıdır.

Bu, bir “iklim” olayıdır.

Salt bizim ülkemize özgü de değildir.

Eğer bir ülkede “kültür yozlaşması” yaşanıyorsa…

Eğer bir ülkenin rejimi “diktatörlük” e kayıyorsa…

Hiç şaşırmayın, o ülkede yağcıların, yalakaların, dalkavukların, soytarıların sayısı hızla artar.

***

Saray, sadece bir bina değildir.

Saray, bir “rejim”in simgesidir.

“Padişahlık, krallık, diktatörlük” rejimlerinin simgesi…

Sarayın “efendi”si vardır

Sarayın “uşakları” vardır.

Sarayın “dalkavukları” vardır.

Sarayın “tebaa”sı vardır.

Bakmayın siz “Bu saray milletindir” denildiğine!

Milletin “saray”ı olmaz!

Milletin “evi” vardır.

Biraz hali vakti yerinde olanların da “konak”ı…

Saray, sultanındır.

Saray, padişahındır.

Saray, taht sahibinindir.

Saray, diktatöründür.

Saray, güç sahibinindir.

***

Bizde de “saray”, Osmanlı döneminin simgesiydi.

 Hemen hemen her padişah, ya kendisine ya da annesine “şanının yürümesi” için saray yaptırmıştı.

Bazılarını hatırlayalım.

*Fatih Sultan Mehmet, Topkapı Sarayı’yla…

*Padişah Abdülmecit, Adile Sultan Sarayı’yla…

*Sultan Abdülaziz, Beylerbeyi Sarayı’yla…

*Padişah 1.Abdülmecit, Dolmabahçe Sarayı’yla…

*Sultan Abdülaziz, Çırağan Sarayı’yla…

*Padişah 2.Abdülhamit, Yıldız Sarayı’yla…

Anılır.  

 

Cumhuriyet döneminde “saray” yoktur

Cumhuriyet ve demokrasi, halk rejimidir.

“Halkın kendi kendini yönetmesi” rejimidir…

Osmanlı yıkılıp cumhuriyet kurulduğunda, yeni rejim, “saray”ı reddetmiştir.

Sultan yok ki, saray olsun!

Padişah yok ki, saray yaptırılsın!

Ya ne var cumhuriyet döneminde?

Herkesin kendi konumuna uygun evi, en fazla köşkü…

*Cumhurbaşkanları, “köşk”te oturur, “Çankaya Köşkü”nde…

*Başbakanlar, “başbakanlık konutu” nda…

*Valiler, “vilayet konağı” nda.

*Kaymakamlar, “kaymakam evi” nde.

*Halk için il ve ilçelerde “halkevleri”, köylerde halkın toplanması için “köy odaları” yaptırılmıştır.

Gördüğünüz gibi…

Cumhuriyet döneminde “saray” yoktur!

Çünkü “cumhuriyet” ve ”saray” birbirine zıttır.

“Cumhuriyet”in olduğu yerde “saray” olmaz!

 

Yeniden “saray” inşa edildiğine göre…

Döndük dolaştık, cumhuriyeti kurduktan 92 yıl sonra ilk defa bir “saray” inşa ettik.

Cumhurbaşkanlığı Sarayı…

Bu, sıradan bir olay değildir.

Bu, “bir bina inşa etmek” hiç değildir.

Bu, “cumhuriyet döneminin reddi” ve “Osmanlı dönemi” ne geçişin bir simgesidir.

Artık “saray”ımız varsa, “padişah”ımız da vardır.

Saray, “padişahsız” olmaz!

Saray, “uşaksız” olmaz!

Saray, “tebaasız” olmaz!

Saray, “dalkavuksuz” olmaz!

 

Saray yapıldı, dalkavuklar çoğaldı

Mutlaka biliyorsunuzdur…

Eğer bilmiyorsanız, Osmanlı Tarihi’ne şöyle bir göz atın!

Osmanlı döneminde, saraylarda “kadrolu dalkavuklar” vardı.

Görevleri, hoş şeyler söyleyip padişahları eğlendirmekti.

Padişahlara sürekli “aşırı saygı” gösterirler, yalakalık yağcılık yaparlar, şaklabanlık ederler, yaltaklanırlardı.

Onursuz kişilerdi…

***

Günümüzde “saray” geri geldi, “dalkavuklar” çoğaldı!

Kızmayın, öfkelenmeyin, garipsemeyin; kuraldır bu!

“Saray” varsa, “dalkavuklar” da vardır.

Cins cins…

Çeşit çeşit…

Üzülerek söyleyelim ki, “günümüz dalkavukları”, “eski dalkavuklar” dan daha zararlı!

Eskiden dalkavuklar, sarayda “eğlence ve mizah” unsuruydu.

Toplumsal hayata ve devlet yönetimine pek zararları olmazdı.

Ya şimdi?

Dalkavukluk; artık siyaset ve bürokraside yükselme, iş dünyasında ise rant sağlama aracı.

Yani günümüz dalkavukları, topluma ve devlet yönetimine zarar veriyorlar.

Bakın çevrenize, yerel ve ulusal bazda yüzlercesini hatta binlercesini görürsünüz.

Her gün bu ülkede “dalkavukluk yarışması” yapılıyor.

Her gün bu ülkede piyasaya onlarca “yeni dalkavuk” giriyor.

Efendisi yellendiğinde burnunu tıkayacağına, derin nefes çeken tipler bunlar!

Yüzlerine bakın, hemen anlarsınız.

 

“Saray”ın işbirlikçiliği…

Demek, “saray”ın yapısı bu!

Emperyalistlerle işbirliği yapmak, demek “saray”ın fıtratında var!

92 yıl önce Cumhuriyet’i kuranlar ne demişti?

“Saray, emperyalistlerle işbirliği yapıyor…”

Doğru çıktı, koskoca imparatorluk parçalandı.

Peki, bugünün “sarayı” döneminde ne yaşıyoruz?

Yine “emperyalistlerle işbirliği” görüyoruz.

Ülkemiz bölünme noktasında!

“Kürdistan” birinci insanın bile dilinde!

 

“Saray” varsa, “saltanat” da var

Yine işin kuralıdır…

“Saray” varsa, “saltanat” da vardır.

Saray, kendi saltanatını yaratır.

Ve ne pahasına olursa olsun, sürdürür.

Bu uğurda ne yapılması gerekiyorsa, bunları yerine getirmekten çekinmez.

Kurum kuruluş, yasa yönetmelik, anayasa babayasa tanımaz!

Bildiğini okur!

Bu arada, “saray saltanat yeri olarak algılanmasın” diye, ara sıra vitrine sözde sanatçı ve aydınlar yerleştirilir.

“Aydınların ve sanatçıların sözlerine önem veriliyormuş” havası yaratılır.

 

Sonuç olarak…

Yazımın başında da belirttim…

Siz siz olun, son zamanlarda ülkemizde yağcıların, yalakaların, şarlatanların, özellikle dalkavukların sayısının artmasına şaşırmayın!

Eğer bir yerde “saray” varsa, yukarıda saydığım tipteki insanların sayısının artması normaldir.

Dalkavukların yetiştiği iklim “saray iklimi” dir.

 Dalkavuklara, gerçek cumhuriyetlerde yaşam hakkı yoktur!

Bu yazı toplam 2116 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim