• BIST 107.202
  • Altın 145,420
  • Dolar 3,5161
  • Euro 4,1312
  • Kocaeli : 20 °C
  • İstanbul : 25 °C
  • Sakarya : 20 °C

Savcı Bey’in “Bu davalarda katakulli var” itirafı…

M.Tanzer Ünal

 

                                                     

Cuma akşamı, İlker Başbuğ Paşa’nın serbest bırakıldığı saatlerde çok duygusal anlar yaşadım.

Serbest bırakılan sadece İlker Paşa değildi, bu serbest bırakma olayı aslında Türk Silahlı Kuvvetleri’nin “esaretten kurtulma” sinyalleriydi.

İnşallah önümüzdeki günlerde, bir proje (BOP-Büyük Ortadoğu Projesi) uğruna yıllardır zindanda tutulan askerler bir bir hürriyetlerine kavuşacaklar.

Proje dedim de…

Neydi bu projenin aslı?

Neler yapıldı, hangi ocaklar söndürüldü, hangi kurumlar yerle bir edildi bu proje uğruna?

Adına BOP dediler.

Büyük Ortadoğu Projesi…

Egemen güçlerin bir projesiydi bu.

Yani Batı’nın…

Yani Emperyalistlerin…

Ortadoğu’yu yeniden şekillendireceklerdi.

Türkiye dahil, 26 ülkenin sınırlarını yeniden çizeceklerdi.

Yıllar yılı hazırlığı yapıldı.

Raporlar hazırlandı…

 

 

O raporu, BOP projesinin Türkiye bölümünü biliyorsunuz…

                                                               *******

Bu köşenin düzenli okurları bilirler…

Size, o raporun Türkiye bölümünü defalarca yazdım.

Şimdi tam zamanı, bir kez daha yazıyorum.

Bu rapor, şimdiye kadar yaşadığımız her şeyi anlatıyor.

“BOP’un kilit ülkeleri Türkiye ve İran’dır. Bu iki ülke ya bizimle olmalı, ya da çökertilmelidir. Türkiye’nin konumu ve olaylara bakışı ile İran’ınki birbirinden çok farklıdır. Bu nedenle uygulanacak politikalar ve planlar da farklı olmalıdır. Türkiye’ye karşı ekonomik destekli bir seri psikolojik operasyon uygulanarak halkın, özellikle Silahlı kuvvetlerinin direnişi kırılmalıdır. Türkiye’yi ekonomik olarak kriz sınırında tutarak siyasal isteklerimize hayır diyemeyecek bir noktaya getirmeliyiz.
Bu planlar uygulanırken PKK örgütü de etkin bir şekilde kullanılmalıdır. Bu planların uygulanması için çok önemli olan medya desteği için Türkiye’de yeterli altyapımız mevcuttur.
Türkiye’de küreselleşme ve ılımlı İslam modeli üzerinde çalışırken, Azerbaycan’da ve İran’da sosyal yapıya dönük milliyetçilik planları uygulanmalıdır.”
20 Mart 2003 tarihli bu raporu bir kez daha okudunuz.
Gördüğünüz gibi…
Türkiye, 11 yıldır “ABD’de senaryosu yazılan hayatı” yaşıyor.
Ne eksik, ne fazla…

*Ne yapılacakmış? Silahlı Kuvvetler’ in direnişi kırılacakmış… Kırıldı mı? Kırıldı…

*Ne yapılacakmış? Türkiye, ekonomik kriz sınırında tutulacakmış… Ekonomik kriz sınırında mıyız? Evet, öyleyiz…

*Ne yapılacakmış? PKK, etkin bir şekilde kullanılacakmış… Kullanılıyor mu? Kullanılıyor…

*Ne yapılmış? Planın uygulanması için medyadan destek sağlanmış… Hem de nasıl! Bazı gazete ve televizyonları çık, diğerleri hep bir ağızdan “hainlik şarkısı” söyledi ve söylemeye devam ediyor.

 

 

 

Önce “iktidar yapısı” oluşturuldu, sonra projenin önündeki engeller kaldırıldı

                                                               **********

“Büyük Ortadoğu Projesi” demek, aslında dünyanın yeniden şekillendirilmesi demek…

Bu projenin kilit ülkesi Türkiye’ydi.

Türkiye’de, önce projeye uygun “iktidar yapısı” oluşturuldu.

Recep Tayyip Erdoğan ve arkadaşları iktidar olmak, ABD ise bu yönetim üstünden BOP Projesi’ni uygulamak istiyordu.

Alan memnun, veren memnundu…

Ancak sadece “iktidar yapısı” nın oluşturulması yetmiyordu.

Projenin önünde engel görünen tüm unsurlar, yine bu iktidar eliyle ortadan kaldırılmalıydı.

İlk hedef, Türk Silahlı Kuvvetleri idi.

Ordu’nun direnişi kırılmalı, sorun olabilecek isimler esir alınmalıydı.

Subay, general, amiral…

Ordu komutanı, kuvvet komutanı, genelkurmay başkanı…

En alt kademeden en üst kademeye kadar, daha önce belirlenen isimlere kumpas kuruldu.

“Ergenekon” adını verdikleri bir “suç örgütü” uydurdular.

Zindana attıklarını, bu örgüte üye olmakla suçladılar.

Amaç, Türk Silahlı Kuvvetleri’ni itibarsızlaştırmaktı.

Amaç, komutanların dirençlerini kırmak, burunlarını sürtmekti.

Bakmayın siz şimdi, iktidarın bütün suçu “paralel devlet”’in üstüne atmasına!

Hatırlayın, o tarihlerde “Askeri vesayeti kaldırıyoruz” diye, “Biz bu davaların savcısıyız” diye neredeyse zil çalıp oynayacaklardı.

Emekli olmuş, köşesine çekilmiş Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ’u bile “terör örgütü kurmakla” suçladılar.

Utanmadılar…

Kıllarını kıpırdatmadılar…

Dün Ergenekon ve Balyoz davalarının savcısı olduğunu söyleyen zat, bugün de kalkmış diyor ki, “Burada katakulli olduğu çok açık. Bu davalarda haksızlığa uğrayan insanlar var. Çok ciddi sayıda tutuklu insan var. Bütün bu davalarda intikam hissiyle hareket ettiler. Kısacası paralel yapı, bu davalarda görevini icra etti…”

Bu bir itiraftır.

Savcı (!) Recep Tayyip Erdoğan’ın itirafı…

Kendi kendine Ergenekon ve Balyoz davalarının savcılığını üstlenen Erdoğan, “suç”u itiraf etti:

“Bu davalarda katakulli var!”

Savcı “katakulli”yi itiraf ettiğine göre, bu davalar düşmüştür.

Bundan daha açık seçik “yeniden yargılanma” gerekçesi olabilir mi?

 

 

BOP Projesi’ni uygularken, rant peşine düştüler…

                                                               ********

Şu Allah’ın büyüklüğüne bakın!

Bu milletin verilmiş sadakası varmış.

Ülkeyi yönetenler, emperyalist güçlerle işbirliği yapıp BOP Projesi’ni uygulamak isterken, şeytana uyup rant peşine düştüler.

17 Aralık, ülkemizin “talih”inin döndüğü tarih oldu.

Şunu unutmayın, 17 Aralık Türkiye için bir “milat”tır.

Hırsızlıklar ortaya döküldü…

Herkesin kirli çamaşırları etrafa saçıldı…

Ve “savcı bey”den itiraf geldi:

“Bu davalarda katakulli var…”

Bundan sonra mı?

Katakulliyi yapanlar düşünsün!

 

 

  

 

 

 

Bu yazı toplam 1232 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim