• BIST 102.482
  • Altın 146,654
  • Dolar 3,5204
  • Euro 4,1865
  • Kocaeli : 23 °C
  • İstanbul : 24 °C
  • Sakarya : 23 °C

Seçim gezisi anıları…

Abdullah Karagöz

 

Malum bugün YASAK günü!

Basında,  seçimlerle ilgili yayın yapmak resmen yasak.

Ne yapalım?

Bugün de kimseyi üzmeden, eleştirmeden, incitmeden, siyasete girmeden, yasak duvarını delmeden, başımızdan geçen, eski seçim gezilerinde belleğimizde kalan anıları anlatalım bu haftaki yazımızın haftaya yayınlanacağını söyleyerek o günlere dönelim;

Dönem, DP dönemi… Kartal’da, Halkevi ile Ramazan Kaymak’a ait HAN’ın bulunduğu iskele meydanında kalabalık… Atatürk anıtının yanına tahta sandalyeler üzerine çıkmış uzun boylu kartal bakışlı adam konuşuyor. Dinleyenler avuçlarını patlatırcasına alkışlıyor. O konuştukça dinleyenler “Yaşşaaa, Bravoo!” diye karşılık veriyor. Konuşan Millet Partisi Genel Başkanı Osman Bölükbaşı… Her toplantısı, her mitinginde iğne atsan neredeyse yere düşmez, öyle kalabalık topluyor ki sormayın. Sandıklar açılıyor, oylar sayılıyor o kalabalıktan Osman Bölükbaşına 2 elin parmakları kadar oy çıkıyor…

*

Demirel Amerika’dan gelmiş Adalet Partisi’nin başına geçmiş, seçimler yapılacak...

Vatandaşın nabzı tutulacak, kimi başa getirecek kime oy verecek, öğrenin (!) diyerek görev veriyorlar, doğuya Erzincan, Erzurum, Kars, Ağrı, Muş’a gideceksin diyorlar…

O zamanlar jetler yok 24 kişilik pırpır uçaklar var.

Hasret kavuşturan “Kara Tren” en güvenilir seyahat ve ulaşım aracı.

Kurtalan’a varmak üzereyiz. Kompartımanın kapısı önüne gelen üzerindeki yamalı palto, avurtları çökük sakallı köylü sağına soluna korkak bakışlar attıktan sonra kısık sesle:

“Kazata var mı beğ!” diye sordu. Gözleri içeride dağınık gazetelerin üzerindeydi.

Rastgele bir gazeteyi alıp uzattım. Belli ki okuma bilmiyordu. Verdiğim gazete istediği değildi.

“Beğ!” dedi, gözleri içerideki gazetelere bakıyordu “Baaşka kazata yoh mi?” diye sordu.

“Hangisini istiyorsun?” diye sordum.

“Cumhuriyat!”diye cevap verdi.

İstediği gazeteyi verdim. Başlığını inceledi. İstediği gazetenin o olduğuna inanmıştı.

Kompartımanın camından Kurtalan’ın yamacındaki dağların tepelerin yanmış, kısmen beton kapaklar atılmış durumu gözüktü. “Kazata” isteyen köylüye “Burada yangın mı çıktı?” diye sorduğumda;

“Yoh begim. Burada gazyağı çıktı. Kravatası iyi değil diye gavur kapattı!”

Sonradan öğrendik ki Kurtalan’da petrol aranmış sondaj yapılmış, petrol fışkırmış. Arama yapan ‘GAVUR’ gravitesi düşük(!) diye açılan kuyuların üstüne beton dökmüş.

Geçtiğimiz aylarda bu kuyular ulusal gazetelerde gündeme yeniden gelmişti.

Gazeteye “Kazata” diyen köylü Cumhuriyet gazetesini paltosunun iç cebine yerleştirirken:

“Nereye gideceksin?” diye sordum…

“Şeere(!)” dedi…

“Ne var şeerde?”

“Mitink varmış… Çetin Altan, Aybar gelirmiş, onları dinlemeye gidcem… Kazatayı da köyde okutcam!”

Paltosunun içine sakladığı gazete ile “Eyvallah” dedikten sonra koşar adımlarla ayrılıp gitti.

O gün Çetin Altan ve Mehmet Ali Aybar onun “şeer” dediği Kurtalan da yer sofrasında partilerinin seçim konuşmalarını yapıyorlardı.

*

Erzurum Kılıçpalas Oteli’nde misafiriz. Otelin önünde bir büfe var. Hani o meşhur “OLTU” taşı tespihler satıyor. Büfeciden Oltu Taşının sahtesi ile hakikisinin “Sırrını” ilk kez öğreniyorum. Çakmak veya kibriti yakıyorsunuz... Tespihi ateşe tutuyorsunuz. Sahte ise eriyor. Yanıp erimiyorsa hakiki demektir.

Erzurum’dan, Kars’a yöneliyoruz. Hava yaz havası… Güneş kavuruyor. Harman dövüyor köylü, düvenlerin üzerinde kiminde bir taş ağırlık olsun diye kiminde köylünün bebeleri oturmuş.

Sarıkamış’a yaklaşıyoruz, aman Allah’ım yağmur afat gibi üstümüze boşalıyor.

Karsa Namık Kemal’in evinin öne geldiğimizde kar yağmaya başladı. Birkaç saat içinde sanki dört mevsimi yaşıyoruz.

Otobüsümüz 20 kişilik ikinci el burunlu Şavrole… Kanepelerin yanları gaz tenekesinde oturaklarla dolu... Önümüze çıkan köylünün eşeğine çarptık. Eşek mi otobüse, otobüs mü eşeğe çarptı anlayamadık. Ama, otobüs şoförünün eşekten, eşek sahibi köylü de otobüs şoföründen şikayetçi olup kavgaya tutuşmasıydı.

*

Muş’ta  anlattılar;

Köye HOCA gelecek(!) demişler. Köylü hazırlık yapılmış. Hoca için döşekler serilmiş, kilimler yayılmış. Sofralar kurulmuş. Gözcü koymuşlar gençlerden birini köyün girişine. Bir süre sonra, gözcü köye dönerek seslenmiş;

“Hooooocaaaa  geliyooooo!”

Köylüler, hep beraber bir eşeksırtında gelen misafire doğru yürürler. Eşek yaklaşınca üstünde bıyıkları yeni terlemeye başlamış sakalı olmayan genç selam verir, köylü birbirine bakar:

“Ben yeni öğretmen…” der.

Köylüler: “İyi ya biz öretmen deeel, HOCA gelecek diye behliyoduh!”

Ne günlerdi o eski seçim öncesi geziler… Ne güzeldi yurdumun insanları…

Bugün seçim günü;

Tüm seçmenlere iyi gelecekli seçimler,

Seçilmek isteyenlere booool şanslar…

 

Bu yazı toplam 1658 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim