• BIST 89.940
  • Altın 145,207
  • Dolar 3,6228
  • Euro 3,9026
  • Kocaeli : 9 °C
  • İstanbul : 12 °C
  • Sakarya : 11 °C

Seçim sonuçları neyi anlatıyor?

M.Tanzer Ünal

 

                                          

Önce şunu kabul edelim.

Şimdiye kadar böyle bir seçim görmedik.

“Kazanan” da, “kaybedenler” de böyle bir sonuç beklemiyordu.

Sürpriz oldu…

Tamam, dengelerin altüst olacağını kimse öngörmüyordu, ama hırsızlıkların, yolsuzlukların ve rüşvetin hiç mi “bedeli” yoktu?

 Toplum, değerlerine karşı bu kadar mı duyarsızdı?

*İspatlı hırsızlığın…

*Aleni yolsuzluğun…

*Twitter’ı ve Youtube’yi kapatmanın…

*Basını baskı altına almanın…

*Bütün TV kanallarını kendine bağlamanın…

*Yargıyı tasfiye etmenin…

*Üniversiteyi susturmanın…

*Sivil toplum örgütlerine gözdağı vermenin…

*Polis devleti kurmanın…

*Ötekileştirmenin…

*Ayrıştırmanın…

*Bütün muhalifleri “düşman” saymanın…

*Kendisine karşı olan herkese rest çekmenin…

Halk yönünden hiçbir “değeri” ve “anlamı” yok muydu?

Demek ki, yokmuş…

 

 

Bu tavırla seçim alınır, ama ülke yönetilemez!

                                               *********

Şimdi eğri oturup, doğru konuşalım.

Elimizi vicdanımıza koyalım.

Sağduyulu davranalım…

Başbakan Erdoğan’ın bitmek tükenmek bilmeyen ve gittikçe şiddetlenen bu tavrıyla ülke yönetilebilir mi?

Seçim kazanılabilir, ama ülke yönetilemez…

İşte üzerinde durulması gereken esas konu bu!

Seçim sonuçlarından çok, Erdoğan’ın tavrı…

Başbakan’ın, “halkı kutuplaştırma siyaseti”nin sonuç vermiş olması…

Seçmenin, bu siyaset tarzına prim vermesi…

                                               ******

Recep Tayyip Erdoğan, kendi ismi üzerinden Türkiye’yi kutuplaştırdı.

Tayyipçiler… Anti-Tayyipçiler…

Son oranı esas kabul edersek, yüzde 45 Tayyipçiler, yüzde 55 Anti-Tayyipçiler…

Bir taraftan saflarını sıklaştırıyor, diğer taraftan kendisinden olmayanları “karşıya” itiyor.

Bu yol, inanın yol değil!

Bu yolla seçim alınır, ama ülke huzur içinde yönetilemez.

*Kendi halkının yüzde 55’ini karşına alacaksın…

*Muhalifleri ve sözünü tutmayan herkesi “düşman ilan edeceksin…

*Zafer konuşmanda herkesi kucaklamak varken, herkese rest çekeceksin…

*Hırsız ve yolsuzlukların üzerini “aldığın oylarla” örtmeye çalışacaksın…

Eee, nasıl olacak?

Dünyada böyle bir “ülke yönetme yöntemi” var mı?

Bu kafayla yönetilen ülkede huzur olur mu?

 

 

Bundan sonra ne olacak?

                                               *********

Şunu kabul etmemiz lazım.

Beğenelim beğenmeyelim…

Erdoğan, toplumun sosyal yapısını iyi tahlil etmiş, buna göre yöntem geliştirmiş, algı yönetiminde çok başarılı, kendisini sürekli hedefe odaklayan bir lider.

Ne yaptı ne etti, pazar günkü seçimde de “halkın kredisi”ni devam ettirdi.

Daha doğrusu, kendisine özgü yöntemlerle “bloke ettiği seçmenini” elinde tutmayı becerdi.

“Tayyip’le yola devam edilsin mi, edilmesin mi?” referandumunu başarıyla geçti.

Kendi geleceği tehlikedeydi…

Ama O, “ülkenin geleceği tehlikede” algısı yaratarak, seçmenin partisinden uzaklaşmasını engelledi.

Tebrik etmek lazım!

Pratik siyasi zekâsı ve inanılmaz bir organizasyon yeteneği var.

Ama olayları uzun vadeli değerlendirirsek, şuna emin olun ki, tuttuğu yol, yol değil!

Seçimleri kazandı, ancak dün de söylediğim gibi, “Her kazanmak ‘kazanmak’ değildir”…

Keşke kaybetseydi de, Türkiye’nin önünü açsaydı.

                                                                              *******

Bunca yaşantımda şunu gördüm…

Bu dünyada “kendisini düzeltebilen insan” var, “kendisini düzeltemeyen insan” var.

Recep Tayyip Erdoğan, ikinci gruptan…

Kesinlikle hatasını kabul etmiyor, hatalarla ülkeyi yönetiyor, bundan da geri adım atmıyor.

Bu bir “huy”!

Bu yaştan sonra da “huylunun huyundan vazgeçtiği” görülmemiş.

Vura vur gidiyor…

İşine gelmeyen kişi ve kurumları dümdüz ediyor.

Yasa, yönetmelik, değer… Hiçbir şey bırakmadı ortada.

Sadece ve sadece “kendisinin doğruları” var.

Diğer kişi ve kurumların hiç mi ama hiç önemi yok!

Peki, bu yöntemle Türkiye nereye kadar gidecek?

Daha doğrusu, Türkiye, bu yöntemle nereye götürülebilir?

*Yurt içinde halkın yüzde 55’i kendisine karşı…

*ABD, kendisine karşı…

*Avrupa, kendisine karşı…

*Uluslararası kuruluşlar, kendisine karşı…

 Ancak Erdoğan, kimseyi iplemeden, özel yöntemlerle peşine taktığı yüzde 45’le yoluna devam ediyor.

Ben, bu gidişi sağlıklı bulmuyorum.

                                                               ********

Özetlersek…

Pazar günkü seçimlerin sonucu çok fazla önemli değil.

Önemli olan, ülkeyi yöneten kişinin, dili, tavrı, tarzı, yaklaşımı, kibri…

Ve Erdoğan’ın bu davranış biçimine, toplumun prim vermeye devam etmesi…

İşte Türkiye’yi karanlık günlere götürecek olan bu!

 

 

 

 

    

Bu yazı toplam 1648 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim