• BIST 83.067
  • Altın 146,530
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • Kocaeli : -6 °C
  • İstanbul : 2 °C
  • Sakarya : -6 °C

Seçimlere üç gün kala o filmi geriye bir saralım mı?

M.Tanzer Ünal

 

                             

17 Aralık’tan 27 Mart’a…

Tam 99 gün geçmiş.

Üç gün sonra sandık başına gideceğiz.

Şu “99 günlük Türkiye filmi”ni şöyle geriye bir saralım mı?

17 Aralık’ta ne olmuştu, neler yaşadık, şimdi hangi noktadayız.

                                                               *******

Dün, o filmi geriye sararken, irkildim.

“Çok hızlı günler” yaşadığımızı sanıyordum, baktım ki, yerimizde sayıyoruz…

Acı, ama gerçek bu!

Ne olmuştu 17 Aralık’ta?

Üç bakanın oğlu, iktidarın kayırdığı İranlı bir işadamı, bir banka genel müdürü ve diğer bazı kişiler gözaltına alındı.

Ayakkabı kutularındaki milyon dolarlar…

İçi para dolu çelik kasalar ve para sayma makinesi…

Bu rezilliklere Başbakan Erdoğan’ın ilk tepkisi, “darbe, örgüt, çete, paralel devlet” oldu.

Ve bu pislikleri ortaya çıkaran polisler ile yargı mensupları anında görevlerinden alındı.

Böylece ne yapılmış oldu?

Yolsuzluk sorgulamasının, Başbakan’ın yakın çevresine kadar inmesi engellendi.

Oğul Bilal, gözaltına alınmaktan kurtuldu.

İkinci, üçüncü dalga operasyonların önüne geçildi.

Bütün bunlar yapıldı, ama yapılamayan, engellenemeyen bir şey vardı.

Rüşvet, hırsızlık ve yolsuzluk tapeleri…

Tekmili birden rezalet!

Rezaletin de daniskası…

Başbakan ve oğlu Bilal’e ait olduğu ileri sürülen “akçeli” konuşmalar…

Bakanların, yandaş ve yalaka gazetecilerin, bürokratların ve iktidar işadamlarının iğrenç pazarlıkları…

“Kuran’a hakaret” dahi içeren yılışık muhabbetler…

 İçinde ne ararsanız var.

Arazi kapatma…

Havuz oluşturup gazete ve TV kalanı satın alma…

Kara para aklama…

Rüşvet…

Yolsuzluk…

Milletin a….. koyma…

 

 

Bütün bunlar ortaya konuldu da ne oldu?

                                               *******

İşte bütün mesele burada!

Başbakan Erdoğan, ortaya serilen hırsızlık ve yolsuzluk kasetlerine, “montaj” dedi, “dublaj” dedi, “piyes” dedi.

“Bütün bunlar, paralel devletin işi” dedi...

Demeye de devam ediyor.

Dikkat ediyor musunuz, şimdiye kadar hiç, “Bu ses kayıtları, yazılanlar ve söylenenler tamamen yalan. Ben oğlumla böyle bir konuşma yapmadım” demedi.

Ya ne dedi?

“Utanmazlar, Başbakan’ı bile dinlemişler…”

Demek, dinlemeler doğru.

Montaj, dublaj filan değil.

Bu nedenle de hakkında dava açılan, yakalanan, sorgulanan kimse yok.

Ya ne var?

Görevlerini yapanları “yıldırma” var.

Toplumdaki “hırsızlık, yolsuzluk ve rüşvet” olgusunu değiştirme gayreti var.

“Paralel devlet” adı verilen “günah keçisi” üzerine bütün suçların atılması var.   

Başbakan, seçim nedeniyle her gün meydanlarda…

Ağzına dolamış bir “paralel devlet”, toplananlara yuhalatıyor.

Paralel devlet… Yuhhh!

Bunlar çete… Yuhhh!

Bunlar bu memleketin başbakanını bile dinlemişler… Yuhhh!

Böylece suçların, ayıpların, günahların üstü örtülmek isteniyor…

Tabii, bu arada bütün bu olup bitenlere rağmen, hâlâ daha AKP’ye alkış tutanların ahlak değerlerinin de sorgulanması lazım.

 

 

“Devlet” mi, yoksa “kişiler” mi korunuyor?

                                                               *********

İktidar, aldığı kararlarla “devleti koruduğu” havasını yaymak istiyor.

Devlette “çete” varmış, temizlemiş…

Yargıya, emniyete, MİT’e, İçişleri Bakanlığı’na ayar çektiler, yetmedi Twitter’ı kapattılar ya…

Bütün bunları güya “devleti korumak” için yapmışlar.

Aslı astarı yok!

Amaçları “devlet”i değil, “kişiler”i korumak!

Kişilerin, hiç olmazsa diğer pisliklerinin ortaya dökülmesini engellemek!

*Çete ortaya çıkarılmışsa…

*Darbe önlenmişse…

*“Paralel devlet” deşifre edilmişse…

Hâlâ bu korku, bu panik neden?

Madem ortada “suç” var, neden “suçlular” hakkında gereken yapılmıyor?

Neden suçlular adalete teslim edilmiyor?

“Seçimlerden sonra gerekeni yapacağız” diyorsunuz…

Neden seçimlerden sonra?

Yargı, siz ne zaman isterseniz, o zaman mı harekete geçiyor?

Sizin emir ve direktiflerinizle mi hareket ediyor?

Her ülkede suç da vardır, suçlular da…

Siz suçlu olduğu iddia edilen kişileri neden yargıya havale etmediniz de himayenize almaya kalktınız?

Bu saatten sonra ülkemizdeki yargının bağımsızlığından söz edilebilir mi?

                                                                              ********

Ben, “o filmi” geriye sardım ve bunları gördüm.

Seçimlere üç gün kala o filmi bir kez daha sizlerle paylaşmak istedim.

Filmi dikkatle izlemeye devam edeceğiz.

Bu yazı toplam 1293 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim