• BIST 107.896
  • Altın 151,380
  • Dolar 3,6601
  • Euro 4,3285
  • Kocaeli : 25 °C
  • İstanbul : 21 °C
  • Sakarya : 25 °C

Sedir Ağaci ile sohbet

Necdet  Güler

İzmit’in çeşitli yerlerinde bulunan, değişik yaşlardaki  Sedir ağaçları birkaç yıldan beri kuruyup ölüyor. Neden ölüyorlar ilgilenen yok. Bunlardan biri Şirintepe’de,  karayolunun hemen güney kesiminde. Çok iyi gelişmiş, gövdesi 40 cm kadar çapa erişmiş bir Sedir ağacı. Geçen yıla kadar gür yaprak topluluğuna  ve şekline  hayran kaldığım bu sedir ağacı da kurumakta.

Neler olduğunu anlayabilmek için aklıma Prof. Dr. Hikmet Birand’ın  “Alıç ağacı ile sohbetler” isimli kitabı geldi. Geçen haftaki yazımda belirttiğim gibi bu kitap, onun Ankara’nın Dikmen’inde yalnız yaşayan bir Alıç ağacı ile bitki dünyası konusunda yaptığı kurgusal sohbetleri içeriyor. Bu kitaptan esinlenerek ben de bu Sedir ağacı ile sohbet ettim. Bakın neler konuştum onunla:

  • Dostum…Seni, memleketin Toros dağlarından bu kadar uzak olan İzmit’e kim getirdi.?
  • Siz insanlar her ağaç türünün canınızın istediği her yerde yaşayıp gelişebileceğini zannediyorsunuz. Buranın iklimi ve toprak yapısı yeterli derecede uygun olmadığı halde bizleri getirdiler ve bu kentin çeşitli yerlerine diktiler. Üstelik bu kentin her tarafı bizim için uygunmuş gibi..
  • Öyle diyorsun ama büyük, düzgün bir gövde oluşturmuşsun. Bu durum  yaşamın açısından buranın da uygunluğunu göstermiyor mu?
  • Göstermiyor…Üzerimizde yeterli yaprak taşıyorsak bizi sağlıklı zannediyorlar. Biz orman ağaçları uzun ömürlüyüz. Olumsuz dış etkilere direncimiz başlangıçta yüksek derecede olabiliyor ve iyi gelişebiliyoruz. Ancak yaş ilerledikce bu durum değişebiliyor. Bak halime, ölüyorum…

 

  • Yani ta başından beri sağlık sorunlarınız vardı demek istiyorsun.
  • Evet..Hep korktuk…Bizi hızla ölüme götürecek bir olumsuzluk olacak diye. Korktuğumuz başımıza geldi. Kenttin çeşitli yerlerindeki türdaşlarımın bir kısmının da kuruduğunu öğrendim. Buradaki şartlar bizim türümüze tam uymadığından bazı olumsuz faktörlere direncimiz de yetersiz kaldı. Hem unutmayın; Buraları bizim için uygun olsaydı biz tohumlarımızla buralara kadar zaten yayılırdık. Ama uygunluğundan dolayı sadece Toros dağlarında ve Afyon’un Murat dağlarında yerleşebildik. Yani biz buraların doğal ağacı değiliz. Biz burada yabancı tür olarak bulunuyoruz.. Bizim asıl yerimiz olan Toros dağlarında yıllık yağışın 65-120 cm kadar olduğu, 800-2100m yükseklerde yaşarız. Yıllık ortalama sıcaklık orada 6-14 derecedir. (En yüksek sıcaklık 35 , en düşük -15). Toprak sığ-orta derin arasıdır. Burada yağış daha fazla (71 cm) ve toprak şartları kötü değil. Ama biz uzun süren yaz kuraklığına dayanamayız.

 

  • Bir başka türün de var İzmit’te değil mi? Atlas sediri. Onların durumu nasıl?

 

  • Hemen hemen aynı  durumdayız.  Bu türümüz Türkiye’de doğal olarak hiçbir yerde bulunmuyor. Fas ve Cezayir’de,Atlas dağlarında 1500-2500 m arası yükseltilerde yaşıyorlar. Orada yıllık yağış 50-80 cm arasındadır ve toprak genelde kumtaşından oluşmuş  derin  ve kalker yapıdadır. Doğal olarak bulundukları bu yerde yağan kar aylarca kalır.

 

  • O halde sizleri ölüme doğru götüren  ne olabilir?
  • Yıllık yağış miktarı bütün ağaç türleri için yaşamsal öneme sahiptir. Fakat yağışın mevsimlere dağılımı yıllık ortalama yağış miktarından daha önemlidir. Bizlerde kuruma gördüğün gibi en tepedeki uç sürgünden başlıyor. Böyle durumlar topraktan yeterli su alamadığımız zamanlarda görülür. “Küresel ısınma”nın uzun yaz kuraklıklarıan neden olduğunu görmüyor musunuz? Bu yıl İzmit’te başka ağaç türlerinde de kurumalar olacağını zannediyorum.
  • İyi ama Toros dağlarındaki nesliniz bu “Küresel ısınmadan” neden etkilenmiyor?
  • İşte yine bilgsizliğiniz ortaya çıkıyor: Oradaki toprak ve iklim şartları bizim  için çok uygun. Üstelik orman halinde, ormanın dayanışması içinde yaşıyor benim oradaki türdaşlarım. Biz burada istediğimiz şartlardan uzakta olmanın yanısıra fidan halimizden beri bu kentin kirli suyuna, kirli havasına, köklerimizdeki tahribatlara, dallarımızın budama adı altında kesilmesine tahammül etmek zorunda kalıyoruz.
  • Peki…Diğer ağaç türlerinde, örneğin servilerde, atkestanelerinde bu kurumalar neden sizdeki kadar değil?
  • Çünkü her ağaç türünün olumsuz bir faktörden etkilenme derecesisi farklıdır. Bizim  kurumamıza neden olan faktöre bir başka ağaç türü, örneğin Yalancı Akasya belli bir zamana kadar direnç gösterebilir veya ondan çok az etkilenir.
  • Peki…Kimse gelip bu kuruyan dallarınızı inceliyor mu?
  • Ne incelemesi..Kuruyanlarımızı  bile kesip almıyorlar. Gidin bakın, Atatürk heykelinin arkasında kuruyan Sedir aylardır duruyor. O kadar tuhaf bir durum ki bizler ölürken İzmit’in çeşitli yerlerine Sedir ağaçları dikiyorlar.
  • Yani öleceklerini bile bile?
  • Evet. Üstelik İzmit’teki başka ağaç türleri de kurumaya başlayabilir bizi kurutan faktör yüzünden. Kimsenin haberi yok ve kimse önleyici tedbir almıyor.
  • Sizin durumunuzu görüp ne gibi tedbir alabilirler?
  • Cevabı çok basit bu sorunun; biz, örneğin “Küresel ısınma”ya bağlı olarak “uzun ve şiddetli“ yaz kuraklığından etkileniyorsak yapılacak şey bu kentte yapılacak ağaç dikimlerinde bundan sonra, öncelikle kuraklığa dirençli türlere yönelmek olmalıdır. Çünkü küresel ısınma her yıl şiddetini arttıracaktır.
  • Uyarı olmuyor bizim ölmeniz kimseye, kent yeşilliğinden sorumlu olanlara diyorsun.
  • Ne yazık ki öyle…Uyarı olması için bu konuda yeterli bilgi sahibi olmak gerekiyor. Unutma… bizi bu duruma “Bildiğini zannedenler” getirdi.

Doğru söze ne denir.

Geçen gün o Sedir ağacı ile yeniden konuşmaya gittim. Ama mümkün olmadı; ölmüştü…

Bu yazı toplam 1066 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim