• BIST 96.400
  • Altın 144,302
  • Dolar 3,5616
  • Euro 4,0009
  • Kocaeli : 13 °C
  • İstanbul : 17 °C
  • Sakarya : 13 °C

Şeker “zehir” ise, pastanelere ne isim vereceğiz?(2)

M.Tanzer Ünal

Dünden devam edelim…

Dünkü yazıyı okumadıysanız, şöyle bir göz gezdirin.

Şeker; “gıda” mı, “zehir” mi, “uyuşturucu” mu?

“Zehir” ise, “uyuşturucu” ise, neden hâlâ yemeye devam ediyoruz?

Son günlerde gelişmiş ülkelerde “şeker”e büyük tepki var.

“Fiyatını artıralım, erişimi zorlaştıralım” diyen de var…

Şeker paketlerinin üstüne, tıpkı sigarada olduğu gibi, “Sağlığa zararlıdır, yenmesi tavsiye edilmez” önerisinde bulunan da.

Tepkiler, tartışmalar gün geçtikçe yayılıyor.

***

Ülkemizde şekere karşı ilk bayrak açan Prof. Dr. Canan Karatay oldu.

Amansız bir mücadele veriyor…

Şekere, içinde şeker bulunan bütün gıdalara karşı.

Başta da ekmek.

İşi “Ha ekmek, ha şeker yemişsiniz” demeye kadar getirdi.

Bütün şimşekleri üzerine çekmiş durumda.

Ama yılmıyor, şeker ve içinde şeker bulunan yiyeceklere karşı savaşını sürdürüyor.

Görüşünü tek cümleyle özetliyor:

“Şeker, zehirdir”.

Canan Karatay’a kulak verdim, hayatım değişti

***

Uzmanlar, şekeri farklı ifadelerle tarif ediyorlar…

Bir tarife göre şeker, “Kimyasal olarak karbon, oksijen ve hidrojen atomlarından oluşan bir karbonhidrattır.”

Şekerle ilgili diğer bir tarif ise şöyle:

“Karbonhidrat ihtiva eden her şeye şeker denir. Lezzet olarak hiç benzemese de ekmek, patates, muz gibi yiyecekler aslında şekerdir.”

İyi de, yiyeceklerdeki şeker miktarı nasıl ölçülür?

Diğer bir ifadeyle, hangi yiyecekte ne kadar “zehir” var, bunu vatandaş nasıl bilecek?

Vatandaş bilecek ki, ona göre ya yiyecek, ya hiç yemeyecek veya az yiyecek…

Bu, iki üç yıl önceye kadar söylenmediğinden, bu konuda toplumsal bir bilinç yaratılmadığından, millet iyi beslendiğini sanıp ha bire götürüyordu.

Baklava, börek, çörek, çikolata, helva, pilav, makarna, patates, bisküvi…

Damağına tat veren her şeyi…

Beslenme alışkanlığımızın temelinde “un ve şeker”den yapılan yiyecekler vardı, bol bol tüketiyor, iyi beslendiğimizi sanıyorduk.

Göbeği, eti budu yerinde olanlara “sağlıklı”, cılız olanlara da “hastalıklı” değerlendirmesini yapıyorduk.

Yanlış anlaşılmasın, kimseyi suçlamıyorum…

Ben de bu konuda “istisna” değil, “genel çoğunluk” içindeydim.

Tatlısız, meyvesiz sofradan kalkmazdım.

Tek çeşit değil, mutlaka dört beş çeşit ekmek bulunurdu evimizde.

Rahmetli annem ve kayınvalidem, birer baklava- börek uzmanıydı.

Suböreği, tepsi böreği, kıymalısı, peynirlisi, ıspanaklısı hiç eksik olmazdı soframızdan.

Sonuç, üç yıl önceye kadar 110 kiloyu bulan bir Tanzer Ünal vardı karşınızda.

Rahat yürüyemeyen, her yemekten sonra uyuklayan, sık sık kanşekeri düştüğünden çekmecesinde sakladığı çikolata ve bisküvilere saldıran, ara öğün diye şeker deposu elma ve armudu götüren, yedikçe yine acıkan bir Tanzer Ünal…

Sonra ne mi oldu?

Canan Karatay’a kulak verdim, beslenme alışkanlıklarımı değiştirdim, hafifledim, kendime geldim.

Baklava börek günleri geride kaldı…

Bir oturuşta bir kilo kiraz veya iki üç elma veya iki üç portakal mandalina yediğim günler de…

Ekmekle vedalaştım.

Çok sevdiğim patatesi minimuma indirdim.

Şimdi artık karbonhidrat ağırlıklı değil, protein ağırlıklı besleniyorum.

Özel bir çaba harcamadan 88 kiloya indim, yine özel bir çabam olmadan bir iki yıl içinde 80-82 kiloya ineceğimi sanıyorum.

Sadece beslenme alışkanlığımı değiştirerek…

Yediklerimizde acaba ne kadar şeker var?

***

Sevgili okurlarım, sizler mutlaka biliyorsunuzdur, ama ben beslenmeme dikkat etmeye karar verdikten sonra öğrendim…

“Glisemik İndeks” denilen bir “şeker ölçüm sistemi” var.

“Gıdanın, kan şekerini yükseltme hızı” olarak tarif ediliyor.

Yani bir gıdada ne kadar fazla şeker varsa, indeksi o kadar yüksek çıkıyor.

Örneğin saf şekerin glisemik indeksi 100 olarak kabul ediliyor.

En üst seviye… Zirve…

Diğer besinler bu değere yaklaştıkça, “yenmesi sakıncalı besinler” arasına giriyor.

Örneğin patates…

Haşlamasını, kızartmasını, püresini, yemeğini yaygın olarak tükettiğimiz besin…

Haşlanmış, kızartılmış veya fırınlanmış patatesin glisemik indeks değeri 85!

Yani bu, şu demek oluyor…

Yediğimiz patatesin yüzde 85’i kadar şeker yemiş oluyoruz.

Şimdi diyeceksiniz ki, “Ne yani karbonhidratı hayatımızdan çıkaralım mı?”

Hayır, sağlık için karbonhidrat da gerekli.

Ama karbonhidratlı besinleri yerken, yediklerimizin glisemik indeksine çok dikkat etmemiz gerekiyor.

Sağlığımız için glisemik indeksi düşük besinleri tercih etmeliyiz.

Yiyip içtiklerimizin glisemik indeksi ne kadar?

***

Sevgili okurlarım, yaygın olarak tükettiğimiz yiyecek ve içeceklerin ortalama glisemik indekslerini veriyorum.

Elinizin altında olsun, yiyip içerken göz atarsınız.

ŞEKERLER Glikoz 100 Fruktoz (meyve şekeri) 23 Laktoz (süt şekeri) 46 Maltoz 105 Sukroz (toz şeker) 65 Bal 58

TAHILLAR MAKARNALAR Pirinç-beyaz 87 Pirinç kepekli 76 Pirinç basmati 58 Şehriye 46 Bulgur 48 Kuskus 65 İrmik 55 Spagetti-beyaz 41 Spagetti elenmemiş unla 37

SÜT VE SÜT ÜRÜNLERİ

Süt-tam yağlı 27

Süt yağsız 32

Süt çikolatalı 34

Dondurma 61

Yoğurt (az yağlı) 33

MEYVELER Elma 38 Muz 62 Kayısı-taze 57-kuru 31 Kiraz 22 Greyfurt 25 Üzüm 25 Kuru üzüm 64 Kivi 52 Mango 55 Portakal 44 Şeftali 42 Erik 39 Karpuz 72 Kavun 65 Armut 38 Ananas 2 dilim 66

BAKLAGİLLER Kuru fasulye 48 Barbunya 27 Mercimek 28 Nohut 33 Soya fasulyesi 18 Börülce 42

İÇECEK –CİPSLER- ÇİKOLATA. Portakal suyu 46 Elma suyu 40 Fanta 68 Patates cipsi 54 Mısır cipsi 72 Pop corn (patlamış mısır) 55 Fıstık (75 gr )14 Çikolata 49 Mars bar (çikolata)68

EKMEK-BİSKÜVİLER-KEKLER Beyaz ekmek 70 Elenmemiş undan yapılmış ekmek 69 Çavdar ekmeği 41 Pide 57 Pizza 2 dilim (domates-peynirli) 60 Bagel 72 Kuruvasan 67 Fransız baget 95 Hamburger ekmeği 65 Waffle 76 Bisküvi-yulaflı 55

Bisküvi buğday unuyla 62 Sade kek 46 Börek 50 Müsli-kavrulmuş 43

Müsli kavrulmamış 56 Conflakes (mısır gevreği)80

SEBZELER Havuç 49 Bezelye 48 Patates 85 Balkabağı 75 Mısır 55

ÇORBALAR Mercimek 44 Domates 38 Bezelye 66

Gelelim şekerin neden “zehir” olduğuna

***

Toparlıyorum, az kaldı.

Şeker, madem zehir… Hem de ölümcül zehir…

Şeker, madem uyuşturucu…

Vücudumuza ne gibi zararlar veriyor?

Uzmanlar, şekerin zararlarını saymakla bitiremiyorlar.

Önemlilerini sıralıyorum:

*Safra kesesinde taş oluşmasına neden olur.

*Unutkanlık ve erken bunamaya neden olur.

*Karaciğer yağlanması yapar.

*Kanser hücrelerini besler.

*Safra kanalı kanseri ve akciğer kanserine neden olur.

*İnsanların daha sık grip olmalarına neden olur.

*Damarları sertleştirir, dolaşım sisteminin bozulmasına neden olur.

*Kalp krizi riskini 300 kat artırır.

*Alzheimer hastalığına yakalanma riskini artırır.

*Hafif aptallık hallerinin sebebi de fazla şekerdir.

*Diyabetin baş sorumlusudur.

*Aşırı kilo almanıza neden olur, kilo verilmesini zorlaştırır.

*Ani felç riskini artırır.

*Damar tıkanıklığına neden olur.

*Kangren riskini artırır, sinir sistemini tahrip eder.

*Böbrek taşlarına ve böbrek yetmezliğine neden olur.

*Kemik erimesine neden olur.

*Migren hastalığına neden olur, sık sık başağrısı meydana getirir.

*Konsantrasyon düşmesine neden olur, öğrencilerin ve çalışanların başarısını düşürür.

***

Uzmanların hazırladığı liste uzayıp gidiyor.

Yazdıklarımın üzerine herhalde bir 100 hastalık daha yazılır.

Peki, ne yiyelim?

***

Bütün bunları yazdıktan sonra, “Peki ne yiyelim, glisemik indeksi sıfır olan yiyecekler hangileri?” dediğinizi duyar gibi oluyorum.

Yazayım…

Gönül rahatlığı ile yiyebileceğiniz gıdalar şunlar: Brokoli, karnabahar, kabak, marul, kıvırcık, patlıcan, soğan, biber, turp, ıspanak, domates, avokado, et, tavuk, balık, yumurta, 6-10 adet çiğ badem-ceviz-fındık.

Okurlarımın önerisi

***

Sevgili okurlarım, ülkemizde var olduğunu sandığım beslenme sorununu anlatmaya çalıştım.

Bu sorunu kendim de uzun yıllar yaşamış ve sıkıntılarını çekmiştim.

Şimdi hayatımdan şekeri çıkardım, mümkün olduğu kadar şeker oranı düşük veya sıfır olan gıdalar tüketmeye çalışıyorum.

Yazımı sonlandırmadan önce, başlıkta sorduğum o soruya, okurlarımdan gelen önerilerle cevap vermek istiyorum.

“Şeker “zehir” ise, pastanelere ne isim vereceğiz?” diye sormuştum ya…

Dün yayınlanan ilk yazıdan sonra baktım epey öneri gelmiş.

Onlarca…

İçlerinden İpek Koç’un önerisi ön plana çıkıyor:

AĞUHANE…

“Ağu”, biliyorsunuz Anadolu’da “zehir”e verilen addır.

“Zehir gibi” anlamında çok kullanılır.

Uzun bir yazı oldu.

Sabırla okuduğunuz için teşekkür ederim.

Glisemik indeksi sıfır veya çok düşük yiyeceklerle sağlıklı günler diliyorum.

Bu yazı toplam 7142 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
Metin Düzakın
22 Şubat 2016 Pazartesi 10:14
10:14
Yüzden de çok, 146 zararı varmış:
http://www.rheumatic.org/sugar.htm

Türkçe çevirisi şurada:
https://www.facebook.com/notes/metin-d%C3%BCzak%C4%B1n/146/10154033907491258
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim