• BIST 89.955
  • Altın 145,546
  • Dolar 3,5984
  • Euro 3,9105
  • Kocaeli : 7 °C
  • İstanbul : 8 °C
  • Sakarya : 7 °C

Sevelim birbirimizi!

Tarık Bağdat

Yaz gelir, sıcaktan, kış gelir soğuktan şikâyet ederiz. Yazın güneşin açıkta çalışan işçileri düşünüp şükretmeyiz. Kışın sokaklarda yaşayanları görüp, kendimize ders çıkarmayız. Biz böyleyiz işte. Sıcacık evlerimizde oturup, yumuşacık döşeklerde yatıp, karnımızı tıka basa doyurup da. Elhamdülillah demekten aciziz. Neyin kıymetini biliyoruz ki, kaybetmeden.
Hele ki, son zamanlar da, daha bir arar olduk eskileri. O eski komşulukları, muhabbetleri, imece usulü çalışmaları. Bilemiyorum, ama aynı bina içinde yaşayıp da, birbirini görmeyen, tanımayan, selam vermeyen insanların olduğunu çok iyi biliyorum. Tabi bunlar yeni oluşumlar değil. Epeydir böyle geldi böyle gidiyor. Değiştirmek için kim bir adım atıyor ki, ya da çaba sarf ediyor. Adam sendeciliğe, kolaycılığa fazla alıştık. Artık hiç kimseyle, hiç bir şeyle uğraşmak, emek vermek istemiyoruz. Üşengeç bir millet olduk.
Sonra da vefadan bahsediyoruz, utanmadan dostluktan bahsediyoruz ve kendimizi insan yerine koyuyoruz. Hangi insanlıktan bahsediyoruz ki ?
Doğuyorsun; önünde hazır bir hayat seni bekliyor. Hiç emek vermeden hazıra konuyorsun. Akıllıysan okuyorsun, değilsen bir işe girip çalışıyorsun. Sonra evlenip aile oluyor, çoluk çocuğa karışıyorsun. Sanki amaç sadece çalışmakmış gibi, hiç kimseye ve hatta kendimize bile vakit ayıramıyoruz. Tek derdimiz daha lüx bir ev, araba kısaca rahat ve maaşı yüksek bir iş. Her şeyin en iyisi, en güzeli bende olsun. Benmerkezci olduk sadece “ben” varım “biz” diye bir şey yok. Hep daha çoğun peşindeyiz, daha fazlanın. Ne yolla olursa olsun, hep biz önde olmalıyız. Lider olmalıyız. Neye mâl olursa olsun, zirvede olmalıyız. Oraya tırmanışa geçerken ayaklarımızın altında ezilenleri görmeyiz. Görsek bile, bize engel olur endişesi ile aşağıya itmeye çalışırız. Ki çoğu zaman bunu da başarırız.
Peki; farz edelim ki, en zengin, en güçlü, en meşhur, en güzel biziz ve zirvede tekiz. Tek başına zirvenin ne anlamı kalır ki? Sonra da yalnızlıktan şikâyet etmeye başlarız değil mi?
Tek başına oturacağın, leziz bir ziyafet sofrasından ne kadar mutlu kalkabilirsiniz veya kaç gün sürer bu mutluluk. Bir dilim ekmeği bölüşmenin hazzını verir mi ya da size. Hasta düştüğünüzde kapınızı çalacak bir dostunuz yoksa size sıcak bir çorba, yapacak bir yakınınız yoksa yanınız da. Bence boşa yaşamışsınız demektir. Tüm bunlara sahip olmak ve yalnız kalmamak için, yatırım yapmalısınız.
Hani adını bir insan adı sandığımız “erdem” iyi huy, iyi ahlak, sevgi, yardımseverlik, iyilik var ya. Bir gün bizimde arayacağımız, muhtaç kalacağımız bir haslettir. Her insanın içinde erdem vardır doğarken. İçinizdeki erdemi, insanlığı öldürmeyin. Kıymetini bilin vakit varken. Fıtratımız gereği yalnız ve sevgisiz yaşayamayız. Kimse bana demesin ki: “Benim kimseye ihtiyacım yok, kendime yetiyorum” diye. Hiç kimse, tek başına kendisine yetemez. İnsanı ihtiyaçlarımız olduğu sürece insana ihtiyacımız olacak, bunu unutmayın. Mademki bu dünyaya, bir şekilde, yaşamaya geldik, o zaman insan gibi yaşayıp, insan gibi ölelim. En azından arkamızda iyi düşünceler bırakmış oluruz.
İnsanlara karşı duyulan bu güvensizlik bu tedirginlik bu ilgisizlik bu sevgisizlik kin ve bu merhametsizlik, beni korkutuyor artık. Nereye doğru gidiyoruz bilmiyorum. Bildiğim bir şey varsa, o da özümüzden uzaklaştığımız. Hep bir şüphe var içimizde ve önyargılarımız duvar gibi önümüzde. Ben biliyorum ki her insan sevmek, sevilmek, güvenmek, güvenilmek, ilgi, alaka, şefkat, hatta takdir ister. Çünkü birilerine sığınmak, sırtını dayamak ister. Tutacak bir el, başını yaslayacak bir omuz ister yanında. Yoksa hayatın ne anlamı kalır ki. Hayat paylaştıkça çoğalan mutlulukların ve paylaştıkça azalan acıların, umut dolu yarınların, toplamı değil mi? Bu kavgalar, bu yarışlar, bu hırslar, öfkeler, kinler ne için? Nereye kadar? Başka insanların acılarından mutlu olan, tatmin olan bir varlık insan olabilir mi? size soruyorum. Eğer kadir kıymet bilmemiz gereken tek şey varsa o da içimizde ki erdem ve insanlığımızdır. Yeterince insan olamadığımız için hayatta hiçbir şeyin kıymetini bilmiyor sürekli isyan ediyor, sürekli birilerini muhbirliyoruz. Allah’ın zoruna gider. Öyle büyük, öyle güzel nimetler bahşetmiş ki yaradan. Bunlardan sadece birini yazacağım “akıl” şükretmek için ne kadar çok sebebimiz var oysa. Zamanı ne kadar hunharca harcıyoruz boş işlerle. Ne sağlığımızın, ne gençliğimizin, ne de varlığımızın kıymetini biliyoruz. “Kör ölünce badem gözlü olur” derler. Siz dostlarınızın, sevdikleriniz kısacası sahip olduklarınızın değerini, kaybetmeden bilin. Dostlarınız yoksa sizler bir hiçsiniz. Sizi siz yapan onların varlığıdır. Ben de dahil Rabbim bizlere özümüze dönmeyi ve insan olmayı, insan gibi yaşamayı nasip etsin. Ölüm her an peşimizde. Ölümün yaşı yok. İnsanı öldükten sonra bile yaşatacak bir şeyler olmalı elimizde.
“Varlığına güvenme bir kıvılcım yeter; güzelliğine güvenme bir sivilce yeter”
İnsanı sevdiren malı ve güzelliği değil iyiliği ve tatlı dilidir. Herkes gücü nispetinde, imkanı ölçüsünde, en azından güler yüz ve tatlı dil kullansın. Güler yüz ve tatlı dil bedava nasılsa, üstelik tebessüm en iyi sadakadır. Sevgili dostlar gülen yüzünüz hiç solmasın bol şükürlü ve hayırlı bir ömür diliyorum herkese. Ve unutmayalım ki: “İnsanın ne kadar uzun yaşadığı değil ne kadar iç dünyasındaki kaliteli yaşadığı önemlidir”
Bırakın artık jurnalleri, bırakın artık fesatlığı, bırakın artık iğrenç dedikoduları. Sadece insan olalım. İnsanoğlunu sadece Yaradandan ötürü sevelim. Herkesin yaşamına, sözüne saygı duyalım.

Bu yazı toplam 927 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim