• BIST 83.067
  • Altın 146,783
  • Dolar 3,7897
  • Euro 4,0443
  • Kocaeli : 3 °C
  • İstanbul : 4 °C
  • Sakarya : 3 °C

Seyahatten dönünce bulduğum gündem…

M.Tanzer Ünal

 

                            

Altı gündür kent dışındaydım.

Okuduklarınız, giderken yazıp bıraktığım yazılardı.

Birkaç gün bir dostumuzun kızının düğünü nedeniyle Ayvalık’taydık.

Oradan üç günlüğüne Midilli’ye geçtik.

Eğlenmek dinlenmek amaçlı değil, inceleme yapmak için…

Gördüklerimi ve tespitlerimi daha sonra sizlerle paylaşacağım.

                                                               *******

Bugün, başka şeyler anlatmak istiyorum.

“Türkiye gündeminden uzaklaşma” nın ve “Türkiye gündemine geri dönme” nin ne demek olduğunu…

 Önce, rahatladım.

Her gün 8-10 gazete okumak yok.

Televizyonlarda haber kanallarını belirli aralıklarla izlemek yok.

Başbakan Erdoğan’ın sinirli, öfkeli, tehdit ve talimat yağdıran konuşmalarını dinlemek yok.

Muhalefetin mızmızlığı ve beceriksizliği yok.

PKK’nın hainliği yok.

“Geri zekâlılıkları” duymak ve görmek yok.

Meğer Türkiye’nin gündemi, beni ve benim gibileri ne kadar yoruyormuş.

Üzerimizde ne kadar psikolojik baskı varmış…

                                                               *******

Üç gün sonra geri döndük.

Ülkemize ve ülkemizin bitmek tükenmek bilmeyen gündemine…

Midilli’den Ayvalık’a geldiğimizde, yaptığım ilk iş, günlük gazeteleri satın almak oldu.

Ve NTV’de ilk haber bültenini izlemek…

Türkiye, bıraktığımız yerde.

Zaten üç günde ne değişecek ki!

Üç yılda beş yılda değişmemiş ki, üç günde değişsin.

Sorunlar azalacağına, kartopu gibi büyüyor.

Toplum rahatlayacağına, geriliyor.

Birlik beraberlik artacağına, ayrışıyor.

Ekonomi iyileşeceğine, kötüleşiyor.

Dış itibarımız artacağına, azalıyor.

Devletimiz, tarihinin hiçbir döneminde olmadığı kadar bölünme tehlikesiyle karşı karşıya.

Hainlikler diz boyu…

İşin kötüsü, bu durum “normalmiş” gibi karşılanıyor.

Ülkemizin dinamik güçleri sindirildi, toplum, psikolojik savaş sürdürüldüğünden “afyon yutmuş” gibi.

Gazetelerde ve televizyonlarda, gazeteci geçinen “kadrolu yalakalar” ve satılmışlar, durmadan hainlik propagandası yapıyorlar.

                                                               ********

Seyahatten dönünce…

Dinlediğim ilk haber bülteninde…

İlk haber yine Erdoğan’dı.

Bilmem nerede konuşmuş, “paralel devlet”e verip veriştiriyordu.

İnlerine girmiş, girecekmiş de…

Yine aynı terane…

“Cambaza bak” numarası…

Erdoğan, kendi yarattığı “sanal düşman”a dikkat çekerken, öbür tarafta PKK Güneydoğu’da “fiili durum” yaratmış durumda.

Ona ses yok!

Hainler; yakıyorlar, yıkıyorlar, çocuk kaçırıyorlar, İstanbul’un göbeğine araba yakıyorlar, ülkeyi yönetenlerden çıt çıkmıyor.

Onlar için varsa yoksa “paralel devlet”…

Yürürken kuş başlarına pislik bıraksa, “paralel devlet”ten bilecekler.

Hiç belli olmaz, yakında PKK’nın suçlarını da “paralel devlet” üzerine atabilirler.

 

Taze belediye başkanının söyledikleri

                                               *******

“Taze belediye başkanı” dediğim, Sırrı Sakık…

Sırrı Sakık’ın lakabı biliyorsunuz, “Milano Milletvekili”…

İtalya’nın Milano kentinde evi olduğu defalarca iddia edildi, hiçbir yalanlama gelmedi.

Sırrı Sakık artık “milletvekili” değil, Ağrı Belediye Başkanı.

1 Haziran’da yapılan seçimleri kazandı, başkanlık koltuğuna oturdu.

Ehh, Ankara ve Milano’da yaşayan biri için Ağrı’da görev yapmak zor olacak, ama ne yapsın garibim, başkan olması için emir İmralı’dan…

Sırrı Sakık’ın ilk demecini biliyorsunuz…

*”Kazanan, barış sürecini yürüten BDP, AKP ve Sayın Abdullah Öcalan’dır. Sözün özü, Ağrı’da kaybeden yok. Sayın başbakan ve AKP yönetimi de sonuca yenilgi olarak bakmamalı.”

*”Bu kentte ilk gözüme batan, hava şehitliği abidesidir. Bu bir utanç abidesidir. Sordum dediler ki, evet bu 1030’larda Kürtleri bombalayan pilotların abidesidir. Kimileri övünç abidesi olarak alabilir. Biz utanç abidesi olarak görüyoruz. Buralarda çok acılar yaşanmış. 1930’larda burada insanlar katledilmiş. Katliamı gerçekleştirenlerin anıtları, uçakların pervaneleri bir abide olarak burada… Ağrı halkının her gün yüzleştiği ve her gün Ağrı halkının gözünün içine batan o pervaneleri, o utanç abidelerini bu kentten kaldıracağız.”

*”Kazım Karabekir, Kürt düşmanıdır. Ağrı’da ismi verilen caddenin ismi değiştirilecektir. Kazım Karabekir gibi onlarcası var. Bu coğrafyanın ruhu ile örtüşmeyen cadde ve sokaklardır. Bu tür utanç abidelerinin kazınması gerekir.”

                                                                              ********

Sırrı Sakın’ın sözleri böyle.

Ne yapacakmış?

Kurtuluş Savaşı’nın önder isimlerinden Kazım Karabekir’in ismini cadde ve sokaklardan kazıyacakmış.

O Kazım Karabekir ki…

*1918’de 1.Kafkas Kolordu Komutanı olarak Erzincan ve Erzurum’u kurtardı. Kars’ı ve Gümrü’yü aldı.

*1919’da Şark Cephesi Komutanlığı’na atandı. Kars, Ardahan ve Artvin’i vatan topraklarına kattı.

*Yine 1919’da Osmanlı Ordusu’ndan istifa ederek Mustafa Kemal’in yanında yer aldı.

Yani Kazım Karabekir, canını ortaya koyarak bu topraklara sahip çıktı.

Bugün Türkiye Cumhuriyeti Devleti varsa, bunda Kazım Karabekir’in de önemli payı var.

Sırrı Sakık’ın ilk işi, böyle bir kahramanın ismini caddelerden kazımak olacakmış.

Yakışır…

“Kazımak”, onların ve ortaklarının işi zaten!

AKP, bir taraftan…

PKK, diğer taraftan…

Bu devletin “temel isimleri” ni ve “asıl değerleri” ni kazıdıkça kazıyorlar.

Düşünmüyorlar ki, eğer Kemal Atatürk gibi, İsmet İnönü gibi, Kazım Karabekir ve arkadaşları gibi kahramanlar olmasaydı, bugün bu ülkede siyaset yapma imkânı bulabilirler miydi?

                                                                              ********

Ayvalık-Midilli seyahati bitti, “Türkiye gündemi” ne geri döndük.

Hoş bulduk…

 

         

 

 

 

 

 

 

 

 

 

                 

 

Bu yazı toplam 1025 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim