• BIST 108.594
  • Altın 144,644
  • Dolar 3,4937
  • Euro 4,1115
  • Kocaeli : 20 °C
  • İstanbul : 19 °C
  • Sakarya : 20 °C

Şiddet ve müslümanlar

Banu Gürer

Paris saldırısı sonrası Batı'da İslamifobia tartışmaları yine hız kazanmaya başladı.

Söz konusu tartışmaların en umut verici tarafı, terörden hareketle tüm Müslümanların ve İslam'ın bir saldırıya tabi tutulmasının önüne geçilmesine yönelik bir sağduyunun oluşturulmaya çalışılması.

Özellikle İngiltere'de gerçekleşen bir hadise, bu sağduyunun oluşması bağlamında insanı hakikaten umutlandırıyor.

Hadiseye göre trende kız kardeşiyle seyahat eden bir Müslüman genç kız, yolculardan biri tarafından, hakarete varan biçimde sözlü tacize uğruyor.

Ancak yolcunun stratejisi ters tepiyor ve trende bulunan diğer yolcular, Müslüman genç kızlar yerine "saldırgan"ın trenden inmesini istiyorlar.

Neticede inmesini sağlıyorlar.

Sapla samanın birbirine karıştırılmama gayreti açısından çok güzel bir örnek.

Böylesi bir sağduyunun oluşturulması açısından Georgetown'da da bir panel düzenlendi.

Panel, yaklaşan başkanlık seçimleri ve İslamifobia temalı olmakla birlikte, Paris saldırılarının ardından İslam ve şiddet bağlantısı da yoğun biçimde ele alındı.

Daha doğrusu İslam'ın ve Amerika'da yaşayan Müslümanların şiddete karşı olduklarının altı çizildi.

Bu bağlamda yapılan araştırmalara göre Amerika'da gerçekleşen terör saldırılarının %6'ının İslam ile ilişkili olduğunun tespit edildiği vurgulandı.

Ancak benim için en ilginç anlardan biri panelin yöneticisinin, Müslüman hanım panelistlerden birine "Müslümanlardan özür beklenmesine" ilişkin sorusu ve panelistin verdiği cevaptı: "İnanmadığım ve yapmadığım, üstelik benim dinimden kabul etmediğim bir davranış için neden ben özür dilemeliyim?!"

Hatta ilave etti ve bir başka dine mensup insanların işlediği suçlardan dolayı o dinin tüm mensuplarından neden özür beklenmediğini sordu.

Bu tablo üzerine düşündüm:

Birincisi böyle bir sorunun sorulabilmesi (panelin yöneticisinin şahsi bakışı olmasa dahi) oldukça düşündürücü geldi.

Zira dünyanın "dini motivasyonlu" terör hadiseleri ile sadece İslam özelinde tanışıklığı söz konusu değil.

İkincisi kendi kendime şu soruyu sordum:

Batı tarafından ya da destekli "askeri müdahalelerle" getirilmeye çalışılan "demokrasi(!)"nin Ortadoğu'nun bugünkü yangınının altındaki rolü üzerine dünya gündemini işgal eden bir tartışma neden söz konusu değil?

Bir başka ifadeyle:

Hemen herkes İslam dünyası söz konusu olduğunda bir savaş ve terör ortamından bahsediyor ancak bunun "nedeni" hakkında kaç tane "insaflı" değerlendirme yapılabiliyor?

Sonra kendi kendime dedim ki:

Yapılamaması da normal, Müslümanlar bu konuda ne kadar başarılı tahliller yapabiliyorlar?

Bilinen sloganlar ve düşman lanetlemeler dışında bulunduğumuz coğrafya üzerinde gerçekleştirilmeye çalışılan şekillendirmelere doğru düzgün yaklaşım getirebilen kaç kişi var?

Getirebilenler de ne kadar dinleniyor?

Tüm bu sorulara binaen kendi kendime şunu telkin ettim:

Hal böyle olunca gündemi belirlemek yerine belirlenen gündemin şaibeli öznesi haline gelmeye/getirilmeye şaşırmamak lazım...

Haksız mıyım?

Bu yazı toplam 2827 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim