• BIST 98.314
  • Altın 143,598
  • Dolar 3,5661
  • Euro 3,9852
  • Kocaeli : 21 °C
  • İstanbul : 22 °C
  • Sakarya : 21 °C

Şimdiye kadar siz böylesine “kirli bir seçim süreci” yaşadınız mı?

M.Tanzer Ünal

Farkında mısınız?

Bu seçim, artık seçim olmaktan çıktı.

Bir tarafta demokratik kurallar çerçevesinde sesini duyurmaya gayret eden muhalefet partileri…

Diğer tarafta muhalefeti bütün gücüyle ezmeye çalışan iktidar!

Üsluba dikkat ediyor musunuz?

Gözünü hırs ve nefret bürümüş, “güç zehirlenmesi” yaşayan AKP, demokratik haklarını kullanarak iktidara talip olan muhalefet partilerine “darbeci” gözüyle bakıyor.

“İktidarda bulunmak” AKP’nin sanki değiştirilemez hakkı, muhalefet partileri de AKP’nin bu hakkını elinden almak istiyor…

 Devleti ve devleti devlet yapan tüm kurumları teslim alan AKP, iktidarı kaybetmemek için akla hayale gelmeyecek yollara başvuruyor.

AKP, artık elinde tuttuğu gücü kontrol edemiyor.

Bu güç, önüne çıkan kişi ve kurumları ezip geçiyor.

Buldozer gibi!

Meydanlardan yükselen hakaret dolu şu ifadelere bakar mısınız?

*”Paralel tetikçiler!”

*”Edepsiz reziller!”

* “Aymazlar!”

*”Aşağılık soysuzlar!”

*”İhanet şebekeleri!”

*”Bunların katil Çakal Carlos’tan farkı yok!”

Daha neler neler…

***

AKP, en fazla HDP’ye yükleniyor.

Neden?

Belli ki, HDP’nin barajı aşma olasılığı yüksek.

Ne Selahattin Demirtaş’ın dağdaki kardeşi, ne de eşcinsel adayı kaldı.

İyi de bugün yerden yere vurduğun o partiyle, o partinin Meclis’teki, İmralı’daki ve Kandil’deki temsilcileriyle sıkı fıkı olan, pazarlık masasına oturan, protokol imzalayan kimdi?

CHP miydi, MHP miydi?

AKP, hep o klasik taktiğiyle suçu “suçsuzlar” ın üzerine atıyor.

Neymiş?

CHP, MHP, HDP ve paralelciler bir olmuşlar AKP’yi iktidardan indirmeye çalışıyorlarmış.

İyi de, ne var bunda?

Seçime giren partilerin amacı, iktidar olmaktır.

Muhalefet partilerinin iktidarı ele geçirmek için çalışmaları suç mu?

Onlara “darbeci” muamelesi yapmanın, onlara “çete” demenin, onları aşağılamanın mantığı olabilir mi?

İsteniyor ki…

Bu memlekette sadece tek siyasi parti bulunsun.

Sadece AKP’lilerin yaşam hakkı olsun.

Diğer görüşteki insanlar sürünsün.

Bu nasıl mantık böyle?

 

“Yemin etmek” ve “ant içmek” ne anlama gelir?

Neye üzülüyorum biliyor musunuz?

“Günümüz muktedirleri” sayesinde toplumun değer yargıları çok aşındı.

“Yalan söylemek”, artık ayıp bir davranış değil!

Söz verip yerine getirmemek, yemin edip yapmamak da…

Artık bunlar, “sıradan” davranışlar!

Halbuki bizim kültürümüzde “yemin etmek” ve“ant içmek”, çok önemli birer ahlaki sözleşmedir.

Pek çok ülkenin kültüründe de bu böyledir.

Yemin edip de yeminini tutmayanlara iyi gözle bakılmaz.

Daha da ötesi “günah” ve “suç” olarak kabul edilir.

Yemin ve ant yerine getirilmezse, yemin eden ve ant içen insanın onurunda eksilme olacağına inanılır.

İster ilerlemiş, ister geri kalmış olsun, hemen hemen bütün toplumlarda bu böyledir.

“Yemin,  toplumla yapılan ahlaki bir sözleşmedir” dedik, ama yeminin hukukta da yeri var.

Devletin bürokratları, devletin üst düzey yöneticileri, görevlerine başlarken yemin ederler.

Yemin, bir şeyi yapacaklarına veya yapmayacaklarına dair verilen sözdür.

Öğretmenler de yemin ederler, polisler de, doktorlar da…

Milletvekilleri de, başbakan da, cumhurbaşkanı da…

Bir süredir yaptığı yemine sadık kalmayan bir cumhurbaşkanı tarafından yönetiliyoruz.

Bu yemin öyle eften püften değil, anayasamızda da yer almış bir yemin!

Anayasamızın 103’üncü maddesi aynen şöyle der:

“Cumhurbaşkanı sıfatıyla, Devletin varlığı ve bağımsızlığını, vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünü, milletin kayıtsız ve şartsız egemenliğini koruyacağıma, Anayasaya, hukukun üstünlüğüne, demokrasiye, Atatürk ilke ve inkılâplarına ve lâik Cumhuriyet ilkesine bağlı kalacağıma, milletin huzur ve refahı, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde herkesin insan haklarından ve temel hürriyetlerinden yararlanması ülküsünden ayrılmayacağıma, Türkiye Cumhuriyetinin şan ve şerefini korumak, yüceltmek ve üzerime aldığım görevi TARAFSIZLIKLA yerine getirmek için bütün gücümle çalışacağıma Büyük Türk Milleti ve tarih huzurunda, namusum ve şerefim üzerine ant içerim.”

TBMM kürsüsünden bu yemini etmiş bir kişinin, seçim meydanlarında “parti lideri” gibi dolaşmasının mazereti olabilir mi?

Demek, Erdoğan için ettiği bu yeminin bir anlamı yok!

Aşındıra aşındıra toplumumuzun değerlerini ne hale getirdiler!

    

Bu da devlet eliyle seçim hilesi

Artık sözün bittiği yerdeyiz…

SÖZCÜ’nün dünkü manşetini okumuşsunuzdur.

Devlet imkânlarının AKP için nasıl kullanıldığını ortaya koyan belgeli bir haber.

Afyon Valiliği, kentteki 19 kamu kuruluşuna resmi yazı gönderiyor, devlete ait araçların sivil plakalı ve deposu dolu olarak AKP’nin mitingine hazır bekletilmesi talimatını veriyor.

Talimat yerine getiriliyor ve 41 araçlık liste Başbakan Davutoğlu’nun mitinginde kullanılmak üzere hazır bekletiliyor.

Tam bir skandal yazı!

Devlet eliyle seçime hile karıştırıldığının kanıtı!

Bu yazı toplam 1407 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim