• BIST 89.764
  • Altın 145,514
  • Dolar 3,6255
  • Euro 3,9111
  • Kocaeli : 4 °C
  • İstanbul : 8 °C
  • Sakarya : 4 °C

Sırat-I Müstakîm (2)

Mehmet Sönmezoğlu

Dünyada insanların önünde çeşitli yollar, birçok hayat tarzı seçenekleri bulunmaktadır. Zira yoldan sapmış, aklını ön plana çıkaran, nefsinin ve şeytanın oyuncağı olan bir takım cahil ve sefih kimseler, ortaya attıkları mesnetsiz, hak ve hakikatten uzak fikirlerini, ideolojilerini insanlara mutluluğa götürecek en iyi hayat tarzı ve en doğru yol olarak takdim ederek, geçmişte olduğu gibi günümüzde de insanları gerçek doğru yoldan saptırmaya çalışmaktadırlar.

 

Her devirde Allah’ın dosdoğru yolunu, hak dinini değiştirmeye, onu başka türlü göstermeye ve kendi şahsî menfaatleri için kullanmaya çalışanlar hep olagelmiştir. Bunlar bazen Hak ve hakikatten yanaymış gibi görünmek, bazen tehditlerle korkutmak ve yıldırmak gibi çeşitli yollara başvurarak insanları saptırmaya çalışırlar. Kur’an-ı Kerim, hem bu zalim ve fâsık kimseleri ikaz ediyor, hem de saf, temiz kalpli mü’minleri bu insanların tehlikeli faaliyetlerine karşı uyarıyor. Bir ayette bu tür hareketler bozgunculuk yapmak olarak nitelendiriliyor ve şöyle buyruluyor: “Bir de, tehdit ederek Allah’ın yolundan O’na iman edenleri çevirmek, Allah’ın yolunu eğri ve çelişkili göstermek üzere her yol üstüne oturmayın.” (A’râf, 7/86)

 

Hak Teâlâ, en güzel surette yarattığı ve yeryüzüne halife yapmaya layık gördüğü insana, diğer varlıklardan farklı olarak akıl nimeti ve düşünme kabiliyeti vermiştir. İnsan aklını kullanarak, tefekkür ederek iyiyi kötüden, doğruyu yanlıştan ve Hakk’ı batıldan pekâlâ ayırt edebilir. Yüce Mevlamız kullarına olan engin merhametinden dolayı bu akıl ve düşünme nimetinin yanında gönderdiği kitaplar ve peygamberler aracılığıyla onlara ebedî kurtuluşun yollarını da, ebedî hüsrana götüren yolları da göstermiştir. Nitekim Kur’an’da,  “Biz ona iki apaçık yolu (hayır ve şer yollarını) göstermedik mi?” (Beled, 90/10) buyrulmuştur.

 

Gerçekte insanları doğru yola götürmek Allahu Teâlâ’ya aittir. Nitekim Kur’an’da; “Hiç şüphe yok ki Allah, iman edenleri doğru yola iletir” (Hac, 22/54) buyrulmuş, başka bir ayette ise; Allah’ın, dinine samimiyetle bağlanan, emir ve yasaklarına sımsıkı sarılan kimseleri kesinlikle doğru yola ileteceği bildirilmiştir. (Âl-i İmrân, 3/101) Ancak Allah, insanları doğru yola davet etmeleri için peygamberler, onlara doğru yolu bulmaları konusunda rehber olmaları için kitaplar da göndermiştir. Son davetçi Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.s.), son rehber de yüce kitabımız Kur’an-ı Kerim’dir.

 

Kur’an’da dosdoğru yolun ve hayat tarzının ne olduğu insanlara bildirilmiştir. Şu ayet-i kerimede Kur’an-ı Kerim’in insanları doğru yola ilettiği açıklanmaktadır: “Gerçekten bu Kur’an en doğru olan yola götürür ve iyi işler yapan mü’minler için büyük bir mükâfat olduğunu müjdeler.” (İsrâ, 17/9) Ayrıca Ahkâf suresi 30. ayetinde Kur’an’ın doğru yola ileten bir kitap olduğu bildirilmektedir. (Ayrıca bkz. Şûrâ, 42/52)

 

Yine Kur’an’da, “Şüphesiz ki sen doğru bir yola iletiyorsun; göklerdeki ve yerdeki her şeyin sahibi olan Allah’ın yoluna...” (Şûrâ, 42/52) buyrulmak suretiyle Hz. Peygamber (s.a.s.)’in insanları en doğru yol olan Allah’ın yoluna götürdüğü haber verilmektedir. Peygamber Efendimiz (s.a.s.), doğru yolu gösterme (tebliğ) görevini gerek Kur’an ayetlerini açıklamak suretiyle, gerekse kendi mübarek sözleriyle ve örnek davranışlarıyla en güzel şekilde yerine getirmiştir.

 

Peygamber Efendimiz (s.a.s.), Hakk’a götüren doğru yol hakkında Müslümanları bilgilendirmiş, bunun için mübarek sözlerinin yanı sıra çeşitli yöntemlere başvurarak açıklamalarda bulunmuştur. Sahabeden İbn Mes’ud (r.a.), anlatıyor: “Hz. Peygamber bir gün yere düz bir çizgi çizdi ve  ‘Bu Allah’ın yoludur’  dedi. Daha sonra bu çizginin sağına ve soluna başka çizgiler çizerek,  ‘Bunlar ise diğer yollardır. Her biri üzerinde yanlışa davet eden birtakım şeytanlar vardır’  buyurdu. Arkasından da şu ayeti okudu:  “Şu emrettiğim yol, benim dosdoğru yolumdur. Hep ona uyun! Başka yollara ve dinlere uyup gitmeyin ki sizi O’nun yolundan saptırmasın. (Azabından) korunmanız için (Allah) size böyle tavsiye ediyor.” (En’'âm, 6/153) [İbn Mâce, Mukaddime, 1]

 

Dolayısıyla sırat-ı müstakîmi bulmak ve yanlış yollara sapmaktan kurtulmak isteyenler, kendilerine Hz. Peygamber (s.a.s.)’i önder, Kur’an’ı rehber edinmeleri gerekmektedir. Doğru yolu bulduktan sonra bunun büyük bir nimet olduğunun idrakine varmalı, bu nimetten mahrum kalmamak için azami gayreti göstermeliyiz. Aksi takdirde Hak Teâlâ’nın, “Kim, kendisine hidayet (doğru yol) besbelli olduktan sonra peygambere karşı çıkar, mü’minlerin yolundan başkasına uyarsa, onu yöneldiği yolda bırakırız ve cehenneme sokarız. Orası ne kötü bir varış yeridir” (Nisâ, 4/115) ikazına muhatap oluruz.

 

O halde Peygamber Efendimiz (s.a.s.)’in, “Allah’a iman ettim”  de, ondan sonra dosdoğru ol!”  (Tirmizî, Zühd, 47) tavsiyesine uymalı ve sırat-ı müstakîm üzere bir hayat sürmeye gayret etmeliyiz.

Bu yazı toplam 536 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
Ahmet Yücel
02 Eylül 2016 Cuma 14:45
14:45
aklını ön plana almak neden olumsuz olsun hoca. aklını kullanmak ile diğer olumsuz ifadeleri neden bir arada kullandınız anlamadım. hadi aklı kötüye kullanmak deseniz anlarım da, aklı ön plana alanlarla yoldan çıkmış sapkınları aynı saymak abes değil mi? Yunus 100'de Yüce Allah ' aklını kullanmayanları murdar sayarım demiyor mu? Aklı olmayanın dini yoktur demiyor mu Hz. Muhammed.İfadelere dikkat etmekte yarar var.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim