• BIST 107.196
  • Altın 151,513
  • Dolar 3,6807
  • Euro 4,3300
  • Kocaeli : 24 °C
  • İstanbul : 27 °C
  • Sakarya : 24 °C

Sistem zorlanınca kriz çıktı

M.Tanzer Ünal

Bakıyorum bazı çevreler, Recep Tayyip Erdoğan’la hükümet arasında kriz çıkmasını hayretle karşılıyorlar.

Bunda hayret edilecek ne var ki!

Asıl kriz çıkmasaydı, buna şaşırmak lazımdı.

Şunu unutmayın!

Bir işin sonunda bir “sıkıntı” varsa, başında da bir “sıkıntı” vardır.

Bir şeyler yanlış yapılmıştır.

Yanlış düşünülmüş, yanlış kurgulanmıştır.

Sistem zorlanmıştır.

***

“Çift başlı devlet” olur mu?

Bizim yönetimimiz, parlamenter sistem!

Parlamento var, başbakan var, cumhurbaşkanı var.

Anayasamız, bütün kurumların yetki ve sorumluluklarını belirlemiş.

Sınırlarını çizmiş, görevlerini tarif etmiş.

Senin duracağın yer şurası, senin duracağın yer burası…

Hal böyleyken…

Tüm kişi ve kurumların anayasaya uygun hareket etmesi gerekirken…

Recep Tayyip Erdoğan diyor ki, “10 Ağustos Cumhurbaşkanlığı seçimi ile birlikte parlamenter sistem rafa kalkmıştır!”

Bu ne demek?

“Ben anayasa babayasayı takmıyorum” demek.

Takmıyor da…

*Cumhurbaşkanı o.

*Başbakan o.

*Meclis başkanı o.

*Yargının başı o.

Devleti devlet yapan 3 gücü (yasama, yürütme, yargı)de kendinde toplamış, vura yıka yol almaya çalışıyor.

Hiç kimseye, ama hiç kimseye tahammülü yok!

Varsa yoksa kendisi!

Her şeye karışıyor…

Her konuda kendisinden izin alınmasını istiyor.

Neredeyse, kendisinden habersiz tuvalete gidenlere fırça atacak.

Böyle devlet yönetimi olur mu?

“Ben yaptım oldu” demekle devlet yönetilir mi?

Devlet demek, “kural” demek!

Devlet demek, “hukuk” demek!

Sen “Ben kural da hukuk da tanımıyorum” dersen, paşa gönlünün keyfine göre hareket edersen, ortada devlet mevlet kalmaz!

Bir de, böyle keyfi devlet yönetimine izin verilir mi, düşünülmesi lazım!

 

Bırakın muhalefeti, yakın çevresi bile tahammül edemedi

İşin bu noktalara geleceği belliydi.

Sistemi zorlarsanız, sistemin çarklarını tersine çevirmeye kalkarsanız, sonunda “sıkıntı” kaçınılmazdır.

Nitekim öyle de oldu!

Recep Tayyip Erdoğan’ın yönetim tarzına, bırakın muhalefeti kendi yakın çalışma arkadaşları bile daha fazla tahammül edemedi.

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın son günlerdeki tepkileri bundan!

Arınç’ın şu sözlerine bakar mısınız?

Bu sözlerin söylendiği bir ortamda “Hükümetle Erdoğan arasında kriz yok” demek mümkün mü?

Bal gibi kriz var, hem de krizin daniskası!

Arınç, ne diyor?

“Bu ülkede bir hükümet var…”

Ne demek istiyor?

“İcraatın başı biziz. Yetki ve sorumluluk bizde… Önerilerin varsa söyle, ama bize ne yapacağımızı dikte ettirme! Her şeye maydanoz olma!”

İsterseniz, Bülent Arınç’ın tepki sözlerini bir hatırlayalım!

““Biz her zaman görüşüyoruz. Gazetelerin, basınımızın, ‘bir ayrılık mı var, farklılık mı var?’ diye sormasını garip karşılamam. Olan bitenler herkesin gözü önünde oluyor ama ben bir hükümet üyesiyim. Benim bir başbakanım var ve bu hükümet 7 aydan beri ülkeyi yönetiyor. İnşallah 2 ay sonra seçimlere gideceğiz ve 7 Haziran’dan sonra da yine Sayın Davutoğlu liderliğindeki hükümetimiz görevine devam edecek. Dolayısıyla ben bir bakan olarak hepimizin başbakanı Sayın Davutoğlu’nu yıpratacak, kamuoyunda yıpranmasına yol açabilecek her türlü tehlikeye karşı savunurum. Çünkü hükümetimiz, partimiz seçime giriyor. Seçime girerken güçlü bir görüntü, güçlü bir hükümet, güçlü bir karar mekanizmasının olmasını halkımız arzu eder ve bilir. Esasen buna gölge düşürmeye de kimsenin hakkı yoktur. Muhalefetin ekmeğine yağ sürecek hiçbir davranışta hiçbirimiz bulunmamalıyız. Ben bunları söyledim genelde herkes tarafından da çok olumlu karşılandı.

Bizim Sayın Cumhurbaşkanına sevgimizde, saygımızda hiçbir eksilme olmaz. Yıllardır siyaset arkadaşıyız, 12 yıl başbakanlığımızı yaptı. Çok başarılı bir seçimle de halkımızın seçtiği cumhurbaşkanı oldu. Elbette onun seçimleri, onun gösterdiği yol, verdiği işaret bizim için çok önemlidir. Ama, hükümetimizin de sorumluluğu vardır. Hükümetimizin hem Meclis içerisinde denetime karşı, hem de halka karşı bir sorumluluğu vardır. Ülkeyi yöneten hükümetse, hükümetin alacağı kararlarda, hükümetin yaptığı icraatlarda elbette çok güçlü olması ve bu gücünün de halk tarafından bilinmesi gerekir. Dolayısıyla Sayın Cumhurbaşkanımızın ikazlarına, irşadlarına, önerilerine, tekliflerine, yeri geldiği zaman da eleştirilerine şüphesiz ihtiyacımız var. Ancak eleştirileri mekanizmasının gazetecilere karşı, ekran önünde, itham edercesine veya hükümeti güçsüz göstermek şeklinde bir kısım insanlar tarafından anlaşılabilecek şekilde yanlış anlaşılmalara yol açmaması lazım. Dolayısıyla dünkü konuşmalarımın iyi niyetli bir çaba olarak görülmesini ben şahsen istiyorum. Bazıları farklı anlamış olabilir. Dün bence hükümetimizle Sayın Cumhurbaşkanımızın ilişkilerinin en iyi şekilde süreceği konusunda bir örnek oldu. Herkes çok mutlu olsun, cumhurbaşkanımızı seviyoruz, onun gücünü biliyoruz, onun yapacağı hizmetlerin de farkındayız ama unutmayın bu ülkede bir hükümet var. Ve bu hükümet seçime gidecek, bu hükümet inşallah 7 Haziran’dan sonra da daha güçlü olarak yoluna devam edecek. Bu gücümüzün de herkes tarafından bilinmesi lazım.”

 

Devletimizin böyle yönetilmesi mümkün değil

Bülent Arınç, haklı...

Devlet yönetiminde böyle bir sistem olmaz.

Bir şey söyleyeyim mi, başbakanlık koltuğunda Ahmet Davutoğlu değil de oğlu Bilal Erdoğan oturuyor olsaydı, o da benzer tepkiler verirdi.

Kimse, ama hiç kimse, eğer davul boynunda asılıysa tokmağı başkasının eline vermez!

“Davulun başkasının boynunda, tokmağın başkasının elinde olması” insan tabiatına aykırıdır.

Bu böyle gitmez!

Hükümetle Erdoğan arasında ciddi kriz vardır ve bu kriz Erdoğan anlayışını değiştirmezse daha da derinleşecektir.

Sorunun çözümü ne?

Başkanlık sistemi mi?

Erdoğan, “Türk tipi başkanlık sistemi” istediğine göre, bu da ülkemizde büyük sıkıntılar ortaya çıkaracaktır.

Biliyorsunuz, “Türk tipi başkanlık sistemi” ne ilk karşı çıkan da yine Erdoğan’ın en yakını, AKP’nin kurucusu, eski Cumhurbaşkanı Abdullah Gül olmuştu.

“Türk tipi başkanlık sistemi olmaz” demişti.

O halde sorunun çözümü için geriye ne kalıyor?

İki şık var.

Ya Erdoğan kafasını değiştirecek, normalleşecek, sistemi zorlamayacak…

Ya da AKP Recep Tayyip Erdoğan’dan kurtulacak.

Bilmem, sizin kafanızda başka çözüm yolu var mı?

Bu yazı toplam 990 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim