• BIST 89.695
  • Altın 145,860
  • Dolar 3,6136
  • Euro 3,9258
  • Kocaeli : 1 °C
  • İstanbul : 8 °C
  • Sakarya : 1 °C

Siyasette dini kullanmanın bedeli!..

Mustafa Küpçü

Ülkemiz, son yaşadığı “Feto Terör Örgütü darbe girişimi” ile büyük bir belayı defetti. Bizzat Cumhurbaşkanımız da ifade ediyor ki; “siyasette dini kullanmak büyük bir yanlış ve günahtır.”

Dini inanç, “Allah’la kul arasındaki bir bağdır.” Siyaset ise “insanla-insan arasındaki bir çıkar mücadelesidir.”

Halkının büyük kısmı Müslüman olan ülkelerde, siyasal çıkar hesapları içindeki kimi siyasetçiler, dini bir “araç” gibi kullanıp, geniş kitleleri etkiliyor ve siyasal çıkarlarını sürdürüyorlar! Dikkatle inceleyin, Türkiye dışındaki “İslam Ülkeleri” denilen 57 ülkede “demokrasi dışı yönetim” anlayışları ve “dediğim dedik” diktatörler egemen! Siyasi iktidara egemen olan bu yöneticiler içinde zengin olmayan da yok! Oysa, bu ülkelerin halklarının ortak özelliği yoksulluk!

Osmanlı’nın çöküş döneminden bugüne, ülkemizde de kimi “din ehli hocaefendiler” dinimiz adına türlü yalanlar söyleyerek, halkı uyutmaya çalışmışlar!

Örnekler verelim;

Osmanlı Devleti, üst üste savaşlarda bitap düşmüş, İstanbul İngilizler tarafından işgal edilmiş. “İşbirlikçi” bir kesim, yeni efendilerine yaranmak için “İngiliz Muhipleri Cemiyeti’ni” kurmuşlar! Bunlar arasında, şimdilerde kimilerinin “mazlum” sandığı İskilipli Atıf Hoca” da yer alıyor! Ve hocaefendi buyuruyor ki; “İslam kilidinin anahtarını İngiltere’nin eline teslim etmekte hiçbir tehlike yoktur!”

Aynı hocaefendi, Anadolu’da başlayan kurtuluş mücadelesi için de; “Yunan ordusu Halife’nin ordusu sayılır. Kellesi alınacaklar varsa, Ankara’dakilerdir” diye buyuruyor!

Said-i Nursi, “Risale-i Nur” adlı kitabının 88. Sayfasında diyor ki; “Yeryüzünün en büyük devleti Amerika, İslam’ı desteklemektedir!”  ( Tenvir Yayınları)

Peki, “FETO” hazretleri ne diyor?

“ABD, dünya gemisinin kaptanıdır. Onunla iyi geçinmek zorundayız.” Feto, uzun yıllardır ABD himayesinde yaşıyor!

Kıbrıs’ta “Şeyh Nazım Kıbrısi” adlı bir zat var. Bu zat, “Annan Planı” için Kıbrıs’ta referandum yapılmadan önce fetva veriyor; “Annan Planı’na evet deyin. Evet demek rahmani, hayır demek şeytanidir!”

İslam inancının en temel kaynağı Kur’an-ı Kerim’de, Bakara Suresi 44. ve 73. Ayetler başta olmak üzere, birçok ayette, Yüce Allah; “Aklınızı kullanın” diye buyuruyor.

İnsanı, diğer canlılardan ayıran en büyük özellik “akıl” değil mi? Hazreti Muhammmed; “Kur’an akıl sahiplerine seslenir” demiyor mu? Kur’an’ı, anlamını bilmeden Arapça okumak boşuna değil mi?

Ama, “Emine Şenlikoğlu” adlı hanım; “Bütün Türkçe Kur’an’lar yakılmalı” diye buyuruyor! Neden? Aynı kişi; “Dondurma fuhuşu artırıyor” diyor! Nereden uyduruyor? Kur’an’da böyle bir Ayet mi var?

Bu tür uyduruk fetvalarla toplumun beynini yıkıyor, uyutuyor, uyuşturuyor, aklını kullanmaktan yoksun bırakıyorlar! Siyasal ve ekonomik sömürü böyle tezgahlanıyor! Geniş halk kitleleri yoksullaşırken, kimi uyanıklar da büyük servetlere konuyor, lüks ve sefa içinde yaşıyorlar!

Siz, siyasete hizmet eden “yoksul bir hocaefendi” tanıyor musunuz?

Artık uyanıp, aklımızı kullanmanın zamanı gelmedi mi?

Bu yazı toplam 879 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
cenk
02 Eylül 2016 Cuma 19:13
19:13
"İngiliz Muhibler Cemiyeti" yle ilgili gerçek haber ve bu cemiyetin kuruluşu ve faaliyetleri ile ilgili haberler aşağıdak, linkten öğrenlebilir:
http://belgelerlegercektarih.com/2013/06/18/ingiliz-muhipler-cemiyetine-uye-olan-hocalar-hain-miydi/
İnsanları yanıltmayalım, hakikatları yazalım !
Eğer yorum sayfası yazının tamamını alacaksa yazıyı koğyalıyorum :

Kemalist tarihçilerin yazdıklarına bakılırsa, din adamları, hocalar ve şeyhler vs. Kurtuluş Savaşı’nda Ingilizler’le bir olmuş ve vatanlarını satmışlardır (haşa)… Binaenaleyh, onlara göre (haşa) hepsi haindiler ve asılmaları gerekiyordu. Delilleri ise bazı din adamlarının “Ingiliz Muhipler Cemiyeti”ne girmeleriymiş. Fakat ne hikmetse o cemiyete niçin girdiklerini yaz(a)mıyorlar.

O halde işin aslını, Millî Istihbarat Teşkilâtı’nın (MİT) atası olan “Teşkilât-ı Mahsusa”nın son Başkanı Hüsamettin Ertürk’ün, “Iki Devrin Perde Arkası” adını taşıyan anılarından öğrenelim:

“Mütareke yıllarının isimsiz kahramanları içine başı sarıklı din adamlarını, imam ve müezzinlerini, kürsü vâizlerini, tekke mensuplarını, medrese hocalarını da ithal etmek mecburiyetindeyiz. Bunlar dini mefkûreler sevkiyle Millî Mücadele’nin muvaffakiyetine can ve gönülden çalışmışlar, kavlen ve fi’len bu uğurda ellerinden geleni yapmışlardır. Bilhassa Mütareke Yılları’nın meş’um baykuşu telâkki edilmiş Papas Fro’nun çevirdiği fırıldakları pek güzel anlamış ve O’na, onun tatbik ettiği metodlarla cevap vermiş olan bu din adamlarını burada ölmüşler ise rahmetle, yaşıyorlar ise selâmetle anmak bizlere düşen bir vazifedir. Papas Fro, şayet bir “Ingiliz Muhibler Cemiyeti” kurulur ve bilhassa sarıklı din adamları buraya ithal edilirse, Ingiltere’yi kazanmak kabil olacağını ve imzalanacak muahedede Ingiltere’nin müzahereti sayesinde, şartların oldukça hafif kaleme alınacağını iddia etmiştir. Osmanlı Imparatorluğu’nun encam, Ingiliz mandası altında ve bütün Islâm âlemine hükmeden bir devlet olarak kalabileceğini anlatmıştı.

Bu maksadla kurulmuş olan İngiliz Muhibler Cemiyeti’nin riyâsetine Said Molla getirilmiş, fakat perde arkasında en büyük rolü, Papas Fro almıştı. Papas çok cömert idi. Zira sarfettiği para, Ingiliz Entellicens Servisi’nin mestur tahsisatı idi. Topkapı, Şehremini fırkalarına her hafta bedava dağıtılan kurban etlerinin sayesinde Türk Milleti’ni midesiyle satın alacağını zanneden bu zavallı Papaz’ın döktüğü paranın, cebinden çıkmadığı malûmdu. Mahalle imamları, medrese ve tekke meşayihi (şeyhleri) bu bağışlarla Ingiliz Muhipler Cemiyeti’ne sokulmak isteniliyordu.

Fransızlara gelince, onlar da Mütâreke icabı işgal ettikleri Adana, Kilis, Antep ve Maraş’ta yerleşmek emelinde oldukları halde Istanbul halkını iğfal etmek maksadiyle “Fransız Muhipler Cemiyeti” kurmuşlar ve gizlice el altından Anadolu’ya gitmek istiyen zabitleri nakletmek üzere bir kruvazörün Istanbul limanında hazır bulunduğunu da etrafa yaymışlardı. Fakat Istanbul’un temiz ve vatanperver halkı, her iki muhipler cemiyetine de bir kıymet vermemiş, daha doğrusu millî hislerini her türlü dostlukların üstünde görmüştü.

Istanbul’daki mahallât imamları, müderrisler, kürsü şeyhleri, Tarikat-i Bektaşiye babaları ve muhtelif turuk-i ilmiyeye mensup kimseler, zâhiren (görünüşte) Ingiliz Muhipler Cemiyeti’ne intisap etmiş (girmiş), fakat el altından bu cemiyeti baltalamağa var kuvvetleriyle mesailerini sarfetmişlerdi. Bu Ingiliz Muhibler Cemiyeti’nde pek çok kimseler vardı ki, bunlar, gizli teşkilâtımıza, millî cepheye hizmet etmekte ve başta Papas Fro olmak üzere bütün hâinleri aldatmakta idiler.”[1]

Yukarıdaki sözler sıradan birine ait değil, Kurtuluş Savaşı’nda Anadolu’ya silah ve cephane kaçırılması faaliyetlerini organize eden, düşman karargahlarına, işbirlikçi gruplara ve yabancı misyona sızan M.M. Grubu’nun, yani Istihbarat Teşkilâtı’nın, kurucu başkanı Hüsamettin Ertürk’e aittir.

***

NOT:

Din adamlarının Kurtuluş Savaşı’ndaki rolü hakkında malumat edinmek isteyenler, şu yazıya bakabilirler:

http://belgelerlegercektarih.wordpress.com/2012/05/11/m-kemal-ataturk-tarafindan-aldatilan-din-adamlarinin-kurtulus-savasindaki-rolu/
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim