• BIST 82.340
  • Altın 148,165
  • Dolar 3,7991
  • Euro 4,0618
  • Kocaeli : 9 °C
  • İstanbul : 9 °C
  • Sakarya : 9 °C

Siz böyle devlet yönetimi gördünüz mü?

M.Tanzer Ünal

Önce oturup pazarlık yaptılar…

Kiminle?

PKK ile…

Şimdi “PKK da, PYD de terörist” diyorlar.

Demek ne yapmışlar?

“Teröristler” le pazarlık yapmışlar.

Suç işlemişler…

Ama “muktedir” oldukları için, yargı muktedirlere karışamadığı için şimdilik “suçlu” değiller.

Bir şey daha…

Hani Apo ile konuşan, “şerefsizdi” ya…

Apo ile görüşüldüğüne göre birilerinin “şerefsizliği” de artık tescillenmiş oldu.

***

Önce IŞİD’la araları çok iyiydi.

IŞİD, Esad’ı düşürecek kökten dinci muhalif gruplardan biriydi.

Kendilerine her türlü yardımı gönderiyorlardı.

Yaralanan militanlarını ülkemizde tedavi ediyorlardı.

Araları sıkı fıkıydı.

Saklamaya gizlemeye öfkelenmeye gerek yok!

Bütün bunlar belgeli.

Ya şimdi?

“Muktedir”, diyor ki, “Bizim için PKK ve PYD ne ise IŞİD de odur!”

Yani IŞİD de terörist bir gruptur.

Dün öyle, bugün böyle!

Dün “dost” idi, bugün “terörist grup”…

***

Şunu da yazmalıyım!

Koridor açma olayını…

Daha 15-20 gün önce…

Barzani, Ankara’daki muktedirlere haber gönderdi, dedi ki,”Koridor açın, Peşmergeleri Kobani’ye gönderelim…”

Ankara, dedi “Olmaz, koridor açmayız, Peşmergelerin topraklarımızdan geçmesine izin vermeyiz. Bizim için PKK ne ise PYD de odur. Sizin teröristlere yardım etmeniz kabul edilebilecek bir olay değil.”

Kendi kendimize, “Vay be” dedik, “şu duruşa bak!”

Acaba bir şeyler değişiyor mu diye içimizden geçirdik.

Aradan çok geçmedi.

Bir gün bir baktık, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu açıklama yapıyor:”Peşmergelerin geçişi için koridor açılacak.”

Hani ne oldu delikanlılığa?

Amerika, “Koridoru aç” dedi, yelkenler suya indi.

Gazeteciler, Genel Kurmay Başkanlığı’na soruyorlar, “Peşmergelere koridor açıldı mı?”

Genel Kurmay yetkilisi cevaplıyor:” Bu soruyu Dışişleri Bakanı’na sorun!”

Demek ki, koridorun açılmasına izin verilmiş, Genel Kurmay’in haberi yok, haberi olsa bile izni yok!

İşte Türkiye böyle yönetiliyor.

İpler elimizde değil.

Elimizdeymiş gibi laflar ediyoruz, ama bir süre sonra “açığa” düşüyoruz.

Bir gün önce söylediğimizin tam tersine davranışlar sergiliyoruz.

Siz böyle devlet yönetimi gördünüz mü, söyleyin Allah aşkına!

 

Şimdi Kullar’da balık yemek moda!

Ereğli’de değil…

Değirmendere’de değil…

Hereke’de ve Tavşancıl’da değil…

Herkes Kullar’daki balıkçıyı konuşuyor.

Balıkçı Selim’i…

***

Geçen pazar günü, Cumali Durmuş’un annesinin cenazesindeyiz.

Kemal Kaya, Raif Kandemir, Sefer Ekşi konuşuyoruz…

Aylardır Kemal Kaya ile bir araya gelmek istiyoruz, ama bir türlü başaramıyoruz.

Tam yeri, Raif’e, “Kemal Bey, bir gün buluşalım yemek yiyelim diyor, ne dersin” diye laf attım.

Raif Kandemir, hemen taşı yerine koydu:

“Kemal Bey, bir gün buluşalım diyorsa, beş yıllık programa almıştır, beş yıl sonra dediği mutlaka gerçekleşir…”

Kemal Kaya, sözün altında kalır mı, anında programı yaptı:

“Sizi salı günü Kullar’da balık yemeye davet ediyorum…”

Anladım, Kullar’daki o salaş balıkçıdan söz ediyor.

Daha önce bir kez gitmiştim.

Tamam dedik.

***

Salı günü oldu, Sefer Ekşi ortada yok.

Cenazesi varmış, İstanbul’daymış.

Üçümüz gittik.

Balıkçı Selim, ben gitmeyeli ağzını yüzünü düzeltmiş.

Zemin döşemesini, tavanı yenilemiş, duvarları boyatmış.

Yeni sandalye ve masalar almış.

Sistem yine aynı…

Çatal bıçak var, ama tabak yok.

Ortada üstünde yağlı kâğıt olan bir tepsi, hangi balığı sipariş verdiysen ızgara veya tava yapılıp üstüne dökülüyor.

Bir tabak içinde soğan ve yeşillik çeşitleri…

Yine küçük bir tabak içinde bir parça tahin helvası…

Kâse içinde acılı biber turşusu…

İstesen de istemesen de bunlar hazır.

Her çeşit balık var.

Hamsi, palamut, lüfer, sarıkanat, barbun…

Siparişini veriyorsun, 10-15 dakika sonra ızgara teli içinde getirilip tepsiye boca ediliyor.

Önce ortaya aperatiflik hamsi istedik.

Kemal Bey sarıkanat, Raif’le ben lüfer siparişi verdik.

Balıklar geldi, hepsi nefis.

Suyu kaçmamış, tam kıvamında pişirilmiş.

Pişirme yeri dışarıda olduğundan içeride ne duman var ne de koku!

Raif bu arada bilgi verdi, “Mangal kömürü değil, fındıkkabuğu kullanılıyor. Bizim usul… Tadı biraz da bundan…”

Balıklarımı yedik (Raif helvayı da götürdü)çıktık, çayımızı karşı sıranın solundaki kahvehanede içtik.

Çay da nefisti.

***

Diyeceğim şu:

Cahil kalmayın, “Kullar’da balık yeme modası” na siz de uyun!

Özellikle salaş yerleri seviyorsanız, Balıkçı Selim’e mutlaka bir uğrayın!

Bu yazı toplam 1652 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim