• BIST 108.392
  • Altın 143,183
  • Dolar 3,5328
  • Euro 4,1224
  • Kocaeli : 21 °C
  • İstanbul : 21 °C
  • Sakarya : 21 °C

Siz de, içinde “Çin tuzu” bulunan yiyecekleri mi yiyorsunuz?

M.Tanzer Ünal

Geçenlerde bir doktor arkadaşım uğradı.
Benim yaşlarda…
Doğma büyüme İzmitli…
Sohbetimizin bir bölümünde hastanelerden konuştuk.
“Ne kadar çok hastane açıldı, ne kadar fazla hasta var” dedim.
Bilinçli bir arkadaşım…
Fotoğrafın tamamına bakabilen vizyona sahip.
Son 30 yıla dikkat çekti.
“İnsanlar doğal beslenmeden uzaklaşıp, fabrikasyon gıdalara yöneldiler. Sürekli reklamı yapılan içecek ve yiyecek ürünlerine bir bakın! Boyalı ve gazlı içecekler, cips, aslında dondurma olmayan dondurmalar, koruyucu ve katkı maddeli yiyecekler… Bunlar insan sağlığı için son derece zararlı. Ama öyle reklamı yapılıyor ki, insanların beyni yıkanıyor. Dünya küreselleşti, ticaret küreselleşti… Küresel ticaret devlerinde insaf, merhamet diye bir şey yok. Onların amacı çok satıp, çok kar etmek. Bu ürünler, albenisi olan renklerde ve janjanlı ambalajlarda sunuluyor. Sadece tadıyla değil, görsel olarak da beynimize kazınıyor. Bu gıdalar hastalık üretiyor, ilaç sektörü de bu hastalıklara karşı ilaç… Dünyayı sömürmenin yeni yöntemi bu…”
Doktor arkadaş, “Çin tuzu” adıyla bilinen bir maddeden söz etti.
Kimyasal adı, MSG…
Yani MONO SODYUM GLUTAMAT.
Bir “yiyecek katkı maddesi”…
Aslında bir zehir…
“Çin tuzu” diye masum bir ad vermişler, piyasada böyle satıyorlar.
Nedir MSG?
Yiyeceklere katıldığında, o yiyeceğin tadının beyin tarafından güzel algılanmasını sağlayan bir madde.
Tatlı, tuzlu, acı fark etmiyor.
Hangi yiyeceğe katılırsa, “lezzetliymiş” hissi uyandırıyor.
Bu nedenle de gıda üreticilerinin çoğu bu maddeyi kullanıyor.
Örnek mi istersiniz?
Hazır çorbalar…
Hazır köfte harçları…
Et suyu tabletleri…
Dondurmalar…
Renkli yoğurtlar…
Patates ve mısır cipsleri…
Ayrıca ithal edilen tüm gıda maddelerinde…
Peynirlerde…
Et ürünlerinde…
Konservelerde…
Piyasada, bazı dönerciler ve köfteciler de “Çin tuzu” kullanıyormuş.
İnsanın, bir döner yerine 2-3 porsiyon döner yiyesi geliyormuş.
İyi de, “Çin tuzu” diye bilinen MSG, zararlı bir madde mi?
Doktor arkadaş, zararlarını şöyle açıkladı:
“Bu madde nörotoksin… Sinir hücrelerine zarar veriyor. Merkezi sinir sistemini tahrip ediyor. Buna bağlı olarak ALZHEİMER, PARKİNSON, HUNTİNGTON, SARA hastalıkları ortaya çıkıyor. Göz retina tabakası hasarı oluşuyor. Yağ birikimi ve obeziteye neden oluyor. Böbrek ve karaciğerde hasar yapıyor. İnsülini artırıyor ve diabet ortaya çıkıyor. Anne karnındaki bebek de aynı tahribata maruz kalıyor.”
Sadece “lezzet hissi” veren bir maddenin, ne kadar çok hastalığa neden olduğunu gördünüz mü?
Yiyip içtiklerimiz içinde, kim bilir başka ne illet maddeler var.
******
Doktor arkadaşım, sözü “cola” içeceğine getirdi.
“Cola”nın ne kadar kötü bir içecek olduğunu, bakın nasıl anlattı.
“Colayı sadece içmek için değil, başka amaç için de kullanabilirsiniz. Örneğin, tuvalet temizleyebilirsiniz. Bir kutu colayı tuvaletin içine dökün, bir saat kadar bekledikten sonra sifonu çekin. Coladaki sitrik asit, hela taşındaki lekeleri yok edecektir.
Arabanızın krom tamponunu yine cola ile temizleyebilirsiniz. Akü kutup başlarındaki çapağı da bir kutu cola ile giderebilirsiniz. Paslanmış civatayı sökmek için üzerine birkaç damla cola damlatmanız yeter. Arabanızın ön camındaki her cins kuş pisliğini, yapışan sinekleri ve yapışkan her türlü tozu temizlemek için yine cola kullanın, camınız pırıl pırıl olur.”
Arkadaşım, colanın etkin temizleme gücünü şöyle açıkladı:
“Colanın ortalama Ph değeri 3.4’tür. Bu asit oranı dişleri ve kemikleri eritmek için yeterlidir. Temizlikte bu kadar etkili olmasının sebebi budur. Aslında cola ile “karbondioksit” içiyoruz. Hani şu dışarı atmak için devamlı nefes alıp verdiğimiz, atmak için uğraştığımız karbondioksit… Kırılan dişinizi bir bardak colanın içine koyun ve 10 gün sonra bakın, dişin büyük oranda eridiğini göreceksiniz. Halbuki dişler ve kemikler, ölümden sonra bile en fazla dayanabilen organlarımızdır. Bir şişe cola içerek midemize, dişlerimize ve bağırsaklarımıza ne kadar zarar verdiğimizi bir düşünün. Bu kadar zararlı bir içecek nasıl oluyor da bilinçsizce tüketiliyor?”
******
Sohbetin sonuna doğru, doktor arkadaşımın sinirleri gerilmişti.
“İşte” dedi, “son zamanlarda çocuk yaşta kalp hastalarının, diabet hastalarının, kanser hastalarının sayısı bu nedenlerle arttı. İşte bu nedenlerle hastaneler tıklım tıklım… İnsanlar süt ve ayran içmiyor, cola içiyor. Çorbayı kendi yapmıyor, hazır çorba kullanıyor. Dondurma diye bazı kimyasal maddelerin dondurulmuşunu yiyor. Sonunda da olacak bu. Herkes hasta…”
Sizi bilmem, ama ben doktor arkadaşımın anlattıklarından çok etkilendim.
İyi pazarlar!

Bu yazı toplam 2194 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim