• BIST 97.726
  • Altın 145,622
  • Dolar 3,5781
  • Euro 4,0001
  • Kocaeli : 17 °C
  • İstanbul : 19 °C
  • Sakarya : 17 °C

Soma ve iş güvenliği

Hasan Altınkaya

 

 

En son İstanbul’da bir inşaat firmasının barakasında ona yakın işçi yanarak can verdiğinde;

İş güvenliği konusunda Avrupa’da en kötü, dünyada ise en gerilerde olan ülkemiz için bu bir milat olur gözüyle bakmıştık.

Öyle ki, hükümet konuyla ilgili çok önemli adımlar atmıştı.

Bir işçi dahi çalıştıran tüm işyerlerinde bundan böyle bir iş güvenliği uzmanı mutlaka hizmet verecekti.

Özellikle “tehlikeli” ve “çok tehlikeli” iş yerleri sıkı bir denetim altına alınacak, sınıfına göre uzman ve hekim bulunduracaklardı.

Böylelikle tehlike ve riskler çok önceden tespit edilip, gerekli önlemler alınacaktı.

Nitekim bu uygulamaya geçildikten sonra geçmiş yıllara nazaran bazı sektörlerde yaşanan iş kazalarında ciddi oranda azalmalar görüldü.

Ancak bu iş akşamdan sabaha iyileşecek bir konu değil.

Ben de bu konunun bir uzmanı olarak şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki; durum sadece iş güvenliği uzmanı bulundurmakla, iş yeri hekimi bulundurmakla düzelmez.

Görüyoruz ki, düzelmiyor da.

Bu iş için tecrübeli, teknik donanımı yüksek uzmanlar ile konuya duyarlı işverenler olmadığı müddetçe düzelmeyecektir de.

Bakınız; üç yüzden fazla işçinin şehit olduğu Soma’da on üç iş güvenliği uzmanı bulunuyordu.

Kuvvetle muhtemeldir ki, bu uzmanlar tüm tehlike ve riskleri tespit ettiler ve gerekli önlemlerin alınmasıyla ilgili çözüm önerilerinde bulundular.

Yani bizim tabirimizle “Risk Değerlendirilmesi” yaptılar.

Basından edindiğimiz bilgilere göre de, işletmede mevzuata uygun tüm önlemler alınmış.

İşletme, ocak ve mart aylarında denetlemeden geçmiş  ve hiçbir eksik görülmemiş!

Tekerlek kırıldıktan sonra herkesin yol göstermemesi için tehlike kaynakları belirtilmiş ve öncesinde ona göre önlemler alınması sağlanmış.

Ancak  görünen o ki, öngörülemeyen bir eksiklik, daha doğru bir ifadeyle gözden kaçan bir şeyler olmuş.

Ve maalesef bu hata oradaki üç yüz işçinin kara toprağa girmesine, beraberinde ise koca bir ülkenin yasa boğulmasına neden oldu.

Hani bir söz vardır; “Bir ülkede insanların nasıl öldüğüne bakın, o ülkenin nasıl bir ülke olduğunu anlarsınız” diye…

Gerçekten de öyle.

Özellikle iş kazaları söz konusu olduğunda üçüncü dünya ülkeleri sınıfında yer alıyoruz hâlâ.

Ve bu konuda da tatmin edici, çözüm odaklı adımlar atılamadı yıllardır.

Başta devletimiz olmak üzere, işverenler ve tüm toplumumuz, iş güvenliği ve özellikle işçi sağlığı konusunda henüz oluşmuş bir bilince sahip değil.

Geç de olsa, devletimiz  2012 yılı Haziran ayı itibariyle 6331 sayılı “İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu”nu yürürlüğe soktu ve bu konuda önemli bir adım attı.

Uygulamadaki eksiklikleri, hataları tartışılmaya devam etse de, önemli ve ciddi bir adımdı bu.

Ancak ne işverenler bu konuya olması gereken düzeyde özveriyle eğiliyor, ne de sendikalar ve işçiler seslerini doğru düzgün çıkarabiliyor.

Gözünü tamamen üretime ve paraya dayamış bir anlayış piyasaya hakim olduğu müddetçe, sesini sadece ölümlü iş kazalarının ardından yükselten sendikalar, basın ve toplum olduğu müddetçe; kimse kusura bakmasın ama, ülke olarak bu tür facialardan kurtulamayız.

Toplum olarak bize düşen, çocuklarımızdan başlayarak bu işin ciddiyetine dikkat çekmek.

İş güvenlik kültürünü, önemini, hiçbir kazancın değerinin bir insan canının üzerinde olamayacağını anlatmak herkese…

Gerek aile, gerek okul, gerekse iş hayatında tüm bireylere bu bilinci aşılarsak, yarınlarda bu tür insan kaynaklı felaketlerden canımız daha az yanar.

Yeter ki bu konuda herkes üzerine düşen görevi yerine getirsin.

SEVDİĞİM SÖZLER

“Yüz karası değil, kömür karası. Böyle kazanılır ekmek parası.”  Orhan Veli

Bu yazı toplam 1067 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
Doktor
17 Mayıs 2014 Cumartesi 09:38
09:38
Türkiye olarak çalışan hakları konularında çok gerilerdeyiz bunu Soma'daki üzücü olayla yaşıyoruz;izaydaş'ta patlama olduğunu gazetelerden öğrendim; geçmiş olsun izaydaş'ta çalışan insanlar çevre ve canlılar için sağlıklarından feragat ediyorlar. Fabrikanın çevreye hiçbir zararı etkisi yok çevre için çalışan fabrika. Fabrika içerisinde çalışan insanların işleri dahada zor çünkü hergün binlerde kimyasal tehlikeli atığın etkilerine maruz kalıyorlar onları ne gibi hastalıklar bekliyor belli değil. Avrupadaki fabrikalarda işletme içinde çalışanlar; ağır iş kolundan 15'yıl hizmet akti sonunda emekli ediliyorlar izaydaş çalışanları içinde erken emeklilik sistemi olmalı 20'yıldan fazla çalışmaları sakıncalı. Çalışma bakanlığı bu ihbarımı dikkate almalı.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim