• BIST 90.383
  • Altın 145,141
  • Dolar 3,6152
  • Euro 3,9060
  • Kocaeli : 17 °C
  • İstanbul : 14 °C
  • Sakarya : 17 °C

Sorgulamanın dayanılmaz ağırlığı… (2)

Banu Gürer

Devam ediyoruz…

“Düşünme ve anlama üzerine inşa edilen bir imanın neden bazıları tarafından dindarlık açısından bir tehlike olarak algılandığını” sormuştuk.

Elbette bu soruya verilecek cevap birden fazla ve farklı olabilir.

Ancak şahsi tecrübe gözlemlerimden hareketle kendi bakış açımı ortaya koymam gerekirse tek bir cümleyle “güvenli sulardan çıkma korkusu” olarak ifade edebilirim.

Ne demek istediğime gelince:

İnsan için ön kabullerini sorgulamak ve yıkmak zor iştir.

Başkalarından naklen inandığınız ve kabul ettiğiniz şeyler üzerinde düşünmeye, sorgulamaya ve buna binaen araştırmaya başladığınız vakit iki ihtimal karşınıza çıkar:

Ya doğru olduklarını kanıtlar, daha güvenle inanır ve savunursunuz.

Ki bu insan için rahatlatıcı bir durumdur.

Ya da hatalı veya yanlış olduklarını tespit edersiniz.

Ve sorun da işte burada başlar.

Çünkü bunca zaman üstüne manevi bir dünya inşa ettiğiniz bazı temeller sallanmaya başlamıştır.

Bu temellerin sallanması insanı önce tedirgin eder.

Eğer zihni ve manevi bir tatmine ulaşamazsanız dehşete düşürür.

Bu tatmine ulaşmak için ise araştırmak ve problemi çözmek zorundasınızdır.

Ancak bu zorunluluğu yerine getirmek hem zahmetli hem de sancılı olabilir.

Zira hem çaba sarfetmek, çalışmak hem de önce kendinizi sonra çevrenizi ikna etmek gerekir.

Bu durum da zahmeti ve çoğu zaman çatışmayı getirir.

Tüm bunları göze almak ise cesareti gerektirir.

Hal böyle olunca “kocakarı” imanı insana en güvenli liman olarak gözükür.

Zira sizin adınıza düşünen, karar veren birileri vardır ve sizin işiniz sadece takip etmektir.

Fazla sorgulamak sadece “maneviyatınızı” sarsar.

Bun nedenle imanın akılla çok işi olmadığı çıkarımı da, dinin gizemine atıf yapmak üzere iddia edilir.

Bir başka ifadeyle her şeyi akılla çözemeyeceğimiz vurgulanır.

Böylece taklidi imanın güvenli suları, sorgulamanın dalgalarına tercih edilir.

Halbuki bu bakış açısında gözden kaçan çok önemli iki nokta söz konusu:

Birincisi İslam açısından aklı olmayanın dini de yoktur.

İkincisi yine İslam açısından dinde aklı aşan hususlar elbette mevcuttur. Çünkü aklın sağlıklı çalışması için gerekli bilgiye sahip olamadığımız alanlar vardır.

Ancak akla aykırı hiçbir husus yoktur.

O nedenle Kur’an’da insan anlayamadığını araştırmak, sorgulamak ve cevabı bulmak doğrultusunda devamlı teşvik edilmektedir.

Ki hem zihnen hem de kalben mutmain olabilsin ve tahkiki imanla hayatı daha derin anlamlandırabilsin.

Kısacası sorgulama, sadece şüphe etmek düzeyinde kalmayıp araştırmaya ve doğru bilgi edinmeye gittiği sürece dindarlığı arttıran bir unsurdur.

Ancak bu çabayı göstermekten imtina edenler için elbette dayanılması zor bir ağırlıktan başka bir şey değildir.

Hele bir de insanları sorgulamadan uzak tutarak yönlendirmeyi hedefliyorsanız…

Hem kaçınmanız hem de kaçındırmanız kaçınılmaz olur, değil mi?

Bu yazı toplam 5003 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim