• BIST 107.206
  • Altın 142,629
  • Dolar 3,5525
  • Euro 4,1323
  • Kocaeli : 31 °C
  • İstanbul : 31 °C
  • Sakarya : 31 °C

Sorun, “kayıt dışı din”de mi?

M.Tanzer Ünal

“Kayıt dışı din”…

Bu ifadeyi çok beğendim.

Söyleyen, Cemil Çiçek!

Cemil Çiçek, öyle sıradan bir siyasetçi değil.

Tam 33 yıldır aralıksız aktif siyasetin içinde.

1983 yılından bugüne kadar…

ANAP’ın 39 kurucusundan biri.

İlk görevi Yozgat Belediye Başkanlığı oldu.

Sonra Milletvekili seçildi, Devlet Bakanlığı görevini üstlendi.

ANAP’ta düşüş başlayınca, 1998 yılında Fazilet Partisi’ne geçti.

1999 yılında bu partiden Ankara milletvekili seçildi.

Sonra 2001 yılında AKP saflarında yerini aldı.

Adalet Bakanlığı yaptı…

Başbakan Yardımcılığı görevinde bulundu…

2011-2015 yılları arasında TBMM Başkanlığı görevini üstlendi…

Deyim yerindeyse, siyasetin duayenlerinden!

Görmüş, geçirmiş, yaşamış…

1983 yılından buyana Türk siyasetine tanıklık etmiş.

“Sıradan biri değil” dememin nedeni bu.

İşte bu nedenle söyledikleri çok önemli!

Tabii, bu arada şu eleştiri yapılabilir:

“Lastik patlayınca akıl veren çok olur. Neden bunları daha önce söylememiş, neden yetkili makamlardayken gereğini yapmamış?”

Böyle düşünenler de haklı.

Keşke bu gerçekler daha önce görülebilseydi.

Keşke daha önce önlem alınabilseydi.

Ama milletlerin tarihi hep “keşkeler”le doludur, bunu da unutmayalım.

Olan oldu, önümüze bakalım.

Yaşadıklarımızdan ders çıkaralım…

Aynı hataları tekrarlamayalım.

 

Sorun, “kayıt dışı din”de!

Cemil Çiçek, 15 Temmuz darbe girişiminden sonra açıkladığı görüşlerinde, Türkiye’nin acilen çözmesi gereken 3 sorunu olduğunu söylüyor:

*Kayıt dışı din…

*Kayıt dışı ekonomi…

*Kayıt dışı siyaset…

“Kayıt dışı ekonomi” ülkemizin hep gündemindeydi de, diğerleri pek konuşulmazdı.

Şimdi artık “kayıt dışı din” ve “kayıt dışı siyaset”i de konuşmaya başlayacağız.

 

 

Sorunu yine siyaset kurumu çözecek

“15 Temmuz öncesi siyaset kurumunun birbiriyle ilişkisinden hepimiz şikâyet ediyorduk. Ama sonrasında gördük ki, sağlam olarak ayakta kalan tek kurum, siyaset kurumudur. Devletin tüm kurumlarında sıkıntı yaşandı, şimdi siyaset kurumu çözüm üretmeye çalışıyor. O nedenle kavga etmeden sorunların üzerine gidilmeli ve doğru birlikte bulunmalı. Tek başımıza mükemmeli yapacağımıza, birlikte iyiyi yapalım. Benim tercihim budur.”

 

 

Birlik tablosu kalıcı hale getirilmeli

"15 Temmuz gecesinin ortaya çıkardığı birliktelik tablosu kalıcı hale getirilmeli. 15 Temmuz’da hepimiz kan verdik. Tüm virüsler temizlensin. Bundan yapıcı sonuçlar çıkarmak lazım. Birlikte yapacağımız çok düzenleme var. Devlet yeniden yapılanmalı. TSK’nın eğitiminden disipline kadar yeniden yapılanmalı. Anayasa başta olmak üzere yapılacak çok iş var. Bunun için diyaloğa ihtiyaç var. Bana göre işin can yakıcı kısmı geride kaldı, ama en zor kısmı ileride. Bunu da yine birlikte aşmalıyız.”

 

Kayıt dışı dinin örneği bunlar

"Türkiye’de üç şey kayıt altına alınmalı. Kayıt dışı ekonomi, kayıt dışı siyaset ve kayıt dışı din. Kayıt dışı dini izahta zorlanıyordum. ‘Neyi kastediyorsun’ diyorlardı. Türkiye’de urlu yapılar oluştu. Dinle uğraşıyorum diyor, ama dinle kazanıyor, dünyaya yatırıyor. Siyasi alanı düzenlemeye çalışıyor. Kayıt dışı dinin en büyük örneği bunlardır. Herkes ne yapıyorsa şeffaf hale gelmesi lazım!”

 

 

Türkiye’yi denklemin dışında bırakmak istiyorlar

"15 Temmuz’dan bu yana Suriye, Irak’ı konuşamıyoruz. Türkiye içe döndü. Türkiye’nin en önemli gücü olan TSK kendi iç meseleleri ile meşgul. Türkiye bir an evvel bu sıkıntıyı aşmak mecburiyetinde. Darbe başarılı olmasa, bile başımıza dert açıldı. Bu kimin yararına ona bakmak lazım. Belli ki Ortadoğu’da bir şekillenme var. Türkiye’yi denklemin dışında bırakmak isteyenler, terörü kullandılar. Şimdi de böyle bir terör örgütü çıktı. Türkiye süratle normalleşmeli.”

 

 

Cemil Çiçek’in söyledikleri çok önemli

Bakın, Cemal Çiçek’in söyledikleri çok önemli!

Bilinmeyen şeyler değil, ama önemli…

Bizim hızla toparlanmamız, hızla normalleşmemiz lazım!

Geçmişten ders çıkarıp, önümüze bakalım.

Artık “hata yapma” kontenjanımızı doldurduk…

Artık “hata yapma” lüksümüz kalmadı…

Bir olacağız…

El ele vereceğiz…

Kol kola gireceğiz…

Ülkemizi düzlüğe çıkaracağız.

Yok, bunu başaramazsak…

Toplumdaki ayrışmayı gideremezsek…

Devleti dini cemaatlerle yönetmeye devam edersek…

Cemil Çiçek’in söylediği gibi, “kayıt dışı din”, “kayıt dışı ekonomi” ve “kayıt dışı siyaset” sorunlarını çözemezsek…

Özetle…

Sorunları birlikte çözüp, kardeş gibi yaşamanın yolunu bulamazsak, hep birlikte yok olup gideceğiz.

 

 

Kılıçdaroğlu, keşke o mitinge gitseydi

15 Temmuz’dan bu yana devam eden demokrasi gösterilerinin, mitinglerinin sonuncusu 7 Ağustos Pazartesi günü yapılacak.

Sonra mitingler, ikinci bir gereksinim ortaya çıkıncaya kadar sonlandırılacak…

Doğru bir karar.

Daha fazla devam ettirilmesi, ciddi sıkıntılara neden olabilirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, son mitinge muhalefet partisi liderlerini de davet etti, “Gelin sizler de birer konuşma yapın” dedi.

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, “Ben katılmayacağım, ama partimizden bir heyet mitingde hazır bulunacak” açıklamasını yaptı.

MHP Genel Başkanı Bahçeli’den ise bu satırlar yazılıncaya kadar herhangi bir cevap yoktu.

Kılıçdaroğlu’nun açıklamasını dinlerken, “Keşke katılsaydı” diye içimden geçirdim.

Keşke Kılıçdaroğlu da Bahçeli de katılsaydı…

Keşke üç lider, kürsüye el ele kol kola çıkıp bütün dünyaya mesaj verseydi!

 

 

Milli bayramları daha coşkulu kutlamalıyız

Milli Savunma Bakanı Fikri Işık, 30 Ağustos Zafer Bayramı konusundaki kararına sonradan açıklık getirdi.

“Ben resmigeçit yapılmayacak dedim. 30 Ağustos törenlerinin yapılıp yapılmayacağını hükümet değerlendirecek…”

Neyse Işık’ın bu açıklaması, tartışmanın önünü şimdilik kesti.

Benim bu konudaki görüşümü biliyorsunuz…

Milli bayram kutlamaları asla ertelenmemeli.

Madem Atatürk’ün emanetine sahip çıkacağız…

Madem toplumsal uzlaşmayı pekiştireceğiz…

Madem birlik ve beraberlik duygularını güçlendireceğiz…

Madem kardeş gibi yaşamayı öğreneceğiz…

Milli bayramlar, bunlar için birer fırsat!

Milli bayramlarımızı eskisinden daha düzenli ve coşkulu kutlamalıyız.

 

 

İlker Başbuğ’un mesajlarını iyi okuyalım

Eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ, geçenlerde Ahmet Hakan’ın “Tarafsız Bölge” programındaydı.

Zamanlama çok iyiydi.

Verilen mesajlar mükemmeldi.

Çok izlendiğini sanıyorum.

Eğer izlemediyseniz, internetten indirin, tamamını sabırla izleyin.

İlker Başbuğ’un mesajları şöyle:

*DARBENİN TARZI-“27 Mayıs’a da 12 Eylül’e de benzemiyor…”

*FETULLAH GÜLEN VE AMERİKA-“CİA’nın Fetullah Gülen’e ABD’de kalma iznini boşuna verdiğini mi düşünüyorsunuz…”

*DARBECİLERİN ASIL AMACI-“Darbe girişimcilerin asıl hedefi, Türk Ordusu’nu güçten düşürmekti.”

*CEMAAT VE LİDERLER-“Özal’dan destek aldı, Ecevit sempatiyle baktı, Erbakan mesafeliydi. AKP; 2007-2011 arasında ittifak halindeydi, daha sonra savaş açtı. Bu savaşta Cumhurbaşkanı Erdoğan yalnız bırakıldı. Partisi ve bakanları, Erdoğan’ı yalnız bıraktı.”

*DARBEYE TEŞHİS-“Bu kalkışma, emir komuta zinciri içinde gerçekleşmedi. Bu, orduya sızan Gülen cemaati üyelerinin bir kalkışması… Teşhis bu! Ama alınan önlemler bu teşhise uygun değil.”

*DARBE GİRİŞİMİNİN SORUMLUSU-“Türk Silahlı Kuvvetleri’ne sızmaların ve darbe girişiminin sorumlusu, MİT’tir. Görev yaptığım 2002-2010 yılları arasında, bütün ordudan atılmalar MİT raporuna göre yapılmıştır. Ordudan atılanların arasında bir tek cemaatçi yoktu. Ordudan atılanların tümü başka bir Nurcu grubundandı. MİT’teki cemaatçiler, bu konuda bizi kullandılar.”

*HARP AKADEMİLERİNİN KAPATILMASI-“Askeri okulları kapatmakla ordunun damarını kesiyorsunuz. Bu okullar Osmanlı’nın mirasıdır. GATA’yı Sağlık Bakanlığı’na bağlıyorsunuz, peki Sağlık Bakanlığı içindeki cemaatçiler ne olacak?”

*DARBE GİRİŞİMİ VE KOMUTA KADEMESİ-“15 Temmuz darbe girişimi akşamı komuta kademesi iyi sınav verememiştir. Bu konu iyi incelenmelidir.”

*EMİR KOMUTA BİRLİĞİNİN BOZULMASI-“Kuvvet komutanlıklarının Milli Savunma Bakanlığı’na bağlanması emir-komuta birliğini bozar. Emir-komuta birliğinin bozulması, orduyu perişan eder.”

   

Bu yazı toplam 2362 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim