• BIST 97.533
  • Altın 145,745
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • Kocaeli : 11 °C
  • İstanbul : 16 °C
  • Sakarya : 11 °C

Söz Teğmen Mehmet Ali Çelebi’de!

M.Tanzer Ünal

İddianameleri çarşaf çarşaf haber yaptılar da…
Savunmaları görmemezlikten geliyorlar.
Olsun!
Gün gelir, devran döner, nehirleri tersine akıtmaya kalkanlar yaptıklarından utanırlar, sokağa çıkamaz hale gelirler.
Hafta başında Ergenekon Davası’nın yine duruşması vardı.
Teğmenler Mehmet Ali Çelebi ve Noyan Çalıkuşu, esas hakkındaki mütalaaya karşı son savunmalarını yaptı.
Teğmen Mehmet Ali Çelebi’yi bazı gazetelerin sütunlarından tanıyorsunuz.
Hani 18 Eylül 2008 tarihinde tutuklanmış, 33 ay cezaevinde kaldıktan sonra 20 Mayıs 2011’de serbest bırakılmış, savunmalarıyla da tüm dikkatleri üzerine çekmişti ya…
İşte o teğmen!
Teğmen Çelebi’nin son savunmasında söylediği şeyler de uzun süre hafızalardan silinmeyecek etkinlikte.
O savunmanın bazı bölümlerini sizlerle paylaşmak istiyorum.
“Kendime bir sanık gözüyle bakmıyorum. Aksine vatanseverlik davasının savunucusuyum. Söyleyeceğim her söz, kanımdan bir damla, etimden bir parçadır. Çünkü burada kendimi değil ülkemin değerlerini, yaşamımın özü ve anlamı olan Kemalist devrimleri savunuyorum. Mensubu olduğum Türk Ordusu, devşirme bir ordu değildir. Sermayenin, iktidarın ordusu değildir. Türk Ordusu, Türkiye Cumhuriyeti’nin ve onu kuran halkın ordusudur.
Esen rüzgârlara göre doğruluğuna inandığımız esaslardan ve vazife gereklerinden vazgeçmeyiz. Bizi tek etkileyecek rüzgâr vicdanımızdır. Bu nedenle ben, Teğmen Çelebi, 15 Mayıs 1019’da İzmir’i hiç direnmeden Yunanlılara teslim eden, bir Yunan teğmeninden tokat yiyen, elinde ucuna beyaz mendil bağlanmış bir sopa ile kışladan çıkıp esir kafilesinin başında yürümekten utanmayan Ali Nadir Paşa’ların ve türevlerinin değil, direnen, savaşan Mustafa Kemal’lerin emrindeyim. Bana omzumdaki metalleri idare edecek şahıslar değil, ruhuma dokunacak komutanlar gerekir.
Bizi yargıladığınız bu süreç, bu görkemli işkence çarkı, emperyalistlerin geleceğimizle ve kaderimizle daha rahat oynayabileceği koşullar için hazırlanmıştır. Bir ihanet suçlamasını Türk subayıyla bağdaştırmak için çok komik durumlara düştünüz. Hukuku kendi cinnetlerinize göre saptırdınız, çarpıttınız, tepetaklak ettiniz. Ruhunuzu bir kez olsun adaletin kollarına atamadınız. Vasatın bataklığına öyle gömülmüşsünüz ki, gerçekler bile sizi tekrar ayağa kaldıramıyor. Anlaşılıyor ki, hiçlik yazgısına başkaldıramıyorsunuz. Pusulanız karanlığı gösteriyor. İnsanoğlu’nun binlerce yıldır hesapsız akan kanlar pahasına elde etmeyi başardığı kazanımlarla beraber şu an yerin yedi kat dibindesiniz. Adaletin sesi dediğiniz bu mütalaa, cehennemin dibinden yalanlar türküsüdür. Bu mütalaada, bu parçalanmış Türkiye hayalinin tohumunda, emperyalistlerin yürek atışını seziyoruz. Ben buraya esas hakkındaki yanıltmacanıza cevap vermeye gelmedim. Böyle bir durum beni küçültürdü.
Ben buraya, gerçekleri geleceğe bırakma borcunu ödemeye geldim. Gerçeğin bana verdiği yetkiyle, utanma duygusunu hatırlatmak için geldim. Bana ayrılan kısa sürede mahkemeye aşırı dozda doğruluk enjekte edeceğim. Doğruluk alerjisi olanların tedbir alması önemle duyurulur. İşte size bu dava boyunca aradığınız ama bulamadığınız şiddeti getirdim. Hakikat, şiddetin ta kendisidir. Bu şiddeti başlatıyorum.
Ben, tam bağımsız Türkiye ideali uğruna sonsuz cezalarınız için yaşamımda demir parantezler açmaya razıyım. Sizin vereceğiniz ceza, asla sırtımda ve vicdanımda taşıyacağım bir yük olmayacaktır. Çünkü evlatlarımıza onlara yaraşır nitelikleri, ancak buradaki başkaldırı kazandırabilir. Onlar, Türkiye’nin baş eğmez ruhları, bugünlerin hatırasını ebediyen muhafaza edeceklerdir.
Biliyorum ki, kuşaklar boyu insanların hafızasında kalacak sonsuz utançlar, bize bu iftirayı atanlar için yeterli olacaktır. Şimdi siz görevinizi yapın, tarih de görevini yapacaktır.”
*********
Genç teğmeni dinlediniz…
Düşünceniz ne? Böyle bir ordu teslim alınabilir mi?
Emperyalistler ve yerli işbirlikçileri istedikleri kadar uğraşsınlar, başaramayacaklar!


Bu yazı toplam 1256 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim