• BIST 108.434
  • Altın 151,492
  • Dolar 3,6547
  • Euro 4,3288
  • Kocaeli : 18 °C
  • İstanbul : 19 °C
  • Sakarya : 12 °C

Sözün bittiği yer

M.Tanzer Ünal

Okurlarımdan sitem…

“Lozan polemiği konusunda bir şey yazmadınız…”

Evet yazmadım.

Eğer Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, üç gün önce muhtarlar toplantısında “Birileri bize Lozan’ı zafer diye yutturmaya çalıştılar… Zafer mi bu?” demişse…

Aynı kişi, yani Erdoğan, daha 2.5 ay önce 24 Temmuz’da yaptığı konuşmada,”Bugün Cumhuriyetimizin kurucu belgesi olan Lozan Barış Antlaşması’nın 93.yıldönümüdür. Aziz milletimizin inanç, cesaret ve fedakârlıkla elde ettiği zafer, Lozan Antlaşması ile diplomasi ve uluslararası hukuk alanına taşınarak tescil edilmiştir. Bu antlaşma yeni kurulan devletimizin tapusu niteliğindedir” ifadesiyle Lozan’ın önemini vurgulamışsa…

Bu konuda söylenecek başka söz kalmış mıdır?

Sözün bittiği yerdeyiz.

 

Yol ayrımı

Sevgili okurlarım, ülke olarak tam yol ayrımına geldik.

Önümüzde iki seçenek var.

Ya Atatürk ve Cumhuriyet ilkelerine sıkı sıkıya bağlanıp, çağdaş dünyada uygar insanlar olarak yaşayacağız…

Ya da emperyalist ülkelerin bizi sürüklemek istedikleri Ortadoğu bataklığında, Irak ve Suriye’nin kaderini paylaşacağız.

Tercih bizim.

Sürünmek de insan gibi yaşamak da bizim elimizde.

 

“Dün”ü konuşmaktan “yarın”ı planlamaya fırsat kalmıyor

Dikkat ediyor musunuz?

Hep “dün”ü konuşuyoruz…

Dün, dün, dün…

Darbe girişiminden buyana 2.5 ay geçti, açın televizyonları, açın gazeteleri her taraf FETÖ…

Zaten PKK ve IŞİD, yıllardır temel gündem maddemiz…

Ara sıra, canımız sıkıldıkça, 12 Eylül ve 28 Şubat’ı ısıtıp ısıtıp masaya koyuyoruz…

Hızımızı alamayıp cumhuriyetimizin kuruluş yıllarına kadar uzanıyoruz…

Kısaca…

“Dün”ün kavgasını yapmaktan, “bugün”ü yaşayamıyoruz, “yarın”ın hayalini bile kuramıyoruz.

Halimizin özeti bu!

Tamam, “dün”ün hesabı sorulsun, bütün taşlar yerli yerine otursun.

Ama bana sanki bütün enerjimizi “dünü sorgulamaya” harcıyormuşuz gibi geliyor.

Oysa “dün”ü sorgulamak, “yarın”ı planlamamıza, “yarın”ı hayal etmemize engel olmamalı.

Görünen…

“Dün”ü kaybettik.

Korkarım…

Bu kafayla gidersek…

“Yarın”ı da bugünden kaybedeceğiz.

 

Kaçmak çare mi?

Okuyoruz… Duyuyoruz… Dinliyoruz…

Ülkemizin geleceğinden umudunu kesen bir kesim “zengin tayfası”, uluslararası düzeyde eğitim almış varlıklı aile çocukları, “kapağı yurt dışına atma” derdinde.

Geçmişte de dönem dönem bunları yaşamıştık.

“Efendim, çok baskı var, özgürlüklerim kısıtlanıyor, yaşam kalitem düştü, daha fazla dayanamayacağım, yurt dışına gidiyorum…”

Genelde klasik mazeret bu!

İyi de arkadaş, sizin yaptığınız vatanseverlik değil ki!

Kaçmak kolay.

Önemli olan, kalıp mücadele etmek!

Ülkemiz adına, geleceğimiz adına…

İyi, sen git, o da gitsin…

Kalanlar mücadele etsinler ortalığı düzeltsinler…

Sonra siz sorunlarını çözmüş, güllük gülistanlık ülkeye geri dönün.

Yok öyle yağma!

Her ülkenin sorunu var…

Belki bizim sorunumuz biraz fazla…

Ama bu sorunları çözecek olan da bizleriz, başkaları değil!

Eğer bizler, “Bu ülke adam olmaz, bu ülkenin havası beni boğuyor” diye çekip gidersek; dönmeye kalktığımızda Türkiye’yi bulamayız.

Vatanını seven, vatanında kalır!

Milletini seven, sorunlara milletiyle birlikte göğüs gerer!

Önemli olan mücadele etmek ve kazanmak!

Bu millet de mücadele edecek, içerideki ve dışarıdaki sorunlarını çözecektir.

Aklınızdan çıkarın!

Sakın, günlük sorunların etkisiyle kapağı yurt dışına atmaya kalkmayın!

Sorunları beraber yaşayacağız…

Sorunları beraber aşacağız…

Gerçek vatanseverlik, gerçek milliyetçilik budur.

 

Zeytinyağı severlere tüyolar

Gelen haberler iyi.

Bu yıl zeytin bol ve kaliteli.

Üreticinin de, zeytin ve zeytinyağı severlerinde yüzü gülecek.

Zeytin ve zeytinyağı, geçen yıllara göre daha uygun fiyatla satılacak.

Bugünlerde “erken hasat” başlar.

Zeytinde erken hasat, “Erken hasat-soğuk sıkma zeytinyağı”na meraklılar için yapılır.

Rengi yeşildir.

Tadı biraz buruktur.

Fiyatı farklıdır.

Bana göre zeytinyağının hasıdır.

Buna aslında “yağ” da dememek gerekir.

Zeytinsuyu…

Halis munis zeytinin sıkılan suyu…

İçilecek kıvamda.

 

7 Türk firması Flos Olei listesinde

İtalya’da her yıl Flos Olei adlı bir zeytinyağı kataloğu çıkarılır.

Bu katalogda dünyanın en iyi 500 zeytinyağı markası bulunur.

Firmalar ürünlerini gönderirler, seçici kurul en iyilerini seçer.

Bu kataloğa girebilmek son derece prestijli bir olaydır.

Katalogda yer almak, firmalar için büyük onurdur.

Bu yıl katalogda 7 Türk markası bulunuyor.

Zetay, Tuay, Yava,Zeytinseli, Selme, Suar, Ethem Bey…

Gördüğünüz gibi, hiç biri piyasada çok tanınan markalar değil.

Butik üretim yapan firmalar…

İnşallah gelecek yıllarda Flos Olei Kataloğu’na giren firma sayımız ikiye üçe katlanır.

Bu yazı toplam 2272 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim