• BIST 108.489
  • Altın 151,139
  • Dolar 3,6704
  • Euro 4,3242
  • Kocaeli : 4 °C
  • İstanbul : 17 °C
  • Sakarya : 4 °C

Spor Adamı Astsubay’lar gözüyle sorunlar!

Spor Adamı Astsubay’lar gözüyle sorunlar!

info@mustafakalabalik.com


Bugün sizlerle spor camiasının çok yakından tanıdığı, yıllarca Birinci, İkinci ve Üçüncü Futbol Liglerinde görev almış, Avrupa Kupalarında maçlar yönetmiş, her hafta tüm klasmanlarda neredeyse binlerce müsabakada yer alan astsubay hakemlerin ağzından ve temsilen, spor hayatlarında meslekleri dolayısıyla yaşadığı haksızlıkları, adaletsizlikleri ve TSK üzerindeki aidiyet eksikliğine sebep olan uygulamaların örneklerini okuyacaksınız…

Aşağıdaki düşünceler, halen faal olarak hakemlik yapamasa da, hakemlerin görevlendirilmelerinde, atamalarında, eğitimlerinde, gelişmelerinde emek sahibi, söz sahibi, yetki sahibi olan bir emekli astsubay tarafından kelimelere dökülmüştür…

Futbol Hakemi.. Faal Gözlemci.. Faal Hakem Eğitmeni…

18 yaşında astsubay okuluna girdiğimde, 12 – 18 yaşlarım arasında lisanslı olarak oynadığım futbol yaşantımın sona ermiş olduğunu üzülerek ve hayal kırıklığı ile benimsemiş oldum. Ancak askeri okulda kendi bünyemizde yapılan futbol müsabakaları ve atletizm yarışmaları ile askeri ve mesleki eğitimin yanında spor yaşantımı (futbol ve atletizm) sürdürdüm.

Astsubay olarak mesleğime başladığımda ise askeri personelin amatör kümede dahi herhangi bir kulüpte lisanslı olarak futbol oynaması yasak olduğundan, özel turnuvalarda ve 1990’lı yıllara kadar silahlı kuvvetlerin, kuvvet takımlarının turnuvalarında bir şekilde futbol oynamaya devam etmiş olduk.

Askeri birlikler ve kuvvetler arası müsabakalarda, spor yaşantınızda, eğer amiriniz sporu seviyorsa pek sorun yaşamıyorsunuz. Ancak, eğer amiriniz hayatında spor yapmamış, “spor sağlığa zararlıdır” anlayışında ise -o turnuvalara resmi olarak mesaj ile gitseniz dahi- hem gidiş esnasında hem de turnuva dönüşünüzde çeşitli sorunlarla, “iki dudak arası” alakasız mobing uygulamaları ve emirleriyle karşılaşıyorsunuz. Ancak gittiğiniz yarışma ve turnuvada kendi birliğinizden bir iki subay da mevcut ise işler biraz daha kolaylaşabiliyordu. O da onların senin başarılı bir sporcu olduğunu ve seni daha iyi tanımaları ve onlarında bu ekip içerisinde olmalarından kaynaklanıyordu sanırım. Siz başarılı bir sporcusunuz, hedefiniz daha üstün bir başarı ancak aklınız turnuva dönüşü ne gibi durumlarla karşılaşacağınızda…

Askeri bir turnuvada takım halinde kamp sonrası Ankara’daki bir üst yarışmalara gidecektik. Cuma günü kamp bitmişti ve pazartesi Ankara’da yeniden yarışmalar başlayacaktı.. Özel arabası ile gelenler bir grup olarak, diğerleri de askeri araçla Ankara’ya intikal etmeden bir gün önce, futbol hakemi olan ben Ankara’da hafta sonu oynanacak bir süper lig müsabakasına -tesadüfün böylesi- TFF (Türkiye Futbol Federasyonu) tarafından görevlendirilmiş olduğum için, yine TFF’nin verdiği ulaşım imkanları üzerine kafile komutanına; “ben uçakla gideceğim” diyerek bilgi verdim. Bir anda bozulduğunu hissettim. Şakayla karışık olmaz falan dese de, mantıksız olacağını bildiği için kabul etmek zorunda kaldı.. Sonuçta uçakla gittim ancak keşke gerçeği söylemeseydim de, ben pazar günü otobüsle yola çıkacağım deseydim…

Nasıl olurdu da, bir astsubay olarak ben daha iyi şartlarda gidebilirdim! Ankara’da bir hafta süren yarışmalar boyunca kapris yaptı, katlandık.. Bu durum üzerine takım arkadaşlarımız arasında da bayağı sohbet malzemesi çıkmıştı. Takım olarak destekleniyordum. Başarılı olmam ve daha iyi yerlere gelebilmem için bana manevi destek sunuyorlardı ki, bu konuda astsubaylık görevim ve yaşantım süresince çoğunlukla destek ve taktir edilmişimdir…

TSK’da askeri personelin amatör kümede dahi herhangi bir kulüpte lisanslı olarak futbol oynaması yasaktı ancak, tüm spor branşlarında hakemlik yapılabiliyordu. Futbol oynayamıyorsak o zaman futbol hakemi olabiliriz düşüncesiyle ve daha önce bu işe girmiş astsubay ağabeylerimizin de desteği ile futbol oynarken aklımızın ucundan dahi geçmeyen bu düşünceyi hayata geçirmemizde etkili oldu ve çok kısa bir sürede basamakları kısa sürede çıkmaya başladım. Başladım başlamasına ama astsubaysınız, nöbetlerinizi önceden tutmalısınız, hakemlik sezonu öncesi ve sezon aralarında harici görevleri yerine getirmelisiniz, çok mecbur kalmadıkça izin almamalısınız, amirlerinizle sorun yaşamamalısınız, mesleğinizi çok iyi ve üstün performansla icra etmelisiniz ki sorun yaşamadan hakemlik yapabilesiniz...

Buna rağmen siz futbol hakemliğinin ilk aşamalarında sorun yaşamamış olsanız dahi, üst klasmanlara çıktıkça, isminiz spor camiasında ve medyada yayıldıkça, gözler üzerinizde oluyor... Bu durumu, bu başarıyı takdir edenlerin yanında, yine sporu sevmeyen amirler ve birlik komutanları karşınıza çok basit nedenlerle ve görevlendirmeler yaparak kısmen de olsa zorluklarla karşılaşmamıza neden olabiliyorlardı…

Siz aday hakemsiniz, daha sonra il hakemi ve daha sonrasında klasman hakemi oluncaya kadar toz, toprak, güneş, çamur, kar, dolu gibi olumsuz hava ve saha şartlarında, antrenmanlara ve maçlara çıkıyorsunuz, yıllarca emek veriyorsunuz, her yıl atletik testler, sınavlar, seminerlere giriyorsunuz başarılı olmak zorundasınız.. Yoksa, o sezon kısmi olarak veya tamamen maçlara çıkamazsınız.

Bir şekilde sizin bu başarılarınız, sizden olumlu konuşulması, kısmen de olsa spor medyasında isminizin geçmesi, ayrıca bu işin ekonomik boyutu, sizin amirinizi veya birlik komutanınızı ve hatta mesai arkadaşlarınızın bir kısmını bile olumsuz şekilde rahatsız ediyorsa, o zaman işiniz iyice zorlaşırdı. Sizin bu başarılı durumunuz ve bu duruma gelinceye kadar yaptığınız özveri, özel yaşamınızdan, ailenizden ayırdığınız zaman, yaşadıklarınız, hayal kırıklıklarınız, çektiğiniz zorlukları düşünmeden sanki gökten direk üst klasmanlarda görev yapan bir hakem olarak gelmişsiniz ve bu işten nemalanıyor muşsunuz şeklinde bir bakış açısı, son derece yıkıcı ve yok edici bir yaklaşım ve önünüze getirilen zorluklar... Öğlen arası spor yapma imkanının kısıtlanması, futbol maçı yapana ve antrenman yapana olumsuz bakış açıları (oysa briç veya herhangi bir masa başı oyunu oynasanız amirleriniz veya üstleriniz ile aranızda sorun olmazdı)…

Spor yapmamız olumsuz abartılıyordu.. Diyelim ki cuma akşamı maçı için tebligatı aldınız. Maç Trabzon’da ve perşembe akşamından mesai sonrası için plan yaptınız ancak cuma günü için izin almalısınız.. Özel bir işim için derseniz sorun yok! Gerçeği söyleyerek izin almanız lazım, o zaman “yarın şu iş vardı, bu yapılacaktı, şu görev vardı” gibi rahatsız edici ifadelerle karşılaşıyorduk..

Ve şu pozisyon ortaya çıkıyordu! Sen süper lig müsabakasında hakemlik yapacaksın ama benim iznimle gidebilirsin!!! Halbuki spor yapmayan hakemlik yapmayan, a sosyal bir meslektaşım tüm mesai günü bir şey yapmasa da sorun yoktu!

Bir amatör küme müsabakasında yardımcı hakemime saldırı olması sebebi ile maç yarım kalmış, olay mahkemeye intikal etmiş.. İleri bir tarihte duruşma var.. şahit olarak bulunmalısın, ancak o tarihinde içinde bulunduğu günlerde harici bir görev var. Amirinize bunu anlatıyorsunuz, sizden başka o göreve gidecek personel seçeneği var.. Ve size diyor ki, “aynı branştan nasıl olsa iki kişi geliyorsunuz, o tarihte gönderirim, izinli olursun”. Her şey tamam göreve gidiyorsunuz, mahkeme tarihi geliyor, amiriniz diyor ki “gidemezsiniz, birlikte geldik görev bitimine kadar buradayız”.. İşte bu kadar basit onun için… Yine “iki dudak arasına sıkışıp kalıyorduk”…

Askeri müsabakalar ve özel turnuvalarda oynadığımız futbolu izleyen resmi kulüp antrenör ve yöneticileri, ben ve benim gibi birkaç yetenekli astsubay arkadaşıma “yakında Gen.Kur.Bşk.lığı ve TFF Protokolü ile askeri personelin resmi sivil kulüplerde futbol oynayabilmesinin yolu açılacak aman başka kulüplere söz vermeyin” sözlerini bugünkü gibi hatırlıyorum! Yıl 1980’lerin sonları.. Bırakın bunun düzeltilmesi, daha da kısıtlanmış ve resmi olarak yapabildiğimiz tek hobi olan hakemlik dahi engellendi bildiğiniz gibi..

Benim gibi yüzlerce astsubay hakem, hakemlikten ayrılmak zorunda kalmıştır…

Yılların beşeri sermayesi, tecrübesi, spor alanındaki bir milli sermayemiz değil midir?

Birde baktık, hakemliğiniz bir anda bitmiş.. Oysa diğer branşlarda hakemlikler devam ediyor.. Ancak futbol hakemliğinde bir dönemde ön planda olan hakemlerin çoğu astsubaylardı.. Bir iki subay hakem vardı, ancak onlarda yardımcı hakemlik yapıyordu.

2002 yılı, emirle spor yapması yasaklanan tek devlet memuru olan askerler için önemli bir yıldı.. Dönemin Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hüseyin Kıvrıkoğlu, futboldaki bazı gelişmeler nedeniyle (ne tür bir gelişme ise?) 2002-2003 futbol sezonunun bitiminden itibaren, asker hakemlerin sayısını azaltma yönünde karar aldı ve uygulamaya koydu.,.

Neden Yasaklandı?

Peki, neydi Genelkurmayı bu duruma yönlendiren sebepler? Açıklamalar ne derece tatmin edici gerçeklerdi acaba? Genelkurmay, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin kurumsal kimliğinin zedelendiğini ne gibi duyarlılıkla(!), özellikle astsubayların hangi sorunlarından rahatsız oluyordu da, maçlardaki olumsuzluklar bahanesinin arkasına sığınarak böyle bir karar almıştı! Şu an Türkiye’de futbol hakemliği yapan çeşitli ve önemli görevlere sahip kişiler (avukat, doktor, polis, mühendis, öğretmen vb) küfürü veya hakareti hak ettikleri için mi hala yeşil sahadalar! Halbuki, Türk hakemlik tarihine baktığımızda döneme damgasını vuran birçok ismin asker hakemler (astsubaylar) olduğunu görüyoruz…

Spor yapmak, sporun her dalına ilgi duymak, rolünüz ne olursa olsun ister futbolcu olun ister antrenör, isterseniz de hakem olun, bir şekilde spor yapabilmek öncelikle tüm vatandaşların hakkı olduğuna inanıyoruz.. Aslında, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında bunu destekleyen maddeler olduğunu da görüyorsunuz. (Madde 59.– Devlet, her yaştaki Türk vatandaşlarının beden ve ruh sağlığını geliştirecek tedbirleri alır, sporun kitlelere yayılmasını teşvik eder. Devlet başarılı sporcuyu korur)

Ama maalesef ki, statükocu, oligarşik, vesayetçi düzen eliyle Türk sporunu zor duruma sokma bahasına da olsa, TSK’nın aidiyetine zarar da vermiş olsa, astsubayların spor adamı kimliklerine rağmen yaşadıkları sıkıntılar, sorunlar, haksızlıklar, adaletsizliklere sebep olan onlar, yüzlerce, binlerce yasaktan sadece birisini bizlerde yaşadık, hala da yaşıyoruz…

Yetki ve sorumluluk sahipleri ise gördüğünüz gibi; bırakın teşvik etmeyi, tam tersi köstek oldular, olmaya da devam ediyorlar maalesef!

Yarın sizlere “Spor Adamı Astsubay’ Hakemlerimiz” konusunda bazı bilgiler aktaracağım.






Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • Nuh Çimento İÖO velileri isyanlarda30 Aralık 2013 Pazartesi 16:27
  • Battalgazi ihmal kurbanı mı?30 Aralık 2013 Pazartesi 16:26
  • Şükrü Karabalık “Zübük Davası”ndan beraat etti30 Aralık 2013 Pazartesi 16:24
  • Şükrü Karabalık “Zübük Davası”ndan beraat etti30 Aralık 2013 Pazartesi 16:24
  • Sevda’nın rüyası ailesini hayata bağladı30 Aralık 2013 Pazartesi 16:20
  • Ünlü,“2014 yılı Kocaeli’nin yılı olacak”30 Aralık 2013 Pazartesi 16:13
  • Engelliler tiyatro oynadı30 Aralık 2013 Pazartesi 16:11
  • Kocaelispor artık meclis gündeminde30 Aralık 2013 Pazartesi 16:09
  • Muhtarlar SEDAŞ’tan memnun30 Aralık 2013 Pazartesi 15:57
  • Bakan Işık, esnafla buluştu30 Aralık 2013 Pazartesi 15:53
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim