• BIST 82.509
  • Altın 147,630
  • Dolar 3,7808
  • Euro 4,0420
  • Kocaeli : 6 °C
  • İstanbul : 8 °C
  • Sakarya : 6 °C

Stres bademcik iltihaplanmasına neden olabiliyor

Stres bademcik iltihaplanmasına neden olabiliyor
Bademcik şişmesi veya iltihaplanması, en sık karşılaşılan şikâyetlerdendir.

Büyük, küçük demeden herkesi etkisi altına alan bu hastalık tedavi edilmediği takdirde, daha ciddi sorunlara sebep olabiliyor. Avusturya Sen Jorj Hastanesi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Gökhan Güvener, tonsilit ile ilgili önemli bilgiler verdi.

 

Bademcikler boğazın arka kısmında her iki yandaki kıvrımlar içine yerleşmiş oval şekilli dokulardır. Bademcik enfeksiyonu anlamına gelen latince kökenli “tonsillit” ifadesi hem tıp dilinde hem günlük konuşmada yaygın olarak kullanılmaktadır.

 

Tonsillit çeşitli virüsler nedeniyle olabileceği gibi, bakteriler nedeniyle de ortaya çıkabilir. Bakteri nedenli tonsillit daha ciddi seyreder, uygun bir tedavi olmadığında ciddi komplikasyonlara yol açabilir.

 

Belirtiler;

  • Kızarık ve şişmiş bademcikler
  • Boğaz ağrısı
  • Ateş
  • Bademcikler üzerinde sarı-beyaz plaklar
  • Boyunda ağrılı ve hassas lenf bezi büyümeleri
  • Yutma güçlüğü, iştahsızlık
  • Ağız kokusu
  • Ses değişiklikleri
  • Özellikle çocuklarda görülebilen bulantı, kusma ve karın ağrıları; şeklindedir.

 

Bademcikler solunum yoluyla alınan mikroplara karşı, bağışıklık sistemimizin ilk koruyucu bariyerleridir. İlk reaksiyonu verirler ve önemli miktarda, mikroplarla savaşan akyuvar hücreleri içerirler. Ergenlik çağı sonrasında bademciklerin bağışıklık sistemindeki rolü göreceli olarak azalır.

 

Tonsillit çocuklarda ve gençlerde daha sık görülür. Virüs ve bakterilerin kolayca yayılabileceği kalabalık ve iyi havalandırılmayan ortamlar da bir risk faktörü oluşturur.  Bunun dışındaki risk faktörleri arasında; sigara içilmesi (pasif içicilik dahil), kötü beslenme, stres, yorgunluk, burun solunumunun bozuk olmasına bağlı kronik ağız solunumu, bağışıklık sistemini etkileyen hastalıklar ve bağışıklığı baskılayan ilaç kullanımı sayılabilir.

 

Soğuk içeceklerin ve dondurma tüketiminin etkisi bilimsel olarak kanıtlanamamıştır. Soğuk etkisine bağlı damarların daralması ve bunun lokal direnci etkilemesinin; mikropların yerleşip, çoğalmasına zemin hazırladığı düşünülür. Bu konuda yapısal özelliklerin kişiden kişiye değişebileceği unutulmamalıdır. Hassas kişilerin dondurma ve soğuk içecekleri küçük lokmalar halinde ve ağız içinde bir miktar bekleterek tüketmesi daha uygun olabilir.

 

Virüs kökenli tonsillitlerin bağışıklık sisteminin etkisiye kendiliğinden düzelmesi beklenir, destek tedavileri verilebilir. Bakteriyel tonsillitlerde antibiyotik kullanımı gereklidir. Bakteri ve virüs kökenli enfeksiyonları ayırmada kesin kriterler olmamakla birlikte, antibiyotik kullanımına karar verirken bu ayrımı yapabilmek önemlidir.

 

 Bakteriyel enfeksiyonlarda boğaz ağrısı ve yutma güçlüğü genellikle daha şiddetli ve uzun sürelidir.

Genel durum daha belirgin olarak bozulmuştur, ateş genellikle 38.3 derecenin üzerinde ve dirençlidir.

Bakteriyel tonsillitte; hapşırık, öksürük, burun akıntısı gibi diğer bulgular daha siliktir veya hiç yoktur.

Doktorun uygulayacağı çeşitli kan tetkikleri, hızlı streptokok testi ve boğaz kültürü gibi testler de antibiyotik kararı vermede yardımcı olur.

 

Bakteriyel tonsillitte doktorun önerdiği antibiyotik tedavisi; belirtiler düzelse dahi on gün kadar kullanılmalıdır. Tedavinin erken kesilmesi, hastalığın yenilemesine, yayılmasına ve komplikasyonlara zemin hazırlayabilir. Ağrının giderilmesi, ateşin düşürülmesi, yeterli sıvı alımının sağlanması ve dinlenme; hem viral hem bakteriyel tonsillitte genel tedavi yaklaşımıdır. Özellikle çocuklarda yutma güçlüğü ve ağrıya bağlı ciddi beslenme güçlüğü görülebilir. Kolay yutulabilen sıvı veya yumuşak gıdalarla (ılık içecekler, çorbalar, püreler, yoğurtlar gibi) beslenmenin sağlanması da tedavide önem taşır.

 

Antibiyotik tedavisine yanıt alınamaması ve vücutta döküntüler oluşması, bademcik iltihabı ve lenf bezi büyümeleriyle ortaya çıkan enfeksiyöz mononükleoz gibi hastalıkları akla getirmelidir.

 

Hastalığa yol açan mikroplar bulaşıcıdır. Dolayısıyla genel hijyen önlemleri önem taşır. Hasta kişilerle yakın temastan kaçınmalı, bardak, çatal, kaşık gibi malzemeler başkalarıyla paylaşılmamalıdır. Ellerin sıkı sık sabunla yıkanması önemlidir. Su ve sabun bulunmadığı durumlarda dezenfektan mendiller kullanılabilir. Yine hastalanan kişilerin bu dönemde okula ve işe gitmeyerek, hastalığı yaymama konusunda gösterecekleri özen toplum sağlığı açısından önem taşımaktadır.

Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim