• BIST 107.359
  • Altın 151,681
  • Dolar 3,6702
  • Euro 4,3105
  • Kocaeli : 21 °C
  • İstanbul : 22 °C
  • Sakarya : 21 °C

Şu “ekmek” olayını bir de benden dinleyin

M.Tanzer Ünal

Çok anlatılan bir fıkradır…

Adamın biri damdan düşmüş.

Çevredekiler, “Doktor çağırın, aman acilen doktor bulun” diye telaşla sağa sola koşuştururken, damdan düşen adam başını kaldırarak seslenmiş:

“Durun doktor değil, damdan düşen bir doktor bulun, ancak o benim halimden anlar.”

***

Sevgili okurlarım, şimdi beni iyi dinleyin.

Ben de geçmişte “ekmek” hastasıydım.

Yani “damdan düşen biri”ydim.

Sadece Kocaeli’de değil, Türkiye’de hangi şehrin hangi fırınında en iyi ekmeğin çıktığını bilir, seyahatlerimde o fırınlara uğrar ekmek alırdım.

Benim ekmek düşkünü olduğumu bilen arkadaşlarım da, tatil dönüşlerinde geçtikleri şehirlerden bana ekmek getirirlerdi.

Ekmek, benim için en makbul hediyeydi.

Evde buzdolabının altı üstü bazen bir ay yetecek kadar ekmek dolardı.

Tam buğdaylısı, ayçiçeklisi, kepeklisi…

Çavdarlısı, yulaflısı, tam tahıllısı…

Zeytinlisi, haşhaşlısı, cevizlisi…

Mısır ekmeği, köy ekmeği…

Bayır buğdayından yapılmış sarı ekmekler…

Su değirmeni unundan yapılmış ekmekler…

Buğday da önemli…

Hamurun karıldığı su da…

Ekmeğin pişirildiği fırın da…

Hangi yörenin buğdayı?

Hangi cins buğday?

Hamurda kullanılan suyun sertlik oranı ne?

Fırın, elektrikle mi yoksa odun ateşiyle mi ısıtılıyor?

Ekmek, fırın tam tavında iken mi pişmiş, yoksa fırın tavını bulmadan veya tavını kaybettikten sonra mı?

Ekmeğin kalitesini etkileyen pek çok şey vardır.

Kaliteli bir ekmeğin ortaya çıkabilmesi için “bütün artıların” bir araya gelmesi gerekir.

Diyelim ki, bütün artılar bir araya geldi ve istenilen kalitede bir ekmek ortaya çıktı…

Bu ekmek sağlığımıza ne kadar yararlı?

Daha doğrusu, en kalitelisi olsa bile, ekmek sağlığa yararlı mı, zararlı mı?

Son yıllarda tartışılan bu!

Ben de tam bu noktada “topa girmek” istiyorum.

 

 

İki yıldır ekmek yemiyorum, çok sağlıklıyım

Tanıyanlar bilir, eskiden epey kiloluydum.

110-115 kiloyu bulduğum yıllar oldu.

Kronik derecede değildi, ama yine de bulgular beni “şeker hastası” olarak gösteriyordu.

Sabah akşam hap içiyordum.

O diyet, bu diyet fayda etmedi.

Pazartesi başlayıp, hafta sonu biten diyetler…

“Ara öğünü” bulunan diyetler…

Meyveli, kepek bisküvili, tam buğday ekmekli diyetler…

Sonuç, sıfır!

Aldık verdik, aldık verdik…

Ne zaman ki, Prof. Dr. Canan Karatay’ın “sözünü tutmaya” başladım, işler yoluna girdi.

Ekmeği soframızdan kaldırdık.

Makarna ve pilav, mutfağımızda sık aralıklarla pişen yemekler değildi, onları da sıfırladık.

Meyveyi en aza indirdik.

Her türlü tatlı yemeyi de sonlandırdık.

Şimdi 87-88 kilolardayım.

Kendimi son derece sağlıklı ve dinç hissediyorum.

Bu arada, çok kilolu olduğum yıllar da dahil, 35 yıldır her gün 5-6 kilometre yürüdüğümü, yaz aylarında yürümenin yanı sıra yüzdüğümü de söylemeliyim.

Şimdi artık “şeker hapı” kullanmıyorum.

Diğer herhangi bir ilaç zaten hayatımda yoktu.

68 yaşındayım, “sıfır ilaçlı” bir yaşam sürüyorum.

 

 

Ekmekle ilgili tespitlerim

*Eskiden, kahvaltı ve yemek sonraları uyku basardı, bunun sebebinin “ekmek kaynaklı” olduğunu öğrendim. Şimdi ekmek yemiyorum, “uyku hali” tamamen ortadan kalktı.

*Eskiden, ekmeğin beslenmemde önemli yer tuttuğu günlerde, sık sık acıkırdım, kan şekerim düşerdi, çantamda veya çekmecemde bulundurduğum bisküvileri veya çikolataları yemek zorunda kalırdım. Onları yerdim, yine acıkırdım… Ekmeği hayatımdan çıkardım, “ara öğün”ü de bıraktım, ıvır zıvır yemeyi de… Bir sonraki öğüne kadar hiçbir şekilde acıkmıyorum.

*Bazen kebabı, döneri veya diğer et yemeklerini dayanamıyorum getirilen pideyle yiyorum. Yediğim et ne kadar fazla olursa olsun, yanında pide yediğim için, birkaç saat sonra kan şekerim düşüyor, öğünü beklemeden bir şeyler yemek zorunda kalıyorum. Denedim, örneğin aynı miktardaki döneri pidesiz yediğimde kesinlikle kan şekerim düşmüyor, acıkmıyorum…

İşte bütün bu nedenlerden dolayı ben ekmeği hayatımdan çıkardım, sizlere de çıkarmanızı öneriyorum.

“Ekmeksiz bir hayat”ı deneyin, çok rahat edeceksiniz.

İlk başta “Nasıl olur?” diyeceksiniz, ama oluyor…

Ekmeğin, daha doğrusu buğdaydan yapılan ürünlerin, yemek yemeyi tetiklediği kesin!

Deneyin, göreceksiniz.

***

Sevgili okurlarım, sizlere kendi hayatımdan beslenmeyle ilgili bir kesit sunmaya çalıştım.

Her türlü ekmeği, bulguru, unlu mamulleri, makarnayı, şehriyeyi, erişteyi mümkün olduğu kadar yememeye çalışın.

Hayatınızdan çıkarabiliyorsanız da çıkarın.

Göreceksiniz, bir zamanlar “Vazgeçemem” dediğiniz o yemekleri hiç aramayacaksınız.

“İyi ki bırakmışım” diyeceksiniz.

Eğer buğdayı hayatınızdan çıkarmazsanız, unutmayın sonunuz “diyabet hastası” olmaktır.

Bugün ülkemizdeki diyabetli hasta sayısı 10 milyona ulaştı.

20 milyon da “diyabete aday” hasta sayısı var.

İstatistiklere göre, 1998-2010 yılları arasında diyabetli hasta sayısı yüzde 85, diyabete aday hasta sayısı da yüzde 450 arttı.

Diyabet, toplum sağlığı açısından “en önemli tehdit” haline geldi.

Diyabet, ömür boyu çekmek zorunda olduğumuz bir hastalık değildir.

Diyabet hastası olmak istemiyorsanız, buğdayı hayatınızdan çıkarın!

Diyabet hastası iseniz, derhal buğdayı yine hayatınızdan çıkarın, “diyabetli” olmaktan kurtulun!

İyi pazarlar diliyorum.

Bu yazı toplam 32779 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
Aysun Orhon
21 Aralık 2015 Pazartesi 05:51
05:51
Ekmekle beraber şeker cıkmış hayatınızdan .Eksik kalan bence bol ceviz yiyip çok su icmek te gerekli.Saglıklı yag yemezsnizde kilo veremezsiniz.
Suna Seçilmiş
21 Aralık 2015 Pazartesi 00:13
00:13
Fikirlerinize yürekten katılıyorum hocam,ben de 3 aydır ekmek yemiyorum,hiç eksikliğini de hissetmiyorum,saygılar
EROL.
20 Aralık 2015 Pazar 11:08
11:08
Her zamanki gibi güzel ve faydalı bir yazı.Bende sizin yaptığınızı uygulayacağım.Kaleminize sağlık.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim