• BIST 96.400
  • Altın 144,302
  • Dolar 3,5616
  • Euro 4,0009
  • Kocaeli : 13 °C
  • İstanbul : 17 °C
  • Sakarya : 13 °C

Şu “paralelci” muhabbetini bırakalım artık

M.Tanzer Ünal

İnanın gınağı geldi!

Birisi diğerini mi eleştirecek, hemen karşısındakini “paralelci” diye suçluyor.

“Paralelci” aşağı…

“Paralelci” yukarı…

Siyasetin zirvesindekiler de, siyasetin taşra görevlileri de aynı yöntemi kullanıyor.

Bence bu çok “basit” bir yöntem!

Eğitimsiz, kültürsüz insanların tercih ettikleri bir yöntem…

Düşünmeden, araştırmadan, karşındakini tek kelimeyle eleştiriveriyorsun.

“Paralelci!”

17-25 Aralık olaylarından önce böyle bir “eleştiri sözcüğü” var mıydı?

Yoktu…

Kim üretti “paralelci” denilen bu suçlama sözcüğünü?

Recep Tayyip Erdoğan…

Erdoğan kullanıyor diye, şimdi moda!

Siyasi hayatta, ticari hayatta, sosyal hayatta; bir kişi diğer kişiye kızarsa hemen “Paralelci sen de “diye suçlamaya başlıyor.

Gerisi?

Gerisi yok!

Daha önce, en etkili suçlama sözcüğü “Ergenekoncu” idi.

“Ergenekon”un kumpas olduğunu kendileri itiraf edince, “Ergenekoncu” suçlamasının modası geçince, yeni bir suçlama modası yaratmak durumundaydılar, “Paralelci”yi buldular.

Şimdi toplumun en tepesindeki de, sokaktaki sade vatandaş da “Paralelci” suçlamasını ağızlarından hiç eksik etmiyor.

“Paralelci” dedikten sonra, eleştirilerini güçlendirecek başka cümleler de kurmuyorlar.

“Paralelci!”…

Hepsi o kadar!   

Paralelci kimdir, paralelci nedir, çıksın birisi anlatsın bakalım.

“Paralelci” sözcüğü, bilinçsiz bir şekilde adeta “küfür” yerine kullanılmaya başlandı.

Karşındakini tek kelimeyle eleştirmek, tekrar söyleyeyim, ancak akılsız fikirsiz, eğitimsiz ve kültürsüz insanların yapacağı bir iş.

                                                    

Bu “Paralelci” diyerek hakaret etmek veya eleştirmek yöntemini eskiden sadece AKP’liler kullanırlardı.

Erdoğan kullanmaya başladığından, onların da kullanmaları “farz” gibi bir şeydi.

Sonra baktık, AKP’lileşmeye başladıklarından bu yana, MHP’liler de “Paralelci” sözcüğünü dillerinden düşürmez oldular.

Önce Genel Başkan Devlet Bahçeli kullandı, parti içinde kendisine başkaldıranları “paralelci” olmakla suçladı, sonra taşra yöneticileri de liderlerinin peşinde gitmeye başladılar.

Bunun örneğini birkaç gün önce İzmit’te yaşadık.

MHP İl Başkanı Aydın Ünlü, pazar günkü kurultaya katılanları, “Nereden bilebilirdim etrafımda, yanımda bu kadar kriptolu paralelci olduğunu” diye eleştirdi.   

Parti içindeki muhalifleri “paralelci” olmakla suçladı.

Aydın Ünlü’ye ilk cevap Derince eski İlçe Başkanı Emin Şimşek’ten geldi:

“Ünlü, paralelci görmek istiyorsa aynaya baksın!”

Gördüğünüz gibi…

Her tarafta bir “paralelci” muhabbetidir gidiyor.

Allahtan şimdiye kadar CHP’liler bu paralelci muhabbetine girmediler.

Kendilerini bu “moda”dan uzak tuttular…

Fakat inanın artık gınağı geldi.

İnsanların tiksintiden öğüresi geliyor.

İnsanları eleştirmek için başka sözcük bilmiyor musunuz siz?

Başka eleştirme sözcükleri bulamıyor, başka eleştirme cümleleri kuramıyor musunuz?

28 Şubatçı…

Ergenekoncu…

Balyozcu…

Paralelci…

Bence bunların hepsi eskidi.

Kafanızı çalıştırın, kendinize yeni bir “sanal düşman” bulun!

 

 

Ankara’ya Akyurt mu yoksa Gemerek mi daha uzak?

 

MHP Genel Merkezi’nin, muhaliflerin olağanüstü kurultayı ile ilgili en önemli eleştirisini duydunuz değil mi?

Ankara’ya fevkalade uzak bir yerde kurultay yapılır mıymış?

Kurultay, nerede yapıldı?

Ankara şehir merkezine 32 kilometre uzaklıkta bulunan Akyurt’ta…

Birisi çıkıp da bu eleştiriye, “Ankara merkezdeki mahkemeler dururken genel merkez neden acaba Gemerek Mahkemesi’nden kurultayı durdurma kararı aldı?” diye sormadı.

Sahi Gemerek’in Ankara’ya uzaklığı ne kadar?

391 kilometre…

Sen 391 kilometre uzaklıktaki bir mahkemeden kurultay durdurma kararını alacaksın ve bunu kendine hak göreceksin, Ankara’nın bir ilçesi olan 32 kilometre uzaklıktaki Akyurt’ta kurultay toplanmasını eleştireceksin.

Samimiyete bakın, samimiyete!

Ciddiyete bakın, ciddiyete!

 

 

Benzetme…

 

Dün bir arkadaşım ziyarete geldi.

Siyasetteki son gelişmeleri konuştuk…

Toplumun nasıl bir baskı altında tutulduğunu konuştuk…

Olup biteni tek cümleyle özetledi:

“Türkiye’de 100 yıl önce gayrimüslimlere yönlendirilen öfke, bugün AKP’li olmayanlara yönlendiriliyor.”

Ben bu görüşü çok beğendim.

Ya siz?

 

Bahri Odabaş ve iftar yemekleri

 

Geçenlerde, belediyelerin mahallelerde organize ettikleri iftar yemekleriyle ilgili bir yazı yazmıştım.

MARSİAD Başkanı Bahri Odabaş bir mesaj atmış, konuya katkıda bulunmuş.

Mesaj aynen şöyle:

“Tanzer Bey merhaba, belediyelerin iftar çadırında dönen dolaplarla ilgili yazınızı okudum, işin gerçek yüzünün anlaşılarak yüce dinimizin siyasi ve ekonomik rant için kullanılmaması adına bu yazımın köşenizden yayınlanmasını rica ediyorum. Çünkü dinimize göre bildiğini söylemeyen, yanlışlara karşı çıkmayan DİLSİZ ŞEYTANDIR deniyor.

 

2002 yılından itibaren Kocaeli’de iftar çadırı geleneğini MARSİAD olarak biz başlattık,6 yıl kadar devam ettirdik.

Uygulama şu şekilde oldu: Biz Ramazan’da kapalı olan lokanta sahipleri ile yemeğin pişirilmesi konusunda çok ekonomik rakamda anlaşıyoruz( Günlük 150 TL gibi), sponsor kişi ve kurumlara yemeğin malzeme listesini veriyoruz( Liste 3 çeşit, ekonomik, orta, lüks…  Et ve tatlı da fark oluyor), İftar veren firmalara bu malzemeleri en uygun fiyattan veren firmaların listesini de veriyoruz, sponsor istediği listenin malzemesini istediği yerden temin ediyor, bize sadece yemek pişirme ücretini emaneten veriyordu. O zaman 1500 kişilik iftar maliyeti 1200TL ile 2000 TL arasında oluyordu.

Ayrıca İftar çadırının önündeki panoya sponsor firmaların adını yazıyoruz, gizli tutulmasını isteyenlerin ismi yazılmıyordu. İftardan sonra iftar veren firmaya teşekkür ediliyor, isterse duygularını paylaşmak için mikrofon veriliyordu.

Altı yıl kadar 1500-2000 kişiye iftar verdik, Üniversite öğrencileri, iftara evine yetişemeyenler, ihtiyaç sahipleri başta olmak üzere herkes iftarda kaynaşıyor, siyasi ve ekonomik kaygı taşımadan herkes gönül hoşluğu ile verilen iftardan gönül rahatlığı ile istifade ediyordu.

Fakat bundan rahatsız olan Kocaeli Büyükşehir Belediyesi önce bize rakip olarak 50 metre yanımızda iftar çadırı kurdu, boş kalınca MARSİAD çadırına sponsor olanları tehdit ederek kendilerine sponsor olmalarını sağladı, bu da yetmedi MARSİAD’ın tüm projelerini engellemeye başladı. Biz de 6 yılın sonunda ülkemizin önünü açacak projelerimizin engellenmemesi için, ayrıca kaynak israfı olmaması için iftar çadırı kurmaktan vazgeçmek zorunda kaldık. Ama maalesef hala hiçbir projemizin önü açılmadı!

Belediyeler bir taşla iki kuş vuruyor. BİR; sanki iftarı belediye vermiş gibi SİYASİ RANT. İKİ;sizin yazdığınız şekilde EKONOMİK RANT.”

 

Bu yazı toplam 2894 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim