• BIST 107.206
  • Altın 142,629
  • Dolar 3,5525
  • Euro 4,1323
  • Kocaeli : 31 °C
  • İstanbul : 31 °C
  • Sakarya : 31 °C

Suç, yalakalık edende mi ettirende mi?

M.Tanzer Ünal

70’ine merdiven dayadım, yaşamımda yalakalığın bu kadar prim yaptığı bir dönem yaşamadım.

“Yalakaları” ve “yalakalık ettirenleri” gördükçe, kusasım geliyor.

Acaba suç hangi tarafta, yalakalarda mı, yoksa yalakalık ettirenlerde mi, diye düşünmekten kendimi alamıyorum.

İki taraf için de aşağılık bir durum.

Bir insan neden yalakalık eder?

“Yalaka” olduğu için mi, “karşı taraf kendisini yalakalık yapmaya zorladığı” için mi?

Aslında aralarında bağ var.

İnsanın karakteri yalakalık yapmaya uygunsa, karşı taraf da kendisini yalakalık yapmaya zorluyorsa, “yalakalık işlevi” ortaya çıkmış oluyor.

 

Yalaka kimdir?

Türk Dil Kurumu, “yalaka” kelimesini “Dalkavuk, arsız, sırnaşık” diye tarif ediyor.

İyi de, “dalkavuk” kime denir?

“Kendisine çıkar sağlayacak olanlara aşırı bir saygı ve hayranlık göstererek yaranmak isteyen kimse. Yağcı, yalaka, yağdanlık, yalpak, yaltak, yaltakçı, kemik yalayıcı, çanak yalayıcı…”

Gördüğünüz gibi…

“Yalaka” kelimesinin anlamı, “dalkavuk” kelimesinde saklı!

Yalaka ve dalkavuk; birbirini bütünleyen iki sözcük!

İnsanlar, neden yalaka olur?

Durup dururken mi?

“Yalakalar”ın var olabilmesi için, “kendisine yalakalık yapılanlar”ın da var olması gerekir.

Yani…

Yalakalığı seven patronların…

Yalakalığı seven parti liderlerinin…

Uzmanlar, yalakaların en az yalakaya çanak tutanlar kadar suçlu olduğunu söylüyorlar.

Ve iki tarafın bu davranışını “kişilik bozukluğu”na bağlıyorlar.

Uzmanların görüşü şöyle:

“Kimi yöneticiler, kimi liderler yalakalığa çanak tutarlar. Bunlar gücü, iktidarda olmayı severler. Psikolojik olarak kaygılı insanlardır. Çevresindekilerden bu kaygılarını azaltmasını beklerler. Bu nedenle etraflarında dalkavukları toplarlar.”

 

Liderleri tanımak istiyorsan…

Sıkça kullanılan güzel bir sözdür…

“Liderleri, yöneticileri tanımak istiyorsan; kimlerle çalıştığına bak!”

Çevresindeki isimler “yalaka” tiplerse, o yöneticiden o liderden hayır gelmez!

Yalakalar da yalakalığa çanak tutanlar da, aynı karakterde insanlardır.

Yoktur birbirinden farkları…

 

***

 

Bunları neden mi yazdım?

Çevrenize bakın, Ankara’ya bakın, son yıllarda ortalık yalakalardan ve yalakalık ettirenlerden geçilmiyor.

Vıcık vıcık!

Tiksindirici!

Allah, bu memleketi yalakalardan ve yalakalığa çanak tutanlardan korusun!

 

 

İzmit Tren İstasyonu’nda neden asansör ve yürüyen merdiven yok, belli oldu

Sevgili okurlarım, hafta başında İzmit Tren İstasyonu’ndaki eksiklikler konusunda bir yazı yazmıştım.

Özellikle asansör ve yürüyen merdiven bulunmamasını eleştirmiştim.

“Eskişehir’de var, İzmit’te neden yok” diye sormuştum.

İzmit Tren İstasyonu’nda neden asansör ve yürüyen merdiven bulunmadığı belli oldu.

Açıklama İzmit’ten değil, Ankara’dan geldi.

Çünkü İzmit’in büyük büyük yöneticileri, böyle küçük sorunlarla ilgilenmiyorlar.

Onların aklı fikri rant kokan büyük projelerde.

Yazımı internetten okuyup telefon etme nezaketi gösteren Ankara’daki yetkili dedi ki:

“Tanzer Bey, söylediklerinizde haklısınız. İzmit’te asansör ve yürüyen merdiven yok. Ancak yapılmayacak değil. Projede peronlar arası bağlantı üstgeçitle sağlanacak. Üstgeçidin karkası bitti, diğer eksiklerin tamamlanması için ihale yapıldı ve işi alan firma çalışmaya başladı. Ancak yılın sonunda bir engelli asansörü ve üç yürüyen merdiveni hizmete açabileceğiz. Daha önce mümkün değil. Maalesef durum böyle! O tarihe kadar sıkıntı çekilecek, çaresi yok. Üstgeçit hizmete girdikten sonra altgeçit tamamen iptal edilecek.”

Ankara’dan arayan o yetkiliye teşekkür ettim.

Durumu sizlerle paylaşıyorum.

 

İsviçre’de yaşayan Teksenli Hayati Soykan’dan mesaj var

Teksen, Kandıra’nın bir köyü…

Hayati Soykan da İsviçre’de çalışan bir Teksenli.

Geçenlerde köyünün bir sorunu konusunda mail atmış.

İlginç bir önerisi var, birlikte okuyalım!

“Tanzer bey, İsviçre’de yasayan bir Teksenli olarak yazılarınızı ilgiyle izliyorum.
Biliyorsunuz ki, Kandıra’da Akçaova ve Teksen köylerinde İSKİ için DSİ tarafından baraj yapılacak. Ve biliyorsunuz ki, 700 yıllık köyler bunlar.  
Geçtiğimiz günlerde aklıma gelmiş bir düşünceyi dillendirmiştim ve de köyde herkes tarafından olumlu karşılanmıştı.
Düşüncem şuydu: 
Malumunuz  arazilerimiz İstanbul için bir anlamda gasp ediliyor.
Bilirsiniz ki İstanbul’da 20 bin ticari taksi var. Devletle barış içinde bir alışveriş yapalım. Tarlalarımızın ve evlerimizin istimlak bedeli olarak, İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından her haneye bir ticari taksi plakası verilsin.
Belediyeden para çıkmaz, biz de ticari taksi plakasına kavuşmuş oluruz. İstanbul’da bu kadar ticari taksi var, 600-700 plaka daha vermişler, onları etkilemez.

Piyasası 2 milyon liradır, aylık 7-8 bin lira da kira getirir. 5-10 yıl satılamaz, şartı da koysunlar. Köyümüzün insanları İzmit’te asgari ücretle çalışmaktan kurtulurlar. İnsanca yaşama imkanına kavuşurlar.

Tanzer Bey, uygun görüp köşenizde yer verirseniz, bölge halkını mutlu etmiş olursunuz.

Ve eğer gerçekleşirse, sizin de yemekte tuzunuz olmuş olur. Köyümüzdeki insanların mutlu yaşamı, sizi de mutlu eder.
Saygılar sunar, hayırlı çalışmalar dilerim.

Hayati SOYKAN”

Bu yazı toplam 1558 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
öz kandıralı
04 Şubat 2016 Perşembe 10:50
10:50
Teksenli kardeşimiz HAYATİ SOYKAN'ın teklifi çok güzel, değerlendirilmelidir. Yoksa OLMAZ , OLAMAZ demekle ve devletle savaş yapmakla bir yere varılmaz, devletle savaş yapan her zaman mağlup olur. Mantıklı ve ileriyi gören bu kardeşimizi kutluyorum.
cenk
03 Şubat 2016 Çarşamba 21:54
21:54
Yalakalığı veya dalkavukluğu hem ettiren ve hem de eden suçludur sayın Ünal!
Bir insanın uyanıklığı ve agâhlığı da bu yalaka ve dalkavuklara vereceği ders ile çok yakından ilgilidir ! Bir insan etrafındaki bu kişieri tesbit edip kendisinden uzaklaştırmıyorsa o kişi ömrünü boşa geçirmiş demektir ! Vesselâm.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim