• BIST 108.953
  • Altın 144,354
  • Dolar 3,4810
  • Euro 4,1079
  • Kocaeli : 11 °C
  • İstanbul : 18 °C
  • Sakarya : 11 °C

“Süper Lig”in adını en iyisi “Kerizler Lig”i olarak değiştirelim

M.Tanzer Ünal

Önceki akşam Başakşehir-Bursaspor maçı var.

Yeni sezonun ilk maçı…

Şöyle bir açılış yapalım dedik, futbol meraklısı torunlarım Fatih ve Arda ile televizyonun karşısına geçtik.

Spiker takım kadrolarını sayıyor…

Başakşehir’de sahaya çıkan 11’den sadece ikisi Türk.

Volkan Babacan ve Mahmut…

Bursaspor’da ise ilk 11’de 3 Türk var.

Harun, Barış, Deniz…

Toplam 22 futbolcunun 17’si yabancı, 5’i Türk.

Ne anladım ben bundan!

Oldu olacak, adını da değiştirelim bu ligin.

“Türkiye Süper Ligi” değil de, başka bir isim bulalım.

“Kerizler Ligi” filan diyelim örneğin.

Oynayanlar yönünden değil de, biz izleyenler yönünden… 

Oynayanlar keriz olamaz.

Onlar milyonlarca Euro’yu ceplerine koyup gidiyorlar.

Hayatlarında göremeyecekleri paraları…

Bizi keriz yerine koyuyorlar.

Bizler, aldığımız borç paraları, bu futbolcularının şaklabanlıklarını izleyerek borç aldığımız ülkelere geri veriyoruz.

Fransa’dan borç alıyoruz, Fransız futbolcularına şaklabanlıkları karşılığı geri veriyoruz.

Almanya’dan borç alıyoruz, Alman futbolcularına veriyoruz…

Böyle garip bir ülkeyiz…

Şu yabancı futbolculara verdiğimiz paranın yarısını ülkemizde kendi çocuklarımıza harcasak, dünya futbolunda söz sahibi oluruz.

Ya şimdi?

Takımlarımızın tamamı yabancı futbolculardan kurulu olunca, Türk futbolu kalkınmış mı oluyor?

Yabancı futbolcuları, yabancı takımları izlemek istesem, açıyorum yabancı kanalları zaten izliyorum.

Ben kendi ülkemin futbolcularını seyretmek ve oynadıkları futbolla gururlanmak istiyorum.

Bana ne elin gavurundan!

Kendi adıma konuşuyorum…

Futbolumuzdaki bu yapı değişmediği sürece, her hafta sonu “Kerizler Lig”ini izleyip sinirlerimi bozmaya hiç niyetli değilim.


 

Futbolda söz sahibi olmak istiyorsan…

Futbolun temeli; futbol okullarıdır, futbol takımlarıdır.

Bundan da önce, ülkede spora verilen önemdir, yapılan yatırımdır…

Senin kaç okulunda spor salonu ve spor sahası var?

Kaç yüzme havuzun, kaç atletizm pistin var?

Kaç futbol sahan, kaç antrenörün var?

Spor yapan çocukların, gençlerin nasıl besleniyor?

Öyle 30 bin kişilik 40 bin kişilik devasa statlar yapmakla futbolu geliştiremezsin.

Futbolda kalite yoksa…

Oynayanlar senin, bu kentin, bu ülkenin çocukları değilse…

O statları kim dolduracak?

Neye yarayacak o boş statlar? 

Sen Süper Lig’i ve 1.Lig’i yabancı futbolcularla doldur, Türk futbolu kalkınacak diye bekle.

Türk futbolu böyle kalkınmaz.

Senin Türk futbolunu kalkındırmak için bir projen var mı?

Yok…

Bir sokak eşkıyasını getirip futbolun başına koydun, “Türkiye Futbol Direktörü” dedin, eşek yüküyle para verdin, ne oldu futbolumuz bir milim ileri gitti mi?

Bu kafalarla mı futbolumuz gelişecek?


 

Milli Takım’ın başına Lucescu gelse ne olur, gelmese ne olur

lucescu-001.jpg

Şimdi Türk futbolu bu haldeyken…

Takımların tamamına yakını yabancı futbolcuların işgali altındayken…

Türk futbolcuların sayısı “parmakla gösterilecek kadar” az iken…

Futbolcu yetiştirmek için hiçbir projen yokken…

Özetle…

Türk futbolu Allah’a emanet yoluna devam ediyorken…

Sen Türk Milli Futbol Takımı’nın başına Lucescu’yu getirsen ne olur, getirmesen ne olur?

Lucescu’nun elinde sanki sihirli değnek mi var?  

Önceki akşam Başakşehir-Bursaspor maçını izlerken Lucescu’nun halini görünce üzüldüm.

Adam elinde kalem defter not tutuyor…

Kimin notunu tutuyorsun, sahada topu topu beş Türk futbolcu var.


 

Bu böyle devam edemez

Sevgili okurlarım, bağışlayın bugün futbolla başınızı şişirdim.

Kimine önemsiz gelebilir, ama önemli.

Toplum sağlıklı bir şekilde futbola yönlendirilse, neyse…

Hem toplum sağlığı, hem toplum psikolojisi için önemli.

Ama bizdeki yönlendirme başka bir amaç taşıyor.

Toplumu eğleme, toplumun gözünü boyama amacını…

Olup bitenin toplum sağlığıyla, toplum psikolojisiyle bir ilgisi yok.

Toplum futbolla ilgilensin, ülkemizde olup bitenleri sorgulamasın.

Amaç bu!

Ülkemizin yatırıma gitmesi gereken dövizlerini, yabancı futbol şaklabanları için sağa sola saçıyoruz.

Ülkemizi, “yabancı futbolcu” yöntemiyle de soyuyorlar.

Bu düzenin, bu sistemin böyle devam etmesi mümkün değil.

Futbol için dünyaları harcıyoruz, sonuç sıfır!


 

Kahvaltı yapmadıysanız, önce bu yazıyı okuyun!

Bugün, pazar…

Geç kalkacak, şöyle keyifli bir kahvaltı yapacaksınız.

Masa başı sohbetiniz uzayıp gidecek.

Gün boyunca da atıştırmalarınız eksik olmayacak.

Bu yazıyı okuduğunuz andan itibaren yiyip içtiklerinize bir dikkat edin.

Yedikleriniz sağlıklı mı, sağlıksız mı?

Diyeceksiniz ki, “Ben yediğime göre, sağlıklıdır…”

Öyle değil işte.

Sağlıklı gıdanın kriterleri var.

O kriterler yerine getiriliyorsa, yiyip içtikleriniz gerçekten sağlıklıdır.

Değilse, hikâye!

Nedir bu kriterler?

1-Zirai ilaç ve kimyasal gübre olmadan yetiştirilecek.

2-Genleriyle oynanmamış tohumlar kullanılacak.

3-Hormon, antibiyotik verilmemiş olacak.

4-İçinde herhangi bir koruyucu veya katkı maddesi olmayacak.

5-Doğal olarak beslenmiş hayvanlardan üretilen gıdalar olacak.

6-Yeraltı suları, toprakları, havası kirlenmemiş ortamlarda yetişen ürünler olacak.

7-Taze olacak.

8-İşlenmemiş, endüstriyel işlemden geçmemiş, içine katkı maddesi konulmamış olacak.

Şartlar böyle.

Haydi, buyurun bakalım…

Yediklerinizin ne kadarı bu şartlara uyuyor?

Veya şöyle söyleyeyim…

Yedikleriniz, bu özelliklerden kaçına uygun?

Neyse, bugüne kadar ne yediysek yedik de, hiç olmazsa bundan sonra yediklerimizin sağlıklı olup olmadığına dikkat edelim.

Bu yazı toplam 2318 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
cenk
12 Ağustos 2017 Cumartesi 18:48
18:48
Sayın Tanzer Ünal Bey,
Futbolla ilgili yazdıklarınızın noktasından virgülüne kadar katılıyorum. TFF Milli Takımımızın başına
kimbilir kaç milyon avro toka edeceği Lucescu'yu getirdi ve onunla 2018 Dünya Kupası Finallerine
gidebilme umudu taşıyor ! Oysa, o treni biz çoktan kaçırdık ! Milli Takımın başına değil Lucascu,
Mourinho, Zidane v.b .gibi dünyanın en ünlü çalıştırıcısı gelse yine de biz 2018 Dünya Kupasına katılamayacağız ve o finalleri maalesef bütün ülke olarak televizyonalrdan izleyeceğiz... Bizde her ülkenin kendisine
has bir futbol sistemi olduğu bir sistem yok! Üstüne üstlük bahsettiğiniz gibi takımlarımızın dörtte üçünü yabancı oyuncular teşkil ediyor !Böyle bir anlayışla futbolda daima nal toplayacağımızı bilmek ve söylemek için kahin olmaya gerek yoktur diyorum. Bizim kadar züğürt olduğu halde futbola milyon avrolar harcayan bir başka ülke daha yoktur diye düşünüyorum !
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim