• BIST 97.484
  • Altın 144,385
  • Dolar 3,5643
  • Euro 3,9997
  • Kocaeli : 19 °C
  • İstanbul : 21 °C
  • Sakarya : 18 °C

Şuraya yazın, bu günler daha iyi günlerimiz!

M.Tanzer Ünal

Ilık suya atılan “kurbağa” gibiyiz.

Olup biteni normal karşılıyoruz.

Su ısındıkça sonumuzun geleceğinden habersiziz.

***

Her geçen gün soluduğumuz havadaki oksijen azalıyor.

Yaşam alanımız daralıyor.

Zevklerimiz sınırlanıyor.

“Özel hayat”a müdahale artıyor.

Kadınlarımızın kahkaha atmasına bile müdahale eder oldular.

Kahkaha atarsan, iffetsizsin!

Horon oynarken kadınla erkeğin el ele tutuşması da günah!

İlacın bile “helal”ini çıkardılar.

İnsanların kafalarını bulandırıp manyaklaştıracaklar…

Din, inanış olmaktan çıkarıldı, “siyasi unsur” haline getirildi.

“Dinin siyasete alet edilmesi” süreci çoktan geçildi, siyaset dinleştirildi.

 

 

Türk medyası, en rezil dönemini yaşıyor

Yarım asra yakın süredir bu mesleğin içindeyim.

Şunu rahatlıkla söyleyebilirim…

Askeri dönem dediğimiz “askeri rejim” yılları da dahil, Türk medyası böylesine rezillikler yaşamadı.

Medya, artık ülkemizde “dördüncü güç” filan değil.

Toplum adına devleti denetleyemiyor.

Yasama, yürütme ve yargıyı ele geçiren Recep Tayyip Erdoğan; bu üç “güç”ten sonra “medya gücü”nü de ele geçirdi.

“Dört güç” de bir süredir iktidarın kontrolünde, iktidarın emrinde.

Güçler ayrılığının olmadığı, medyayı da katarsak “dört güç”ün dördünün de tek bir kişide toplandığı ülkemizde demokrasiden söz edilebilir mi?

Soran yok, sorgulayan yok, denetleyen yok…

Medya artık “iktidarın borazanı”!

Dik durabilen, diklenebilen bizim gibi üç beş gazeteci, üç beş gazete kaldı, hepsi o kadar!

Gerisi sizlere ömür…

Bu gidişata ses çıkarmayan toplum, gün gelecek bunun acısını çok çekecek, göreceksiniz.

 

 

Akıllar “tutsak” edilmek isteniyor

Geldiğimiz nokta şu:

Ülkemizde akıllar tutsak edilmek ve köleleştirilmek isteniyor.

Çünkü “tutsak akıl”, “özgür olmayan akıl” korkar!

Eleştirmez…

Hesap sormaz…

Akılların tutsak edildiği ülkelerde gelişme olmaz.

Biat eden, köle insanların sayısı çoğalır.

Böyle ülkeleri uzun yıllar diktatörlükle yönetebilirsiniz.

İnsanlar, otlaşmıştır.

İnsanlar, hayvanlaşmıştır.

Yerler içerler, cinsel ihtiyaçlarını giderirler, yaşam böyle devam eder gider.

Sokaktaki köpek sürüsünden farksız…

***

Özgür olmayan akıl…

Düşünemez, hayal kuramaz, kurgulayamaz, üretemez…

Düşüncenin hapsolduğu ülkede gelişme olur mu?

Sanat, edebiyat, müzik, spor, teknoloji…

Neden çoğunlukla (yüzde 90’ı)Avrupa, Amerika ve Avustralya’da ortaya çıkmıştır, hiç düşündünüz mü?

Çünkü insan beyni buralarda “düşünmeyi” ve “yaratmayı” öğreniyor.

Biz ise insan beynini sınırlıyoruz, belirli kalıplar içine hapsediyoruz.

Dediğim gibi…

Özgür olmayan akıl, korkar!

AKP iktidarı; düşünen, soran sorgulayan, özgür beyinler değil; “itaatkâr beyinler” istiyor. 

Böyle beyinler çoğalsın ki, toplumun güdülmesi kolay olsun!

“Özgür beyin” AKP’nin en büyük korkusu, bunu böyle bilin!

Siz siz olun, “beyninizin tutsak edilmesine” izin vermeyin!

Kime ait olursa olsun, “beyinlerin tutsak edilmesine” karşı çıkın!

Ülkemizde tutsak edilen beyinlerin sayısı arttıkça, sonumuz yaklaşıyor demektir!

 


 

Yılmaz Özdil’in “özgür beyni” de susturulmak istendi

Emin Çölaşan…

Uğur Dündar…

Oktay Ekşi…

Bekir Coşkun…

Rahmi Turan…

Özdemir İnce…

Cüneyt Ülsever…

Soner Yalçın…

Necati Doğru…

Can Ataklı…

Mustafa Mutlu…

Ve şu an isimleri aklıma gelmeyen niceleri…

Önce “akılları tutsak edilmek” istendi.

“Böyle düşünmeyeceksin, böyle yazmayacaksın” dediler.

Beyinlerinin özgürlüğünden ödün vermediler, kovuldular…

“Beyinlerinin özgürlüğünden vazgeçmeyenler” listesine son eklenen YILMAZ ÖZDİL oldu.

Özgür düşüncelerinin yer aldığı son yazısı yayınlanmayınca, köşesini bıraktı.

Doğru da yaptı…

Gün gelecek “özgür beyinler” kazanacak.

“Tutsak, yandaş ve yalaka beyinler” değil…

İkinciler, utançlarından yolda yürüyemez hale gelecekler.

 

 

O yazıyı ben de köşeme alıyorum…

Mutlaka okumuşsunuzdur…

Okumadıysanız bu fırsatta okuyun!

Yılmaz Özdil’in Hürriyet’in yayınlamadığı o yazısını ben de köşeme alıyorum.

Hürriyet’in tutumunu protesto etmek ve Yılmaz Özdil’e destek vermek için…

Duruşumu bir kez daha tescil etmek için…

İşte o yazı:

"Başbakan kim olsun?

Valla benim içimden geçen isim, Bilal…

Birincisi, devlette devamlılık esastır, devlet dediğin babadan oğula’dır.

İkincisi, hiç unutmam, 2005 senesinde Brüksel’deki NATO zirvesinde, ABD Başkanı Bush, İngiltere Başbakanı Blair ve bunun babası bir araya gelmişti, Bush parmağıyla bunu gösterip “çalışıyor mu bu” diye sormuştu, babası “çalışıyor” demişti, Bush da daha bi saniye önce çalışıp çalışmadığını bile bilmediği halde “çok akıllı bi çocuk” demişti, Blair de gülerek “tıpkı babası gibi” demişti.

Üçüncüsü, Bush’la Blair haklıydı, hakikaten çok zeki bi çocuk… Küçükken okuyacak parası bile yoktu, Remzi’nin bursuyla okudu. Şimdi, çalışarak kazandığı paralarını 48 saat sıfırlıyor, hâlâ 30 milyon avrosu kalıyor, zekâsını düşün yani.

Dördüncüsü, milletvekili olmasına filan gerek yoktur, doğuştan milli egemendir, “23 Nisan” doğumludur. Seçim meçim yapılmasın, çocuk bayramı’nda makama oturtulsun, bi daha kalkmasın, ister assın ister kessin.

Beşincisi, vakıfçı olduğu için memlekete dair her mevzuya vâkıftır… Babası ne zaman sıkışsa onu arar, telefon eder, Fenerbahçe’yi şöyle yap der, telefon eder, şu işadamını kucağa oturt der, telefon eder, çiftlik ne oldu diye sorar. Gerçi biraz yavaş anlar, ha bire anlamadım babacım der ama, olsun, o kadar kusur kadı kızında da olur, imam oğlunda da olur. Bilal’den şahane başbakan olur.

*
Bilal olmazsa…

Hayırsever Rıza cuk oturur.

*
O da maaşallah Bilal gibi zekâ küpü, henüz 26 yaşındayken 86 milyar dolarlık altın ihracatı yaptı.

Ayrıca… Bakanların yarısı zaten emrinde.

Hayırsever olduğu için, seviyor bakanlarımızı. Kimine kol saati alıyor, kimine takım elbise alıyor, kimine çikolata kutusu gönderiyor. Bakanlarımız da onu seviyor. Mesela, içişleri bakanımız gerekirse önüne yatıyor.

Başbakanımız “yuh çekersen, tokadı yersin” diyor, vatandaşları yumrukluyor, yerlerde tekmeletiyor, Rıza da “hırsız var” diyeni, korumalarına yakalattırıyor, ağzını burnunu kırdırtıyor.

Tam halef-selef olsun.

Böyle başa böyle tarak olsun.

*
Yok eğer, Rıza da uymazsa…

Müteahhit Cengiz olsun.

*
Malum “tecavüz kaçınılmazsa, zevk almaya bak” derler, nasıl olsa milletin orasına koyacak, bari başbakan olarak koysun. Ahaliyi donuna kadar soymalarına rağmen, ahali itiraz edeceğine “soyuyorsa beni soyuyor, sana ne” diye kavga ediyorsa… “Gör bak, milletin orasına koyacağız” diyen müteahhit Cengiz’e törenle plaket veriliyorsa… Allah yardımcımız olsun, müteahhit Nihat da bu Cengiz’in başbakan yardımcısı olsun.

Çünkü n’aapsın bu şartlarda Nihat, koymazsa kabahat.

*
Müteahhit Cengiz de olmazsa…

Sayın Apo olsun.

*
Hatırlarsınız, tapesi sızmıştı, “Tayyip’in beni üçüncü kişi olarak konumlandırması tesadüf değil” demişti. Nedir devlet protokolü? Birinci kişi cumhurbaşkanı, ikinci kişi meclis başkanı, üçüncü kişi başbakan… E madem öyle, tesadüf olarak kalmasın, resmiyet kazansın, “Yeni Türkiye” protokolüne geçilsin. Apo tek başına başbakan olmasa bile, hiç olmazsa eşbaşbakan olsun.

*
Yasin el Kadı, dışişleri bakanı olsun. Recep İvedik, kültür bakanı olsun. Orhan Gencebay, Bülent Ersoy, Hande Yener, Mustafa Sandal, Alişan, Cengiz Kurtoğlu, Berdan Mardini, Ece Erken, Şafak Sezer kabineye girsin, Burhan Kuzu gene bi şey yapılmasın, düz milletvekili kalsın, delirsin. Acun, hükümet sözcüsü olsun.

*
Google’dan ayet sallayan, bakara makaracı Egemen Bağış’ı da Ekmeleddin’den boşalan İslam İşbirliği Teşkilatı’nın başına getirdin miydi, tadından yenmez gari."

Bu yazı toplam 897 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim