• BIST 89.809
  • Altın 145,306
  • Dolar 3,6167
  • Euro 3,9083
  • Kocaeli : 2 °C
  • İstanbul : 8 °C
  • Sakarya : 2 °C

Tam 44 bin 518 kez tıklanan o yazı!

M.Tanzer Ünal

Bizim internet sorumlumuz Serkan İskender, “Tanzer Bey, bir yazınız rekor okunmaya gidiyor” diye haber verince, doğrusu “Acaba hangisi” diye merak ettim.

“Şu ekmek konusunu bir de benden dinleyin” başlıklı yazımmış.

Dünkü değil, bir önceki pazar çıkan yazım…

Halbuki bu arada çok önemli konularda yazılar yazmıştım.

İç ve dış siyaset…

Hırsızlık, yolsuzluk…

Kanunsuzluk…

Alavere dalavere…

Demek “ekmek konusu”, diğerlerini geride bırakmış.

İlgi göreceğini sanıyordum, ama bu kadar okur sayısına ulaşmasını ben de beklemiyordum.

 

***

 

“Ekmek” derken, yazdığım yazı, tartışması hâlâ devam eden “ekmek fiyatları” üzerine değildi.

Ekmeğin zararlarını anlatıyor, “Sakın ekmek yemeyin” diyordum.

“Damdan düşen” biri olarak, yıllardır ekmek konusunda yaşadıklarımı anlatıyordum.

O yazımın bir bölümünde ekmekle ilgili tespitlerimi yazmış ve demiştim ki:

* “Eskiden, kahvaltı ve yemek sonraları uyku basardı, bunun sebebinin “ekmek kaynaklı” olduğunu öğrendim. Şimdi ekmek yemiyorum, “uyku hali” tamamen ortadan kalktı.

* Eskiden, ekmeğin beslenmemde önemli yer tuttuğu günlerde, sık sık acıkırdım, kan şekerim düşerdi, çantamda veya çekmecemde bulundurduğum bisküvileri veya çikolataları yemek zorunda kalırdım. Onları yerdim, yine acıkırdım… Ekmeği hayatımdan çıkardım, “ara öğün”ü de bıraktım, ıvır zıvır yemeyi de… Bir sonraki öğüne kadar hiçbir şekilde acıkmıyorum.

* Bazen kebabı, döneri veya diğer et yemeklerini dayanamıyorum getirilen pideyle yiyorum. Yediğim et ne kadar fazla olursa olsun, yanında pide yediğim için, birkaç saat sonra kan şekerim düşüyor, öğünü beklemeden bir şeyler yemek zorunda kalıyorum. Denedim, örneğin aynı miktardaki döneri pidesiz yediğimde kesinlikle kan şekerim düşmüyor, acıkmıyorum…

İşte bütün bu nedenlerden dolayı ben ekmeği hayatımdan çıkardım, sizlere de çıkarmanızı öneriyorum.

“Ekmeksiz bir hayat”ı deneyin, çok rahat edeceksiniz.

İlk başta “Nasıl olur?” diyeceksiniz, ama oluyor…

Ekmeğin, daha doğrusu buğdaydan yapılan ürünlerin, yemek yemeyi tetiklediği kesin!

Deneyin, göreceksiniz.”

 

Yüzlerce mail ve telefon aldım

Ekmekle ilgili yazımın diğerler yazılarımdan daha fazla ilgi görmesi, acaba şöyle bir nedene bağlanabilir mi?

Millet; hırsızlıktan yolsuzluktan bıktı, iç ve dış siyaset tartışmalarından usandı, memleketin geleceğinden ümidini kesti, tüm ilgisini kendi sağlığına verdi…

Psikolojik ve sosyolojik bir olay!

Memleketin kurtulmasından ümidini kesen, kendini kurtarmanın derdine düştü.

 

***

 

Gelen mail ve telefon mesajlarını sizlerle paylaşacak değilim.

Yazmaya kalksam köşem yetmez.

Ancak izin verirseniz, “umutsuz vaka” bir arkadaşımın durumunu sizlerle paylaşmak istiyorum.

Arkadaşımı deşifre etmemin nedeni, üzerinde “sosyal baskı” uygulamak!

O arkadaşım, Sami Pekdemir…

Pekdemir İnşaat’ın sahibi…

Yıllardır hep eşit “fiziksel görüntü”ye sahiptik.

110 kilonun az altı veya az üstü…

Ben başardım, o başaramadı.

Ben 87-88 kiloya indim, o hâlâ eski kilolarında.

110 kiloya yaklaşık…

 

***

 

O yazımı okur okumaz beni aradı ve kendisiyle ilgili müjdeyi verdi:

“Tanzerciğim, Canan Karatay’ın sözünü tutmadım, ama senin sözünü tutacağım. Yazından çok etkilendim. O yazı benim için bir milat olacak. Yarın sabahtan itibaren ekmekle ilişkimi kesiyorum. Börek, çörek, makarna ve pilavı da artık ağzıma koymayacağım… Tatlıyı da…”

Sami’yi çok kararlı gördüm.

“Bak” dedim, “bu söylediklerini yazacağım, eğer aldığın kararları yerine getirmezsen ele güne rezil olursun.”

“Yaz” dedi, “eğer zayıflayamazsam, rezil olayım…”

Ertesi gün aradım, “Başladın mı?” diye sordum, “Başladım” dedi.

Sami takibimde…  Elde ettiğim olumlu veya olumsuz sonuçları sizlerle mutlaka paylaşacağım.

Özetle…

Sami Pekdemir şimdi sınavda.

Bakalım, “zayıflama” ve “sağlıklı beslenme” sınavını başarıyla geçebilecek mi?

 

Ulaştırma Bakanlığı’nın “HGS” sorumsuzluğu…

Geçenlerde Abdullah Gürkan aradı.

Çubuklu Köyü’nün eski efsane muhtarı…

Gürkan Seyahat Şirketi sorumlusu…

“Tanzer Bey, şu HGS ile başım dertte, ne olursun bir yaz” dedi.

Anlatmaya devam etti:

“Otobüsler HGS’den yavaş geçse de hızlı geçse de ceza geliyor. 30 kilometre hızla geçecekmiş. Geçemezsen yandın! Hem de en uzak mesafeye göre ceza geliyor. Bizim otobüsler sadece İzmit-İstanbul arasında sefer yapıyor, cezaya girdiğin zaman Ankara mesafesi alıyorlar. Kaçak muamelesi yapıyorlar… Seni hırsız gibi görüyorlar… “

“Peki, itiraz etmiyor musun?”

“Etmez olur muyum? Etsen ne yazar? Önce parayı ödüyorsun, sonra mahkeme açıyorsun. Geçenlerde yine 11 bin lira ceza geldi, mahkemeye verdim. Bu dert, sadece benim derdim değil herkesin derdi. Herkes şu HGS’den illallah diyor. Ulaştırma Bakanlığı’nı arıyoruz, muhatap bulamıyoruz. Parayı alırken alıyorlar, sorun var şuna bir bakın diyoruz, dinleyen yok.”

Bence Abdullah Gürkan yerden göğe kadar haklı!

Bakanlık, bu soruna bir çare bulmalı.

Bu yazı toplam 2534 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim