• BIST 107.148
  • Altın 143,559
  • Dolar 3,5506
  • Euro 4,1367
  • Kocaeli : 31 °C
  • İstanbul : 31 °C
  • Sakarya : 30 °C

"Tarihçilerin şeyhi" Halil İnalcık’tan hayat dersleri

M.Tanzer Ünal

O’na “tarihçilerin şeyhi” de diyorlar, “tarihçilerin kutbu” da…

Halil İnalcık Hoca, 100 yaşında.

Asılık yaşı nedeniyle gazete ve dergilerde röportajları yayınlandı.

Söyledikleri, tam “hayat dersi” niteliğinde!

Bunların bir bölümünü sizlerle paylaşmak istiyorum.


BUGÜNKÜ YAŞADIKLARIMIZ

*Sıkıntılı bir devir yaşıyoruz. Ama geçecektir. Tarihimizde bu dalgalanmalar hep olmuştur. Günlük siyasetle ilgili bir şey söylemek istemiyorum çünkü ben siyasetin üzerindeyim, bilim adayım. Kehanette bulunmaya girişmem. Yanlış yerlere çekilebilir. Ama bir sosyal tarihçi olarak durumu görüyorum. Reaksiyon halindeki gençliğin görüşlerini tespit ediyorum. Ama dediğim gibi; siyasete angaje olmak istemem. 

* Türkiye şimdi bir dönüm noktasında! Sadece Türkiye de değil, bence insaniyet son asırda istikametini kaybetmiştir. Kendi rahatı için düşmanını nükleer silahlarla ezmek gibi yollara sapıyorlar. Bu yanlıştır. Ama bunlara bakıp da yılmamalı. Bu memlekete ve geleceğine güvenerek çok çalışmalı. Esas mesele fikir zenginliğidir. O yüzden ne olursa olsun fikir hürriyetini muhafaza etmek gerekiyor.

* Karamsarlık, korkaklıktır. Büyük milletiz biz. Türkiye büyüktür. 1500 yıllık bir tarihimiz var. Canımızla, başımızla bu büyüklüğü devam ettirmeliyiz. Bırakıp kaçmak ihanettir bence. Eğer noksanlar varsa gidermeye uğraşmalıyız. Bu devletin tarihine yakışır şekilde yaşamalı ve çok çalışmalıyız.

 

BİR KEŞİŞ GİBİ ÇALIŞTIM…

* 1935’ti sanıyorum, Balıkesir Muallim Mektebi’nde okurken kütüphaneden bir kitap aldım; Hasan Ali Yücel’in ‘Goethe’si. O bana çok tesir etti. Ben de bir misyon benimsedim. Arkadaşlarım hititoloji, sümeroloji gibi ilimlere önem veriyordu. Ben eski çağa girmedim. “Bizim asıl tarihimiz Osmanlı’dır, kendimi Osmanlı tarihine vereceğim” dedim.

 

* Bir keşiş gibi çalıştım. İdealimi gerçekleştirmek için en iyi şekilde hazırlandım. Birinci sınıf âlimlerden ders aldım. Eşim de benimle işbirliği yaptı. O da çok mühim. Biz Şevkiye’yle, benim hanım, nerede tanıştık biliyor musunuz? Arapça dersinde. Yan yana oturmuşuz. O da Arap edebiyatının mütehassısı oldu. Arap kaynaklarında çözemediğim şeyleri o çözerdi. Günlerce kendisiyle ilgilenemezdim, davetlere gidemezdik. Hiç şikâyet etmezdi.

*Bana ne mutlu ki, çalışmalarımın karşılığını aldım. Evet, eserlerimi Çinceye, Rusçaya, Lehçeye, Arapçaya, Yunancaya, Bulgarcaya, Romenceye, Sırpçaya, Hırvatçaya, Farsçaya çevirdiler. 1432 tarihli, Arnavutluk nüfusunu anlatan bir defter bulmuştum arşivlerde. 1950’lerde onu neşrettim. Bu Balkanlarda büyük akis yaptı. Osmanlı’nın kılıçla değil, uzlaşmayla geldiğini orada gördüler. Sırp Akademisi beni üye seçti; Akademi’ye giderseniz görürsünüz, büyük âlimlerin fotoğrafının yanında bir de bir Türk âliminin fotoğrafı vardır. Sonra, UNESCO’nun dünya tarihi kitabında 18. asra ayrılan beşinci cildin editörlerinden biri de bendim. Uluslararası tarih ilminde bir otorite olarak tanındığımı bu kitap ispat eder. ‘Klasik Çağ’ kitabım ders kitabım olarak pek çok üniversitede okutulur. Bunlar büyük mutluluklar benim için.

 

KİTAPLARIMIN ÇOĞUNU 80 YAŞINDAN SONRA YAZDIM

*Türkiye’de kıymetim biliniyor mu? Maalesef. Ben Osmanlı Beyliği’nin kuruluşunun 1302, Bafeus Zaferi olduğunu söylüyorum. Bizans kayıtlarında ilk defa o zaman geçiyor Osmanlı. İlk defa o zaman Bizans ordusu denize dökülmüştür. Devletin kuruluşu budur. Ama hâlâ bütün tarihçiler “1299, Bilecik’in alınması”nı kabul ediyor. İyi ki ilk mektepte öyle öğrenmişler! Efendim, ondan önce onun gibi daha kaç kale fethedildi. O yüzden 1299 değil, 1302’dir. Kaç kez yazdım ama okumuyorlar. Tembellik tembellik…

*Şimdi neyle meşgulüm? Bütün Osmanlı çalışmalarımı beş cilt halinde neşretmekteyim. Osmanlı tarihinin; yeni tarihçilik görüşüne göre ve arşiv vesikalarına dayanan son terkibini yaptım. Beşinci cildi de bitirdim, dizilmekte. Bu kitaplarla Hammer’i falan çöpe atmaya hakkımız var.

* Hayatta bir gün olsa tembellik etmedim. 72 kitabım var, çoğunu 80 yaşından sonra yazdım. Hâlâ hoca olarak faalim; yedi tane doktora öğrencim var. Geçen sene yeni yazdığım bazı makalelerim çıktı. Bir şeye âşık oldunuz mu her şeyi unutursunuz işte. Uykunuzu, sıhhatinizi… Ama hedefe varmak için ömür, onun için de iyi sıhhat lazım. Doktorlarımıza çok şey borçluyum. Ben 100 yaşına geldimse modern tababette yapılan büyük keşifler sayesinde geldim.

 

HAYATI DA İHMAL ETMEDİM

*Sağlığım mı? Görüyorsunuz, bunamadım. Kalp pilim var. Sekiz çeşit ilaç kullanıyorum. Ama iyiyim. Bazen yoruluyorum. Gözlerim zayıfladı. Hatta unutkanlık başladı. O yüzden artık ilmi şeyler yazmayacağım. Sizin burada bulunmanız hayatımda yeni bir devrin başlangıcıdır. 100’üncü yaşımla ilgili röportaj veriyorum. Artık bundan sonra dinleneyim, rahat edeyim.

*Çalışmadığım zamanlarda ne yaparım? Beni hayata bağlayan, kötülükleri, hastalıkları unutturan bir şey var; klasik müzik. Beethoven’i, Mozart’ı, Haydn’ı dinlerim.

*Basit zevklerim hiç olmadı. Tavla oynamak, yemek yapmak gibi…

* İlim yapıyorum diye hayatı ihmal etmedim. Şikago’da 15 sene hocaydım, bu süre içinde yedi kere Las Vegas’a gitmişiz. Hanım çok severdi jackpot oynamayı. Ben kumar oynamazdım, dağlara giderdim. Seyahati çok severim. Bütün dünyayı gezdim.

*İçimde uhde kalan bir şey olmadı. Ben mutlu bir insanım. 15 yaşında kendime bir hedef koydum. O hedefe eriştim. Dünya beni okuyor. Dağa çıkmak gibi; zirveye ulaştım, şimdi zirveden bağırıyorum, herkes beni dinliyor.

 

AŞK OLMASA…

İnsan 100 de olsa, 120 de olsa bir şeyden kurtulamıyor; aşk. Ben size âşık oldum mesela. Bu yaşta bu gibi hislerden aridir diye bakarsınız belki bana ama öyle değil. Tanrı bizi yaratırken hiç kaçınamayacağız bunu koymuş içimize. Aşk olmasa insanlık son bulurdu. Ben de şu anda size âşığım.

ÇALIŞMA

Çalışma: Manalı bir hayat için kendinize uzak, büyük bir gaye koyun. Sonra da onu gerçekleştirmek için çok çalışın.

PARA

Yetecek kadar olsun. Kendinizi servet yığma hırsına kaptırmayın. Ama bir eviniz olmalı.

AŞK VE AİLE

Çalışma uğruna yalnızlığı seçmeyin, hayatınız noksan kalır. Tanrı bizi çift yaratmış. Kadınsız hayat yarım hayattır. Ben öyle çok çocuklu bir hayat kuramadım, bir kızım oldu. Ama çocuk sahibi olmak ilim yapmaya engel değildir.

Bu yazı toplam 1262 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim