• BIST 107.303
  • Altın 153,156
  • Dolar 3,7141
  • Euro 4,3624
  • Kocaeli : 11 °C
  • İstanbul : 19 °C
  • Sakarya : 11 °C

Tehlikeli türden ilişkiler

Hakan Yağcıoğlu

 

 

 

Kocaelispor gerçek bir efsaneydi elbette, ancak ne bu efsaneye saygı vardı, ne de yürekten seveni fazlaydı. ‘Süper’ günlerinde herkes peşinden koştu, sonra bir mendil gibi kullanıp kenara attı. 2008’de yine efelenen ve ayranları kabaran ‘Kocaelisporlular !’ hemen bir yıl sonra, ihanetin belgesine imzalarını koydular. Bugün çarşıda, gerçekten yüreği el vermediği için maça gelmeyenleri görüyoruz ve üzülüyoruz. Ama “damarımı kesseniz yeşil siyah akar” diyen güruh inandırıcı olamıyor, her gelenin saltanat kayığına binip Körfez’de mehtap turları yapıyor.

 

 

Yıllarca Sirmen’in yanından ayrılmayan, ardından Erenkaya ile yediği içtiği ayrı gitmeyen, sonra da ‘Sivilleşen Kocaelispor’da!’ en ‘sivil”!’ kesilen bu güruh, inandırıcı olamadı, insanlar onlara selam verirken midesi kalkalar selam verdi, ama onlar ‘her devrin adamı!’ olarak hepimizden daha ‘Kocaelisporlu!’ oldu. Bu acınası güruh, 2008’de de çok sıkı ‘Karaosmanoğlucu!’ ya da ‘İbrahim hocacı!’ olmuştu. Şimdi ortalarda yoklar. Çünkü ne rant kaldı, ne de profesyonel bir Kocaelispor.

 

HHH

 

Sirmen döneminde ayakta duran, ardından diğer oluşumlara yüz vermeyen ve kenara çekilen Veysi Adnan Yavuz’un oğlu Bahri Yavuz görevde. ‘Çakı gibi bir Kocaelisporlu!’ görüntüsü verdi. Ama ben görüntülere bakmıyorum, icraata bakıyorum. Genel kurallara pek uymayan, mesela yönetimini kongre yapmadan oluşturan ve işbaşı yaptıran, ciddiyeti ile şu an için güzel bir ‘duruş!’ sergileyen Yavuz, genç dinamik ve camianın da üzerindeki ölü toprağını dağıtmaya ant içmiş bir Kocaeli delikanlısı. Babasının yanında 24 saat Kocaelispor’un konuşulduğu bir ortamda büyümesi, tabii ki avantaj. Ama biliyoruz ki, onun bir hatasını bekleyen binlerce köstebek, kuytuda bekliyor. Sadece ve sadece dedikodu üreten bu tiplerin adını yazmaya gerek yok. Çıkarın son 15 yıllık Kocaelispor yönetici dokümanını, isimlere bir bakın ve küçük bir eleme sonrasında, şimdi ortada görünmeyenleri listeleyin yeter. Bunların içerisinde büyük bölümü, kulübü yıpratmak adına, hem de ‘duayen’ sıfatıyla caka satar. Ve bu cakasına alıcı da bulur. Çünkü, kentin kanını emen sülüklerin bunların yolları hep birleşiktir.

 

 

Şu anda mevcut yönetimin üzerindeki en büyük yafta; “Eski yöneticiler tarafından, kulübün borçlarının şahıslara gitmemesi için kuruldu ve bir yılda takımı yeniden 3.Lig’e çıkarıp borçların kulübe geri dönmesi için çaba gösterecekler” yaftasıdır. Burada bazı Kocaelispor eski futbolcuları da dedikodu üretim merkezi içerinde kullanılmaktadır. 80’lerde ‘efsane’ haline getirdiğimiz bazı yeşil siyahlı futbolcuların böyle durumlara düşmesi üzücüdür. Bu konuya örnek olması için değil, bir başka açıdan tartışan iki isim Orhan Görsen ve Bülent Baturman’ın bu tartışmalarının bizleri nasıl yaraladığını ömür boyu unutmayacağım. Üzerlerinde ‘efsane’ markası bulunan bu isimler, kamuoyu önünde, hem de mübarek Ramazan ayında, iftar yemekleri düzenleyerek, işin rezilliğini çıkarıp, kesinlikle bilmeyerek büyük kötülük yaptılar. Güven ortamını dağıttılar. Onlar da bunun farkına vardılar ama iş işten geçti. Onlar bizim yine efsanemiz, ama gaza getirilip, son 3 yılda yaptıklarıyla değil.

 

 

Bir gazeteci olarak, kulübün özellikle 2000’den sonraki dönemlerinde, ne bir teknik adam getirtmek, ne bir futbolcu transfer ettirmek, ne de yönetim oluşturmak gibi bir işle iştigal etmedik. Bunun için müsterihiz ve belki de bunun için saygı görüyoruz. Çünkü, özellikle gazeteci olarak, bu camianın içerisinde bulunanların büyük sorumluluk taşıdıklarına, yazdıkları çizdiklerine dikkat etmeleri gerektiğine, yarınlarda torunlarının hesap sorma ihtimaline karşı boyunlarının eğik olmaması için adımlarını çok dikkatli atmaları gerektiğine, rol model olma konusunda bin düşünüp bir konuşmaları gerektiğine inandık, inanıyoruz. Ancak bir düşünüp bin konuşanlar yüzünden, asıl onların da değil, onlara inanıp da karar alanların yüzünden, bugün BAL’dayız. Efsane mefsane hak getire !..

Dünyanın en borçlu amatör kulübüyüz artık !..

 

 

 

İşte Kocaelispor yöneticilerinin ‘tehlikeli türden’ iş ilişkili halkla ilişkiler yönetimi, başarısızlığın en büyük nedenidir. Gündemde kalması, gazetelerde bir iki gün fotoğrafı çıkması için yapmadığını bırakmayan, Kulübün altına dinamit koyan, bol bol tuzaklara düşen ‘Büyük Kocaelisporlular!’ şimdi ortalarda yok. Beni asıl üzen, bu adamları ciddiye alıp, kulübü idare edenlerdir. Personelin bir çoğu, ‘Yahu bizi kimler yönetiyor, baksanıza’ deyip bıyık altından gülerken, Lazarov’u karo dışı bırakıp sahadaki idmana çıkıp ‘Hakan bunlardan hangisi Lazarov’ deyip beni şaşkına çevirenler (aslında çok da şaşırmamıştım), şimdi ortada gözükmüyor ve kongre ya da aidat için kendine telefon açanlara ‘Ben öldüm’ dedirtiyor. Traji-komik bir durum. Biz o gün de onların Kocaelisporlu olduğuna inanmıyoruz, bugün de inanmıyoruz ve çok da şaşırmıyoruz. İnsanlar hak edildikleri gibi yönetilir. Demek ki Kocaelispor da böyle yönetilmeyi hak etmiş.

 

 

Bugünkü kongrede çoğunluğu toplamak için olağanüstü bir çaba gösteren, her zamanki dinamikliği ve nezaketiyle biz basın kuruluşlarından da yardım isteyen Bahri Yavuz Başkan resmen yola çıkacak. Kongrelerle falan uğraşıp saçma sapan vakit kaybetmeyecek. Ama bunun için, kendine ‘Kocaelisporlu’ diyen üyelerin mutlaka salona gelerek kongreyi gerçekleştirmesi gerekiyor. Tam 7 gün kaybetmemek adına, yarınlarımız adına, bugün kongreyi yapmak büyük önem taşıyor. İleride neler yaptıkları daha iyi anlaşılacak Nebil Uzun döneminden sonra kısa sürede uyum sorununu aşan ve yepyeni bir sayfa açan Yavuz ve yönetimine başarılar dilemek, hepimizin boyun borcudur. Biz de bunu yapıyoruz. Yukarıda yöneticiler arasında kesinlikle genelleme yapmayıp, sadece olanları yazmaya çabaladık. Bunlar içerisinde, gerçekten göz yaşı döken, baş başa dertleştiğimiz, birbirimize girdiğimiz onurlu Kocaelisporlulara selam olsun !.. Ve göre alacak Yavuz yönetimi, yarınlarda adınızın  daha yukarıda bahsettiğimiz ‘Sahte Kocaelisporlularla anılmaması’ için görevinizin sadece para vermek ya da sağlamak olduğunu sanmayın. ‘Sokaktaki adamı’ iyi dinleyin ve Sokaktaki Kocaelisporlu olun !..

 

 

DİP NOT: Basında bugün Kocaelispor yönetiminin isteği üzerine ücretsi kongreye davet ilanı kullandık. Her zaman bu meslekte her zaman çekindiğim bin şey, basının ortak çağrı yaptığında kimsenin gelmeyecek olması endişesidir. İşte o zaman basın güven kaybeder. Tıpkı, tuğla için TV’lerde bizi zorla ekranlara çıkartıp rezil ettikleri gibi. Yine tıpkı, kritik maçlarda tüm basının ‘Bugün bütün yollar İsmetpaşa’ya çıkar, kaşkolunu al da gel deyip, 300 kişiyle maç izlerkenki yüzlerinin ‘tatlı turşuluk hali’ gibi… Keşke ilanlar ana gazetelerde çıkarılsaydı J...

 

 

 

 

Sporculuk oynuyoruz

 

 

Yandaki sütunlarda da okuduğunuz gibi ‘Spora yeni bir işsizler ordusu’ katılıyor. Gelişmiş hatta bazen gelişmemiş dünya ülkelerinde, çocukların ders saatleri spora göre ayarlanırken, bizim çocuklarımız ders saatlerine göre spor yapıyor ve yine inanılmaz şampiyonluklar yaşıyor. Mesleğimizde bir çok şampiyonla karşılaştık ve çocukların hepsinin orta derdi “Ders saatleri idmanlarla çakışıyor ve biz de ders çalışamıyoruz ya da sporu bırakıyoruz” şeklinde dilleniyordu. Bu garabet durumun TOHM ile düzeltilmesine çalışılıyor ama yetersiz. Bu kez de çocuklar belli merkezlerde toplanıyor ve okullara da burada gidiyor. Derslerini de burada yapıyor ama ana babasında, yuvasından uzaklaştırıyor. Bu da bir nevi kölelik. Fransız’ların Afrika’dan siyahi futbolcuları küçük yaşlarda ana ocağından koparıp ülkesinde şampiyon yaptıktan sonra,  o çocukların Dünya Kupası’nı kazanıp, hiçbirinin ulusal marşı bilmedikleri için söylememesi gibi. Örneğin boksörlerimiz Erzurum’da. Atletler ilimizde. Diğer branşlarda başka illerde kamp merkezlerine alındı. Hedef olimpiyatlar ama ya bu çocukların ana baba sevgisi, aile ortamı ne olacak? Bu modern kölelik çözüm mü? Kesinlikle değil. Bunlar insan, makine değil. Ders saatlerini spora göre uygulayıp çocukları kendi köylerinde, kentlerinde, kasabalarında spor yaptırmak varken, bu mantıksız çözümü kim uydurdu merak ediyorum? Kardeşim, bu ülkede spor yapılmıyor, sporculuk oynanıyor. Sporculuk oynuyoruz… EvcilikDoktorculuk oynar gibi… Yazıktır günahtır. İşte BESYO’dan yine yüzlerce çocuğumuz mezun oldu. Bunların büyük bölümü işsizler ordusuna katıldı. Erkekler de askerliği ‘kısadan’ yapma avantajı elde etti. Dün İkizli Çeşme’den sabah işe gelirken, atletler gibi giyinmiş, göğsünde numaralar olan çocuklara ‘Siz atlet misiniz?’ dedim. ‘Ne atleti be ağabey, biz BESYO’da koşu sınavına giriyoruz’ dediler. Doğru, çünkü hiçbir bilinçli atlet, üzerindeki ‘atlet!’le sokaklarda şortla gezmez. Acaba Yavuz hocam başta olmak üzere diğer öğretim üyeleri, onları sokakta böyle görse ne derlerdi?.. ‘Beden eğitimi!’ bu olmasa gerek… Hatta ‘eğitim’ bu olmasa gerek… Derdik ya ‘Bu ülkede hepimiz sporculuk oynuyoruz’… “Türkiye’de futbol sever yok, Fenerli, Galatasaraylı, Beşiktaşlı var” diyen biri olarak yazıyorum bunları…

Bu yazı toplam 755 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim