• BIST 106.843
  • Altın 142,689
  • Dolar 3,5367
  • Euro 4,1209
  • Kocaeli : 25 °C
  • İstanbul : 29 °C
  • Sakarya : 25 °C

Terör bataklığının nedeni belli, tabii anlayana…

Fahri Örengül

ABD,  Irak’ı nükleer bomba yapımını engellemek ve demokrasiyi getirmek için işgal etmişti. Ne nükleer bomba ne de yapım malzemeleri bulunabildi. İşgal sonrası demokrasinin geleceği vaadedilen Irak’ta şimdi ne demokrasi var, ne de demokrasi ümidi. Irak petrolleri uluslararası şirketler tarafından YERLİ İŞBİRLİKÇİLERİ ile birlikte sömürülmeye devam ediyor. Acı ama gerçek ki; Irak işgalinin tarihi sonuçları maalesef böyle oldu. Emperyalizm oyununu yine oynamıştı. Az kalsın biz de katılacaktık.

***

Bugün anlaşılmaktadır ki; Ortadoğu’da uluslararası güçlerin güç kullanmalarının nedeni enerji için çok önemli bulunan petrol ve doğal gaz kaynaklarının ele geçirilmesidir. Görünen o ki; Ortadoğu ve  eklentilerinde emperyalizm yıllar öncesinden yaptıkları planlarla  sınırları yeniden çizme çabaları içersindedir. Büyük Ortadoğu Projesi, medeniyetler arasi işbirliği, ılımlı İslam (ne demekse) anlayışı gibi dışardan  dayatılan ve içerde karşılığını bulan yaklaşımlar. Emperyal güçlerin petrol ve doğalgaz kaynaklarına ulaşabilmek adına uzun vaadleri planlar yaptığı, ülkeleri parçalayarak, kendilerine bağlı suni devletler oluşturarak sömürü düzenini devam ettirdiklerini artık herkes bilmektedir. Yani terörün asıl nedeni Ortadoğu’daki kendi düzenlerini oluşturmaya çalışan emperyal güçlerdir.

 

MAALESEF TÜRKİYE’DEKİ SİYASI YAPI BUNU GEÇ KAVRAMIŞ VE FATURASI TERÖR VS İLE GÜNAHSIZ İNSANLARIMIZA  ÇIKMAKTADIR.

Biraz hafızamızı zorladığımızda da göreceğiz ki; Türkiye’de  2002 yılında   RAHMETLİ ECEVİT başbakanlığındaki  iktidar  emperyal güçlere karşı çıktığı için olsa gerek, bir erken seçim dayatması ile iktidardan düşürüldü. Arkasından Büyük Ortadoğu Projesi (BOP), ılımlı İslam anlayışı ile dayatılan ve moda haline gelen siyasi partiler, ülkemizde ve diğer ülkelerde çoğunlukla  iktidara taşındı. Ülkemizde oluşan  yeni yönetim kadrolarının ABD’ ye söz vermesine rağmen Irak’ın işgali açısından gerekli bulunan 1 MART tezkeresi askerin, CHP’ nin ve iktidar partisindeki bazı milletvekillerinin  doğru ve takdir edilir direnci ile  reddedildi.Hemen arkasından ERGENEKON-BALYOZ vs gibi uydurma davalarla kezkereye karşı çıkan bilimadamları ve generaller tutuklandı, Uydurma delillerle ağır hapislere mahkum edildi.Tezkereye karşı çıkan siyaset aktörleri kendi partilerinden dışlandı. Sıra Suriye ye gelmişti. Ortadoğuda ve Suriye’de  mezhep farklılıkları, etnik köken ayrılıkları gibi hassas konular kaşınarak , grup ve grupçuklar silahlandırılarak bölge cephaneliğe dönüştürüldü..Türkiye’nin de katkıları ile Suriye’ de bu şekilde bir iç savaş başlatıldı,

 

Ülkemizde de iktidarda bulunan siyasi aktörler dahil herkes etkin kökenleri ve mezhepleri konuşmaya, bu hususları malesef nedense kaşımaya başladılar. İktidar emperyalizmin bu oyunundan  büyük devlet  olma iddiası ile olsa gerek etkilenmişti. Hesapta Suriye’de kısa süre içinde HAFIZ ESAD devrilecek ve istenilen biçimde yeni bir siyasi yapı oluşturulacaktı.Ama sonuç tam aksine ülkemizi göçe, iç kargaşaya, Güneydoğu’da ve her yerde teröre teslim eden bir yapıya dönüştü. Kendi tarihini inkar eden, Cumhuriyetle  uğraşan, Cumhuriyetin genetik yapısını değiştirmeye çalışan iktidarın bu beceriksizliği sonucu Faturası günahsız   insanlara çıkmaktadır.

 

İÇİNDA BULUNDUĞUMUZ  DURUM   KURTULUŞ SAVAŞI FELSEFEMİZİN , EMPERYALİZME KARŞI DURUŞUN SİYASİ İKTİDAR TARAFINDAN VAKTİNDE ANLAŞILAMADIĞINI GÖSTERMEKTEDİR..

Ülkemiz daha kurtuluş savaşında emperyalizmin böl, parçala , uydu devlet halinde yönet  anlayışına karşı duruşun, direnişin ilk ve başarılmış örneğidir. İşgale ve sömürüye karşı çıkılmış, savaş kazanılmış, tam bağımsız ve milli devlet anlayışı hayata geçirilmiş, cumhuriyetle aydınlanma devrimi hedeflenmiştir. Kafatasçılığı ve ırkçılığı reddedren, herkesin eşit vatandaş olduğu, kimseyi etnik kökene göre ayırmayan bir ulusalcılık anlayışı, dinin siyasete ve ticarete karıştırılmasını önleyen, dini sömürdüyü reddeden, gerçek Müslümanlığı amaçlayan bir laiklik anlayışı ile mezhepçiliğe karşı çıkan devlet anlayışı ülke bütünlüğünün temel taşıydı. Yurtta barış dünyada barış dış politikamızın temeliydi.Ancak 2002’ den bu yana siyasi iktidar Cumhuriyetle başlayan kuruluş felsefemizin temel taşları ile oynamış, tarihin süzgecinden gelen bu anlayış ile kavga etmeye başlamış, emperyalızmin evrensel sömürü anlayışını kavrayamamış, gerek Güneydoğu’da (Kürt meselesinde) ve gerekse dış politikada, Ortadoğuda sınıfta kalmış ve ülkemizi acımasız terörün kucağına atmıştır. Terörün kaynağina inmeden terörün çözülmesei maalesef mümkün değildir. BÜYÜK ŞAİR MEHMET AKİF’İN DEDİĞİ GİBİ “ girmeden tefrika bu millete düşman giremez,toplu vurdukça yürekler onu top sindiremez”. Siyasetin bir erdem ve ahlak anlayışı ile yapılacağı  bir Türkiye dileklerimle, sağlıcakla kalın.

Bu yazı toplam 1334 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim