• BIST 97.533
  • Altın 145,781
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • Kocaeli : 15 °C
  • İstanbul : 18 °C
  • Sakarya : 15 °C

Terör sadece dağda ve şehirde mi?

M.Tanzer Ünal

Geçenlerde Prof. Dr. Osman Müftüoğlu’nun güzel bir yazısını okudum.

Müftüoğlu, yazısında Türk insanının hileli besinlerle “salak” yerine konduğunu ifade ediyor, “Bu besinler bizleri ülser, gastrit, reflü, kolit, kanser, kalp hastası yapıyor” diyordu.

Aromalı yağlar…

Nişasta ve jelatinli yoğurtlar…

Tek gram süt bulunmayan dondurmalar…

Sakatat ve kıyılmış tavuk derisi eklenen tavuk dönerler…

Hidrojen peroksitle ağartılmış kuru incirler…

Okuyunca, “Terör sadece dağda ve şehirde değil, aynı zamanda sofralarımızda da…” diyorsunuz.

Hedefleri aynı…

Bazıları insanın canını, diğerleri de sağlığını alıyor.

Osman Müftüoğlu, şunları söylüyor:

“Önce tereyağına margarin ekleyip bize "margarini çok, tereyağı yok" paketleri "tereyağı" diye sattılar. Hızlarını alamayıp tereyağına bitkisel, bitkisel yağa kanola yağı eklemeye, midemizle oynamaya başladılar. Baktılar tepki yok, tık yok, gördüler ki "ayıp"ları bir-iki gazete haberi, üç-beş kuruşluk ceza ile geçiştirildi, dolandırıcılar "hileli gıda" da yağ oyununu daha da geliştirdiler. Yağa yağ ekleme gibi ucuz işleri (!) bırakıp işi sadece "aroma" ile halletme yoluna gittiler. Netice şu: "Tereyağlı" diye satın aldığınız baklavaların çoğunda tereyağının esamesi yok! Tereyağı yerine aroması (yani kokusu) var

Oyun sadece yağda oynanmıyor, başka alanlarda da tekrarlanıyor. Mesela baklava şerbetlerinde şeker yerine (ucuz diye) kimyasal tatlandırıcı (sakarin, aspartam) ya da mısır glikozu kullanılıyor. Yine baklavalara antepfıstığı yerine bezelye ya da yeşile boyanmış yerfıstığı ekleniyor. Bitti mi?

Bitmedi! Hırsızlığın, dolandırıcılığın başka yollarını da bulmuşlar. Bulmuşlar zira dolandırıcıların hayalleri ve cüzdanları zannettiğinizden çok daha büyük. En son numaraları ise yoğurtlarımıza bitkisel yağ, margarin ve jelatin ilavesi. Yoğurtların içinde peynir suyu ve nişasta eklendiğini de duyuyorduk ama bu jelatin işini yeni öğrendik. Özetle yediğimiz yoğurtların da bazıları yoğurt filan değil. Acayip bir kimyasal karışım. Peki, dondurmalarımız, onlar sağlam mı? Ne gezer! Orada da "arızalı işler" var. Bazılarında dondurmanın ana maddesi "taze sütü" mikroskopla bile arasanız bulamazsınız. Bulsanız bile onlara süt demek çok zor, çünkü çoğuna su ekleniyor.

Peki tavuk dönerin içine öğütülmüş inek memesi parçaları, sakatat, kıyılmış tavuk derisi eklendiğini biliyor muydunuz? Lahmacunlarınızın hayvansal gıda eklerinden, örneğin yağ ve kemik külünden yapıldığını duymuş muydunuz? Kırmızıbibere kiremit tozu, karabibere renkli kanserojen boyalar eklendiğini yıllar önce öğrenmiştik ama afiyetle yediğimiz kuru incirin hidrojen peroksitle ağartıldığını sanıyorum siz de benim gibi ilk defa işitiyorsunuz. Özetle gıdada müthiş bir terör dalgası var ve maalesef o dalga her geçen gün biraz daha büyüyor, tsunamiye dönüyor.

Ve gelelim neticeye…

Netice şu: Gıda hileleri konusunda da "sözün bittiği yere" geldiğimiz anlaşılıyor.

Yukarıdaki bilgileri rastgele bir kaynaktan değil, Türkiye Ziraatçılar Derneği başkanı İbrahim Yetkin'in hileli gıda konusundaki açıklamalarından özetledim. "Terörün çok can aldığı kesin ama gıda terörünün aldığı canlar da az değil anlaşılan.

 Değerli okur, saygıdeğer yöneticiler, muhterem gıda üreticileri, "gıda güvenliği" günümüzün en önemli sağlık tehditlerinden biri. Yiyip içtiklerimizin her birini adeta pimi çekilmiş birer kimyasal bombaya çeviren bu teröre sadece devletin değil, tüketiciler ve güvenilir üreticiler olarak hepimizin "Dur" deme vakti çoktan geldi, geçiyor. Bunun için de gıda güvenliği konusunda ülke çapında platformlar oluşturmanın bir yolunu bulmalıyız. Bulmalıyız çünkü bunu yapamazsak oluşabilecek genetik hasarlar nedeniyle sadece bizim değil, bizden sonraki nesillerin de sağlığı tehdit altında olacak. Yapmazsak her türlü hastalık, özellikle de kronik hastalıklar ve öncelikle de KANSER sorunu büyüyerek devam edecek.”

 

***

 

Osman Müftüoğlu’nun söyledikleri böyle.

Ülkemizde sadece “can güvenliği” sorunu yok.

“Gıda güvenliği” de önemli bir sorun.

Belki “can güvenliği” sorunundan daha da önemli!

Sadece kendi sağlığımızı değil, oluşacak “genetik hasarlar” nedeniyle gelecek nesillerin sağlığını da tehlikeye atıyoruz.

Aman yediklerimize içtiklerimize dikkat edelim.

Yediğimiz yoğurt, yoğurt mu?

 Yediğimiz dondurma, dondurma mı?

Yediğimiz döner, et mi?

 

***

 

Sevgili okurlarım, bugün bayram!

Sizin ve tüm sevdiklerinizin bayramını kutluyor, esenlikler diliyorum.

Her şey gönlünüze göre olsun!

Bu yazı toplam 982 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim