• BIST 89.764
  • Altın 145,200
  • Dolar 3,6300
  • Euro 3,9131
  • Kocaeli : 15 °C
  • İstanbul : 10 °C
  • Sakarya : 15 °C

Ticaret ve Sanayi Odaları’nı kapatsak ne olur?

M.Tanzer Ünal

Aklıma geldi, böyle bir konuyu tartışmaya açıyorum.
Türkiye’deki tüm sanayi odalarını ve ticaret odalarını kapatsak nasıl olur?
Ne gibi hizmetler aksar?
Aksayan bu hizmetleri başka bir kurum üstlenebilir mi?
90’lı yıllarda kurulmaya başlayan SİAD’lar (Sanayici ve İşadamları Dernekleri), sanayi odaları ve ticaret odalarının bazı işlevlerini üstlenebilirler mi?
Sanayici ve işadamlarının sorunlarının çözümünde, yarı resmi kurum olan sanayi ve ticaret odaları mı, yoksa gönüllü kuruluş olan SİAD’lar mı daha başarılı oluyorlar?
Oda meclislerine girebilmek için sanayici ve işadamlarının kıyasıya mücadelesini izlerken, bu “aykırı sorular” aklıma geldi ve konuyu sizlere bir açayım dedim.
Tartışmakta yarar görüyorum.
Kapatamazsak bile nasıl “ıslah” edebiliriz?
Nasıl kaynak israfını önleyebiliriz?
Nasıl bazı kişilere “keyif bağışlanmasının” önüne geçilebilir?
Bu ifadelerimin, bu eleştirilerimin sakın buradaki “Odalara” yönelik olduğunu sanmayın!
Türkiye’deki tüm odalar, son derece “rutin” ve “verimsiz”…
Makam arabaları…
Makam odaları…
Görkemli binalar…
Bilmiyordum, yeni öğrendim.
Meclis üyelerine sorgusuz sualsiz “taşımalı silah ruhsatı” veriliyormuş.
Pek çok kişi de salt bu nedenle meclis üyesi olmak istermiş.
Belki oda yönetiminde olmanın bizim bilmediğimiz başka avantajları da vardır.
********
Önce tartışacağımız kurumu tanıyalım!
Sanayi ve ticaret odaları, dünyada ve Türkiye’de nasıl bir “açılma ve gelişme süreci” geçirmiş?
Dünyada ilk sanayi ve ticaret odası nerede, ne zaman kurulmuş?
Aklınıza hemen büyük ve güçlü ülkeler geliyor değil mi?
Gelmesin… İlk oda 1600 yılında Marsilya’da kurulmuş.
ABD’de ilk odanın kuruluş tarihi ise 1768’dir. New York’ta…
Odaların, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemindeki gelişmeleri ise hayli ilginç!
Osmanlı döneminde ilk ticaret odası nerede kurulmuş biliyor musunuz?
Sakın “İstanbul’da” demeyin!
İnebolu’da, 1870 yılında…
Kendi ülkesine ihracat yapan bir Fransız firmasının ihtiyacına cevap vermek için kurulmuş; ancak ekonomik ve yasal dayanaktan soksun olduğu için bir süre sonra dağılmış.
Yine aynı yıl, yani 1870 yılında…
İstanbul’daki Avusturyalı ve Macar tacirlerin çıkarlarını gözetmek üzere “Avusturya-Macaristan Ticaret ve Sanayi Odası” kurulmuş.
Sonra, 1879 yılında, Tarsus Ticaret ve Sanayi Odası’nın kurulması var.
Çukurova’dan dışarıya gönderilen pamuğun ihracat işlemlerini yapması için…
Ve 1882…
İstanbul Ticaret Odası faaliyete geçiyor.
“Ticaret, Ziraat ve Sanayi Odası” olarak…
O tarihlerde ticaret ve sanayiden daha çok ziraat ağırlığı var ya, ziraat da işin içine katılıyor.
Ticaret ve sanayi odaları ile ilgili ilk yasal düzenleme 1910 yılında yapılıyor.
“Ziraat” ismi çıkarılıyor, ticaret ve sanayi odaları, sadece sanayici ve tacirlerin örgütü haline getiriliyor.
Yasal düzenleme yapılmadan da ülkemizde pek çok oda kurulmuş.
*Trabzon ve Adana 1884…
*Muğla 1885…
*İzmir, Antalya, Mersin 1886…
*Balıkesir ve Bursa 1889…
*Urfa 1894…
*Eskişehir 1895…
*Kayseri ve Siverek 1896…
*Giresun ve Antep 1898…
*Fethiye 1901…
*Bafra 1903…
*Isparta 1905…
*Bartın 1906…
*Samsun 1907…
*Manisa, Silifke ve Sivas 1908…
Yasal düzenlemeyle birlikte, oda yönetimleri oda üyeleri tarafından seçilmeye başlanmış.
Çıkarılan yasadan sonra da pek çok oda kurulmuş.
İzmit de bunların arasında…
*Afyon 1910…
*Çorum 1911…
*Milas 1912
*İzmit 1913…
*Kırşehir ve Ödemiş 1914…
*Bayburt 1915…
*Zonguldak 1919…
*Edirne ve Elazığ 1920…
*Ceyhan, Erzurum ve Kilis 1922…
*Aksaray, Niğde, Burhaniye, Çankırı, Artvin, Çanakkale, Fatsa 1923…
Sonra da diğerleri…
Odaların çatı kurumu TOBB…
Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği…
1952 yılında kurulmuş.
53 oda ve borsa üye olmuş.
Bugün üye oda ve borsa sayısı ise 364…
650 bini şirket olmak üzere 1. 5 milyon üye aynı çatı altında…
Büyük bir güç!
********
Peki, bu gücü işadamları iyi kullanabiliyor mu?
Hayır!
Sadece bugün değil, geçmişte de bu güç iktidarın güdümündeydi.
Zaten tersi düşünülemez…
Çünkü odalar, “yarı resmi” kuruluşlardır.
Başkanların makam arabaları “resmi plaka” taşır.
Yöneticiler seçimle göreve gelirler; ama kamu adına görev yaparlar.
Yönetimi eleştiremezler, yönetimin “dümen suyunda” gitmek zorundadırlar.
Yaşanan sıkıntıları ortaya koyamazlar, sözlerini fazla dinletemezler.
Ne var ki…
Oda başkanlığı…
Meclis üyeliği…
Bir sosyal statüdür, çoğu kişi bu nedenle bu sıfatların peşinden koşar.
Son 20 yıldır, ülkemizin dört bir tarafında, kısa adı SİAD olan Sanayici ve İşadamları Dernekleri kuruldu.
Dernekler büyüdü, güçlendi…
Federasyon ve konfederasyon çatısı altında bir araya geldi.
Ben de böyle bir derneğin uzun süre başkanlığını yaptım.
Adı ve siyasi eğilimleri ne olursa olsun, çok yararlı ve verimli çalışmalar yapıyorlar.
İş geliştirme ve sorun çözmede, benim ölçülerime göre, TOBB’dan daha başarılılar.
Gönüllülük esasına dayandığı için, içten gelerek çalışıyorlar, son derece dinamikler.
Ben, SİAD’ların giderek güçleneceğine ve daha iyi işler yapacağına inanıyorum.
İşte bundan dolayı diyorum ki, sanayi ve ticaret odalarını kapatsak, TOBB’u ortadan kaldırsak ne olur?
Odaların yaptığı bir takım resmi işleri bir başka resmi kurum üstlense, ne fark eder?
Sadece soruyorum ve konuyu tartışmaya açıyorum.
Bu konudaki görüşlerinizi merak ediyorum.
Katkıda bulunursanız sevinirim.

Bu yazı toplam 1057 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim