• BIST 106.919
  • Altın 140,862
  • Dolar 3,5378
  • Euro 4,0661
  • Kocaeli : 25 °C
  • İstanbul : 29 °C
  • Sakarya : 25 °C

Tiyatrocu Karali şikayetçi olacak

Tiyatrocu Karali şikayetçi olacak

Tiyatro oyuncusu Şafak Karali’yi bacağından vuran Zeynep P. tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı. Şafak Karali, şikayetçi olacağını söyleyerek, Zeynep P.’yi sapkınlıkla suçladı.

Taciz ettiği gerekçesiyle tiyatro sanatçısı Şafak Karali'yi tabancayla bacağından yaralayan Zeynep P. çıkarıldığı mahkemece tutuksuz yargılanmak üzere önceki gün akşam saatlerinde serbest bırakılırken, adli tıp raporunun alınabilmesi için Erenköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’ne sevk edildi. Bacağından vurulan ve Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde ameliyata alınan Şafak Karali’nin ise durumunun iyi olduğu öğrenildi. İlk ifadesinde şikayetçi olmayacağını söyleyen Karali, dün bu fikrinden vazgeçti. Kendisini yaralayan Zeynep P.’den davacı olacağını söyleyen Karali, konuyla ilgili pazartesi günü bir basın açıklaması yapacağını kaydetti.

SAPKIN VE DEPRESİFTİ
Hasta yatağında gazetemize açıklama yapan tiyatrocu Şafak Karali şunları kaydetti “Münferit bir şey söylemek istemiyorum. Acım var zaten. Ama avukatım aracılığıyla pazartesi günü bir bildiri yayınlayacağım. Asılsız iddialar, saçmalık dolu haberler okudum. Manevi tazminat davaları da açacağım. Ben 12 yıldır buradayım beni hemen herkes iyi bilir. Zeynep, sapkın ve depresif bir durumda. Kurguladığı olay ise korkunç bir şey. Benim cezaevlerinde, ıslah evlerinde öğrencilerim oldu. Bunun gibi psikopatını tanımadım.

PROJELERİME ZARAR VERDİ
Öğrencilerim olayı gördüler ve tanıklar. Onlarda pazartesi günü bir bildiri yayınlayacaklar. Olayın ilk anında bir öğretmen psikolojisiyle yaklaşmıştım. Zeynep’ten davacı olmayacağımı söylemiştim. Ancak gelinen nokta çok farklı oldu. Avukatımla görüştüm ve pazartesi günü şikayetçi olacağım. Bu olay benim birçok projeme zarar verdi. Kan Film Festivali’nden haber bekliyordum. Fotoğraf sergileri ve ikinci kitabımım çalışmaları vardı. Her şeyim aksadı.”

ESKİ ÖĞRENCİSİ
Bilindiği gibi geçtiğimiz gün Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları oyuncusu ve Tiyatro Okulu öğretmeni Şafak Karali (42), ikamet ettiği Gaziantep’ten ilimize gelen eski öğrencisi Zeynep P. (29). tarafından Süleyman Demirel Kültür Merkezi’nde silahla vurularak yaralanmıştı. Zeynep P. emniyetteki sorgusunun ardından adliyeye çıkarılırken, olayı çocuk tecavüzcülerinin ortaya çıkarılması için yaptığını söylemiş, daha önce hazırladığı yazıyı ifade olarak hem emniyete hem de basın mensuplarına sunmuştu. Yazılı ifadesinde “Kadın yapma” ya da “bekaretten kurtarma” anlamına gelen ‘fruediyen tecavüz’le suçladığı Karali’nin hasta olduğunu ileri süren Zeynep P., çok sayıda sanatçıyı da benzer şeylerle suçlamıştı.

ZEYNEP P.’NİN ŞAFAK KARALİ’Yİ NEDEN VURDUĞUNU AÇIKLADIĞI YAZININ TAM METNİ!
2001-2002 yılında İzmit’e okumaya geldiğimde, üniversiteli arkadaşlar aracılığıyla okulun tiyatro kulübüne girdim. Psiko-drama adı altında sanatsal tiyatro çalışmaları yapan bir tiyatro grubu ve bu grubun başındaki Şafak Karali’yle tanıştım. Bir süre sonra hastalandım. Ne olduğunu ben de anlayamadım. Durumum iyi değildi. Şafak Karali bu durumumdan yararlanmaya çalışıp beni cinsel ilişkiye zorladı. Ben izin vermeyince çok sinirlendi. Başından beri kafamı karıştıran bir şeyler vardı, ne olursa olsun anlamak istedim. Şafak Karali o olaydan sonra, ne yaptığını diğer öğrencilere söylememi kesinlikle istemediği için gitmemi istiyordu. Ama garipliği fark ettiğimi anlayınca feci şekilde panikledi. Gitmem için, diğer öğrencilerin yanında cinsellik üzerine aşağılamaya başladı. İstenmediğimi bile bile gitmedim. Sonra benim durumuma düşmüş, yaşı benden küçük kız çocukları olduğunu fark ettim. O sırada on sekiz yaşındaydım. Doğru şekilde karşı çıkmak, ne olduğunu anlatabilmek yani o yaşta doğru tepki verebilmek çok zordu. Zaten tiyatrocu bu işi mağdurun yaşının küçük olması sayesinde yapabiliyordu.

YILLARCA GÖZÜMÜN ÖNÜNDEN GİTMEDİ
Şafak Karali’nin bizler gibi üniversite öğrencilerinden oluşan bir grubu olduğu gibi, lise, ortaokul, ortayaş grubu ve üzerinde olan bir grubu da vardı. Tiyatrocu, o orta yaş grubundan olan elli yaşlarındaki bir kadının hala bakire olduğunu ve bu bekaretinin kendisiyle gittiğini söyledi. O kadınla alay ettiler. Bunun üzerine orda bulunan mavi gözlü on üç yaşındaki bir kız çocuğu, bir şeyler söylemeyle çalıştı. Ne dediği hepimiz tarafından anlaşıldı. Gülüşmeler oldu. Ama çocuğun kafası karışık, yüzü dalgındı. O an tiyatrocunun yüzüne baktım. Önce yalanlamak ister gibi oldu ama sonra da meydan okur gibi baktı. Zaten dikkat çekiyordum, çaktırmadan farkında değilmişim gibi davranmaya devam ettim. Daha sonra bir kız daha gördüm. Onun yaşı da küçüktü. Psikolojik durumu neredeyse benimki kadar kötüydü. Tepki vermeye çalışıyordu çocuk, ama anlamıyor, anlatamıyordu. Yoksul bir kızdı. Bacakları bir ileri bir geri gidiyordu. Bu görüntü yıllarca gözümün önünden gitmedi.

SİSTEMLİ YAPIYORDU
Şafak Karali bu işi çok sistemli yapıyordu. Psikolojik etki bırakarak. Kendini ifade edemeyecek yaştaki insanları, cinsel aşağılamalarla utandırarak, her tepki vermeye çalışıldığında o kişiyi bir hastalıkla isimlendirip, ‘sen hastasın hap al, hap al!’ diye, döver gibi hap almaya zorlayarak susturuyordu. Bana bunu çok yapmıştır. Kız çocuğuna, (kız böyle bir şey olmadığını söylese de) özellikle akranlarının yanında aşağılayıcı bir şekilde babasının ona çocukluğunda tacizde bulunduğunu, erkek çocuğuna, içinde bastırılmış annesiyle yatma isteği olduğunu ima ederdi. Bunlar, o yaşta çocuğun taşıyabileceği şeyler değildi. Tiyatrocu da bilirdi bunu, ama en başarılı etkisiz hale getirme yöntemi buydu. Tiyatrocu ‘uçurumlara bakma oyunu’ diye bir çalışma yapardı. Bu çalışmada hayatındaki çok özel, mahrem bir gerçeği paylaşmaya zorlardı. Yine o yaşı büyük eski öğrencilere güvenerek anlatılan şeyler de, sırası geldiğinde susturulmak, aşağılanmak ya da hasta olduğunun kanıtını göstermek için kullanılıyordu. Sürekli iki üniversite bitirdiğini söyleyen freudiyen tecavüzcü, mağdur ettiği çocukların kararan geleceğini hiç düşünmezdi. Pasif hale gelmiş olmaları, daha da güçlü kılardı tiyatrocuyu.

NE YAPMAMIZ GEREKTİĞİ ÖĞRETİLMEDİ
Şafak Karali, benim bir şeyleri fark ettiğimi ve üzerinde çok durduğumu, o kadar aşağılanmaya rağmen yine de gitmediğimi görünce, üniversiteye ilk başladığı zaman, sanırım Ankara Dil tarih Coğrafya Fakültesi’nin Tiyatro bölümünde okurken, Keloğlan diye bir dergiye yazdığı yazıyı getirip gururlana gururlana okudu. Epey bir zaman önce, o fakültede hocaların kız öğrencilere taciz ettiğini, duvar köşelerine sıkıştırılıp bacaklarının çimdiklendiğini, o zaman, kendisinin de tepki vererek bu yazıyı yazdığını, ama değişen hiçbir şey olmadığını söylemek istedi. Yani kendisinin de, içine girdiğinde, sistemin bu olduğunu söylemeye çalıştı. Zaten o yazıyı bana karşı okumuştu. Sonra durumum daha da kötüye gitti, okulu da bıraktım. Şafak Karali, kız çocuklarına “senin çükün yok” diyerek tecavüz etti. Bize, çocukluğumuzda tecavüzcünün, tacizcinin ne demek olduğu, ne yapacağı, bizim onun karşısında ne yapmamız gerektiği öğretilmemişti. Biz ne yapmamız gerektiğini bilemedik. İşin içinde psikolojik bir utanç da vardı.

PSİKOLOJİK HAKİMİYET KURARDI
Freudiyen tecavüzcünün asla sorgulama yapmaya izin vermediği, kimseler tarafından denetlenmeyen çalışmalarında bir garip olay daha olmuştu. Erkeğin cinsel organını ölçmesinin, bunun üzerinden değerlendirilmesinin, hatta bunu sebep göstererek aşağılamaya, tecavüz etmeye hakkı olabileceğinin meşruiyetini, içinde yaşadığımız kültürde görmedik. Hiçbir kadın erkek kavgasında, bunun üzerinden bir saldırı yapıldığına tanık olmadık. Böyle bir kültürün, batıda da olduğunu sanmıyorum. Şafak Karali, kurduğu psikolojik hakimiyetle benim gibi çalışmalarında istemediği Urfalı bir kişiyi ortaya alıp, cinsel organının kaç santim olduğunu söylemesini istedi. Oğlan da hiç ölçmediğini söyledi. Bunun üzerine, o çocuğu neredeyse dövmedikleri kaldı. Acıyla izledim bunu.

NASIL KARŞI ÇIKACAĞIMIZI BİLEMEDİK
O zamanlar meclis başkanımız olan Bülent Arınç’ın eline paket tutuşturduğu Yücel Erten bahsettiğim şekilde, aynı yöntemle, yaşı küçük kızlara tecavüz etmiştir. Onların kafasıyla “kadın oldurma ritüelini” senelerdir yerine getirmektedir. Bunu sadece ben değil, çevresindeki bir çok insan bilir. Yaptıkları işe bilimsel kılıf geçirdiklerinden ve kendilerini aydın insan yerine koyduklarından, nasıl karşı çıkacağımızı, ne diyeceğimizi bilemedik. Tecavüzcüler resmi kişilerden ödüller alırken, mağdur insanların yaşam kaliteleri hergün daha da kötüye gitti. İçinde belirsiz bir şekilde intihar edenler olduğundan, Şafak Karali, Yücel Erten, Işıl Kasapoğlu kadar eminim. Çünkü o hapsetmede insan daha fazla yaşayamaz. Ayrıca Şafak Karali, benim durumumu izleyicilerine hep intiharlık gösterip, bana da bunun böyle olması gerektiğini, yani konuşmam değil, hasta olduğuma inanıp intihar etmem gerektiğini, defalarca belirtmiştir. Yücel Erten’in elinde tuttuğu o plaketi, ilk gösterdiği kişiler tecavüz ettiği kızlardır. Şöyle demek istiyor o plaketi gösterirken, “Bakın” diyor, “ben doğru olanı yapıyorum, sistem beni ödüllendiriyor”.

PEDOFİLİYLE KARIŞTIRMAYIN
2008 yılında televizyonda Şahin Öğüt diye bir operacının kız çocuklarına tecavüz ettiği haberini izledim. O adamın, her “Nasıl olsa kadın olmayacaklar mıydı” lafında, kendimi kaybettim. Şahin Öğüt, Freudiyen tecavüz gerçeğinin en görün örneğidir. Bu tecavüz bir çok aydın tarafından özellikle tiyatrolarda, yıllardır kız çocuklarına zaten yapılmaktadır. İsterseniz seri şekilde freudiyen yetiştirmiş, bu pisliğin en başındaki adamlardan biri olan Işıl Kasapoğlu’na sorun. Hiçbir şeyden haberin yokmuş oyununu sonuna kadar oynadı bu adam. Şahin Öğüt yedi sene önce de yakalanmıştı. Ama yapmaya devam etti. Eminim polis kayıtlarında, Şahin Öğüt gibi öne çıkmamış, pedofili denilerek kaydedilmiş başka freudiyen tecavüzcüler de vardır. Ayrıca seneler önce yakalanan Şahin Öğüt’ü her şeye rağmen barındırmaya devam etmiş olan kurumu, İstanbul Devlet Opera ve Balesini denetlemek neden kimsenin aklına gelmiyor? Şahin Öğüt’ün nihayet tutuklanmasından sonra açıklama yapan kurum yetkililerinin yüzünde ben Şahin Öğüt’ten fazlasını okuyorum.

MESELE İDEOLOJİK DEĞİL
Uzun süre güya batılı sanatları, batılı değerleri, tiyatroyu, operayı, baleyi vs. savunuyormuş, bunu müdafaa ediyormuş gibi görünen bir kimliğin altında gizlendiler. Sekiz dokuz sene öncesinin Türkiye’sinde, her şey şimdiki gibi sorgulanamıyordu. Kimse bu adamlara bir şey diyemezdi. Her şeyi kendileri bilirdi. Eğer karşı çıkarsan bir şeyden anlamayan gerici, köylü, dinci vs. idin. Yukarıda bahsettiğim utanç veren hastalıklardan biriyle isimlendirilirdin. Homoseksüel ya da “babasının tecavüz ettiği kız” olurdun. Yaptıklarının adı Avrupalılık, batılılık, akıl, sanat, bilimdi. Bu insanların gerek ülkemizde gerek ülkemiz dışında hiçbir ideolojik anlamı yoktur! Mesele ideolojikleştirilmeye çalışıldıkça çözülemeyecek, bu ruh hastaları yine kazanacak demektir.

KİMİN TECAVÜZE UĞRADIĞI SORULMADI
Bunu şunun için söylüyorum. Şahin Öğüt olayı ortaya çıktığında Hüseyin Üzmez’in haberleri vardı medyada. O zamanlar, iktidarla medya arasında bir arazi kavgası vardı. Olay, “Senin tecavüzcün, benim tecavüzcüm” meselesine döndü. Her iki tecavüzcünün mağduru kız çocukları kimsenin umurunda değildi. Kimin tecavüzüne uğradığı değil, sana kimin tecavüz ettiği önemliydi. Şahin Öğüt’ün üstü, müslümanların ezbere bildiği, Hüseyin Üzmez tipi bir sapıkla, başarılı bir şekilde örtüldü. Freudiyenler bir kez daha kazandı. Herkes ideolojisine o kadar inanıyordu ki, gazeteciler arasında Şahin Öğüt’ü sahiplenenler bile çıktı. Tiyatro kökenli gazeteci Enver Aysever Şahin Öğüt’ü, yani bir çocuk tecavüzcüsünü sahiplenen yayın yaptı.

NASIL OLSA KADIN OLMAYACAKLAR MIYDI?
Azıcık kültürü olan herkes bilir ki, bu “nasıl olsa kadın olmayacaklar mıydı” lafları, “Senin çükün yok” lafları, “çüküm küçüktü o yüzden” lafları Freud’den gelir. Ama kimse üstünde durmaz. Birçok eğitimli insan freudiyen tacizden geçmiştir, ama bir türlü bunu sorgulayamaz. Gözlerimizin önünde oldu. Tiyatro kökenli ünlü freudiyen Okan Bayülgen, bir milletvekili kadının küçük bir ricası karşısında, “senin çükün yok” krizleri geçirdi. Herkes biliyor bunu. Bu olay tecavüzcülerin yanında hiç bir şeydir elbette, ama bahsettiğim cinsel aşağılamalarla yapılan tecavüzleri de, bunun birkaç tık ilerisini ve yetişkin kadını değil küçük bir kızı düşünün. Zihniyet aynıdır! Başka bir freudiyen, Serdar Turgut. Bu adam senelerdir ölçüyor, o da yetmiyormuş gibi bu hastalıklı halini topluma dayatıyor. Kimse de çıkıp bunun ahlaki eleştirisini yapmıyor.

TECAVÜZ ETTİKLERİNE İNANMIYOR
Şimdiye kadar sadece feministlerce, o da ‘senin çükün yok’ lafı üzerinden eleştirilmiş bu ‘bilim adamı’. Oysa kız çocukları işin sadece görünen yüzü. Meselenin özünde bir erkek-erkek çocuğu var. Şahin Ögüt’ler nasıl oluşuyor sanıyorsunuz? Şahin Öğüt bir gün öncesine kadar sahnelerde alkışlanan, duayen bir operacıydı. Bir gün sonra polise inandığı şeyi yaptığını, töresini yerine getirdiğini, ‘kadın yaptığını’ söylüyordu. Tecavüz ettiğini değil! Hepsi böyledir. Sahnede alkışladıklarınız da, televizyonda izledikleriniz de, kitaplarını okuduklarınız da. Şafak Karali, Yücel Erten, Işıl Kasapoğlu ve diğer freudiyen tecavüzcülere de tecavüz diye sormayın. Çalışmaları boyunca kaç öğrenciyle cinsel ilişkiye girdiklerini, bu kızların yaş aralığının kaçtan başladığını sorun. Ancak o şekilde anlayabilirsiniz. Çünkü bu adamlar tecavüz ettiklerine inanmıyor.

BİR ÜSTADI VAR
Bu soru freudyen psikiyatr Gündüz Vassaf’a da kesinlikle sorulmalı. Çünkü Gündüz Vassaf bunu yaptığını kitaplarında neredeyse itiraf ediyor. Freudyen tek başına evde psikoloji kitapları okuyarak freudyen olmaz. Onun bir üstadı vardır. Bulunduğu sosyal, entelektüel ya da mesleki çevresinde baskı altına alınarak bu duruma gelir. Yani her freudyenin bu işi senelerdir yapmakta olan bir ‘üstadı’ zaten vardır. Mesela Şafak Karali’nin freudyen üstadı Işıl Kasapoğlu’dur. Şahin Ögüt’ü yetiştirenler de ortaya çıkarılmalıdır. Freud’un dünyaya ne yaptığı kitaplarına bakarak anlaşılmıyor. Sonuçlarına bakarak anlayın. Freudiyenlerin tezlerine, eserlerine ve tecavüzlerine bakın.

ONLARA GÖRE BU BİR BİLİM
İş, freudiyen zihniyetin filmi, sanatı, romanı, tezi iken bir şey anlaşılmıyordu. Ama bununla kalmıyor. Olay bir eyleme dönüşüyor. O zaman bu eylemin altındaki töresel yaptırımı anlamaya çalışmalısınız. Bir zihniyeti kağıt üzerinde okuyunca tam olarak anlaşılmaz, ya da eksik anlaşılabilir. Ne olduğu, o zihniyetin insan üzerinde hangi eylemlere dönüştüğü ile belli olur. Bu tecavüzler çok uzun yıllardır olmaktaymış. Bu kadar sakin durmalarının, pişkin pişkin ‘nasıl olsa kadın olmayacaklar mıydı’ demelerinin, hiçbir şeyden haberi yokmuş gibi durmalarının sebebi şu: Freudiyenlere göre bu tecavüzler bilim ve halk da, polis de bu bilimden anlamıyor anlamazlar. Arkalarında bir bilinçli yapı, din, bir kurum bir ideoloji yoktur. Ne yaptıklarını, yaptıklarının anlamını, kendileri de bilmezler. Hiç sorgulamamışlardır, anlayamazlar, açıklayamazlar. Pedofili ile karıştırmayın. Yüzlerce, binlerce Şahin Ögüt var. Bunlar hastalıklı kafalarıyla bir ritüeli yerine getirirler.

‘BAKİRE’ DİLİNDE KÜFÜRDÜ
Neden küçük kızı seçerler? Çünkü kız bakiredir. Bekareti bir hastalık, eksiklik olarak görürler. Şahin Ögüt’ün ‘kadın oldurması’ ordan gelir. Çevresindekiler de hatırlayacaktır. Şafak Karali, hoşlanmadığı birine, çalışmalarında olan birine veya sokakta gördüğü, tanıdığı tanımadığı herhangi bir genç kızı gördüğünde, hatta eliyle bile işaret ederek, ‘bak bu da bakire, bak şu… da bakire’ derdi. Bakire kelimesi tiyatrocu Şafak Karali’nin dilinde bir küfürdü. Şafak Karali’nin üç yaşındaki kız bebeklere bile bakışı aynıydı. Şahin Ögüt, polise ‘cinsel organım küçüktü o yüzden yaptım’ derken freudyen töredeki hakkını arıyordu. (Serdar Turgut’un yazılarına bakın) Ama polis bu bilimi (!) anlamıyordu.

NLP VE REİKİ TEHLİKESİ
Bu pislik, özellikle sanatsal ve entelektüel alanlarda çok yaygın olmasına rağmen ve Şahin Ögüt gibi artık sokaklarda göstere göstere yapılıyor olmasına rağmen, sosyologlar bunu görmüyor. Freud üzerinden yazılan sosyolojinin dilini konuşan sosyologlar Şahin Ögüt’ü görmedikleri gibi bir şeyi daha görmüyor. Anadolu’da hızla yaygınlaşan bir şey var. NLP, Reiki ya da başka herhangi bir şey adı altında yapılan çalışmalarda veya seaslarda aynı zihniyet kendini gösteriyor. Başlarındaki insanlar türlü hastalıkları iyileştirdiklerini iddia ediyor. Yaptıkları şeyleri kağıt üzerinde okuyunca bilimsel, sıradan şeyler gibi. Ama yapılan eylemlere bakınca aynı sapıklıklar kendini gösteriyor. Buradaki mağdurlar da anlamıyor neyin başlarına geldiğini. Yine aynı susturma teknikleri. Yine kız çocuğunu seçiyorlar.

ANLAMAM SENELERİMİ ALDI
Freudyen tecavüz yani freudiyenin ‘kadın yapma’ ya da bekaretten kurtarma ritüeli, aydınlarımızın çoğu tarafından, başta tiyatrolarda, freudiyenin olduğu her yerde, mağdurlar vahşice susturularak yapılmıştır. Benim anlamam senelerimi aldı. Diğer mağdurların hala anlayamaması çok normal. Şafak Karali’nin internet sitesinde, kayadan oluşmuş bir erkek cinsel organı resmi vardır. Siz de bakıp durumu daha iyi anlayabilirsiniz. O resme kendinden geçercesine bakıyor tiyatrocu. Az ilerisinde de, tiyatrocunun silahın namlusunu gırtlağına kadar soktuğu bir fotoğrafı vardır. Freudiyenin içinde bulunduğu durum çok acıdır. O acı çeker. Ama tekrar tekrar çocuk tecavüzüne kalkışır. Bu onun elinde değildir. Freudiyen hasta kişidir.

TECAVÜZLERİ DURDURUN!
Pedofilinin ne zaman, nerede olacağını, hangi çocuğa tecavüz edeceğini bilemez, belki önüne geçemeyiz. Ama potansiyel çocuk tecavüzcüsü olan freudiyenleri durdurabiliriz. Tiyatrolardan başlanarak, entelektüel sanatçıların, olduğu her yerde soruşturma yapılmalıdır. Zaten çoğu bilimi (!) inkar etmeyecektir. Çocuk tecavüzü konusunda FREUDYENLERİN TAMAMI ŞÜPHELİDİR! Sosyologlar Şahin Ögüt’ü görmedi diyorum. Bu sosyoloji zaten bilim değildir. Freudiyen kimlik laboratuarı haline gelmiş biz ve bizim gibi toplumlarda artık fazlasıyla hissedilen eşcinsellik dayatması ve daha çok hastalıklı sonuç Freud’tan gelir. Bu sosyolojinin bilim olması için, freudiyenlerin kız çocuklarına yaptıklarının da bilim olması gerekir. Freudiyen vahşet ortaya çıkarılsın! Kız çocuğu tecavüzleri ortaya çıkarılsın!

Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • Ölü yunus sahile vurdu!20 Temmuz 2017 Perşembe 12:15
  • Lütfü Türkkan trafik kazası geçirdi!20 Temmuz 2017 Perşembe 09:07
  • Lise önündeki otomobilden bonzai çıktı20 Temmuz 2017 Perşembe 08:41
  • Ormanda yanmış halde ceset bulundu!19 Temmuz 2017 Çarşamba 15:13
  • Saldırganların kanlı mesajları ortaya çıktı!19 Temmuz 2017 Çarşamba 14:45
  • Yaşlı adama işkence gibi ölüm!19 Temmuz 2017 Çarşamba 14:14
  • 41 plakalı araç şarampole uçtu: 2 ölü 4 yaralı19 Temmuz 2017 Çarşamba 12:02
  • Murat Çakmak'ın davası ertelendi!19 Temmuz 2017 Çarşamba 11:56
  • Yaşlı kadına tecavüz etmişti! Tutuklandı!19 Temmuz 2017 Çarşamba 11:45
  • Kayganlaşan yolda 4 ayrı kaza!19 Temmuz 2017 Çarşamba 10:38
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim