• BIST 73.600
  • Altın 132,702
  • Dolar 3,5398
  • Euro 3,7975
  • Kocaeli : 6 °C
  • İstanbul : 7 °C
  • Sakarya : 6 °C

TJOD, Prof. Dr. Osman Müftüoğllu için de meslekten men kararı isteyecek mi?

TJOD, Prof. Dr. Osman Müftüoğllu için de meslekten men kararı isteyecek mi?
Gönül isterdi ki gebelikte şeker yüklemesi tartışmaları 2014 yılında başladığı zaman Osman Hoca bu görüşünü açıklamış olsaydı ve iki yıl sonra bu açıklamayı yaparken bu konuda öncü rol oynayan Prof. Dr. Canan Karatay’a yapılan haksızlıklardan da bahsetsey

Prof. Dr. Osman Müftüoğlu'nun Hürriyet gazetesinde çıkan 20. 02. 2016 tarihli, gebelik diyabeti değerlendirmesinin "Şeker yükleme testiyle yapılması zorunlu mu? Bence değil. İnsülin direnci testi yapmanın hamilelik diyabeti riskini araştırmak için kafi geleceği kanaatindeyim." şeklinde görüş açıkladığı yazısını (1) çok önemsiyoruz. Gönül isterdi ki gebelikte şeker yüklemesi tartışmaları 2014 yılında başladığı zaman Osman Hoca bu görüşünü açıklamış olsaydı ve iki yıl sonra bu açıklamayı yaparken bu konuda öncü rol oynayan Prof. Dr. Canan Karatay’a yapılan haksızlıklardan da bahsetseydi.

 

Şimdi gelelim bu yazının önemine. Ana akım medyada yürütülen algı operasyonuna bakılacak olursa tüm jinekolog ve endokrinologlar şeker yükleme testinin mutlaka yapılması gerektiğini söylüyorlar, bir tek bu konuda uzman olmadığı iddia edilen Canan hoca çıkmış ‘OGTT yapılmasın hem bebek açısından hem de anne açısından zararlıdır’ diyor. Biraz konunun içine girince oluşturulmak istenen algının aslında gerçeklerden uzak olduğu anlaşılabiliyor. Öncelikle belirtmeliyiz ki Prof. Dr. Canan Karatay yarım asra yakın tecrübesi olan bir  “iç hastalıkları uzmanıdır”, diyabetle ilgili söz söylemeye herkesten fazla hakkı vardır. Bu bağlamda gebelik diyabetinin önemle ele alınması gerektiğini, anneye ve bebeğe zarar verdiğini, mutlaka teşhis edilmesi gerektiğini, ancak teşhis için OGTT uygulamanın anneye ve bebeğe zarar vermek olduğunu, daha zararsız yöntemlerle teşhis edilebileceğini söylüyor. Hatta gebelik diyabetini o kadar önemsiyor ki teşhis için 24. haftaya (OGTT 24-28. haftalarda yapılıyor) kadar beklemenin yanlış olduğunu, gebeliğin başından itibaren izlenmesi gerektiğini belirtiyor.

 

Ayrıca şeker yüklemesi yapılmasının şart olmadığı, hatta zararlı olduğunu ileri süren başka doktorlar da var. İşte bunu gösterdiği için Osman Müftüoğlu’nun yazısını çok önemsiyoruz çünkü Osman Müftüoğlu ana akım medyada yazı yazan ve TV programı yapan herkesin tanıdığı bir isim. Prof. Dr. Osman Müftüoğlu bile şeker yüklemesi şart değildir diyor.

 

Şeker yüklemesi konusunda Canan hoca gibi düşünen Osman Müftüoğlu'ndan başka doktorlar da var. Şimdi onların görüşlerine bir bakalım.

Öncelikle, yenidoğan ve fetomaternal immünoloji uzmanı Prof. Dr. Alişan Yıldıran'ın görüşleri çok önemli. Bu konuda yayınladığı yazıda (2) açıkça belirttiğine göre anneye verilen şeker kısa bir süre içinde fetüse geçer ancak bu şekerle baş edecek insülin anneden fetüse geçmez, fetüsün gelişmekte olan pankreası bu miktarda şekere karşılık yeterli insülini üretemeyeceğinden şeker dolaşımda kalır ve tüm dokularda glikolizasyon oluşur. Şekerin ne kadar toksik bir madde olduğu düşünülürse oluşabilecek zararın boyutları anlaşılabilir.

 

Dr. Ümit Aktaş da gebelik diyabeti teşhisinin toksik bir madde olan şeker yüklemesi ile konmasına gerek olmadığını, daha zararsız ve basit yöntemlerle konabileceğini bu TV programında açıklıkla anlatmış. (3) 

 

Bu konuda yurt dışındaki uygulamalara bakıldığında İngiltere'de tıbbi uygulama kılavuzlarını hazırlayan NICEkuruluşunun kılavuzlarında (4) OGTT (şeker yükleme testi) rutin bir tarama testi olarak önerilmemektedir. ABD'de Amerikan Jinekoloji Derneği 2001 yılında şöyle bir açıklama yapmış: "Gebelik Diyabeti kılavuzları herhangi bir tedavi veya işlem yapılması konusunda zorlayıcı olmamalıdır. Hastanın bireysel ihtiyaçlarına göre uygulamalarda değişiklikler garanti edilmelidir. Gebe kadının özerkliğine saygı duyulmalı ve fetüsü korumak amacıyla bile olsa çeşitli tedaviler yasal yaptırımlar kullanılarak dayatılmamalıdır." (5) Buradan tüm gebelere OGTT yapılmasının söz konusu olmadığını anlıyoruz.

 

Hem ebe hem de doktor olan Dr. Aviva Romm ise gebelik diyabeti teşhisi koymak için OGTT'ye gerek olmadığını söylediği gibi bu testlerde kullanılan glikoz içeceklerinin pek çok toksik madde içerdiğini, ve bunların bebeğe zarar vereceğini de açıklıyor. (5)

 

Yukarıda örneklemeye çalıştığımız görüşler medyada yer alan açıklamalar. Ancak biliyoruz ki sesi duyulmayan ama şeker yükleme testi yapılmasını doğru bulmayan pek çok doktor mevcut.

 

Bu konuda görüş açıklamayan veya kılavuzlarda yazdığı için inanarak veya inanmayarak bu uygulamaya devam eden doktorları bir noktaya kadar anlıyoruz. OGTT yaptırmazlar, gebelik diyabetiyle ilgili bir komplikasyon yaşanır ve kendilerinden hesap sorulursa kılavuza uymadıkları için hesap vermekte zorlanacaklarını düşünüyor olabilirler. Kılavuzda yazanları aynen uygulamanın kendilerini sorumluluktan ve yaptırımdan kurtaracağı inancıyla kılavuzda yazanları inanmasalar bile aynen uyguluyor olabilirler. Bu nedenle de Sağlık Bakanlığı’na ve özellikle de Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu’na çok görev düşüyor.

 

Bilim, kanıta dayalı görüşler ileri sürülüp bunların sorgulanıp tartışılması, düşünce ve uygulamaların değişmesiyle ilerler. Tarih boyunca ezber bozan görüşler ileri sürenlere karşı çıkılmıştır. Hatta ortaçağda bu tarz farklı fikirler ileri sürenler engizisyon mahkemelerinde yargılanmış ve işkencelere maruz kalmıştır. Pek çoğumuz bu tarz örnekler duymuştur, dünyanın yuvarlak olduğunu ileri süren Galile'nin başına neler geldiğini, örneğin, biliriz. 

 

İşte birçok konuda ezber bozan görüşleriyle dikkat çeken Prof. Dr. Canan Karatay bu çağda eski usullerle susturulmaya çalışılıyor. Tabii buna karşı çıkan doktorlar da var.

 

Hem tıp doktoru hem de hukukçu olan Dr. Erkin Göçmen bu konuda yazdığı, konuyu tıbbi yönden olduğu kadar hukuki yönden de ele alan yazısında (6) şöyle diyor: "Bir tıbbi uygulamanın zararlı olup olmadığı hususunda bir tartışma varsa, zararsızlığın varlığını ispat yükü uygulamayı eleştirenlerin değil savunanların üzerindedir. Bu basit mantık kuralı hukukta da geçerlidir. Yani Prof. Dr. Canan Karatay şeker yükleme testinin zararlı olduğunu ispatlamak zorunda değil tam aksine bu testin gerekli ve zararsız olduğunu savunanlar ispatlamakla yükümlüdür. Zira insan makine değil bir biyolojik varlıktır. İnsan üzerinde bir tıbbi uygulama yapılacaksa bunun faydalı olmasından daha da önemlisi zararlı olmamasıdır.". Yazısını ise şöyle bitirmiş: "Prof. Dr. Canan Karatay’ın hakim tıp nizamına aykırı görüşlerini hukuk zoruyla susturmaya çalışmak insan aklına zincir vurmaktır. Bilimsel bir görüşün, savcıyla, mahkemeyle, disiplin heyetiyle susturulmak istenmesi yeni ortaçağdır."


Doç. Dr. Kemal Yeşilçimen de bu ortaçağ yaklaşımına karşı çıkmıştır. Canan Karatay'a yapılanları o da engizisyona benzetmiş ve bu konuda yazdığı yazıyı (7) şöyle bitirmiştir: "Bilim inkâra, din ise imana dayanır. Eski bilgilerimize sıkı sıkıya bağlı kalsaydık, onları inkar etmeseydik bugün hala Taş Devri'nde yaşıyor olacaktık. Hem de cilalı taş devri bile değil, yontma Taş Devri'nde. Çünkü cilâyı da bulan, farklı ve aykırı düşünen insanlar. Bilimde aykırı fikirleri engizisyon ve postmodern darbeyle susturmaya çalışanlara, bilimi hukuka dayayanlara ve bilimi mahkemede arayanlara, 4600 yıl önce yazılan tıbbın ilk yazılı metnini bir kere daha hatırlatalım : 

Süper doktorlar hastalıkları önler, vasat doktorlar erken teşhis ve tedavi eder, adi doktorlar ise hastalıktan rant sağlar. 
Herkes grubunu ve cephesini belirlesin ! 
"

 

Türkiye Jinekoloji ve Obstetrik Derneği'nin ne yaptığına gelince, önce Canan Hoca ile ilgili mahkemeye suç duyurusunda bulundu ancak takipsizlik kararı verildi. Buradan sonuç alınamayınca İstanbul Tabip Odasına şikayet ederek meslekten men ve para cezası verilmesini istediler. Bir yandan da oda kararını bile beklemeden medyada algı operasyonuna başladılar. Bu telaş ve işgüzarlıklarını anlıyoruz çünkü Canan hocanın bilgilendirmesiyle aydınlanan OGTT'den zarar görenler ortaya çıkar ve onlardan hesap sorarlarsa işlerinin zor olacağını biliyorlar. Ancak güneş balçıkla sıvanmaz, gerçekler er veya geç ortaya çıkacaktır.

 

İsterseniz biraz da hukuki süreç nasıl işliyor o konuda bilgi verelim.

TJOD önce bazı savcılıklara suç duyurusunda bulundu. Savcılar olayı soruşturdular ve takipsizlik kararı verdiler. Canan Hocayı mahkemeler aracılığıyla susturamayacaklarını anlayınca bu kez Sağlık Bakanlığı yolu denendi. Sağlık Bakanlığı da dava açmaya gerek görmedi. Bu kez kendilerine daha yakın İstanbul Tabip Odasına başvurdular. İTO’nın başkanı Selçuk Erez’in jinekolog olduğunu hatırlatmak isteriz. Daha sonra bu şikayet İTO Onur kurulunda görüşüldü. Onur Kurulunun bir üyesi de Jinekolog. (Bu kişinin eylemleriyle ilgili Canan Hocanın açmış olduğu davadan ileride ayrıca bahsedeceğiz) Yani şikayet eden jinekolog, şikayet için başvurulan kurumun başkanı jinekolog, karar verenlerden hatta karar verilmeden karar verilmiş gibi duyuranlardan biri jinekolog. Canan Hocaya önce 700 küsur lira para cezası veriyorlar ardından da 15 gün meslekten men cezası verilmesi için karar alıyorlar. Bu alınan kararlar ön karar niteliğinde olup Türk Tabipler Birliği Yüksek Onur Kurulu tarafından onaylanırsa geçerli oluyor. Ancak Türk Tabipler Birliği’nin kararına İdare Mahkemesinde Dava açılıyor ve en sonunda Danıştay onayladıktan sonra karar yürürlüğe girebiliyor. Tabii ki ondan sonraki süreçte de Anayasa mahkemesine bireysel başvuru ve oradan da karar çıkmaz se AİHM’e başvuru süreci var.

 

Şu ana kadar Türk Tabipler Birliği sadece 700 küsur liralık para cezasını onamıştır. Önümüzdeki günlerde Canan Hocanın İdare mahkemesinde bu karara itiraz suretiyle dava açacağını ve asıl mahkeme sürecinin yeni başlayacağını hatırlatmak isteriz.

 

Türk Tabipler Birliği (Yüksek Onur Kurulu) 15 gün geçici meslekten men kararını onaylamadığı için henüz idari mahkemede dava açılamamaktadır. Ancak maalesef jinekologlar biz mahkemeyi kazandık, “Canan Hoca 15 gün meslekten men edildi” gibi bir algı operasyonu yürütmektedirler. Oysa dediğimiz gibi bırakın İdari mahkemede görüşülmeyi henüz TTB Yüksek Onur Kurulunda bile bu konu görüşülmemiştir.  Yapılmak istenen Canan Karatay’ı korkutup yıldırtmak ve itibarsızlaştırma girişimlerinden başka bir şey değildir.

 

Sizce Türkiye Jinekoloji ve Obstetrik Derneği (TJOD), gebelerde şeker yükleme testi zorunlu değil, insülin direnci testi yaptırmak yeterli olacaktır diyerek  Canan Hocanın görüşlerine paralel bir söylemde bulunan Prof. Dr. Osman Müftüoğlu’nu da susturmak için acaba savcılılara suç duyurusunda bulunacak, İstanbul Tabip Odası’ndan meslekten men kararı talep edecek mi? Merakla bekliyoruz.

 

Yazımızı Canan hocamızın sık sık aktardığı Gandhi'nin sözleriyle bitirmek yerinde olacaktır:

 

"Önce seni görmezden gelirler,

Sonra alay ederler,

Sonra seninle savaşırlar,

Sonra sen kazanırsın!"

 

Sağlıklı Yaşıyoruz

(1) http://sosyal.hurriyet.com.tr/yazar/osman-muftuoglu_96/su-icsem-yariyor-mu_40057607

(2) http://ahmetrasimkucukusta.com/2015/03/11/misafir-yazar/zulme-ses-cikarmayan-dilsiz-seytandir/

(3) https://www.facebook.com/ObezliktenKurtul/videos/799850723457993/?__mref=message_bubble

(4) http://www.nice.org.uk/guidance/ng3/chapter/About-this-guideline

(5) http://avivaromm.com/dont-drink-glucola-gestational-diabetes

(6) http://www.medikalakademi.com.tr/prof-canan-karatay-gebelik-diyabeti-seker-yukleme-testi-engizisyon/

(7) https://www.facebook.com/ObezliktenKurtul/photos/pb.307166446059759.-2207520000.1438392616./758711257571940/?type=3&theater

Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim