• BIST 83.067
  • Altın 146,481
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • Kocaeli : 2 °C
  • İstanbul : 5 °C
  • Sakarya : 2 °C

Toplum, AKP’yi temizlemedi… Acaba AKP kendi kendini temizleyebilir mi?

M.Tanzer Ünal

 

                                                          

Rüşvet, hırsızlık, yolsuzluk…

Twitter ve Youtube yasaklamaları…

Toplumu ayrıştırma…

Tapeler…

Medyaya baskı…

Kibir…

Pazar günü gördük ki, seçmen, iktidara bunlar için bir “fatura” kesmedi.

“Önemli değil” demeye getirdi.

Değer yargıları iyice aşınmıştı, toplum, hırsızlık ve yolsuzluğa bile “hoşgörüyle” bakar olmuştu.

Seçimin sonucu önemli değildi, toplumun ahlaki değerler konusunda bu noktada olması önemliydi.

Toplum, hırsızlık ve yolsuzluk yapanları artık elekten eleyemiyordu.

Seçimlerde; hırsızlık, yolsuzluk ve ahlaksızlığa “itibar” kazandırılmıştı.

Sakın çocuklarınıza ve torunlarınıza, “hırsızlık ve yolsuzluğun kötü bir şey olduğunu” söylemeye kalkmayın!

Kafaları çok karışık…

Size, seçim akşamı balkondan sırıtarak el sallayan “müzekkereli” bazı kişileri gösteriverirler.

“Hırsızlık kötü bir şeyse, bu alkışlar kime?” diye soruverirler.

                                                               *******

“Balkon şov”un bir başka yönü…

O fotoğraf, müthişti.

Yıllar geçse de hafızalardan silinmeyecek bir fotoğraf.

Parti, kurumsal bir yer.

Ailenin, “cümbür cemaat” balkonda işi ne?

Başbakan, herhalde “Bu parti benimdir” demeye getiriyor.

Aslında yanlış da değil.

Recep Tayyip Erdoğan bıraksın, AKP’nin yerinde yeller eser.

 

Gelelim başlıktaki soruya…

                                               *******

Toplum, AKP’yi temizlemedi… AKP, kendi kendini temizleyebilir mi?

Aslında bu da tartışılması gereken bir yöntem!

Ortada, tek kişiye bağlı da olsa bir kitle partisi var.

Yıpranmış, kirlenmiş…

Deforme olmuş…

Özel yöntemlerle ayakta tutuluyor, “Gördünüz mü biz hâlâ çok güçlüyüz” imajı veriliyor.

Acaba böyle bir parti “kendi kendini temizleyerek” yoluna devam edebilir mi?

AKP, bunu başarabilir mi?

Zor iş!

Hele hele kısa vadede…

Önümüzde iki seçim var.

Cumhurbaşkanlığı ve milletvekili genel seçimi…

Partiyi “yönetenler”in de, partide “yönetilenler”in de siyasi menfaatleri var.

Bu menfaat ilişkisi, “AKP’nin temizlenmesi”ni engeller.

Sonra…

Toplum, AKP’nin kirlenmişliğinde bir sakınca görmüyor ki!

Sakınca görse, parti gereğini yapmak zorunda kalır.

Sıkıntılı bir durum!

Yaşananlar, akıllara durgunluk veriyor!

 

 

CHP ve MHP’nin “başarı hesabı”…

                                               ********

Seçim bitti, muhalefet liderleri konuşuyor…

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu:

“Tabii ki gereken değerlendirmelerimizi yapacağız, yanlışlar, doğrular neler ortaya çıkaracağız. Ancak çıkan sonucu bir başarısızlık olarak görmemek gerekli!”

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli:

“MHP önemli sayılabilecek bir başarıya imza atmıştır.”

Allah Allah!

CHP de, MHP de “Ben başarılıyım” diyor.

O zaman “başarısız” olan parti hangisi?

Sanırım, CHP ve MHP’nin yürüttüğü mantık şu:

Seçime 25 parti girdi mi? Girdi…

CHP ve MHP, AKP’yi hariç tutarsak, diğer 22 partiden daha fazla oy aldılar mı?

Aldılar…

O zaman CHP ve MHP’nin “başarı hesabı” doğru.

22 partiyi geride bırakmışlar, sadece AKP’yi geride bırakamamışlar, ne olacak yani!

Bence de her iki parti de başarılı!

 

 

 

Hangi parti, hangi partiye teşekkür etmeli?

                                                               ******

Biraz bilmece gibi oldu…

Ne demek “Hangi parti, hangi partiye teşekkür etmeli?”

Sonra, bir parti diğer bir partiye neden teşekkür etsin ki?

Anlatmaya çalışayım.

Sıraya koyarsak…

Bence…

Önce AKP, CHP ve MHP’ye teşekkür etmeli!

Neden?

Şundan…

Eğer muhalefette gerçekten “alternatif olabilecek” ve “güven verecek” partiler olsaydı, AKP yıllarca borusunu öttüremezdi.

Olmadığından, öttürmeye devam ediyor.

Son seçimlerdeki tablo biraz da bundan!

CHP ve MHP de AKP’ye teşekkür etmeli!

Neden mi?

Eğer AKP “hırsızlık, yolsuzluk ve rüşvet” konularında açık vermeseydi, CHP ve MHP seçim sürecinde konuşacak konu bulamayacaktı.

Bu kadar değil…

AKP’nin bir “teşekkür borcu” daha var.

Cemaate…

“Düşman” ilan etti, vurdukça vurdu!

Saflarını sıklaştırdı, toplumun yüzde 45’ini bloke etti.

Kısmet…

AKP, her seçimde karşısına bir “düşman” koyar, kısmetine bu seçimde “cemaat” çıktı.

Cemaat de sırasını savdı, bakalım bundan sonraki ilk seçimde “düşman olma sırası” kime veya hangi kuruma gelecek?

 

 

 

 

 

 

Bu yazı toplam 1122 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
mutlu
01 Nisan 2014 Salı 23:44
23:44
yıyesun lahana nenemun in...çapulcu yazar
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim