• BIST 83.067
  • Altın 146,530
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • Kocaeli : 3 °C
  • İstanbul : 5 °C
  • Sakarya : 3 °C

Torunlarıma çok acıyorum, bakın neden?

M.Tanzer Ünal

Sevgili okurlarım, “balıksız günler” artık geride kalıyor.

Üç gün sonra yasak sona erecek, trol ve gırgır ağlarıyla avlanma başlayacak.

Palamut…

Lüfer…

Çinekop…

Sarıkanat…

Hamsi…

Eğer bol çıkarsa, eğer fiyatı uygun olursa, sofralarımızı süsleyecek.

                                               *******

Önceki gün bir balıkçı dostum aradı.

“Gömmüşsünüz kafanızı siyasete, her gün siyaset her gün siyaset hiç bizim sorunlarımızla ilgilendiğiniz yok” diye sitem etti.

“Haklısın… Nedir sorunlarınız, anlat hele” dedim.

Anlattı, anladığım kadarıyla balık avlama yasağının kalkacağı şu günlerde, özellikle “lüfer” konusunda cinayet işleniyor.

Balıkçı dostum “lüfer cinayeti”ni şöyle anlattı:

*Biz, denizlerimizde ne kadar balığımız var, bunun araştırmasını yapmamış bir milletiz. Oysaki bizim gibi deniz ülkelerinde balık çok önemli bir olaydır. Her ülke, denizdeki balık stokunu bilir.

*2009’da lüfer 14 cm. boyda avlanabiliyordu. Yani balık bir kez bile üremeye fırsat bulamadan biz onu avlayıp yiyorduk. Oysa devamlılığın yolu, bir canlıya en az bir defa üremesi için izin vermekten geçiyor. Ancak biz bunu yapmıyorduk, üremesine fırsat vermeden yiyorduk. Bu nedenle lüferin kökünün kazınmasına az kalmıştı.

*2012’de lüfer konusunda çok önemli kararlar alındı. Lüferin avlanma boyu 14 cm’den 20 cm’ye çıkarıldı. Yakalanan çinekop ve sarıkanatlar, boyları ölçüldükten sonra satılmaya başlandı. Bu konuda toplumda bilinç yaratılmaya çalışıldı. Özellikle İstanbul’daki lokantalar, 20 cm’nin altında, hatta 24 cm’nin altında lüfer satmama konusunda anlaştılar. Denetime ağırlık verildi. Vatandaşlardan, ALO 174 GIDA HATTI aracılığıyla, 20 cm’nin altında lüfer satan yerleri şikâyet etmeleri istendi.

*2012’de başlatılan bu koruma çalışmalarının bu yıllarda sonuç vermesi bekleniyordu. Bol ve uygun fiyata lüfer yiyecektik. Ama eski yanlışlara geri dönüldü.

 

 

Lüferin boyu 20 cm’den 18 cm’ye düşürülmüş

                                      *******

Balıkçı dostum, lüferle ilgili cinayeti anlatmaya şöyle devam etti:

*Geldik 2016’ya… Bu yılın “avlanma tebliği”ni hazırlamak için düzenlenen toplantıya, bakanlık bürokratları ve büyük balıkçı birliklerinden yöneticiler çağırıldı. Sivil toplum kuruluşlarından ve benim gibi balık konusunda hassasiyetleri olan kimse yoktu.

*Derken 10-15 gün kadar önce tebliğ resmen yayınlandı. Sanki lüfer konusunda geçmişte sıkıntı yaşanmamış gibi, lüferin avlanma boyu 20 cm’den 18 cm’ye düşürüldü.

*Dahası var… Avlanma boyunu düşürmek yetmezmiş gibi, Marmara’da, bir defaya mahsus olmak üzere, 45 gün “ışıkla avcılığa” izin verildi. Işıkla balığı yolundan çevirip avlamak, katliam gibi bir şey. Tüp patlatıp balık avlamaktan farkı yok.

*Lüfer konusunda yine eski günlere döndük. Tam vatandaş lüfer yemeye hazırlanırken, yine katliam başlayacak. Bu karar, ülkemiz balıkçılığı için tam bir cinayet.

 

 

Ne yapılmalı?

                                      ********

Balıkçı dostuma, “Bunları söylüyorsun da senin önerilerin ne?” diye sordum.

Şunları söyledi:

*Lüferde avlanma boyu 27 cm’ye çıkarılmalı. Lüferi ancak böyle kurtarabiliriz. Radikal karar alıp uygulamak lazım. Öyle, büyük balıkçılar sıkıntıda, onları kurtaralım, diye abuk subuk kararlar alınmaz.

*Işıkla avcılığa kesinlikle izin verilmemeli.

*İzmit Körfezi, Marmara Denizi; balıklar için kuluçkahanedir. Buralarda sadece 20 metrenin altındaki teknelere avlanma izni verilmeli. Büyük tekneler buralara sokulmamalı.

*Adalar bölgesi, uzun süre “koruma alanı” ilan edilmeli.

*İstanbul Boğazı, “ekolojik koridor”dur, burada sadece olta avcılığına izin verilmeli.

 

 

Denizlerimizi hor kullanmaya devam edersek…

                                               *******

Bunu, balıkçı dostuma sormadım.

Denizlerimizi hor kullanmaya devam edersek, sonucun ne olacağı malum.

Biz, bizim yaşta olanlar, yani 70’ine merdiven dayayanlar, balık bereketinin ne olduğunu çok iyi biliriz.

Ne günlerdi, o günler!

Levrek, kalkan, kofana, kırlangıç, karagöz, barbun; o kadar bol çıkardı ki, herkesin satın alabileceği fiyattan satılırdı.

Bugün, çocukluk ve gençlik yıllarımızın levreğini, kalkanını, karagözünü, kofanasını tezgâhlarda artık göremiyoruz.

Bu balıklar, çoktan “nostaljik” oldu.

Sadece lüks balıkçı lokantalarında vitrinleri süslüyorlar…

Bu gidişle…

Yakında, ama çok yakında…

Eğer kafalarımızı değiştirmezsek…

Kaybolan akıllarımızı geri toplayamazsak…

Lüfer de çocuklarımız için “nostaljik” hale gelecek.

Bu konusunda torunlarımızın durumunu düşünmek bile istemiyorum.   

Zavallı Eda…

Zavallı Fatih…

Zavallı Arda…

Zavallı Nida…

Benim torunlarım…

Kim bilir onlar; lüferi, levreği, kalkanı, kofanayı, karagözü, kırlangıcı sadece kitaplarda görebilecekler.

İşte bizlerin; bu sığ kafalarımızla, torunlarımıza bırakacağımız miras bu!    

 

Xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx

 

KOTO bir “cenaze” ise, bırakın bu cenazeyi “cemaat” kaldırsın

                                               ********

Okudunuz değil mi?

Kocaeli Ticaret Odası’nın, sadece 5 kişi tarafından seçilen, çiçeği burnunda başkanı Semih Barış; düzenlediği ilk basın toplantısında çok büyük bir laf etmiş:

“Ortada bir cenaze var… Oda seçimleri yapılana kadar görevimizin başındayız…”

Teşhis doğru…

KOTO, gerçekten tam bir “cenaze”!

FETÖ’cü başkan, KOTO’nun boğazını sıktı, ortada bırakıp gitti.

İyi de, cenaze öyle 3-5 kişi tarafından kaldırılmaz ki!

Ağır gelir.

İstifalardan sonra 6 kişi kalan yönetim, cenazeyi sırtlayamaz.

Yazık olur cenazeye, ortada kalır.

Doğrusu, cenazenin “cemaat” tarafından, yani “KOTO Meclisi” tarafından kaldırılmasıdır.

5-6 kişinin cenazeyi sırtlaması başka…

62 kişinin sırtlaması başka…

Söylemem şu:

Fazla uzatmadan…

KOTO’ya daha fazla yazık etmeden…

Çıkılan yanlış yoldan dönülmeli!

KOTO’nun kurtuluşu, “meclisin iradesi”nde aranmalı.

Toplansın meclis…

Başkanını da…

Yönetimini de…

Diğer kurullarını da…

Yeni baştan seçsin.

Kavga bitsin, bundan sonraki seçimlere huzur içinde gidilsin.

 

 

  

Bu yazı toplam 3214 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
İlyas torlak
29 Ağustos 2016 Pazartesi 23:31
23:31
Eğer torunlarınızın geleceğini düşünüyorsanız onlara balık yemesini öğretin...
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim