• BIST 89.878
  • Altın 145,744
  • Dolar 3,6012
  • Euro 3,9233
  • Kocaeli : 7 °C
  • İstanbul : 9 °C
  • Sakarya : 7 °C

Türk-Macar dostluk derneği gezisi - 2

Türk-Macar dostluk derneği gezisi - 2
30 Temmuz 2014 Saat 14 te Pecs Belediyesi’nde Belediye Başkanı ile Derneğin görüşmeleri var.

Macaristan’ın Pecs Şehrinde Türk İzleri

Yolculuğumuz yerel siyasetin başkanlarını tanımakla farklı bir boyuta girecekti. Her dönemlerini kendi tarihlerine verdikleri olağanüstü saygı, sahip çıkma  içerisinde ele aldıkları için daha görüşme öncesinde olumlu bir önyargı oluşmuştu.

Mohaç’tan zor ayrıldık. Bir yanda atalarımızın zaferlerinin uç noktası diğer yanda mağlup olsalar da sonuna kadar kahramanca savaşarak ölen bir kral ve ordusuna saygıyı iliklerimize kadar hissettik. Bu da akla hem kendi tarihimize hem de dünya tarihine saygı anlamında Haçlı Seferleri, Pelekanon Savaşı gibi yöremizde bir arkeolojik çalışma yapılabilir mi? yi akla getiriyordu.

 

Pecs Kent Belediye Başkanı DR. Pava Zsolt, Karatepe Thököly İmre ve Ziriynyi İlona Dostluk Derneğini Belediye Meclis Salonu’nda kabul etti. Biz de delegasyona dahil olmuştuk. Başkan “Kültür kenti Pecs Tarihi mirası ve sıradışı çok renklilikle bezenmiş sanatsal bakış açısıyla gurur duymakta.  Eşsiz ve tükenmeyen bir kaynaktır bu. Seneden seneye yepyeni eserlere ilham kaynağı olmakta. Pecs şehrinde bulunmak, insana çok farklı bir deneyim kazandırmakta, zira burada geçmiş zamanların tüm başlıca dönemleri birbirlerine bağlantılı biçimde gözler önüne serilmekte.

Roma Dönemi ile Macar halkının burayı yurt edindiği hareketli süreç, üniversitenin temellerini atan Kral Büyük Lois’in mirası ile Osmanlı eserleri yanyana hepsi bir bütünün parçalarıdır sanki. Bu tarihi okumanız için tarihçi lmanız gerekmez, tam aksine ister brada hayatlarını sürdüren, sıradan bir yurttaş, ister uzaklardan bir kaç günlüğüne uğramış bir ziyaretçi olun, kentin tarihi dokusunu anlamanız çok kolay olacaktır. Burayı gerçekten tanımayı amaç edinmişseniz, buralara gelip dolaşmalısınız. – Çok özel bir ambiyans sunmakta olan sokaklarında tarihin ayak izlerini takibederken yerel yemek kültürünün seçkin lezzetlerini ve nefis şaraplarından tatma fırsatını da yakalayacaksınız. 200 yıllık bir tarih bütün kültürel zenginliği ve yöreye has samimiyeti ile sizleri kucaklayacaktır.”  dediği şehri için Türk Dönemi önemli.

“Pecs, 150 yıl Türk şehri olarak tarihimizde önemli bir yeri var. Türk mirasını korumak için büyük çaba harcıyoruz. Türk döneminden kalma eserlerin restorasyonları devam ediyor. Gazi Kasım Paşa Camii restorasyonda. Bu yapıların dışında da bizi birbirimize bağlayan başka değerler var; Kütahya “Kardeş Şehrimiz”.  2010 senesinde İstanbul ile Avrupa Kültür Başkenti olduk. İstanbul’la ortak çalışmalarımız var. İstanbul Beyoğlu Belediyesi ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile ortak çalışmalarımız var. Cemil Çiçek şehrimizi geçen yıl ziyaret etti. Sıkı dostluk bağlarımız var. Bizim bağlarımızı güçlendirme anlamında Tekirdağ, Kütahya ve Kocaeli’de” anı evlerimiz” var. Pecs şehri adına değerlerimizi koruyan herkese teşekkür ediyorum. Diyen başkan, sözlerini gelenlere teşekkür ederek tamamladı.

Kocaeli Karatepe İmre Thököly ve İlona Zriny Dostluk Derneği adına söz alan II. Başkan Numan Gülşah, Pecs Mevlevi evi’nin kurulmasında büyük katkısı olan Nezih Uzel’i anarak söze başladı. “Osmanlının en uc noktası olan Pecs şehrine bu coğrafyadaki 41 Mevlevi evinin fotoğrafını hediye etmek istemişti. 21 yılda tamamlanan  Türkiyede bu alanda yapılmış en kapsamlı çalışma idi. O kırk bir fotoğrafı büyütülmüş olarak getirdik. Nezih Uzel öldüğünde de onun anısına bir kazan getirmiştik. Onun isteği doğrultusunda pilavı orada pişirecektik, olmadı.

Ankaradaki Kültür ataşesi Viktor Matese, “41 fotoğraflık Mevlevi Evleri Sergisi” açabileceğimizi söylemişti.  Pecs  Mevlevi Evi’ne gelenler dünyadaki diğer mevlevi evlerini de fotoğraflardan izlesinler, isteriz. Bu gün bu sergiyi açma şansımız olmadığı için bir tutanakla bırakacağız. Sergi açılacağı zaman Ney Üstadı Kutsi Erguner gelebileceğini, sergiyi hazırlayan sanatçı da orijinalerini bağışlayabileceği ifade etmişti.

Pecs Belediye Başkanı; “Sergi durumu belediye ile ilgili değil. Resimlerin sayısını ebatların aldık. Bu sergiyi ben kendim yapacağım. Bu çok kısa zamanda olacak. Sizleri hemen davet edeceğim”dedi.

Şehrin ana meydanındaki tarihi Belediye binasından memnuniyetle ayrıldık.

 

Şehrin en merkezi yerindeki, Gazi Kasım Paşa Cami Evliya Çelebi’ye göre “onyedi mihrabdır. Gayet gönül açıcı ve cemaati çoktur. Kubbeleri mavi taşdır. Uzunluğu ve enliliği yüz ayaktır. San’atlı bir minberi, mihrabı, müezzinler mahvili, murassa bir kürsüsü vardır ki tarif olunamaz. Bir yuvarlak yüksek kubbesi vardır ki güya felek elinden çıkmış. İstanbul’daki Sultan Sultan Selim camii kubbesi kadar büyüktür. Onun gibi dört köşe duvar üzerine yapılmıştır. Kıble kapısının sağ ve solunda yan sofaları üzerinde altı adet yüksek sütunlar üzerinde yedi adet nakışlı kubbeleri vardır.”

 

Zigetvar Kapısı’ndan dışarıda Yakovalı Hasan Paşa Camii olup, ferah ve eski bir mabettir. Mavi kurşunla örtülüdür. Avlusu gayet ferah olup, talebe etrafı öğrenci odalarıdır. Yakovalı Hasan Paşa Medresesi de bu avludadır. Öğrencisi çoktur.

(Pecs’in) altı adet tekkesi vardır. Hepsinden mamur ve mükellef olanı (Yakovalı Hasan Paşa’nın) hayratı olan (Hazreti Mevlana Tekkesi) dir. Bir irem bağı içinde olan gül ve gülüstan içinde  bülbüller gül ve nay sesini işittikleri vakit onlar da çeşitli ötüşlerle bütün dinleyenlere can bağışlar. Semahane Meydanı, mutripler mahfili, Mesnevi okuyanlar yeri ve kürsüsü ile gayet sanatlı mahfil ve mihrapları vardır ki tarifi imkansızdır. Haftada iki defa bu muhabbet meydanında sema ve safa oldukta, felek çarkı gibi dönerler. Dış avlusunda 70 -80 kadar hücreler ile mutfağı kileri ve sairesi mevcuttur. Bütün imaretleri baştan başa kurşunla örtülü olup,    büyük kagir binadır. Bu tekke Hasan Paşa Camiine bitişik olmakla beş vakit namaz kılan bütü ahbab ve dostlar bu tekkeye gelip zevk ederler. Bütün halkı abdal meşrepli, Farisi okuyan, ihtiyar ve genç adamlardır. Bu dergahın yirmi bin guruş evkafı olmakla imaretinde nefis yemekleri gelip ve geçene ay ve sene sabah ve akşam bol olduğundan fukarası çoktur. Hülasa Rum, Arap,  Acemde dahi böyle bir mesire görülmemişizdir.Cenabı hak dünya durdukça mamur ed…

 

Memi Şah Hamam Kalıntıları

Yakovalı Hasan Camii’ne giderken yol üzerinde Memi Paşa’nın Pecs halkına armağanı hamam’ın kalıntılarını ve duvara raptedilmiş kitabesini gördük. Evliya Çelebiye göre “Zigetvar Kapısı’ndan içeri Memi Şah Camii yakınında Memi Şah Hamamı olup, binası güzel bir sıcak su hamamı olup, hademeleri güneş parçası gibidir.

 

Beyit

Hamama girdi naz ile bir simten güzel

Şol şöyle diyecek yeri yok cümleten güzel

Anlamınca hamam içinde sallanıp giderler.

 

Yakovalı Hasan Camii

Yakovalı Hasan Camii, XVII. yüzyılda yakınında bulunan kilise dolayısı ile Hastanenin Kilisesi adıyla kutsallaşmış, 1960 yılına kadar Katolik Kilisesi olarak hizmet görmüştür.  Bu tarihte O.M.F. kapatmış ve baştanbaşa restore etmiştir. Küçük boyutlu olmasına rağmen en sevimli anıtlardan biri. 10m. çapında merkezi bir binadır. Üzerinde hafifçe yay biçiminde bir kubbe var. 20m. yüksekliğindeki minaresi de iyi korunmuştur. Şerefeye 87 adımlık bir merdivenle erişilmektedir (Jozsep Molnar, Macaristandaki Türk Anıtları, TTK.1973, s.10-11). 

Cami,  bugün bir bir müzedir. Dış mahveline yapışmış komşu binanın aynı katı eski mevlevi tekkesi yerine “Mevlevi Evi” olarak düzenlenmiş. Kardeş kardeş iç içe. Müze kapısından giriliyor. “Mevlevi Evi” dolaşılıyor, Karanlık bir koridordan cami kapısına ulaşılıyor. Aynı zamanda hazirenin bulunduğu cami avlusuna da buradan çıkış var.

Cami; alemi, minaresi, minberi, kürsüsü, iç duvar yazıları ile aynı yüzyıllarda yapılan anadolu camilerinden farklı değildi.  Mevlevi evi ise görsel bir zenginlik sergiliyor. Siyah beyazın hakim olduğu dekorasyonda zeminde Selçuki motiflerin yer aldığı taş karolar, tavandaki aynaların yansımaları, mevlevi giysileri, çalgıları, eski yazmalar çok çarpıcı idi.  

 

Pecs’de İdris Baba Türbesi

Pecs’de İdris Baba Türbesi’nin adını duymama fotoğraflarını görmeme karşın gitmek kısmet olmadı. Sekiz köşeli planlı anıt 1913 te Mimar İstvan Müller tarafından restore edilmişti. Müze; 1963te  OMF tarafından yenilendi.

 

Pecs Şehri Meydanı sokaklar

Macaristan’daki en büyük cami; Pecs’in  en merkezi yerindeki, Gazi Kasım Paşa Camii’dir. Minaresi 1776 da Cizvitler tarafından yıkılmıştır. Belediye ile aynı meydanda(Szechenyi Meydanı), Romen-Katolik Kilisesidir.  1938 yılında Mimar Gyula gostonyi tarafından restore edilmiştir. 2012 de ziyaretimiz sırasında hayranlıkla gezdiğimiz camii, bu gelişimizde restorasyon çalışmaları nedeniyle ziyaret mümkün değildi Camiye doğru başımızı kaldırdığımızda binalar kadar heybetli bir at heykeli ile karşılaştık. Hunyadi Yanoş’un aynı meydandaki at üzerindeki heykeli minyatür kalmıştı (Bu devasa at heykelinin geçici sergileme mi yoksa yeni meydan düzenlemesinin bir parçası mı öğrenilmedi).

Meydanda yol seviyesindeki fıskıyeler serinlemek için çocukların ilgi odağı, fotoğraflamak adına da hoş kareler çıkmasının nedeniydi. Seyretmek, ayağını ıslatıvermek de güzeldi.  Pecs şehrindeki geniş meydanlardaki mermer ya da taşın yazın verdiği aşırı ısı- ışık yansımaları çiçeklendirmelerle birlikte suyun bir türlü devreye alınması ile azaltılmaya çalışılmış. Macar Millî Tiyatrosu’nun olduğu caddedeki çeşme ise ayrı bir yazı konusu. Gökyüzünde yıldızlar ve ay eşliğinde, iki elin tuttuğu bir örtünün arkasına gizlenmiş bir kafa. Kafadan çıkan upuzun dilden sürekli akan çeşme suyu.

Posta sarayı, vilayet meclis binası, eczacılık müzesi, kent Arşivi, Pecs Katetrali, tiyatro, sinagog, Üniversite ve diğer yapılarıyla bir açıkhava müzesi.

 Saat 18.00 de Ripley’de hep beraber bir şeyler atıştırdık. Tam otelimiz Plateneum’un karşısına geliyordu. Otelin duvarındaki levhadan bizim otelde Bela Bartok’un 1923 Eylül’ünde konakladığını öğrenince Meral Özesener’e “nasıl da seçmişsiniz oteli” dedik.. Yoldan gelip geçene bakmak da güzeldi. Yerli yabancı genç ihtiyar çoluk çocuk oluk oluk hareket halinde idi.    

 

Sur Dışına çıkış

Pecs’in eski şehrinde neler var bir bakalım dedik. Gazi Kasım Camii’nden yukarılara doğru yokuş yolda yürümeğe başladık. Birbirinden bakımlı güngörmüş binaların yer aldığı tenha caddeler bizi sur dışına çıkardı. Evliya Çelebi’nin “seksen yedi adet sağlam burcu vardır” dediği burçlardan birinin ardındaki yamacın yükseklerine çıkmak istedik. Saymadığımız ama hayli çok basamaklı merdivenleri  tırmanmak zorunda kaldık. Sarılı morlu olgun can eriklerini sunan ağaçların ikramlarını geri çevirmeden şehre tepeden baktık.  sonra da kentin surlarını takip ederek kent içine girdik. Sur içinin en yüksek kısmından şehri kucaklayan  Pecs Katetralini kale burcunun da üzerinden seyrederken, çok geçmeden “kent arşivinin” önünde, çiçeklerle donanmış    ağaçlarla gölgelenmiş havuzlu alanda bulduk kendimizi, Katetral’in aşağısında kalmıştık.   Hava kararınca ortalıkta in cin top oynarken meydanda akşamın ışıklarında görkemli tarihi binaları seyretmek harika idi.

 

Peçevi Tarihi’ne göre

Peçuy Kalesi’nin Amanla alınması

Yıl 950 (M. 1543-1544). Bu kaleler önce Budin kralı Yanoş’a boyun eğmişler, onun ölümünden sonra da Kral Ferdinand’a bağlanmışlardı. Bu sebeble Padişahın üzerine yürümesi kararlaştırıldı. Padişah Rebüul Evvel Ayının yirmi altıncı günü (M. 29.06.1543) karınca gibi kalabalık askeri ile Drava üzerinde Valpova yakınında kurulmuş olan büyük köprüden geçti. Peçuy çevresi güllük ve bostanlık, her köşesi cennet bahçesi ve irem bağını andırır eski bir kent ve sağlam bir kale idi. Össeg Sancağı Beyi Murat Bey ile Mohaç Sancağı Beyi Kasım Bey, Peçuy üzerine yürüdükleri zaman içindekiler savaşarak güç gösteremediler ve boyun eğdiler. Muştucular kalenin fethedildiğini o menzilde Padişaha bildirdiler. M. 04.07.1543 günü Sikloş kalesinin fethinden sonra da bu kalaler kendilerine bağlı köylerle birlikte Mohaç Sancağı Beyi Mrat Beyin sancağına eklendi.

 

Peçuylu İbrahim Efendi

Peç(Pecs); kentin latince adı Quinque ecclesiae (Beş Kilise)dir. Hırvatçası Peçuy’dur. İbrahim 1574 te Peçuy’da doğdu. On dört yaşında babasını yitirince Budin Valisi Dayısı Ferhat Paşa’nın yanına gitti. Çok geçmeden dayısı ölünce Bosna’daki akrabalarının yanında kaldı. Avusturya Savaşları başlayınca Akrabası Anadolu Beylerbeyi Lala Mehmet Paşa’nın hizmetine girdi. Böylece 1593 te orduya katılan İbrahim, Avusturya Savaşlarının bir çok safhasını gözleriyle gördü. 1595 Ağustosu’nda Estergon Kalesi’nin düşmana teslimi, 1605 te aynı kalenin düşmandan teslim alınması şartlarını görüşecek heyette yer aldı. 1606 da Lala Mehmet Paşa’nın ölümü üzerine ordudan ayrıldı. Sancak tahrirleri ile görevlendirildikten sonra memleketi Peçuy’a döndü. Bir müddet sonra başladığı devlet görevlerinden 1641 de kesin olarak çekildi ve 1641 den itibaren Budin ve Peçuy’da tarihini yazmaya koyuldu. Gazevat ve Fütuhat –ı Sultan Süleyman Han başlığı altındaki kitabını 1641 de tamamlayarak Budin Beylerbeyi Vezir Musa Paşa’ya sundu. Tarih ilmi ile yakından ilgili Musa Paşa’nın; daha çok savaş olayları üzerinde durduğunu fakat barış andlaşmalarına hiç yer vermediğini bunun büyük bir eksiklik olduğu tamamlaması gerektiğini öğütlemesi üzerine “kafir” tarihçilerine başvurmak sureti ile 1520-1640 yılları olaylarını kapsayan Peçevi Tarihini meydana getirmiştir.   

Kaynaklarını tarih yazımında açıklamıştır. İslam tarihçilerini olduğu kadar hristiyan tarihçilerden de yararlanmıştır. Tarihimizde batı kaynaklarından yararlanan ilk tarihçi Peçuylu İbrahim Efendidir(Bekir Sıtkı Baykal’ın Peçevi Tarihi Önsözünden, Kültür Bakanlığı, 1992, II. Baskı.

 

Otel Platanius ve Bela Bartok 

Macaristan’da ilk iki gecemizde Bela Bartok gibi Türklerin hiç te yabancısı olmadığı bir uluslararası müzik ve kültür adamını misafir eden Pecs’in önemli bir otelinde kalmıştık. Bela Bartok, Zoltan Kodaly ile birlikte bilimsel amaçlı müzik folkloru ve karşılaştırmalı halk müziği biliminin temellerini atan kişidir.  1936 yılında Halkevlerinin daveti üzerine Türkiye’ye gelen Bela Bartok;  1936 Kasımı’nda Ankara Konservatuvarı’ndan iki öğretmen ve ünlü besteci Adnan Saygun’la birlikte at ve öküz arabalarıyla Anadolu’da özellikle Osmaniye yöresinde yaptıkları yolculukta 14 yeri ziyaret eder, 30 kişinin söylediği türküleri fonograf ve ses kayıt silindirlerine kaydeder. Bu karekteristik ezgilerin Macar ezgilerine ve Avrupa’da yaşayan Türk halklarının türkülerine benzediğini bu benzerliğin bin yıl öncesinin Türk müzik stilinin kalıntısı olduğunu açıklar. derlemelerin ses kayıtlarının bir bölümü Budapeşte Etnografya Müzesi’ndedir.

 

Pecs’e veda

31 Temmuz sabahı muhteşem Platanium kahvaltısından sonra otobüsümüze yerleştik ki Belediye’nin görevlileri geldiler, “Osmanlı Coğrafyasındaki Mevlevihaneler” Sergi fotoğraflarını, Nezih Bey’in pilav kazanını tutanakla teslim aldılar.  Kazan iki senedir emanette idi.

 

Yarın: Kanuni’nin son seferi ve öldüğü yer; Zigetvar

Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim