• BIST 97.533
  • Altın 145,781
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • Kocaeli : 18 °C
  • İstanbul : 19 °C
  • Sakarya : 18 °C

Türk-Macar dostluk derneği gezisi - 4

Türk-Macar dostluk derneği gezisi - 4
31 Temmuz günü Macaristan’ın Türk hatıralarındaki yeni bir şehrindeyiz. Macaristanın orta yerinde, Fejer eyaletinin ve Trans Tuna bölgesinin merkezi; Székesfehérvár.

Kıralların gömülme ve tahta çıkma yeri Kocaeli’nin Kardeş Şehri Székesfehérvár İstolni Belgrad

Vezprem Piskoposluğu’nun Alba Civitas olarak sözettiği, Macar halk dilinde Fehervar. Székesfehérvár; Macarlar için krallarının taç giydiği, ölümleri halinde de cenaze törenlerinin yapıldığı, kral mezarlarının olduğu seçilmiş bir merkezdi. Söylendiğine göre 43 kral burada taç giydi. 15 hükümdar buraya gömüldü ve kraliyet mücevherleri burada tutuldu.

X. yüzyıldan XVI. yüzyıla kadar Macaristan’ın başkenti olarak kalan Székesfehérvár, Kânûnî Sultan Süleyman tarafından 1543 târihinde fethedildi. Osmanlıların İstolni Belgrad (Tahtlı Beyaz Kale) olarak isimlendirdi. İlk sancak Beyi, Yahyapaşazâde Ahmed Bey‘dir. 6 Eylül 1688 de Avusturya işgâline kadar 145 yıl sancak olarak kaldı. İstolni Belgrad'ın nâhiyeleri: İstolni Belgrad, Vespirem, Papa, Tata, Çaşnik, Deveçer, Çobaniçe, Şimek, Szigliget, Sendyördi, Ders, Yanık (Yanık Kalesi hâriç), Vajon, Tihon, Şomlo ve Samartin'di.

 

Otel Platan

Kenti 2012 de de ziyaret ettiğimiz için daha çok heyecan duyuyordum. Eski kente girmeden önce otelimiz Platan’a geldik. Otel önündeki dileklerin zincire vurularak kilitlendiği asırlık çınar özgür bırakılmış, kilitli zincirler bir korkuluk üzerine takılmıştı. Otel, eski Demiryolu/Tökeli İmre Caddesi gibi asırlık çınar ağaçlarının gölgesindeki bir cadde üzerinde idi.

 

Feher Bölgesi Çocuk Güvenliği Merkezi

Tercümanımız, bu kentte oturan bir Türk. “İzmit Yetiştirme Yurdu” Başkanı İbrahim Sarı’ya, Szekesfehervar’daki “Feher Bölgesi Çocuk Güvenliği Merkezi”nden sözeden o. Onlar da Kocaeli Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü’nün bilgisi dahilinde kardeşlik ilişkileri kurulması yolunda yazıştılar. Székesfehérvár programı bu merkezi ziyaretle başlıyordu.

İbrahim Sarı, Meral Özesener ve Numan Gülşah, “arzu edenler şehirde kalıp gezebilirler” dedilerse de tüm yolcular eksiksiz arabada yerini almıştı. Herkeste bir merak, “sokakları, müzeleri, dükkanları nasılsa görüyoruz. Macarların kimsesizlere nasıl destek verdikleri, onları hayata nasıl hazırladıklarını merak ediyoruz.” Diyerek saat 17.30 da hep birlikte şehire uğramadan “çocuk ve gençlerin korunduğu, yetiştirildiği” merkeze doğru hareket ettik.    Yarım saate varmadan bahçeler içinde tek katlı evlerin çoğunlukta olduğu bol ağaçlıklı yolda indik. Sapsarı erik tanelerini cömertçe sunan ağaç aklımızı çeldi. Tam avuçlarımızı doldurduk ki  orta yaşlı melek yüzlü bir hanımın karşılamaya geldiğini farkettik. Ara yolda az ilerdeki bahçede güler yüzlü bir gurup görevli hanım tarafından karşılandık. Burası tek katlı  binaların yer aldığı geniş bahçeli bir yerdi.  

Terkedilmiş, bir takım problemlerle doğmuş çocukların bakımı ve rehabilitasyonu ile ilgili bölge merkezi burası.   Rehabilitasyonda; at, dans, müzik, el el becerileri kullanılıyor. Bir haftalık dans kursları varmış. Onun da sonuna geldikleri için bize bir gösteri hazırlamışlar. Bizi gösteri yapacakları salonun olduğu binaya götürdüler. Çocuklarla orada karşılaştık. Hepimizin yüzü bir garib oldu. Yetiştirme yurdu diye gelmiştik ya! Davn sendromlusu, zor ayakta duranı, ya da ellerini kollarını zor kullananı vd. Ama ne güzel bakışlı çocuklar. Güzel bakışlar konusunda dans öğretmenleri de dahil bakıcılar ve pedagoglar. Herkes biribirine sevgiyle dostlukla bakıyor. Sabırla koruk helva olurmuş. Koro mükemmeldi. Dans olağanüstü idi. Üstelik Macar köylü genç kadını ve annesi;  nasıl giyinir, düğüne nasıl hazırlanır. Bir ritüel olarak izlemek inanılmaz heyecan verici idi. Macar National tiyatrosundan ancak bu kadar keyif alnabilirdi.

Tatar işgali sırasında bir Macar köyünde geçenlerle ilgili gösteride; anne beyaz iç etek üzerine kırmızı etek, beyaz bluz, üzerine koyu renk buluz, üzerine yelek, ayağına çizme giydirdiler. Başına da siyah başörtüsü taktılar. Genç kıza ise beyaz etek beyaz bluz üzerine kırmızı etek ve kırmızı yelek giydirdiler. Örgülü saçları açık bırakıldı.  Sonra da izleyenler dansa katıldı. Çocukların sevgi dolu sarılışları unutulmazdı.

İlk kabul edildiğimiz yere geçtiğimizde çocuklarla birlikte hazırlanan ikramlarla karşılaştık. Kurabiyeler, meyve salataları, ezme ve sebzelerle hazırlanmış ekmek dilimleri herbirisi renk cümbüşü içinde idi. Yemeğe kıyılamayacak kadar güzellerdi. Sadece sepet içinde tek tek sunulmak üzere gelen lalelerdeki “sevgilerimizle” türkçe yazılı ince bir kurdele, buradaki incelikleri  anlatmaya yeterdi.  Teşekkürler İbrahim Sarı.

 

Akşam otelde Gulaş çorbası (Macarca’da;Gulyás) içtik. Genellikle dana eti, soğan, kırmızı biber ve biberden yapılan Gulaş, 9. yy'da Macar çobanların yediği bir haşlama yemeğidir. Gulyas, Macarca "sığır güden kişi, çoban" demektir.

 

1 Ağustos Cuma.

Székesfehérvár Belediyesi

Sabah kahvaltıdan sonra Belediye’de kabul edildik. Gotik mimari, Belediye binasının sadece dış görünüşünde değil, içte de hakim. Meclis salonu duvarları, duvar resimleri dışında levhalar halinde Macar tarihi ve Shekesfehervar ile ilgili önemli kronolojik bilgiler sıralanıyordu. Gerçek “Macar Tacı” Parlemento binasında olsa da onun bir kopyası kürsünün sağ tarafında parlemento’da olduğu gibi cam muhafaza içinde idi. Kentin ve bölgenin sitilize edilmiş resimleri, Macar tacı fotoğrafları, Macar bayrağı ve eyaletin bayrağı yer almakta idi. Székesfehérvár Belediye Başkanı   Dr. Cser-Palkovics András’ı temsilen Shekesfehervar Belediye’sinden ve Karatepe Thököly İmre –İlona Zrinyi Dostluk Derneği İkinci Başkanı Numan Gülşah’ın karşılıklı konuşmaları ve hediyelerden sonra misafirlere ikram yapılırken Numan Gülşah ile yerel televizyondan ropörtaj yapıldı (Ertesi Sabah yerel gazetelerde çıkan, ziyaretimizle ilgili yazı ve resimler doğrusu hoştu.

Belediye Başkanının odasının bulunduğu geniş koridorin karşısında O’nun misafirlerine hitaben konuşma yaptığı yerin fonundaki üç ayrı duvarda; devlet, kilise ve ordu resimleri vardı. Bu resimlerdeki devlet adamları, askeri ve dini kişiliklerin kimlikleri için ayrıca numaralı, açıklamalı çizgi resimler ilave edilmişti.

 

Székesfehérvár

Belediye’den 23 yıllık belediyeci, tarihi binaların restorasyon yetkilisi Mimar Antal Igari(Tóni), eşliğinde bin yıllık şehri gezdik, tanımaya çalıştık.  Geniş bir iç bahçeye sahip Belediye binasının son restorasyonu 1976 da yapılmış. Bahçeden görkemli bir kapı ile ana meydana, sade bir kapı ile de Aziz Istvan Katetralinin olduğu meydana çıkılıyor.. Önce Kanuni Sultan Süleyman’ın namaz kıldığı ilk cami olarak bilinen  Aziz Anna Şapeli ziyaret edildi. Duvarlarında Türk döneminden kalma kur’an yazıları ve bitkisel bezemeli fresklerini izledik.  Sonra da aynı cadde üzerindeki Aziz Istvan katedralini ziyaret ettik. Mimar Antal Igari’ye göre 1938 de Aziz Istvan’ın 900. Ölüm yıldönümü törenleri burada yapıldı. Azizliğe yükseltilmiş Kral Istvan’ın kutsal vücudu, sol kolu ve beyninin bir kısmının defnedildiği lahdi, bu katedralde ziyaret edilmektedir.  1970 lerde yapılan inşaatlar sırasında eski şehrin sınırları belli oldu. En yüksek yerin Aziz İstvan Katedrali’nin yeri olduğu anlaşıldı. Burada da bir kilise vardı. O yıkıldı ya da şekli değişti. Sonra da gotik tarzda bu kilise inşa edildi.

Türkler zamanında da cami stili gelişti. Merkezde bir Türk hamamı ile ile bir de çeşme var. Faal olan Arpad Hamamı da Türk hamamı diye anılıyorsa da yapımı geçen yüzyıla dayanıyor.

Sistercian Kilisesi, Oyuncak müzesi, Eczacılık müzesi, Piskoposluk sarayı, Koşut Caddesindeki her gün saat on altıda çanlarla yapılan müzik eşliğinde tarihi figürlerin ortaya çıktığı saat ve çiçek saati çok dikkat çekici.

muzeyyen-unal.jpg

Zamane havuzları ve çeşmeleri

Su problemi yoksa fıskıyeli çeşmelerden su içmenin keyfine diyecek yok. Macaristan’da havuzlar; irtifa kaybetmişler. Barok binalar arasındaki taş meydanlar, yerden yükselen sularla serinlik yanında hareket kazanmış. Su fıskıyelerinin ortaya koyduğu minik heykeller gündüz renksiz ancak figürler muhteşemdi. Çocukların kaynar yaz gününde serinlemeleri ana baba için dinlenme vesilesi olurken turistlere değişik enstanteneler sunuyordu. Pecs’de beğenmiştim ama buradaki renkler ve su heykelcikler daha başarılı geldi.

  

 

Peçevi İbrahim Efendi’ye göre İstolni Belgrad Kalesi

3 Cemaziyelahir 950( 3 Eylül 1543).

Cemaziyelevvelin on dokuzuncu günü hakan hazretlerinin otağı “dar’ül cihat olan” İstolni Belgrad Kalesi karşısında yüksek bir yere kurulup devlet ve ikbal ile buraya indiler. Gökteki yıldızlar gibi kalabalık asker de hisarın çevresinde çadırlarını kurup dört yanını kuşattılar.

Adı geçen  kale geniş bir ova ortasında yer almaktadır. Dört yanı bir göl ile çevrilidir. Meydana gelen bataklık ve sazlıklar insanların ne hayvan üzerinde ne de yüzerek gölü geçmelerine imkan vermemektedir. Böyle çetin bir yerde kurulmuş olan İstolni Belgrad, eski ve sağlam bir kaledir. Ortasında yükselen kubbeli bir kilise sanki dokuzuncu kat feleğe dayanmış gibi dünyada eşsizdir. Kilisenin güney ucuna bitişik olarak yapılmış olan büyük bir kümbet kıral mezarları için ayırılmıştı. Belki on kıralın pis leşleri burada gömülü bulunuyordu. Fetihten sonra bu kilise yine kafirlerin elinde bırakılmıştır.  Kralların tahta çıkış ve biat törenleri burada yapılırdı. Hatta İstoni, Hırvat dilinde iskemle, yani taht anlamına gelir. Kıralların gömülme ve tahta çıkma yeri olması dolayısı ile İstolni Belgrad’ın büyük bir önemi vardı.

 

Gotik mimari, Belediye binasında olduğu gibi tarihi yapıların sadece dış görünüşünde değil, içte de hakim. Barok ve klasik yapılarda da dıştaki özen içte de gösterilmiş. Tarihi yapılar sadece müze ve dini yapılar değiller. İdari, ticari, hizmet ve her türlü kullanımdalar. İnsanlar binalarıyla birlikte yaşıyorlar, yaşatıyorlar.

Aziz Stephen Katedrali, Aziz Anna Şapeli, Belediye Binası, Piskoposluk Sarayı, Zichy Sarayı, Kral Stephen Müzesi, Oyuncak bebek müzesi, Eczacı Müzesi, şehir müzesi ve şehrin müze binaları dönemlerini en güzel şekilde yansıtıyorlar. Canlı renkleri, sevimli yapıları ile yaşamak isteği uyandırıyorlar.  Bina restorasyonunda çok başarılılar.

 

Altın Boğa anıtı (Altın Boğa Kral 2. Andrew tarafından1222de burada ilan edilen önemli bir fermandır). Anıt 1972’de dikilmiştir. Boğa’da soyluların hakları ve kralın görevleri de yer aldı ve bu, 1848’e kadar Macar Anayasası’nın temellerini teşkil etti. Sıklıkla ondan sâdece yedi yıl önce îlan edilen İngilizlerin Magna Carta’sı ile karşılaştırılır. Müzeyyen Ünal

 

Yarın Avusturya, Carnuntum

Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • Yaşlık: Yeni kazanımlar olacak27 Mayıs 2017 Cumartesi 14:58
  • Özmural: Halkın mühendisleri olun27 Mayıs 2017 Cumartesi 14:57
  • Nacar’dan yapılandırma uyarısı27 Mayıs 2017 Cumartesi 14:50
  • Özon’den örnek davranış27 Mayıs 2017 Cumartesi 14:43
  • Zafer Güvenlik İş'in27 Mayıs 2017 Cumartesi 14:03
  • KOÜ’lü öğrencilerden Başkan Ayaz’a ziyaret27 Mayıs 2017 Cumartesi 13:23
  • ODTÜ KYÖD’de Bilim Şenliği27 Mayıs 2017 Cumartesi 13:21
  • Çocuk Hakları Okulu’nun il dışından konukları var27 Mayıs 2017 Cumartesi 12:43
  • İZMEK kursiyerlerinde mezuniyet sevinci27 Mayıs 2017 Cumartesi 12:36
  • Öğrenciler bilimsel eserlerini sergiledi27 Mayıs 2017 Cumartesi 12:34
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim